Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '16

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
407
 

Türk İşi İngilizce Öğretimi

İngilizce'nin genleriyle oynama, onu başka bir dil haline getirme ve genetiğini değiştirme konusunda Türkler doğuştan, Allah vergisi bu yeteneğe sahip olarak doğuyor.

Başka hiçbir ülkeye nasip olmamış bu olay; İngilizce öğrenememe konusunda üstümüze yok. Başka bir deyişle İngilizce'nin genleriyle oynayıp onu başka bir dil haline getirmekte çok başarılıyız.

Bir Türk'ün yabancı dille imtihanı okulla başlar. İlk 5 sene öğrencinin o tertemiz kafası saçma sapan İngilizce ile (ben ona Türkçeleştirilmiş İngilizce diyorum, kısaca Türk İngilizcesi yani Tinglish) doldurulur.

Ana sınıfında İngilizce ders verilecek ya, hemen İngilizce öğretmeni aranmaya başlanır, ücretli öğretmen veya her kim ise bulunur ve başlar A,B,C.. Güya dil öğreteceğiz ya. İngilizce öğretmeni kalitesi en son sorgulanacak olay. Az para istesin, az maaş alsın çok derse girsin, kreşte İngilizce öğretmeni yok demesinler falan filan..

Oradan alınan yanlış bilgiyle çocuk gelir 3.sınıfa ve devam eder saçmalık. Önce o ucube İngilizce kitapları ve o kitabı sınıfta işleyecek İngilizce öğretmeni. Tüm İngilizce öğretmenlerimi bu kategoriye koymadığımı belirtmek isterim. Kaliteli İngilizce bilgi, becerisine sahip İngilizce öğretmenlerimiz de var.

Derste okutulan kitabı anlatmaya çalışan İngilizce öğretmeni kitabın içerisinde sunulan bilgileri çocuklara vermek zorunda. Kitabı yazan İngilizce öğretmenlerinin sunumuyla bu öğretmenin İngilizce bilgi ve becerisi uyuşmuyorsa ne olacak. Zaten İngilizce öğretmenleri arasında standart da yok, bu durumda ne olacak.

Maalesef İngilizce dersi her okuldan her okula, her İngilizce öğretmeninden bir diğerine göre değiştiği için saçmalıklar silsilesi devam edecek.

İngilizce öğretmenine bir standart getirilmediği sürece Türklerin Genetiği değiştirilmiş İngilizceyle imtihanı daha yüzyıllar boyunca devam edecek.

Çocuk geldi 4.sınıfa, öğretmeni de değişti. Bakmışsınız geçen yıl okutulan İngilizce kitap beğenilmemiş yerine yenisi yazdırılmış 2 ayda. Sonra başlasın her şey baştan. Bu gelen öğretmen diğer öğretmenin öğretmesinden, telaffuzundan hoşlanmadı. Zaten Türkiyedeki hiçbir İngilizce öğretmeni bir diğerini beğenmez, neden çünkü hepsi kendisinin doğru olduğunu, kendisinin hatasız, düzgün telaffuz ettiğini sanır. Ama yanıldıkları şeyi asla kabul etmezler sanki öğrendikleri İngilizce farklı ve farklı farklı ülkelerin İngilizcesini öğrendiler ya.

5.sınıfta yine öğretmen değişir, bakarsınız diğer öğretmen bir öncekini yine beğenmiyor. Allah aşkına bu ülkede öğretilen İngilizce hangisi ki siz bile birbirinizi beğenmiyorsunuz.

Bu kısır döngü yıllarca devam eder ve hiçbir değişiklik olmaz. Nasıl olsun ki, İngilizce öğretmeni yetiştirirken kurallara uyacaksın, kaliteli ve tek tip yani İngilizceyi kaliteli öğrenen öğretmen yetiştireceksin. Sonra onları eleyeceksin, dört beceri imtihanına sokacaksın. Hangisi iyiyse onu alacaksın göreve. Ama onu da yapamazsın çünkü Türkiyedeki İngilizce öğretmeni açığını kapatamazken onların iyi yada kötü olanını seçme şansın yok.

Gerektiğinde Almanca,beden,müzik,kimya öğretmenini bile İngilizce dersine sokan bu MEB hangi yeterlilikle İngilizcede yaşanan bu katliama dur diyebilecek. Üniveristelerdeki İngiizce öğretim görevlilerini de hesaba katmak zorundasınız. Onların da kalitesini artırmak gerekiyor maalesef. Çoğu Üniversitelerin yüksek okulların kadrosunda İngilizce yeterliliğe sahip öğretim görevlisi dahi yokken Türkiyedeki İngilizce eğitiminden bahsetmek abesle iştikal'den başka birşey değil.

Eğer İngilizce eğitimi kaliteli olsun diyorsanız bakış açınızı değiştirecek ve kaliteyi, gerçek İngilizce öğretimini ön plana alacaksınız. Yoksa bu anlattıklarımla Türkiye daha yıllarca sondan birinci olmaya devam eder. Bir başka acı ve önlenemez gerçek de internetteki ingilizce öğretiyorum diye insanları darmadağın eden İngilizce içerikli videolar. İngilizce öğretmeni bulamayıp da internetten ingilizce öğreneceğim diye video kanalları youtube gibi sitelere girip hayatının yanlışını yapan insanlar. Bilmiyorlar ki İngilizce öğrenecekleri yerde geleceklerini boşa harcıyorlar.

Doğuda Güneydoğuda İngilizce öğretmeni olmayan okullarda da İngilizce öğretilmeye çalışıyor; kim nasıl öğretiyor acaba bu dili, hangi yeterlilikle. kaymakam giriyor derse ya da matematik öğretmeni veya 5 saat İngilizce dersi alan başka birisi. Ve bundan sonra da diyeceksiniz ki bu millet neden öğrenmiyor bu dili.

Bırakın öğrenmesinler, böyle İngilizce öğretilecekse öğrenmesinler daha iyi, en azından daha sonra öğrenemiyorum diye bu dilden nefret etmezler.

Geldik orta okula. Bir çocuğun meslek sahibi olana, büyüyene kadar derslerine 10'dan fazla ve farklı İngilizce öğretmeni giriyor. Bu ne demektir, her kelimenin en az 2-3 farklı telaffuzu. Peki tek bir okunuşa sahip bir İngilizce kelime nasıl oluyor da Türkiyede 3-4 farklı şekilde telaffuz edilebiliyor? Sorunun cevabı çok basit. Her öğreten kendi nasıl uygun görüyorsa, nasıl öğretildiyse, nasıl öğrendiyse, nasıl kolayına gidiyorsa, nasıl duyduysa öyle öğretmeye çalıştığı için oluyor.

İşte o zaman da İngilizce kelime orijinallikten çıkıp melezleşiyor ve Türkçeleşiyor. Biz Türkler de o kelimenin orijinalini söyleyen bir kişiyle zaten anlaşamıyoruz, neden; çünkü bize o kelime başka şekilde öğretildi, karşıdakine onu söylediğinde anlıyorsa bilinki o da gerçek bir Türktür. Çünkü bizim konuştuğumuz yada konuşamayıp sadece 1-2 kelime bildiğimiz o İngilizce kelimeleri telaffuz ettiğimizde bizi bizden başkası anlamaz. Yunan sınırından çıktığınız anda Türkiyede öğrendiğiniz İngilizceniz işe yaramayacaktır. Çünkü sizin öğrendiğiniz İngilizceyle gerçek İngilizce çok farklı şeyler.

Peki İngilizcenin bir standardı yok mu ki her İngilizce öğreten farklı telaffuz ediyor. Tabiki var bir standart. Eğer İngiliz İngilizcesi öğretiyorsanız İngiliz telaffuzunu kullanırsınız, yok Amerikan İngilizcesi öğretilen bir kurumda çalışıyorsanız ve sizden Amerikan İngilizcesi öğretilmesi isteniyorsa Amerikan İngilizcesi telaffuz edersiniz.

Amaaaa.. Hiç kimse burada da yanılmasın. Ve İngilizce öğretmeni arkadaşlar da kusura bakmasınlar, Türkiyedeki İngilizce öğretmenlerinin çoğu İngiliz ve Amerikan aksanını aynı anda ve çorba etmiş halde kullanıyor. O %1 lik bölüm de her şeye dikkat ederek mükemmel telaffuzla yanlışsız, hatasız İngilizce öğretiyor.

Bir İngilizce öğretmeninin İngilizce kalitesi sadece dilbilgisiyle ölçülemez. Dört becerideki kalitesi de onun herşeyi bildiği anlamına gelmez. Eğer komple, donanımlı bir İngilizce öğretmeni arıyorsanız, bu dört beceri (dinleme, konuşma, yazma, okuma) yanında kelime bilgisine (İngiliz ve Amerikan İngilizcesi farkları da dahil olmak üzere) telaffuzuna, dil bilgisine hakimiyetine, kelime dağarcığına ve kullanımına, dili etkili kullanımına kısaca herşeyine dikkat edeceksiniz.

Yeni müfredat geliyormuş ilk ve ortaöğretim İngilizce dersleri için. Allahım hala akıllanmadı bu insanlar. Yahu arkadaş, sen ortaokul ve lise öğrencisini sadece dilbilgisi ve kelimeden sınava sokacaksın ama yeni müfredatta ondan konuşma ağırlıklı ders görmesini isteyeceksin.

Milli Eğitim Bakanlığına açıkça soruyor ve cevap istiyorum. Okullara yeni kitap ve müfredat hazırlığındasınız, çocukları konuşmaya yöneltecek bir proğram hazırlıyorsunuz peki bu TEOG sınavına giren çocukları, İngilizce öğretmeni olmak isteyen gençleri neden İngilizce dört beceri sınavına sokmuyorsunuz, neden İngilizce konuşma sınavı yapmıyorsunuz, neden İngilizce dinleme ve anlama sınavı yapmıyorsunuz, neden İngilizce güzel okuma ve güzel yazma sınavlarına tabi tutmuyorsunuz. Yapamazsınız çünkü o çocukları o sınavlara sokabilecek ne yeterliliğin var nede o şekilde öğretim yapan bir sistemin.

Çocukların İngilizce derslerinde kullandığı kitapların materyalleri dahi yokken, İngilizce öğretmenleri dahi telaffuz problemleri yaşarken hangi öğrendiği bilgiyle sınav geçebilir bu çocuklar. Eğer okullarda öğrettiğin İngilizce'ye güveniyorsan Oxford ve Cambridge üniversitesinin hazırladığı genel ingilizce sınavına girsinler de bak bakalım o zaman 20 milyon ilk,orta,lise düzeyindeki kaç öğrencin o sınavdan yeterlilik alabiliyor.

Daha üniversitedeki öğrencileri, öğretim görevlilerini, öğretmenleri,doçentleri,profları söylemiyorum bile. Boşuna mı düşürdünüz sınav puanlarını, çoğu doçent, yüksek lisans öğrencisinin veya prof olmak isteyenlerin İngilizcedeki yeterlilik alamadığı sınavlardaki puan seviyesini. Sen kendi ülkende hem yazılı sınavla öğrenci alan bir sistem oluşturacaksın hem de sınıflarda konuşma ağırlıklı İngilizce dersi öğreteceğim diye İngilizce müfredat ve proğramla her yıl oynayacaksın. Bırakın Allah aşkına.

İnsanların geleceğiyle bu kadar oynamayın, alay etmeyin. Çıkın deyin ki, bizim bir sistemimiz yok ve biz bu işi beceremiyoruz. O zaman bırakın bu işi bilenlere geçin seyredin ve bu halk İngilizce konuşmaya başlasın.

Bir yabancı dil öğretmenini kendi branşında yds'ye gir yoksa dil tazminatı alamazsın diye zorluyorsun. Sen MEB olarak dahi yetiştirdiğin İngilizce öğretmenine güvenmezken ben nasıl güvenemeyim biricik evladımı okutmak için atadığın o öğretmene. Sen yetiştirdiğin İngilizce öğretmenin kalitesini bilmiyor musun. İngilizce öğretmenini derse girecek hale getirmeden önce neden bütün becerilerde denemiyorsun.

Verdiğin İngilizce öğretmeni diplomasını bile kendi eğitim sistemi içerisinde tanımadıktan sonra Türk halkının İngilizce konuşamıyor olması kimin suçu!

Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 570
Kayıt tarihi
: 10.03.15
 
 

Hayatı seven, her aşamada kendisiyle barışık, doğaya aşık, insanları olduğu gibi kabul eden, kend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster