Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
916
 

Türk Lokumu benzetmesi

Türk Lokumu benzetmesi
 

Avusturya'nın başkenti Viyana'daki bir sergide "Türk Lokumu" adıyla bir heykel de yer aldı. Heykel, sadece başı türbanla örtülmüş, çırılçıplak bir kadındı.

Bir sanat eserine baktığınız zaman onda bir güzellik, bir estetik yakalarsınız. Sizi bambaşka düşüncelere sevkeder ve farklı dünyalara götürür.

Çıplak kadın resim ve heykelleri de (bazıları ahlak dışı bulsa da) bu sebeple bir sanat eseri olarak sürekli yapılır ve sergilenir.

Çıplak kadın bedeninde, o kadının hangi millete mensup olduğunu gösteren işaretler var mıdır, doğrusu ben bilemiyorum.

Bu sebeple “Amerikalı kadın, İsviçreli kadın, Fransız kadın, Avusturyalı kadın” gibi bir resim veya heykel yapıldığını da hiç duymadım.

Cinsellik bağlamında Türk kadınlarının dünya çapında bir üne sahip olduklarından da haberdar değilim.

O zaman bu “Türk lokumu” benzetmesi nerden çıktı diye doğrusu merak ediyorum. Türk kadınları, Türk kadın dernekleri, bu adı taşıyan bir heykelle, Avrupa’da sergilenmiş olmalarından memnun kalmışlar mıdır, onu da bilemem.

Bildiğim bir şey varsa, her ne kadar adında Türk kelimesi geçse de, bu heykelin Türk kadınını sembolize ettiği düşünülmemektedir.

Çünkü heykelin başındaki türbanı görenler, olsa olsa bu müslüman kadını tasvir etmektedir düşüncesiyle tepkisiz kalmaktadırlar.

Gerçi tepki göstererek ne yapılabilir? Heykel sergiden kaldırılabilir. Ancak ben bir sanatçının, sanattan öteye sadece ideolojik bir duruş sergileyen böyle bir heykeli yapabilme cesareti göstermesini kabullenemiyorum.

Yalnız ne gariptir ki, içimde farklı bir his var. İster misiniz, bir musibet bin nasihate bedeldir atasözümüzdeki gibi, bu kasıtlı yapılan eylem, bizim insanlarımıza bir gerçeği göstermiş ve anlatmış olsun.

Yani, başında türban da olsa, bir kadın işte yine bildiğiniz diğer kadınlar gibi sadece bir kadındır.

Bazıları hâlâ onları uzaydan gelmiş değişik bir mahluk zannediyor da…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yanlış anlamayın da içlerinde bizim yiğit Türk erkeğinin acısı kalan ecnebiler akıllarınsa böyle kendilerini mutlu ediyorlar. Aslında Avrupa'nın göbeğine ihtişamlı bir Tüek erkeği dikmek lazım. Sanat adına:) Selamlar..

murat ertaş 
 10.12.2007 10:17
Cevap :
Murat bey yazıyı yazarken sizin düşündükleriniz benim de aklımdan geçti ama, Türk erkeğinin böyle bir ihtişamı gerçekten var mı, yoksa o da bizim kuruntumuz mu tam emin değilim. Katkınız için teşekkür ederim.  10.12.2007 18:33
 

Demişsiniz ki "bir sanatçının ideolojik duruşu olan bi heykeli yapma cesaretini kabullenemiyorum" . ama zaten sanatçının işi budur. belki de hiç kimsenin yapmaya cesaret edemeyeceğini yapma, veya söyleme cesaretidir ona bunu yaptıran. saygı duyulası olan da budur bence. selamlar.

Başak ALTIN 
 09.12.2007 14:55
Cevap :
Başak hanım, bu cümleyi yazarken gerçekten çok düşündüm. Belki düşündüğümü tam ifade edemedim. Ben "sanat sanat içindir" anlayışını savunuyorum ve bu bağlamda sanatçıda cesaretten çok maharet arıyorum. Sanat toplum için olunca ister istemez içine sosyal anlayış ve sosyal bakış, bunun sonucunda da siyaset giriyor. İşte o zaman sanatçı da belli bir görüşün savunucusu durumuna düşüyor. Bunun yanlış olduğunu da söyleyemem. Ama o zaman sanatçı herkesi kucaklayan ve herkes tarafından takdir edilen biri olmaktan çıkıyor. Böyle olması şart mı, elbette değil, dedim ya benim tercihim böyle. Cesaretiyle toplumu yönlendirecek başka meslekler var. Ben sanatçının maharetiyle toplumu hayran bırakmasını tercih ederim. Sanat eseri, güzelliği, estetiği, farklılığı, anlamı, yorumu ve düşüncesiyle insanın dünyasında yeni ufuklar açmalı diye düşünüyorum. Bu heykelde bunların hepsi var diyeceksiniz. Ben de kabul ediyorum. Ama bir kitleye, bir inanca saygısızlık ve hakaret anlamı da var. Keşke bu olmasaydı..  11.12.2007 0:39
 

Aslında o heykeli gören yöneticilerimiz, türban savunucularımız biraz düşünmeliler. Avrupa ülkelerindeki görüntümüz bu işte. Onlar Türk kadınlarının kendi ülkelerinde türbanlı, kara çarşaflı dolaştıklarını gördükçe merak edip inceliyorlar.'' Dindar oldukları için mi türban takıyorlar, yoksa sadece lâf olsun çorbada bizim de tuzumuz olsun diye mi?'' sorusuna cevap arıyorlar. Buldukları cevap da üç aşağı beş yukarı bu heykelin ifade ettiklerine eşit. Yani çoğu kadınımız türbanı çevre baskısıyla, şu anda AKP iktidarda olduğu için ve benzeri sebeplerden takıyorlar. Dini inançları için takanlar az. Avrupalı da bunu biliyor. Türbanlı kadınların da diğer kadınlar kadar cinsel duyguları ve istekleri olduğunu görüyorlar. Kadın güzelliğinin başa örtülen bir bez parçasıyla saklanamayacağını, tahrik ediciliğin türbanla önlenemeyeceğini biliyorlar. Müslüman erkekler ırz düşmanı mı? Niye kadınlarımız erkeklerimizden bu kadar korkuyorlar? Saygı ve sevgilerimle.

Mustafa Mumcu 
 09.12.2007 0:23
Cevap :
Türban meselesi, ülkemizdeki çarpıklıklardan sadece bir tanesidir. Başlangıçta başını örtenlerin bir kısmı dini gerekçeyle, bir kısmı da geleneksel çerçevede örtüyordu. Bu ikisinin oluşturduğu çevre baskısı da üçüncü bir etken sayılabiir. Ancak türban meselesi daha farklı bir durum. Sizin söylediklerinize benzer gerekçelerle, inançlı kesim de türbanı laf olsun diye takanları eleştiriyor, türbansız kesim de... Ancak bu üniversiteye ve kamusal alanana girememenin gerekçesi olunca, türbanı baskı sonucu takanlar da kendilerine bir dayanak buldular. Türban takanı kadın, hatta insan bile saymayan bir grup var. Bu durum onlara daha çok direnç veriyor. Ben, serbest olması halinde türban takanların sayısının azalacağını düşünenlerdenim. Heykel aslında çok anlamlı, her şeyi açıkça ifade ediyor. Hani her doğru her yerde söylenmez derler ya, o bağlamda biraz sakıncası var. İnançlı, samimi, kapalı müslüman bir kadın için çok çirkin bir yaklaşım. Soruyla biten son iki cümleniz, ayrıca ele alınmalı.  11.12.2007 0:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 949
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster