Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
272
 

Türk Tohumunda Başarı Modeli Hikayesi I. Bölüm

Türk Tohumunda Başarı Modeli Hikayesi I. Bölüm
 

90’li yılların ortası. Türkiye’de sebze tohumculuğunda İsrail, Hollanda, ABD gibi firmalar yoğun olarak tohum satmaya devam ediyorlar. Yabancı firmaların tohum sattıkları domates, biber gibi bitki türlerinden piyasada faaliyet gösteren 3-5 yabancı firmadan başka firma yok.

Firmalar istedikleri fiyata istedikleri tipleri satıyorlar. Tohumun gerçek fiyatı 5 lira ise iki, üç kat fiyata satıyorlar. Çünkü üreticinin başka seçeneği yok. Tohum gerçekten altın değerinde ve pahalıya satılıyor.

Çiftçi tohum almak için bayiye gidiyor. Sıra belirleniyor, parasını önden peşin olarak veriyor, ortada tohum yok, tohumun ne zaman geleceği belli değil, gelirse herkese verileceği belli değil. Çünkü tohum az gelirse en öncelikli ve fazla alana çiftçilere gidecektir.

Tohum geliyor, çiftçi rica minnet, 5 ay önce parasını aldığı tohum paketini alıyor. Sonra tohumu ekiyor, kendisi fideyi yetiştiriyor, sönmüş inek gübresinden hazırladığı naylon kese torbalara fideleri dikiyor. Fideyi dikinceye kadar 60 gün uğraşıyor.

Tohum gerçekten altın değerinde, İsrail firmaları çuvallarla tohum getirip, kamyonlarla parayı alıp götürüyorlar.

Bu sistem yıllarca bu şekilde devam etmiş. Sonra bir mühendis çıkıp ben ilaç bayiinde gübre ve ilaç satmanın yanında sebze ıslahı ile birşeyler yapacağım demiş. Akşam ve sabah erken ve geç vakitlerde serada ufaktan kendileme yaparak hatlar geliştirmeye başlamış, hatları melezlemiş ve melez çeşitler elde etmiş.

Bayii de yaptıklarını paylaşınca ilk tepkiler;

-Boş ver sen ilacını sat parana bak.

-Bu işler boş işler

-Elin Yahudisi yapıyor bu işi nasıl yapıyor kim bilir ?

-Türkler bu işi beceremez.

-Yapsa da doğru dürüst yapamaz

-Vaz geç bu ileri

Fakat o adam vazgeçmemiş ve piyasada satılan hıyarlardan çok daha iyi hıyar çeşitleri geliştirmiş.

Sözde arkadaşı olan bayiilere gitmiş, elinde çanta çantada hıyar tohumları,

“Arkadaşım şu hıyar çeşitlerini ben geliştirdim. Deneme ya da satış yaptığın çiftçilere verebilir misin ? İnan ki çok iyi çeşitler, mevcut çeşitlerden çok daha iyi.” dediyse bayii oturup ayaklarını uzattığı sandalyesinden ayaklarını indirmemiş ve pek oralı olmamış.

“Çünkü zihinlerde Türkler tohum üretiminden, domates, biber hıyar çeşidi geliştiremez, beceremez, geliştirse bile iyi değildir”, duvarı ile karşı karşıya kalınmış.

Zaman geçmiş, o bayinin beğenmedğii çeşitler peynir ekmek gibi satılmaya başlamış. Ama nasıl satılmış?

Çeşit iyi olduğu için kendi satmış”, yoksa bayinin desteği falan olmamış.

Devamı……

Yurdagül Alkan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlgileniyoruz, devamını bekliyoruz...

Yurdagül Alkan 
 06.11.2017 21:35
Cevap :
İlginiz için teşekkür ederim. Sırada ikinci bölüm var.   08.11.2017 18:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1799
Kayıt tarihi
: 10.06.10
 
 

Gündemi ve olayları yakından takip etmeye çalışıyorum. Sinema, kitaplar, spor, doğa, siyaset, miz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster