Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

perihan reyhan ALKAN

http://blog.milliyet.com.tr/pra

15 Ocak '13

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
213
 

Türk olmaktan utanıyorum bazen!

Türk olmaktan utanıyorum bazen!
 

Bir işi sonradan ve kendi arzusuyla, istençle yapanlar daha başarılı oluyorlar gözlemlerimce.

Pek çok yabancı arkadaşım, Türkçe'yi sonradan öğrenmesine rağmen, pek çok Türk arkadaşımda göremediğim bir özenle konuşmaya çalışmakta, yazmakta, buna rağmen, Türkçe'sinden dolayı özür dileyerek üstelik! Hele de internet ortamlarında, nasılsa sanal diye, Türkçe'nin kafasını gözünü yaranları, imladan bihaberleri, hele hele yazarım, şairim diyenleri gördükçe, düşündükçe daha da bir pekişmekte bu düşüncem…

Dinde de öyle, özellikle de İslam’da…

Hangi dinin mensubu olursa olsun, sonradan seçtiği dini, atadan babadan dayatılmakla, doğumunda daha tescillenmiş olmakla ve o güne dek de sadece sağdan soldan duyduklarıyla değil; yıllarca araştırarak, mukayese ederek, sonuçta da, en doğrusu olduğuna inanarak, aklına o yattığı için tercih ediyor, yani özgür iradesiyle ve istençle!..

Dolayısıyla da doğduğundan itibaren o dinin mensuplarından olanlardan, daha çok ve gerçek bilgiye sahip oluyor, o nedenle ki sahiplenişi de daha gerçek ve sağlam oluyor. Uygulayışı, hayata geçirişi de öyle.

Bir başka ülkenin dilini kullanırken bile, bu denli özen gösteren, yanlışa düşmekten çekinen ve tüm özenine rağmen, varsa bir hatası diye hicapla özür dileyen birileri karşısında, Türk olup dili de Türkçe olanın, özensizliği, vurdumduymazlığı, diline saygısızlığı, hele hele dilinden utanç duyarak, başka dillere, özentiyle, hatta uydurukçalarla, yalan yanlış, eksik gedik kullanmaktaki özensizliklerinden ben onlar adına utarak üzülmekteyim.

Bir örnekle bitirmek istiyorum sözlerimi. Üzüldüğüm, içimi acıtan ve de çok çarpıcı bir örnekle…

14-15 yaşlarında bir hanım kızla uzunca bir süre durakta beklemekteydik, beklerken de epeyce sohbet olanağımız oldu. Annesi Rus, babası Pakistanlı… Rusça, İngilizce ve Urduca biliyor, yanı sıra da okumakta olduğu okulda ve aldığı özel derslerle Türkçeyi öğrenmekte… Sohbet biraz ilerleyince, “Sizin Türkçeniz, arkadaşlarımın ve çevremin kullandığından farklı, siz nerelisiniz” dedi. Türk olduğumu öğrenince de şaşırdı. Gerek okuldaki öğretmenimden, gerekse özel ders aldığım öğretmenimden öğrendiklerimle konuşup yazmaya çalışıyorum ama arkadaşlarım gülüyor, alay ediyorlar benimle, çok üzülüyorum, onlar öyle davranınca da, yanlış yapıyorum korkusuna kapılıp bocalıyor, iyice saçmalıyorum, daha bir gülüyorlar bu defa. Onların konuşmalarını ise, hiç anlayamıyorum neredeyse. Artık okuldan da, Türkiye’den de soğudum, canım okula gitmek istemiyor. Çünkü bakıyorum, öğretmenlerim de günlük konuşmalarında, öğrettikleriyle ters düşebiliyorlar zaman zaman, hatta yazdıklarında bile… Anlamakta zorlanıyorum ve hangisi doğru, hangisi yanlış şaşırır, karar vermez oldum!..

Bakın sizin bazı sözcüklerinizi anlamasam da, anlattıklarınızı gayet iyi anlıyorum ama arkadaşlarımın ne dediğini çoklukla anlamıyorum. Neden acaba, burada çocuklarla, gençler farklı bir dil mi kullanıyor, böyle bir kural mı var” dedi ardından da. Sonra da, aklına takılan bazı şeyleri sordu, anlattım anlayabileceğince sadeleştirerek. “Ne güzel, keşke yakın olsaydık, hatta komşu olsaydık da sizinle sık sık görüşebilseydim, sohbet edebilseydim, şu kısacık zamanda ne çok şey öğrendim sizden, ne kadar yararlı bir sohbet oldu ve de çok haz aldım” dedi. Sevindim bir nebze de olsa yararım oluşundan ama onun adına da epeyce üzüldüm, en çok da, kendi insanımız, özellikle de çocuklarımız, gençlerimiz adına!..

Benzer sözleri, bir aralar biri Fransız, biri İsveçli iki hanımdan da duymuştum. Ders alarak değil de, burada bulundukları süreçte, sokaktan öğrenmişlerdi Türkçe'yi. Uydurukça, yalan yanlış ve bazı argolarla bezeli de olsa, kendilerince pek fena değildi Türkçeleri ama beni anlamakta zorlanıyorlardı. “Sizin Türkçe çok farklı, biz anlıyor sokak Türkçe ama sizi hiç anlamıyor biz. Sizinki ne Türkçe, nasıl Türkçe?..” Açıklamıştım onlara da gerçeği ve tabii üzülmüştüm de…

İşin içinde oluşla, pek farkına varamıyoruz belki ama dışarıdan bir göz, bakın nasıl bocalıyor, nasıl tereddüde düşüyor ve aslını öğrenince de, sonrasında kim bilir nasıl ayıplıyor bizi!..

Bilmem ne demek istediğimi anlatabildim mi efendim?!!

 

p.r.alkan   

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 290
Toplam yorum
: 291
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 531
Kayıt tarihi
: 11.03.08
 
 

İlk ve orta öğrenimimi Gölcük/ Kocaeli, lise ve üniversite öğrenimimi Ankarada gördüm. İlk okuldan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster