Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '06

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
1396
 

Türkçe yazıldığı gibi gülünen bir dil midir?

Türkçe yazıldığı gibi gülünen bir dil midir?
 

:))

Emrin olur canım, hemen gülüyorum.

Yalnız bugün pek havamda değilim de.

Hani, varsa bir "gıdıklama işareti" de gönderirsen, belki işe yarar diyorum.

Ahada yaradı bile.

Yüzümde güller açmış, etraftan öyle söylüyorlar.

Efendim?

Parantez 2 tane miydi?

Daha mı çok gülmeliyim?

Miktarı da sen belirleyeceksin yani.

Aslında Sevgili "OynamıYorum" un, "Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dil değildir" başlıklı yazısını 1000 karakterle yorumlayabilseydim, bu yazıya gerek kalmayacaktı. Yorumlayabilmiştim de nitekim.

Ta ki, her ne kadar bu konuda kendisiyle aynı fikirde olmasam da,
dilimizin ayrıntılarını gayet iyi yakalayıp, yazısında gayet de iyi yorumlamış olan bu değerli genç kardeşimin, aldığı bol "kapa parantezli" yorumları, aynı "kapa parantez" bolluğuyla yanıtladığını, farkedene kadar.

O zaman 1000 karakter sınırını aştım işte.
O nedenle kendisinin izniyle bu konuda bir de ben yazayım dedim.

Türkçenin yazıldığı gibi okunan bir dil olmadığına katılıyorum.
Dünyada yazıldığı gibi okunan bir dil olduğunu da sanmıyorum.
Daha doğrusu, telaffuzundaki bütün ayrıntıların, yazı dilinde ifade edilebildiği bir dil olduğunu. Sözcüklerin melodisini işaretlerle ifade edebilmenin zorluğundan bahsediyorum.
Yoksa halk dilindeki bozunmalar değildir, yazı ve konuşma dilleri arasındaki farklılaşmaya neden olan.
Eğer sözcüklerin melodisini ihmal edecek olursanız;
o zaman belki de dillerin tamamı,
yazıldıkları gibi okunur bir hale dönüşürler.
İngilizceyi ele alacak olursak;
Türkçede harfler biçimsel olarak
her durumda hep aynı sese karşıgeldikleri halde,
İngilizcede harflerin karşıgeldikleri sesler,
başka hangi harflerle birarada olduklarına göre değişir.
Ancak hangi harfin, hangi harflerle birlikte hangi sesi vereceği,
kurallarla belirlenmiştir ve değişmez.
Dolayısıyla kelimelerin melodisini ihmal eden bir mantıkla
yaklaştığınız takdirde;
İngilizce de, Türkçe de yazıldığı gibi okunan dillerdir.
Ama tekrar ediyorum;
sözcüklerin melodisini, yani vurgulama ve tonlamalarını,
ihmal etmek koşuluyla.

Türkçemizde, gündelik kullanımda "geleceğim" sözcüğünün,
haber spikerleri de dahil herkes tarafından,
"gelicem" şeklinde telaffuz edildiği bir gerçektir.
Gündelik kullanımın, daha genel bir ifadeyle halk dilinin
varoluş amacı da bunu gerektirmektedir zaten.
Ancak içinde "geleceğim" sözcüğünün geçtiği bir şiir düşünün.
Şiiri okurken bu sözcüğü,
aynen yazıldığı gibi mi telaffuz edersiniz,
yoksa "gelicem" diye mi?
Tabii ki aynen yazıldığı gibi.
Aslolan da budur.
Gerisi gündelik kullanımdaki bozunmalardır ki,
zamana ve yöreye göre farklılıklar gösterebilir.
Dolayısıyla bu durum,
Türkçe'nin yazıldığı gibi okunmadığı iddiasına gerekçe olamaz.

Türkçemizde yazı diliyle konuşma dili arasındaki farkları oluşturan asıl neden;
her dilde olduğu gibi, tonlama ve vurgulama sorunlarıdır.
Bunları doğru kullanmadan hiç bir sözcüğü doğru okuyamazsınız.
Sözcüklerin tam olarak nasıl tonlanıp, vurgulanacağını
yazı dilinde ifade etmeye kalkarsanız
yazı diliniz pratikliğini kaybeder,
Yazmayı çok zorlaştırırsınız.
Örneğin "ordu" sözcüğünü ele alalım.
Bu sözcükle Türkiye' mizin bir ilini mi,
yoksa Silahlı Kuvvetlerin bir parçasını mı kastettiğimiz
cümlenin gelişinden, ya da birinin daima büyük harfle başlamasından bellidir.
Ancak bu 2 sözcük birbirlerinden farklı da tonlanırlar aynı zamanda.
Peki yazı dilinde bu farklılığı gösteren herhengibir veri var mı?
Yok.
O nedenle yarım yamalak bir yaklaşımla,
bir kısım sözcükte, bir kısım harfin uzunluklarının ya da
kalınlıklarının, yazı dilinde ifade edilmesine gerek de yok.
Yani konuşma dilindeki seslendirme ayrıntılarını yazı dilinde,
ya tüm sesler için vermelisiniz, ya da
hiç böyle bir ayrıma kalkışmamalısınız.
Düşünsenize, "OynamıYorum" un da belirttiği gibi;
Türkçemizde farklı tonlarda "e" ler var ve
siz bunların farklılıklarını yazı dilinde göstermezken,
"a" ların farkını gösteriyordunuz.
Üstüne üstlük uzatma ve inceltme için aynı işareti kullanarak.
"alaka" gibi sözcüklerde çuvallayıp tekini kullanarak.
Belki de şapkaları çeşitlendirsek daha iyi olacaktı.
Uzatmalara "kasket", inceltmelere "fötr".
Ne dersiniz?
Üstelik Türkçemizde uzatma ve inceltmelerin
2 kademeli olduğu da kesin değil ki.
O zaman daha çok uzatma için, daha çok "kasket",
daha çok inceltme için, daha çok "fötr".

Dilimizin mantığı bakımından, kaldırıldıkları çok iyi oldu.
Kültürü yeterli düzeyde olan, zaten vurgulamaları biliyor ve
bunların yazı dilinde gösterilme gibi bir zorunlulukları da yok bence.
Neticede yazı dilimizi, yeni öğrenenler kolay konuşabilsinler diye,
şapkacı dükkanına çevirecek halimiz yoktu.
Türkçe zaten mantığı çok düzgün Matematik gibi bir dil.
Yazı dili çabucak öğrenilebiliyor.
Hele onu bir öğrensinler de,
konuşma kısmı varsın yanlış olsun, biz anlarız.
Zamanla yaşayarak onu da öğrenirler, kültürümüzle birlikte.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

''Yazı dili kolay hele bir öğrensinler, konuşmayı da öğrenirler'' diyorsunuz..Bu gidişle biraz zor..Yeni nesilin konuşma tarzlarına hiç şahit oldunuzmu?..TV'lerde ki yayınlarda kullanılan bana göre yanlış konuşma dilinden dolayı yeni nesil sırf bu şekilde konuşuyor buna benim kzım da dahil ve ben nefret ediyorum Türkçeyi bu şekilde konuşmalarından..

Sema CURUK 
 25.01.2007 0:15
Cevap :
Ben de onun için bu konularda yazıp duruyorum ya zaten. Katkılarınız için teşekkürler.  25.01.2007 13:08
 

Açıkçası üslubunuza diyecek bir şey yok. Ama bence yazdıklarınızla savunduklarınız bir yerde çelişiyor aynı zamanda. Ayrıca yazdığım yazı bir hayal ürünü değil, diksiyon derslerinde öğretilen şeyler ve hatta altta kaynak da göstermiştim. Ve İngilizcede sözcük telaffuzlarıyla ilgili kural yok aslında: Mesela blood, floor, book - bu 3 sözcükte "oo" lar sırasıyla a,o ve u şeklinde okunuyor. Yada burn, bury, burrow - bunlarda da "u"lar aynı iki harfin arasında olduğu halde sırasıyla ö,e ve a diye okunuyor. Bunlar sadece birkaç örnek tabi.

OynamıYorum 
 28.12.2006 13:12
Cevap :
Ben hayal ürünü olduğunu zaten iddia etmedim ki. Yalnızca Edebiyat dili ile gündelik konuşmayı karıştırmayalım, aslolan Edebiyat dilidir, diyorum. Siz işin bu kısmını, verdiğim şiir örneğini görmezden gelip nedense İngilizceye yoğunlaşmışsınız. Bunda benip konuyu fazlaca dallandırmamın da etkisi vardır mutlaka. Onu iyi yapmamışım doğrusu. Ancak yine de verdiğiniz örneklere bir göz atacak olursak; "blood","floor" ve "book" da hangi 2 kelimenin hem öncesindeki hem de sonrasındaki sessiz harfleri aynı ki? Diğerlerinde ise sonraki hece etkisi var. Zaten mutlaka düzensiz fiillerde olduğu gibi kuraldan sapmalar da vardır. Teşekkür ediyorum,saygılar.  28.12.2006 17:34
 

sevdim bu yazıyı ve yaklaşımları. teşekkür edereim. ama türkçe fonetiktir, yazıldığı gibi okunur, okunduğu gibi yazılır, ama bizim anadolu türkçemiz biraz karışıklık ifade eder. bu da hızla giren yabancı sözcüklerin türkçeleşmesi nedeniyledir diye düşünüyorum. w harfi yok ama sesi vardır dilimizde bu sesi bavul ve davul derken çıkarırız mesela. neyse uzatmayım bir kez daha teşekkürler

Oğuzkan Bölükbaşı 
 27.12.2006 10:54
Cevap :
Teşekkürler, bir Türkçe aşığı olarak bu konuda siz de yazmalısınız bence.  27.12.2006 17:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 130
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 2107
Kayıt tarihi
: 03.11.06
 
 

İzmirliyim ama, İstanbulda yaşıyorum. Elektronik Mühendisiyim ama, ilaveten yazıyorum. Evliyim ama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster