Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '18

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
662
 

Türk-Rus İlişkilerinde Kantarın Topuzu Sorunsalı

Türk-Rus İlişkilerinde Kantarın Topuzu Sorunsalı
 

 

Rusya’yla olan ilişkilerimiz artıyor. Bir yandan Suriye dolayısıyla siyasi ve askeri ilişkiler şekillenip boyutlanırken öte yandan ticari ilişkiler çeşitlenip büyüyor.

Peki Rusya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin boyutlarını biliyor muyuz?

Açık veriler üzerinden görünenleri resmetmeye çalışalım[1].

Geçtiğimiz yıl Rusya’ya 2,4 milyar dolarlık ihracat yapmışız. Rusya, ihracat yaptığımız ülkeler sıralamasında ilk 20’de yok.

Aynı dönem Rusya’dan yaptığımız ithalat tutarı 17.6 milyar dolar.

Rusya, mal ithal ettiğimiz ülkeler arasında 3. Sırada yer alıyor. İlk ikisi Çin ve Almanya.

TÜİK  “Ekonomik Faaliyetlere Göre Yıllık İthalat” verilerine bakıldığında “doğalgaz ithalat rakamlarına yer verilmemiş olduğu, “gizli veri” satırında ise 18.6 milyar rakamının olduğu görülüyor. Bunun ağırlıklı kısmının Rusya’dan alınan doğalgaz bedeli olduğu anlaşılıyor.

(Böylece bütün dünyadan sözüm ona gizlenen Rus doğalgazı faturamızının yaklaşık 17,6 milyar dolar olduğunu görmüş oluyoruz.)

Yani Rusya’ya 1 birim mal satıyorsak 11 birim mal da alıyoruz.

Yani domates filan hikaye.

Dış ticaret hacmi rakamları böyle.

Turizm gelir-gider dengesi lehimize gibi görünmekle beraber, karlılığın düşük olduğu bu alanda kayda değer bir avantajdan söz etme olanağı yok. Uçak düşürme krizi öncesinde 4 milyon kişiye ulaşan Rus turist sayısı bugün o seviyelerin altında. Turist başı kabaca ortalama bin dolar olsa hacim belki 4 milyar dolar olur.

Ancak, ekonomik ilişkiler bunlarla sınırlı değil.

Rusya’yla yapılan anlaşma kapsamında Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesi var. Türkiye’nin ilk nükleer enerji santrali Ruslar tarafından yapılıyor.

Proje; “yap-sahip ol-İşlet” modeliyle hayata geçiriliyor.

Santral faaliyete geçtiğinde Türkiye’nin elektrik enerjisinin % 7’sini üretecek. Bu durumda Ruslar Akkuyu’da, yani bizim ülkemizde nükleer enerji santrali üzerinden üretecekleri elektriği bize satacaklar.

Projenin tahmini maliyeti 20 milyar dolardır.[2] Bu maliyetin en az yarısının, şirketin yarı hissesine ortak edilmemiz karşılığında tarafımızdan karşılanması hedefleniyor.

Anlaşılan o ki, elektrik satıcısı şirkete ortak edilmemiz vaadiyle santralin tüm maliyeti de üzerimize yıkılıyor…

İşin bir yönü daha var. Halen elektrik üretimimizin % 27’sinin doğalgaz[3] santrallerinden geldiği düşünüldüğünde elektrik üretiminde Ruslara olan bağımlılığımızın daha da artacağı görülüyor.

Enerji alanında işbirliği bundan ibaret değil.

Halen inşaatı devam eden, Türkiye kısmında 700 kilometrelik kısmı tamamlanmış olan ve Ukrayna’yı by-pass eden “Türk Akımı” doğalgaz boru hattı projesinin yaşama geçirilmesi faaliyetleri sürüyor.

Bunun yanında Batı Hattı ve Mavi Akım üzerinden doğalgaz ticareti sürüyor.

Batı Hattı ve Türk Akımı projelerinin yıllık kapasitelerinin toplam 30 milyar m3 olacağı öngörülüyor.  Rusya’nın Avrupa’ya bu miktar doğalgaz satışının gerçekleştirileceği bu hatlara “yol” veriyoruz.

Savunma ticareti iş birliği kapsamında S-400 Füze Savunma Sistemi alımımızın maliyetinin 2,5 milyar dolar olduğu bilgisi basına yansıdı.

Rusya’yla ticari ilişkilerimizin 2017 rakamsal verileri ve mahiyeti aşağı yukarı böyle.

Görüleceği üzere ticarette onlar satıcı biz müşteri durumundayız. Kendilerinin en büyük müşterilerindeniz. Ve galiba koşullar çok da lehimize değil gibi…

ABD’yle didişirken ipin ucunu Ruslar tarafına fazla kaçırmamaya dikkat etmemizde yarar var galiba…

 

Kenan IŞIK

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sn.k.ışık,yazınızı okudum ve iyi buldum...rusya'da yaşayan yaklaşık 100 milyonluk türk kökenli insan var,işte bu nüfus bile rusya ile ilişkilerin düzenli gitmesi,karşılıklı askeri ve ticari ittifak yapmamız gerektiğini bize gösteriyor,bana göre gerisi hikaye,türkiye nüfusunun yarısı azeri olan iran ve rusya ile mutlaka askeri ve ticari ittifak kurmak zorundadır...bunun lamı cimi yoktur,bu bir matematik mantık işidir,ideoloji işi değildir,amerika yüzyıl önce bunun farkına ingiltere sayesinde farkına vardı ve türkiye yi amerika ya teslim ettiler,amerika türkiye nin komşu ittifakının kendi hükümranlık gücünü kıracağını çok iyi biliyor ve hem türkiye ye hem iran a ve hem de rusya ya saldırmaktadır...ısıracak köpek dişini göstermez der bir atasözü,amerika asla ısıramaz çünkü karşılığını misliyle göreceğini,ortadoğu coğrafyasından silineceğini çok iyi biliyor...soru şu:bunu bizi yönetenler biliyor mu? biliyorsa,neden hala afrine'e girip amerikan teröristlerini temizlemiyor,engel nedir ?

Bayram Balkas 
 10.01.2018 13:06
Cevap :
Sn. Balkas değerli yorum ve katkılarınız için teşekkür ederim. Sağlıkla...  10.01.2018 15:49
 

Değerli arkadaşım, gönlümüz hiç razı değildi ama, uzun yıllardır belli gücün etkisinde kımıldayamayan ülkemizin o güçler tarafından bu konularda hoşgörüleceği biraz zor gibi gözüküyor. Hatırlayın biraz ileri gitmeye kalkınca Rus elçinin sırtından vurdular. Esen kalınız.

Şahin ÖZŞAHİN 
 09.01.2018 23:37
Cevap :
Ve bu emperyalist ülkelerin her birinin türlü çeşitli numaraları oluyor. Hepsinden korkmak gerekiyor üstadım. Yani, tedbirli olmak anlamında korkmak. Yoksa, Atatürk'ün Ulusu emperyaliste gerektiğinde dersini de verir... Sevgiler üstadım.  10.01.2018 1:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 432
Toplam yorum
: 640
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2819
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

Mülkiye mezunuyum. Emekli müfettişim. Ankara'da yaşıyorum. S'oligarşi isimli kitabı yazdım. Kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster