Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '14

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
78
 

Türkçe'nin neresindeyiz?

Türkçe'nin neresindeyiz?
 

politikadergisi.com


Osmanlı’dan ve onun dilinden kurtuluşun iki adımı vardır. 
 
Bir, Harf Devrimi, Türkiye'de 1 Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı "Yeni Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkında Kanun"un kabul edilmesi ve yeni alfabenin yerleştirilmesi sürecine genel olarak verilen isimdir. Bu yasayla o güne kadar kullanılan Osmanlı Alfabesi'nin yerine, Latin Alfabesi'nin Türkçe'ye uyarlanmış bir biçimi kabul edildi.
 
İkinci adım ise, Türk Dil Kurumu’nun, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmasıdır.
 
Bu iki adımla aslında Türk insanı da, bu toplum da iki büyük devrime adım atmıştır.
 
Bunun sonucunda, bütün Osmanlı İmparatorluğu boyunca, okuyup yazamayan; sahte aydınlarının deyimiyle “etrak-ı bi idrak” kalan Anadolu halkı, kısa zamanda okumasını öğrenmiş. Cumhuriyetin başında %6’lar civarında olan okur yazar kısmı en kısa zamanda %80’lere çıkmıştır. 
 
Kimin sayesinde oldu bu? Cevabını ben değil, siz verin…
 
TDK kurulduktan sonra, önce halkın dili bir güzel tarandı . Bütün Anadolu’dan toplanan terimler, sözcükler bir güzel tasnif edildi. Bunlar cilt cilt kitaplar halinde bastırıldı. Sonra Arapça, Farsça ve Avrupa dillerinden giren sözcüklere karşılık bulma çabalarına girişildi. Bu iş milleti öylesine sardı ki, Atatürk dahil, bütün millet sözcük uydurmaya başladı.
 
Atatürk de bu işin doğru bir yol olmadığını anlayınca, işi zamana ve uzmanlarına bırakmaya karar verdi. Ama bu çabalar sonucunda Türkçe metinlerde Türkçe sözcük oranı, %20’lerden, %80’lere doğru yükseldi.
 
Fakat iş durmadı. Ve duramazdı da. Gavurlar yerlerinde sabit oturmuyorlar ki, durmadan yeni aletler, motorlar, makinelar icat ediyorlar ve bunlara durmadan yeni adlar koyuyorlar. İki yol var: Ya bunları olduğu gibi alıp Türkçe’de kullanacaksın, ya da bu terimlere uygun karşılıklar bulacaksın… Akıllı ülkeler, bunlara karşılıklar bulmaya yöneldiler. Biz de akıllı bir ülke olarak bütün bilimsel terimlere karşılıklar bulmaya çalıştık. Bir süre TDK’mu çok güzel çalıştı ve iyi işler yaptı. Önceleri çok önemli Terimler Sözlükleri çıkararak, Türk Dilindeki boşlukları doldurmaya çalıştılar. İşte bunlardan bazı örnekler…
 
İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü, Dil Bilimi Terimleri Sözlüğü, İktisat Terimleri Sözlüğü, Otomotiv ve Araç Terimleri Sözlüğü, Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü…Vb.
 
Aslında bunların sayısı çok fazla da , ben burada bu kadarıyla yetindim.
 
Sonra ne oldu… TDKurumu durdu … 
 
Halk da ne yana gideceğini şaşırdı. Çünkü sokağa çıktığında, bir AVM’ye gittiğinde Türkiye’de mi geziyor, yoksa New-York’da mı, şaşırıyor insanlar. Her taraf İnglizce mağaza. market, tuhafiyeci, .. isimleriyle dolu. Yazı dili berbat oldu. Artık, İngilizce baskın bir dile sahibiz basında..
 
Hiç utanmıyoruz. Peki egemenlik nerede kaldı?
 
Atatürk’ün sözleri nerede kaldı: 
 
“Türk milletinin dili Türkçe’dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır. (1929)
 
Zengin sözlüğümüzün toplandığı gün, milli varlığımız en kuvvetli bir dal kazanacaktır. Bizim milliyetçiliğimizin esası dil birliğinin korunmasıyla mümkün olacaktır. (1938)
 
Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felaketler içinde ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin, kalbidir, zihnidir. (1929)
 
Güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Bizim ahenkli, zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. (1928)
 
Türk dili zengin, geniş bir dildir. Her kavramı ifade kabiliyeti vardır. Yalnız onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde çalışmak lazımdır. (1930)
 
…….
 
Daha bunlar gibi bir sürü söz… Ama onlar artık bir kulağımızdan giriyor. Bir kulağımızdan çıkıyor. Kimse ne yazık ki Atatürk’ü işitmiyor. ..
 
Türk Dil Kurumu da işitmiyor ki, son zamanlarda çıkardığı kitaplara bakın….
 
Nehcül - Feradis - ;   Nesayimül-Mahabbe min Şemayimil-Fütüvve  ; Huastuanift - Manihaist Uygurların Tövbe Duası;  Sözlük Ferheng Kürtçe - Türkçe - Kurdi - Tırki….
 
İşte bunlar da TDK’nun bastığı bazı kitaplardan örnekler…  Çok lüzumlu kitaplar değil mi? 
 
Hadi Atatürk’ten bir söz daha hatırlatalım:
 
“Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz.” (1931)
 
Şimdi geldik buracığa. İki ara bir derede kaldık. Bir yanımız Osmanlıca, bir yanımız İngilizce …. Git gidebilirsen; at bir adım daha atabilirsen. Ama ..
 
“Türkçem benim ses bayrağım…” Hiç unutma…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Size katılmamak mümkün mü Erdal Hocam.Emeğinize ve yüreğinize sağlık.MUTLU YILLAR.

Şennur Köseli 
 01.01.2015 12:28
Cevap :
Mutlu yeni yıllar diliyorum Şennur Hanım.  01.01.2015 15:33
 

Türkçemiz gitti gidiyor Erdal Hocam. Nasıl kurtulur bimiyorum ama yetkililer de durumu iyice karıştırıyorlar sanki...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 30.12.2014 16:35
Cevap :
Halk her zaman olduğu gibi Türkçe'yi yaşatır..Ama Türkçe'ye bir bebek gibi özen göstermek gerekir. Bu "Herkes" kavramına Devlet dahildir. Daha temiz, daha zengin bir Türkçe ile yeni yılda hepimize mutluluklar diliyorum Ayşegül Hanım.  01.01.2015 15:37
 

Atatürk'ün büyük bir komutan ve siyasi lider olduğunu hiçbir şekilde tartışmaya açamam. Ancak ne var o da ölümlü bir ani idi ve yaşamı sürecinde her fani gibi hatalarda yapmıştır. Osmanlı Türkçesini Arapça ve Farsça dan soyutlayarak yeni bir dil yaratmaya çalışmak eminim ki bugünkü sorunlara neden olan en önemli hatalardan biriydi. Toplumlar dilleriyle gelişir o dillerin içindeki kelimeleri, kavramları ayıklamaya kalkarsanız kültürel anlamda bir gerileme başlar. Neticede olanda bundan ibarettir. Keşke Osmanlıca Türkçesi hiç Türkçeleştirilmeseydi. Ben Almanca olarak yazılmış çok eski yazıları okur ve anlarım ama Türkçede bunu yapamam. Aynı şekilde Almanlar, Fransızlar, İngilizler dillerini Latinceden temizlemeye kalksalardı onlarda dilsel ve kültürel anlamda mutlaka gerilerlerdi. Alfabenin değişmesi sorun değildir ve olmadı da ama dil her ne sebepten olursa olsun değiştirilmemeliydi. Ben her türlü milliyetçiliğe karşıyım ve özellikle de kültürde milliyetçiliğe kökten karşıyım. Selaml

Matilla 
 29.12.2014 20:55
Cevap :
Ne söylediyseniz hepsi yanlış. Bir tanesini söyleyeyim. Atatürk yeni bir dil yaratmaya çalışmamıştır. Sade , Türkçe'yi zenginleştirmek için elinden geleni yapmıştır.. Bunu da inkar ederseniz, sizinle nasıl tartışılır ki..! Yazdıklarınızı bir kez daha okuyun ve Türkçe'yi ne kadar özensiz kullandığınızı görün. Daha dikkatli olalım lütfen.  01.01.2015 15:45
 

Başka söze de gerek yok zaten Erdal hocam, elinize emeğinize sağlık, iyi seneler diliyorum selam saygılarımla

Cemile Torun 
 29.12.2014 18:20
Cevap :
Türkçe sanıyorum emekleme devrini atlattı ama büyümek için biraz yardım bekliyor.. Fakat ona kimse elini uzatmıyor. Saygılar efendim.  29.12.2014 21:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 760
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster