Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '13

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
382
 

Türk ulusu ve Kürt aşiretleri

Türk ulusu ve Kürt aşiretleri
 

"Milli benliğini bilmeyen milletler diğer milletlere yem olurlar." Mustafa Kemal Atatürk


Dil ve kültür yönünden türdeşlik gösteren  geniş ailelerden oluşan, aralarında din ve soy sop bağları bulunan  göçebe veya yerleşik köleci-feodal  topluluğa AŞİRET denir. (Eşanlamlı kelimeler: kabile, klan, oymak.) Aşiretin siyasal bir yapısı, ülküsü yoktur.

Günümüzde  bu düzeni sürdüren Afrika zenci kabileleri, Avustralya Aborjinleri, çingeneler ve Ortadoğu bölgesindeki Kürtler gibi çeşitli etnik kümeleri sayabiliriz.  Kürt diye tanımlanan gruplar kendi aralarında da çeşitli etnik birimlere bölünmüş durumdadırlar. 

ULUS veya MİLLET ise, belli bir siyasal sınır içinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, kültür birliği olan  çeşitli halklardan oluşan örgütlenmiş siyasal topluma denir. Ulus, feodal düzenin yıkılışından sonra oluşur ve  toprak, ekonomik yaşam, dil ve kültür gibi ortak değerlere sahiptir.

Kürdistan ilk başta Mezopotamya veya Patagonya gibi coğrafi bir terimdi. Siyasal bir terim değildi. Ancak, dış güçlerin tezgahlarıyla siyasal bir terim haline getirilmiştir.

O bölgede yaşayan ve günümüzde Kürt olarak etiketlenen farklı etnik gruplar tarihsel gelişim ve evrimsel aşamalara ayak uyduramadan günümüze kadar kabileler veya aşiretler halinde gelmişlerdir.  Çok katı gelenekler, şeriatçılık ile korunan sınırlı bireysel ve toplumsal ilişkiler, tarım ve hayvancılık düzeyinde sürdürülen kapalı ekonomik feodal yapı, büyük toprak sahipleri, aşiret reisleri, şeyhler, pirler ve tarikatların egemenliği sürdükçe aşiretlerin bir ulus (millet) haline dönüşmesi mümkün değildir. Bu nedenle, Kürt ulusu veya Kürt milleti ve milliyetçiliğinden söz etmek  siyasal bilimler açısından doğru olmaz.

İmparatorluklar, devletler  yıkılınca küçük devletlere, ya da, devletçiklere dönüşürler. Büyük İskender'in Yunan İmparatorluğu olsun, Roma veya Osmanlı İmparatorluğu olsun bunlar  yıkıldıktan sonra bir çok yeni devlet ortaya çıkmıştır.  Ama bu imparatorlukların hiçbiri tekrar aşiret düzenine geri dönmemiştir. Bu tarihsel ve ekonomik gelişime aykırıdır.

Dolayısıyla,  bazı çevrelerin iddia ettiği gibi Kürtlerin eski çağlardan beri  bağımsız devletler, hatta bir imparatorluk kurdukları, şanlı bir geçmişe sahip oldukları vs. yönündeki savların tarihsel gerçeklerle hiç bir ilgisi yoktur. Çünkü eğer öyle olsaydı, her şeyden önce, bugün hala aşiretler halinde yaşamayı sürdürüyor olmaları mümkün olamazdı.

BDP ye etnik gruplar dışında oy veren var mı? Yani Laz, Çerkez, Ermeni, Yahudi yurttaşlarımız bu partiye  oy veriyor mu? Kürt veya Zaza kökenli olduğu halde kendisini aşiret baskısından kurtarmış ve Türk vatandaşı olmayı özümsemiş yurttaşlarımız bu partiye oy veriyor mu? Hayır. O halde, bu partinin ırkçı ve etnik bir aşiret partisi olduğu açıktır. Bu nedenle  etnik ve ırkçı bir partinin eylem ve söylemlerini ilericilik, bağımsızlık ve milliyetçilikle bağdaşması siyaset bilimi açısından mümkün değildir.

Bu bağlamda, CHP milletvekili   Prof. Dr. Birgül Ayman Güler’in  “Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eşdeğerde gördüremezsiniz” çıkışı haklı bir tepki, ancak siyasal bilimler ve sosyolojik açıdan yanlış olmuştur. Çünkü zaten Kürt milliyeti diye bir şey yoktur.

Kuşkusuz Türk, Kürt, Ermeni, Yahudi hangi kökenden gelirse gelsin tüm insanlar eşittir. Ama Türk ulusu ile feodal bir yapıya sahip  Kürt aşiretlerini mukayese edemeyiz, çünkü tarih ve siyasal bilimin belirlediği gibi ulus her zaman kabile veya aşiret yapılanmasından daha üst toplumsal bir model, daha gelişmiş bir örgütlenme şeklidir. Türkiye Cumhuriyetinin ulus anlayışı belli bir ırka,  etnik kökene, dile, dine dayanmaz, ancak tümünü içerir. Bu Fransa’da da böyledir, İngiltere’de de. Güler’in sözlerini bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

Ulusal benliğine, kimliğine ve onuruna sahip çıkmayan milletler diğer milletlerin elinde oyuncağa dönerler ve özgürlüklerini kaybederler. Öyle ki bunun farkına bile varmazlar. Kendi askerleri hapislerde sürünürken, yabancı askerler sözde halkı korumak ve savunmak gerekçesiyle (!) vatan topraklarına ellerini kollarını sallayarak konuşlanırlar. Yabancı askerlerin ve patriot füzelerinin gerçekten Türkiye'yi savunmak için geldiğine inanıyor musunuz? Peki bizim bu ülkeyi savunacak bir ordumuz yok mu?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 179
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1640
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1968 yılından bu yana dinler tarihi, mitoloji, sosyoloji, antropoloji, dinbilim, teozofi, metafiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster