Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '06

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
3075
 

Türkçe dünya dili mi oluyor?

Duyduğumda önce şaşırdım: “Dünya Çocukları Türkçe Öğrenimi Yarışması Ödül Töreni!” Çok merak ettim, kimdi bu dünya çocukları? Türkçeyi nereden öğrenmişlerdi? Daha da ilginç olanı, kendi ülkelerinde neden Türkçe öğrenme ihtiyacını duymuşlardı? Bu yarışmayı kimler düzenlemişti? Bu enteresan törene bir akademisyen olarak katılmalı, saha çalışması yöntemiyle gözlemlerimi not etmeli ve projenin detaylarını bizzat öğrenmeliydim.

4 Temmuz 2004 Pazar günü Türkiye, Çemberlitaş FKM’ de anlamlı ve tarihi bir ödül törenine tanıklık ediyordu. Dünyanın 30 farklı ülkesinden gelen 100'e yakın çocuk kendi ülkelerinde Türkçe Öğrenimi Yarışmasına katılmışlar ve finale kalmışlardı. Amerika Birleşik Devletleri’nden Rusya’ya, Güney Afrika Cumhuriyeti’nden Moldova’ya dünya çocukları Türkçeyi öğrenmek istemişler ve bu yüzden kendi ülkelerinde bulunan Türk kolejlerine gitmişlerdi. Dünya tarihinde ilk kez küresel çapta bir Türkçe Öğrenimi yarışması düzenleniyordu. Organizasyonun sponsoru dünyanın her köşesine ürettikleri 100 parçalık Türkçe Öğrenme Setlerini gönderen Dilset ve Zambak Yayınları idi. Yayınevinin Genel Müdürü Orhan (Keskin) Bey ile bu program ile ilgili görüştüm:

“Anne kucağı kadar sıcak ve içten, anne sütü kadar saf ve duru Türkçemizin küresel platforma taşınmasında katkıda bulunmak amacımız. 50 uzman ve akademisyenden oluşan bir komisyon kurarak dünyanın ilk ve tek Türkçe Öğrenimi Seti’ni oluşturduk. Bu seti dünyanın pek çok ülkesinde açılmış ve açılmakta olan Türk kolejlerine gönderdik. Bu okullarda okuyan ve Türkçe öğrenen yüzlerce öğrenci kendi ülkelerinde Türkçe yarışmalarına ve elemelerine katıldılar. Güzel Türkçemiz dünya çocukları arasında bir sevgi, dostluk, barış, kardeşlik ve hoşgörü köprüsü oldu. Bugünkü madalya ve ödül töreninde finalist öğrencileri ve performanslarını göreceksiniz.”

Ödül töreni muhteşem bir coşkuyla başladı. Dünya çocukları ile beraber İstiklal Marşımız okundu. Programı sunan İkbal Gürpınar açılışta ortak bir temenniyi seslendirdi:

“Bazılarına bir ütopya gibi gelebilir ama bugün dünya nasıl İngilizce’yi konuşuyorsa, bir gün gelecek Türkçe’yi konuşacak.”

Çocukların Türkçeyi kullanmadaki performansı, akıcılığı, duruluğu, içtenliği, beden dilleri, jestleri görülmeye değerdi. Arnavutluk’tan bir genç kızın Mehmet Akif’in Çanakkale Şehitleri’ni, Makedon bir kız çocuğunun Cahit Sıtkı’nın Otuz Beş Yaş şiirini böylesine güzel yorumlayabileceğini hayal edemezdim. Hele o pırıl pırıl Rus gencinin Ayyüzlüm adlı şarkıyı seslendirmesi pek çok kişiyi ağlattı. Küresel bir 23 Nisan barış ve sevgi atmosferi yaşanıyordu. Her çocuğu teker teker kucaklamak ve alnından öpmek istedim. Her çocukla kardeş olmayı ve sonsuza kadar kardeş kalmayı istedim. Çocuklara dupduru Türkçe öğreten ve Türkiye’yi dünyanın pek çok yerinde başarıyla temsil eden çağdaş ve bilge Türk öğretmenlerini teker teker tebrik etmek geldi içimden. Bu tebrik tören sırasında TBMM Başkanı Bülent Arınç’tan geldi:

“Beyaz gecelerin şehri St. Petersburg’dan Kazablanka’ya dünyanın her yerinde açılan Türk okullarında aynı kaliteyi ve bizden daha iyi Türkçe konuşulduğunu bizzat gördüm. ODTÜ ve Boğaziçi mezunu gencecik öğretmenler Türkiye’deki çok paralı iş tekliflerini geri çevirerek en uzaklara kadar bir daha dönmemek üzere gitmişler. Onlara ışık süvarileri diyorlar. İşte ortaya konulan eserler ortadadır.. Türkçe dili bu okullar sayesinde şu an dünyanın üçte birine yayılmaktadır.. Bunları tarih yazacak. Bu küresel eğitim projelerini başlatan, yoğuran, organize eden ve destekleyen kim varsa onların ellerinden öpüyorum.”

Bu tören beni bir sosyal bilimci olarak derin düşüncelere sevk etti. Türkiye zıtlıkların, paradoksların, karmaşıklığın, değişimin ve dinamizmin ülkesiydi. Bir taraftan Anadolu’nun her köşesini yabancı kelimeler işgal ederken, bir taraftan dünyanın pek çok ülkesinde Türkçe konuşan nesiller yetişiyordu. Türkiye sınırları içerisinde konuşulan Türkçe kan kaybederken ve yozlaşırken, düşmekte olan bayrağı yurtdışındaki Türk okulları yeniden yükseltiyordu. Bazı gençler Türkçe’den utanacak kadar özünü kaybetme eğilimindeyken bazı gençler Türkçe’yi dünyaya yaymaya çalışıyordu. Yurt sınırları içinde İngilizce ve Batı hayranlığı yükselirken, yurt dışında Türkçe ve Türkiye hayranlığı yükseliyordu. Duru ve tertemiz Türkçemizin değerini ve bu konudaki hassasiyet eksikliğimizi düşündüm. Karamanoğlu Mehmet Bey'in 1277'deki Türkçe fermanını yayımlamıştı. 727 yıl sonra Anadolu’nun her köşesini İngilizce dükkan adları sarmıştı. Yaz çalışmaları için Montreal’den İstanbul’a uzun bir aradan sonra geldiğimde caddelerde gördüğüm reklam ve tabelalar beni acı bir tebessüme sevk etti. “Doğu Batı sentezinden ve Avrupa Birliği ile entegrasyondan anladığımız, acaba her köşe başında mantar gibi Simit Center, Geleneksel Fast Food, Börek Shop isimleri taşıyan dükkanlar açılması mıydı?” diye düşünmeden edemedim. Tam bu noktada Alev Alatlı’nın haklı yakarışı aklıma geldi:

“Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.

Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

Bir ferman yayınlanmıştı

"Bu günden sonra, divanda, dergâhta bârgâhta, mecliste, meydanda

Türkçe'den başka dil konuşulmaya"

diye hatırlayanınız var mı?

Dolanın yurdun dört bir yanını,

Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, fermana uyanınız var mı?

Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,

Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,

Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

Tanıtımın demo, sunucunun spiker,

Gösteri adamının showmen, radyo sunucusunun diskjokey,

Hanım ağanın, firstlady olduğuna şaşıranınız var mı?

Dükkanın store, bakkalın market, torbanın poşet,

Mağazanın süper, hiper, gross market,

Ucuzluğun, damping olduğuna kananınız var mı?

İlan tahtasının billboard, sayı tablosunun skorboard,

Bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon,

Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,

Beldelerin girişinde welcome, çıkışında goodbye okuyanınız var mı?

Korumanın, muhafızın, body guard,

Sanat ve meslek pirlerinin duayen,

Itibarın, saygınlığın, prestij olduğunu bileniniz var mı?

Sekinin, alanın platform, merkezin center,

Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,

Özlemin hasretin, nostalji olduğunu öğreneniz var mı?

Iş hanımızın plaza, bedestenimizin galeria,

Sergi yerlerimizi, center room, show room,

Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?

Yol üstü lokantamızın fast food,

Yemek çeşitlerimizin menü,

Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?

İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,

Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,

Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,

Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,

Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, sponsorluk diyeniniz var mı?

Mesireyi, kır gezisini picnic,

Bilgisayarı computer, hava yastığını air bag,

Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, okey diye konuşanınız var mı?

Çarpıcı önemli haberler, flash haber,

Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,

Yıldızları, star diye seyredeniniz var mı?

Virvirik dağının tepesindeki köyde,

Cafe show levhasının altında,

Acının da acısı kahve içeniniz var mı?

Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,

Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,

Özün el diline özendiğine, içi yananınız var mı?

Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi unuttuk,

Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik,

Türkçe'miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?

Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,

Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

Bir ferman yayınlamıştı .

Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı?”

Son Analiz:

Küresel bir sivil toplum ve sosyal yenilik hareketi olarak Türk okulları önümüzdeki 30 yıl içerisinde Türkçeyi ve Türk kültürünü dünyaya yayabilecek potansiyele sahip görünüyor. Yüz yıl önce yabancı okulların akınına uğrayan Türkiye, şimdi çarkı tersine çevirmiş görünüyor. İlber Ortaylı’nın tesbitine göre bu, “Türk milletinin büyüklüğünü, yeniden büyük devlet olma azmimizi anlatan tarihi bir ayağa kalkıştır”.

Görülen o ki gelinen noktada bu okullar belli bir grubun veya ideolojinin değil tüm kesimleriyle bütün Türkiye’nin okulları haline gelmiştir. Aşkla, umutla, sevgiyle, inançla, ahlakla, hoşgörüyle, çağdaşlıkla, esneklikle, fedakarlıkla beslenen bu okulların bulundukları toplumlardaki ve ülkelerdeki etkilerinin çok boyutlu ve derinden olacağını tahmin edebiliriz. Bu okulların Türkçe’nin küresel platformda yaygınlaştırılması açısından önem taşıdığını görüyoruz. Ancak bu okulların uzun vadede Türkiye için stratejik önemi sadece Türkçenin yaygınlaştırılması ile sınırlı değildir. Stratejinin temelinde insan vardır ve nitelikli insan gelişiminin en önemli rotası çok yönlü eğitimden, öğrenmeden, değişimden ve gelişimden geçer. Stratejik önemi çok boyutlu bir denklem olarak ele alırsak yurtdışındaki Türk eğitim kurumlarının kültür, bilim, sanat, spor, etik değerler, karakter eğitimi, lobi faaliyetleri, organizasyon, dostluk, diyalog, barış, sevgi, çoğulcu demokrasi, sivil toplum, yenilikçilik, girişimcilik, sosyal fayda ve paylaşım gibi pek çok boyutta Türkiye için uluslararası platformda önemli açılımlar sağlayacağını tahmin edebiliriz.

Fahri Karakaş, 2004, İstanbul

McGill Üniversitesi Öğretim Üyesi, Kanada

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fahri Bey, öncelikle ben de yeni yılınızı ve bayramınızı kutluyor, esenlikler diliyorum. Türkçe'nin yabancı dil olarak öğretimi konusunda, ülkemizde ve yurt dışında hayli tanınan Ankara Üniversitesi Türkçe ve Yabancı Dil Araştırma ve Uygulama Merkezi TÖMER'de Fransızca ve Türkçe okutmanlığı yapıyorum. Dünya çapında Türkçe konusunda yapılan bu yarışmaya emeği geçen herkese içtenlikle teşekkür ediyorum. Bir konuya açıklık getirmek gerekirse; yazınızda, yetkilinin yaptığı "Dünyada tek Türkçe Öğretim Seti" şeklindeki yoruma katılmam mümkün değil. Doktora uzmanlık alanım her ne kadar Fransızcanın yabancı dil olarak öğretiminde metodlar (bir diğer tabirle "dil öğretim setleri") olsa da adlarını şu an hatırlamadığım pek çok Türkçe dil seti bulunmakla birlikte, ilgililerin, kurumumuz TÖMER'in yayınlamış olduğu 1984 tarihli Türkçe Öğreniyoruz ve 2000 tarihli Hitit setlerinden haberdar olmamaları mümkün değil. Bu konuda eksik bir bilginiz kalmasın diye bu yazıyı kaleme aldım. Bilgilerinize...

Bayram'lık Ağız 
 29.12.2006 18:18
Cevap :
Merhabalar efendim, Bu ekleme ve düzeltmeyi yaptığınız için çok teşekkür ederim. Çok haklısınız, TÖMER'in yayınladığı çok kaliteli Türkçe öğrenim setlerinin varlığını biliyoruz ve TÖMER'imizi de bu büyük ve anlamlı hizmetinden dolayı tebrik ediyoruz. Türkçemiz ve Türkiyemiz için TÖMER çok şey ifade ediyor. Türkçe çalışmalarında emeği geçen herkese şükran borçluyuz. Çok anlamlı bir vazifeniz var, size görevinizde başarılar diliyorum efendim. Saygılarımla, Fahri  29.12.2006 22:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 279
Toplam yorum
: 169
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 2425
Kayıt tarihi
: 09.09.06
 
 

Dr. Fahri Karakaş, Londra’da University of East Anglia’da görev yapmaktadır (Norwich Business Sch..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster