Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1068
 

Türk Polisi 164 Yaşında

Türk Polisi 164 Yaşında
 

İlk Osmanlı Polis teşkilatının Güvenlik Personeli..


Bugün Türk Polis teşkilatı, kuruluşunun 164. yılını kutluyor. Coşkuyla, kıvançla, mutlulukla… Onların bu özel gününü tebrik ediyorum, daha uzun yıllar, sapasağlam, daha coşkulu, daha yürek kabartan, gövde gösterileri ile daha uzun yıllar, bugünü kutlamalarını diliyorum ama her şeyden önce bir o kadar da toplumu ile halkı ile barışık, daha güvenilir, daha sevgi dolu bir polis teşkilatı olması dileklerimi de eklemek istiyorum…

Aslında teknik olarak ilk polis teşkilatının kuruluşunu bundan 164 yıl önce yani 1845’li yıllara dayandırsa da birçok kaynak, aslında polisliğin güvenliği sağlayan unsurlar olan ve bugün bile hala “kolluk kuvvetleri “ dediğimiz müessesenin oluşumu, Osmanlı devletinin imparatorluk kurmadan önceki zamanlarına denk geldiğini söylemek yanlış olmak. Çünkü Osman bey’in ilk beyliğini kurup, sonraki yıllarda el geçirdiği toprakları da beyliğine katarak ufak ufak beyliğinin sınırlarını geliştirmesi ve aldığı, ele geçirdiği tüm illere, o ilin emniyetini sağlaması için görevlendirdiği kişiler de bir nevi kolluk gücüdür. En büyük askeri komutan anlamına gelen Subaşı olarak tabir edilen bu kişiler ilk polis amirleridir. Subaşılar barış döneminde savaş için gerekli olan askerleri disipline etmek ve eğitmekle birlikte, kentin dirlik ve düzenini de sağlamışlardır. Savaş zamanında ise yetiştirdikleri kıtalara komuta etmişlerdir. Buradan da anlaşılacağı üzere eski Türklerde olduğu gibi Osmanlı Türklerinde de Polis Teşkilatı, Askeri Teşkilat kadrosu içinde yer almış, askeri amirler aynı zamanda Polis Amiri olarak da görev yapmışlardır.

Osmanlı devlet örgüsünün ve ordu teşkilatının zamanla büyümesi sebebiyle, devletin başındaki en büyük mülki amir olan padişahlar, bütün askeri düzenle birlikte, ülkede kamu düzen ve güvenliğinin sağlanması işlerini sadrazamlar vasıtasıyla yürütmüşlerdir. Bu nedenle sadrazamlar, bütün Polis Teşkilatının görevlerini başarmak için özel memurlar kullanmışlardır. Sadrazamın yanında yer alan subaşılar, yanlarına aldıkları yasakçı adı verilen askerlerle devletin dirlik ve düzenini sağlamışlar, daha sonra 14. yüzyılın ortalarına doğru yasakçıların yanında, gece bekçiliği yapan ASESBAŞI müessesi oluşturulmuştur.

Tarihin 1453'ü gösterdiği tarihe kadar, subaşıların yönetimindeki askeri birlikler, dış güvenlik yanında ve aynı zamanda iç güvenliğin sağlanmasıyla da görevlendirilmişlerdir. İstanbul'un fethinden sonra, yeniçeri teşkilatı gelişmiş, askeri komutanlık başka adlarla ifade edilmeye başlanılmış ve subaşılık yavaş yavaş sadece şehir ve kasabaların dirlik ve düzenini sağlayan kimselerin unvanı haline gelmiştir.

Osmanlının sınırlarının genişmesiyle birlikte, daha profesyonel bir kurum haline gelen Yeniçeriler, İstanbul'un düzen ve güvenliğinin sağlanması işleri ile ilgilenmişler, İstanbul bölgelere ayrılarak Yeniçeri Ağası, Bostancıbaşı, Cebecibaşı, Topçubaşı ve Kaptanpaşa’lar tarafından kontrol edilmiştir. Gittikçe bir emniyet müessesi haline gelen kolluk kuvvetleri, Sadrazam, Yeniçeri ağası, Falakacı, Cebecibaşı ve Cebeciler, Kaptanpaşa, Topçubaşı ve Topçular, Bostancıbaşılar, Kadı ve Böcekcibaşından oluşmuştur. Bu müessesenin en büyük sorumlusu olan Yeniçeri Ağası, suç işleyenleri Falakacılara dövdürmüş ve hapsettirmiştir. Tüm bu sorumlular İstanbul kentinin güvenliğini sağlarlarken, taşrada ise, Kapıkulu ve Eyalet Askerleri iç düzen ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu tutulmuş, şehir ve kasabalarda Kollukçular, Yasakçılar, Bekçiler, Edirne Şehri ve çevresinde Bostancı Ocağı, Halep ve çevresinde Çöl Beyleri polis hizmeti görmüşlerdir.

İlerleyen yıllarda ki, bu yaklaşık, 1820’li yıllara denk gelmektedir, Osmanlı İmparatorluğunun gerilemeye ve yönetim zafiyetinin azalmaya başlamasıyla birlikte kamu güvenliğini sağlamakta görevli Yeniçeriler, meyhanelerde sarhoş olup, halka saldırmaya, kadın hamamlarını basmaya başlamış, emniyet ve asayişten sorumlu olanların emniyet ve asayişi bozmuşları, iç güvenliği sağlayamamaları ve devletin başına bela olmaları yüzünden Yeniçeri Ocağı 18 Haziran 1826 tarihinde padişah II. Mahmut tarafından ortadan kaldırılmıştır.

Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından sonra, İstanbul'da (Asakir-i Mansure-i Muhammediye isimli polisiye hizmetleri de yapmak üzere yeni bir Askeri teşkilat kurulmuş, bu teşkilatın başına da Serasker denilen bir komutan getirilmiş, bundan sonra da iç güvenliğin sağlanmasından bu teşkilat sorumlu olmuşlardır.


Bu dönemde, gerek başkent İstanbul'da ve kısımlarında, gerekse taşrada, polis hizmetleri birbirinden farklı örgütler, örneğin İstanbul'da İhtisap Nezareti ve eyaletlerde Sipahiler tarafından yürütülmüş, kuvvetlerin emir ve komutasında birlik ve bütünlük sağlanamamıştır. Bu karışıklık 1845 yılına kadar sürmüş, yurdun her tarafı için aynı yapıda ve fonksiyonel bir polis teşkilatı kurulamamıştır. Daha sonra, 1908 yılında II’nci Meşrutiyetin ilanı üzerine Fransız ve Alman Polis Teşkilatları esas alınarak Polis Teşkilatının yeniden organize edilmesi kararlaştırılmış ve 22 Temmuz 1909 yılında çıkarılan "İstanbul Vilayeti ve Emniyeti Umumiye Müdüriyeti Teşkilatına Dair Kanun" ile 31 Mart ayından sonra artık yaşaması imkansız olan Zaptiye Nezareti kaldırılarak, yerine Dahiliye Nezaretine bağlı ve memlekete şamil polis işlerinin yürütülmesiyle görevli "Emniyet Umumiye Müdürlüğü" ve İstanbul Vilayetine bağlı bir polis müdüriyeti kurulmuştur. İşte bu kurum, bugünkü polis teşkilatının örgüsünü hazırlamıştır.

Görüldüğü üzere, Polis teşkilatımız öyle pek de basit kulvarlardan geçmemiş. Oldukça uzun ve meşakkatli bir yoldan geçerek, bugün tam donanımlı, çağın gerekliliğini yakından takip eden, kendini sürekli yenileyen bir teşkilat haline gelmiş.

Gününüz kutlu olsun Türk Polisi !..


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2458
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster