Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '14

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
50
 

Türkçe'ye dönüş

Büyük Atatürk, Türk Dil Kurumu’nu kurmak için Dolmabahçe’de bilim adamı, yazar ve dilcileri toplayarak “ Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.” buyruğuyla çalışmaları başlattı.

Ulusal devletimizin kurucusu Büyük Atatürk, ilk kez geometri dersi için “üçgen, dörtgen, boyut , yüzey, yatay, dikey, düşey, taban, ayrıt, eşit, artı ...” sözcükleriyle dilde devrimi başlatıyordu. Cumhuriyetin ilk yıllarında dilimizde bulunan yabancı sözcük oranı %70’lerden şimdi %10’lara düştü .

12 Temmuz 1932’den bu yana 82 yıl geçmiş. Türk Dil Kurumu 19 Ekim 1983’e değin yaptığı çalışmalarla Türkçenin bilim ve sanat dili olabileceğini kanıtladı. “Dilde özleşme” amaçlanarak dilimize Türkçe kökenli sözcükler kazandırıldı. Yazarlarımız, ozanlarımız Türkçe yazmak için birbirleriyle yarıştılar. Türkçe düşünmek, Türkçe yazmak bu dönmede ilke edinildi. Bir büyük ozanımız, Fazıl Hüsnü Dağlarca, “Türkçem benim ses bayrağım” dedi ve bunu yapıtlarıyla kanıtladı. Usta romancımız Yaşar Kemal kökenine bakma ilkelliğine  düşmeden Türkçeyi yapıtlarında yüceltti. Romanlarıyla dilimize Türkçe kökenli Yaşar Kemal Sözlüğü kazandırdı.

Kişinin tek başına dilini savunması kuşkusuz çözüm değildi . Bu bir toplum, devlet sorunuydu . Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti kurulana dek devletin bir Türkçe sorunu olmamıştır. Ancak ulusal kimliğine kavuşan devletimiz gündemine dil sorununu taşımış, toplumumuz Atatürk’ün “ Ulus demek, dil demektir.” özdeyişiyle de ulusdilin toplumsal yaşamımızdaki önemini kavramıştır. Çünkü, “Dil, düşünce üretimiyle yaşantı çoğulluğuyla varsıllaşır.” (Ahmet Kocaman, ‘Baz’ Almasak Olmaz mı?, TDD, Eylül-Ekim 2009 )

Atatürk, bu anlayışını 12 Temmuz 1932 ‘de kurduğu Türk Dil Kurumu’yla yaşama geçirir. Bu kurum, bir zamanlar aşağılanan Türkçe'nin varsıl bir dil olduğunu Tarama, Derleme, Sözlük çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarır. Türk Dil Kurumu  bu verimli çalışmalarını  19 Ekim  1983 ‘ e değin sürdürür . Ancak Türk Dil Kurumu l983’te kimlik değiştirince çalışmalar kesintiye uğrar  . Görünürde açık olan Türk Dil Kurumu böylece kapanmış olur  .

1932 – 1983 arası Türkçe'nin gelişme düzeyi ulus olarak kıvançlandırdı bizi. Artık Türkçeyle yazınsal ve bilimsel alanlarda yapıtlar verilmeye başlandı. Şu anda dilimizdeki sözlük birimi ( sözcük, deyim, terim, atasözü, sözcük öbeği ) 150 bin dolayında bulunmaktadır. Bugün büyük oranda Türkçe sözcüklerle kendimizi, sorunlarımızı, bizi kuşatan evreni anlatabiliyoruz. Ancak günümüzdeki duyarsız yöneticiler nedeniyle Türkçe Batı dillerinin saldırısı altında bulunmaktadır. Oysa, bu ülkenin dilseveri kadar yöneticisi de duyarlı olursa, toplumumuz kentleşme sürecini dilimizi kaybetmeden, Batı dillerinin etkisinde kalmadan başarabilir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Turkay bey...Dilimiz, egemen kültür ve uygarlıkların dillerinin bombardımanı altındadır. Dilimize giren yabancı sözcüklerin hızı, Türk Dil Kurumunun Türkçeleştirme çalışmalarını yetersiz kılmaktadır...Daha fazla çalışmalıyız; aksi halde "Bye Bye Türkçe" demek zorunda kalabiliriz. SElamlar

cdenizkent 
 26.05.2014 18:56
Cevap :
Sevgili Dost, Aynen sizin gibi düşünüyorum.Bu uğraşım bunun kanıtı.Sevgilerimle...  14.06.2014 10:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster