Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
449
 

Türk Vatandaşı Nazım

Türk Vatandaşı Nazım
 

O gerçekten artık dosların arasında !...


"Dostların arasındayız, güneşin sofrasındayız " diyor NAZIM..

Memleketim, memleketim, memleketim,
ne kasketim kaldı senin ora işi
ne yollarını taşımış ayakkabım,
son mintanım da sırtımda paralandı çoktan,
şile bezindendi.

<ı>
Sen şimdi yalnız saçımın akında,
enfarktinda yüreğimin,
alnımın çizgilerindesin memleketim,
memleketim,
memleketim...<ı>

Nazım bu şiirleri yazdığında muhtemelen bir yerlerde hapishanelerdeydi, yada kendi ülkesinde Komünist olarak suçlandığı ve kaçmak zorunda kaldığı, Komünistliğini kabul eden, ona değer veren bir yerlerde, sürgündeydi.

Ömrünün neredeyse yarısını hapislerde geçiren ve dünyanın en büyük şairlerinden olan Nazım Hikmet işte bu şiirinde olduğu gibi hep bir memleket hasretiyle yanıp tutuştu. Kendisini hapislere atan, sürgün olmasına sebep olan memleketini hiç unutmadı. Hep bu özlem ve ateş içinde yandı, kavruldu. Ölmeden önceki son dileği “memleketinde bir çınar gölgesiydi”. Yaşıyorken bu çınar gölgesinde oturamadı belki ama gittiği yerlerde bulduğu her çınarın gölgesinde oturup, sırtını da ağaca yaslayıp, yüzünü de Türkiye’ye dönüp, çok memleket şiirleri yazmıştır, şöyle sigarasını da tüttürüp..

Nazım yıllarca bu ülede hep Komünist şair olarak bilindi. Okullarda yasaklandı. Kitapları yakıldı. Kitaplarını taşıyan, okuyan, şiirlerini söyleyen tutuklandı, tartaklandı. O hep bu ülkenin öcüsü gibiydi. Ama onu sahiplenen o kadar çok insan vardı ki ? Hep özlemini çektiği Türkiye’ye en azından mezarın getirilmesi için çok uğraş verildi.. Ama hep engellendi. Hayatı boyunca en çok sevdiği birkaç şeyden biri memleketiydi. Vatandaşlıktan çıkartıldı. Belki de, memleketinden uzakta olmak değil, vatandaşlıktan çıkartılmak ona koymuştur, kim bilir ? Tüm dünyanın önünde saygıyla eğildiği, adından övgüyle söz ettiği bu şaire en azından “iade-i itibar” yapılamaz mıydı? Yıllardır bunun mücadelesi veriliyordu. Nihayet, nihayet o artık kendi ülkesinde ve bir Türk vatandaşı olarak saygı görecek bundan sonra.. Bundan sonra yeni nesil ondan Türk şairi Nazım Hikmet diye bahsedecekler. O artık şiirleri kadar özgür. O özlemini çektiği kendi topraklarında anılmayı, itibar görmeyi çoktan hak etti..

Bu gelişme ülken için çok geç kalınmış ama oldukça önemli bir adımdır. Siyasi düşüncesi nedeniyle, doğduğu topraklardan, karısından, oğlundan, vatanından uzakta tutuldu, hapishanelerde süründü. Hiç hak etmediği halde, ona reva görünenlerden sonra bile o hala “ille de memleketim dedi. Ve nihayet o artık memleketinde…

Çok önceleri olması gereken bu olay için Türkiye'deki edebiyat örgütleri, büyük şair Nazım Hikmet'in yeniden Türk vatandaşlığına alınmasının bazı çevrelerce 'iade-i itibar' şeklinde yorumlanmasına ateş püskürmüşler. Neden ? Haksız da sayılmazlar hani ! Türkiye’nin üzerinde bir leke gibi duran bu yanlışlığın düzeltilmesi basit bir “iade-itibar” olarak algılanmamalıydı. O itibarsız birimiydi ki, <ı>“itibarı yıllar sonra iade edilmiş olsun” görüşü hakim edebiyat çevrelerinde.. Çok haklılar.. Senelerce öncesinden bu itibarı zaten dünya devletleri vermiş ona. Sonraki kuşak sevmiş, saymış, değer vermiş. Ee, ne olaki bu hamle ? Sonucu güzel olsa da herhalde bugünkü hükümetin güzel bir hamlesiydi bu. Ama inşallah politik bir gerekçesi yoktur. Yoksa, neye yarar ki Nazım’a bu yapılan ?

Nazım Hikmet gibi bir şair, evrensel düzeyde büyük bir şair olması sebebiyle hep bu ayıbı üzerimizde taşıyacaktık. Geç de olsa sevindirici bir karar. Ama ya o kırılan onuru ? Ya emek verdiği, keyifle yazdığı o şiirlerin yakılması, milyonlarca insanı bu şairin eserlerinden mahrum bırakma ? Bunlar tedavi edilebilinir mi ? Zor !.. Bu yüzden artık geleceğe bakmak ve bundan sonra iyi yaşatmak lazım o <ı>“yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür/ bir orman gibi kardeşcesine “ diyen Nazım Hikmet adını…

<ı>Diyelim ki, hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla
yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerde olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

<ı>

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yurumek lazım. dusunmek lazım. özlemeklazım. özlenmekte lazım. niyemi yasadıgını anlamak icin. yasam guzeldır. her yasında ayrıbır guzellıigi vardır . amaa hersey beyınde bıter . cunku dusunup kendımizi yonlendırmessek bunları hic birisini yspamayız. olmalı ;hangi yasta olursan ol; insanın icinde bir yasam sevinci olmalı. tum mıllıyet okurlarına saglıklı gunler diliyorum.

ayse karaalp 
 09.01.2009 15:25
Cevap :
Sözlerinize katılıyorum Ayşe hanım.. Size yaşamınız boyu "yaşam sevinciyle dolu" günler diliyorum.. Sağlıkla kalın..  09.01.2009 17:39
 

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında dünyayı çocuklara verelim kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi hiç değilse bir günlüğüne doysunlar bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı çocuklar dünyayı alacak elimizden ölümsüz ağaçlar dikecekler

Yapukay 
 06.01.2009 21:54
Cevap :
Siz bu şiiri yanlış adama göndermişsiniz sayın Yapukay... Asıl bu işiri büyük puntalarla yazıp, İsrail'e gönderseniz daha iyi olmaz mıydı ? Hayal olur ya !.. Hani diyorum belki utanırlar.. Selamlar...  07.01.2009 13:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2478
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster