Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '12

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
2466
 

Türkçede değişmeceli anlatımlar

Türkçede değişmeceli anlatımlar
 

DOĞDUĞUM İL BAYBURT


Söyleyişe güç ve güzellik katmak sözcüğün etkili kullanımıyla sağlanır. Sözcüğün anlamıyla yapılan bu yaratımlar onun bir süs özelliği taşımadığını, dilde anlatımı kolaylaştırdığını göreceğiz. Sözcüklerin anlamsal kullanımıyla ilgili bu bilinçli kullanım söz sanatları (söz oyunları) olarak da adlandırılır.

Değişmeceli anlatımları içeren anlatımları, söz oyunlarını şu başlıklar altında inceleyeceğiz:

Atasözü / Özdeyiş

Deyim aktarımı

Ad aktarımı

Dolaylama

Benzetme

Eğretileme

Kişileştirme ve Konuşturma

Değinmece

Dokundurma

Abartma

Güzel Nedenleme 

ATASÖZÜ  / DEYİM / ÖZDEYİŞ

“ Bir elin nesi var iki elin sesi var.”

Kim tarafından söylendiği bilinmeyen bu sözcük dizisi dayanışmanın, birlikte iş yapmanın gereğini anlatıyor.

“ Damlaya damlaya göl olur.”

Bu sözcük dizisindeyse tutumlu olmak gerektiğini öğütlüyor. Buradaki anlatım geniş zaman kipinin üçüncü tekil kişisiyle kurulmuş.

“ Bugünün işini yarına bırakma.”

Yine bir öğüt var. Her işi zamanında yapmanın kişinin başarılı olmasındaki yeri, önemi anlatılıyor.Anlatım buyuru (emir) kipiyle gerçekleştirilmiş.

Yukarıda sıraladığımız üç örnekte de sözcük dizilerinin değişmece yoluyla belli bir durumu, genel kuralı bilgece düşünce ya da öğüt kalıbı olarak vermektedir. Bu özlü yargılar bir düşünceyi, gözlemi, öğüdü değişmece yoluyla anlatıyor. Kim tarafından söylendiği bilinmediğinden ortaklaşa (anonim) anlatımlardır. Bu açıklamalar sonucu şu tanımı yapabiliriz:

Bir düşünceyi, gözlemi, öğüdü değişmece yoluyla anlatan yargılı söz dizisine atasözü denir.

ATASÖZLERİNİN  TEMEL  ÖZELLİKLER

-  BİÇİM  ÖZELLİKLERİ

1. Ulusal bir özellik taşır. O ulusla özdeşleşmiş, ulusun değer ve kültürünün  özümsenmiş anlatımıdır.

Örnek: 

Kanı kan ile yumazlar. ( Hoşgörü, bağışlama, uzlaşma )

Yalnız taş duvar olmaz. ( Dayanışma, yardımlaşma )

Yeter adamı sık boğaz ettiğiniz. (Kişinin üstüne çok  gitmek, baskı yapmak )

2. Deyim ve atasözleri anonim(ortaklaşa) ve değişmece anlamlıdır. Bu özellikleriyle özdeyişten ayrılır.

ÖZDEYİŞ (VECİZE) : Söyleyeni belli gerçek anlamlı özlü anlatımlardır.

Örneğin,

“ Ulus demek, dil demektir.

(Atatürk)

3. Atasözü kalıplaşmış sözcük dizisi olduğundan hiçbir sözcük çıkarılamaz, eklenemez; sözcüklerin yerleri değiştirilemez.

Örnek,

“Dost dostun eyerlenmiş atıdır.”( Dost her zaman dostu için özveriye hazırdır.) atasözü “Arkadaş arkadaşın eyerlenmiş atıdır.” Sözcük dizisiyle söylenemez. Çünkü sözcükler arasındaki düzen ve uyumu bozmuş oluyoruz.                                                                                                                

Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.” Tavuk yerine ördek denemez..

4.Sözcükler arasında bir düzen ve uyum vardır. 

Örnek, 

Gelen geçer, konan göçer.”

5.Atasözleri değişmeceli anlamlıdır, ancak gerçek anlamlı atasözleri de vardı

Örnek, 

“Dost ile ye iç, alışveriş yapma.”

“Bugünün işini yarına bırakma.” 

“Son pişmanlık fayda vermez.”

 6.Atasözü söz arasında bir düşünceyi güçlendirip    pekiştirmek amacıyla söylenir.

 Örnek,

Gereksiz konuşan biri için,“Söz gümüşse sükût  altındır.” denir.

7.Atasözlerini deyimlerle karıştırmamalıyız.

DEYİM,mantık dışı, düşünüldüğünde gülünçlüğü yanında biçimsel bir sözcük öbeği ya da tümcedir. Deyim özel durumlar için geçerlidir. Yani özel bir anlatım kalıbıdır, gerektiğinde çekimlenebilir. Örneğin, “gözden düştüm, gözden düştün, gözden düştü, gözden düştünüz, gözden düştük, gözden düştüler” genel kural niteliğinde bir anlam içermez.

Atasözü yargı bildiren söz  dizisi, genel kural içerirçekimlenemez.

8. Atasözünün işlediği düşünceyi, verdiği öğüdü, belirlediği gözlemi kavramak için sözcük dizisinin değişmeceli bir anlatım olduğunu bileceğiz.Yani atasözünün önce değişmece anlamının arkasında bulunan gerçek anlamı bulmalıyız. Sonra bu anlamı yorumlayabiliriz.

Örnek,

Ala keçiyi gören içi dolu yağ sanır.”

       Dış görünüş          yanılma

 Atasözünün anlatmak istediği dış görünüşe aldanmamalı.

Eğri bacanın doğru dumanı çıkar.”

  Sorunlu aile            çocuk

Bu atasözünde, sorunlu aileden dürüst, akıllı, sorumluluklarını bilen  çocuk yetişir anlamı bulunmaktadır. Atasözünün öğüt vermek amacıyla söylendiğini daha önce belirtmiştik. Ancak, her öğüdün ya da söylenenin doğru olmadığı bu atasözünde görülmektedir. Bunu başka atasözleriyle örnekleyelim:”Bana değmeyen yılan bin yaşasın.” , “Pire itte, bit yiğitte bulunur.”

  Aşağıdaki tümceleri deyim, atasözü olarak  adlandıralım

 A) Onun da, tuttuğu dal elinde kalır.

 B) Dün öleni dün gömerler.

C) Bu değirmenin suyu nereden geliyor.

D) Kurtla güler, kuzuyla ağlar.

E) Kar ne kadar çok yağsa yaza kalmaz.

F) Mum dibine ışık vermez.

B, E, F seçeneklerinde genel bir kural söz konusu bu nedenle atasözü; A, C, D, ise özel durumlar için geçerli olduğundan deyimolarak adlandırılır.

 9.Atasözleri, yüklemleri geniş zaman ya da buyuru(emir) kipiyle çekimlenir. Başka kiplerde de geniş zaman anlamı anlam kaymasıyla verilir.

Örnek:

Son pişmanlık fayda etmez.(geniş zaman)

Ayağını yorganına göre uzat.(buyuru)

Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.

gereklilik / geniş zaman  : Gereklilik kipi geniş zaman kaymış.

- İÇERİK  ÖZELLİKLERİ

1 Toplumsal olayların nasıl oluştuğunu uzun bir gözlem sonucu bildiren atasözleri vardır.

Örnek:

Minareyi çalan kılıfını hazırlar.

Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.

2. Doğa olaylarının nasıl olageldiğini belirten atasözleri vardır.

Örnek:

Mart yağar nisan övünür, nisan yağar insan övünür.

Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır.

3. Ahlak dersi veren atasözleri vardır.

Örnek:

Bugünün işini yarına bırakma.                            

4.Atasözleri bilgece düşünceler de içerir.

Örnek:

Ak akçe kara gün içindir.

5. Atasözlerinden inançları, gelenekleri içeren de bulunmaktadır.

Örnek:

.Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.

6. Atasözleri karşıt kavramlar içerebilir.

Örnek:

Güzel bürünür, çirkin görünür.

DEYİM  AKTARIMI

Koçlar sürüsü Kurtuluş Savaşı’nda.”

  Mehmetçikler

Körpe kuşum benim olacaksın.”

 Sevgili

Dili güllüdili zifirdil bezeği,   eli maşalı,      kirli çıkı

İki yüzlü      kırıcı     tatlı dilli         kavgacı          gizlide  parası olan

Mercimeği fırına vermek, saçını süpürge etmek, topal eşekle kervana katılmak”

 Özel söyleyişi sürdürmek  zorluklara katlanmak   yeteneksiz birisiyle işe koyulmak

Öküz altında buzağı aramak,   dereyi görmeden paçayı sıvamak, yangına körükle gitmek

Kendine göre nedenler bulmak  gerçeği bilmeden karar  vermek    bir işi olmaza sokmak

 Bu örnekler sözcük öbeği olarak oluşmuş deyimlerdir.Bunun dışında tümce biçiminde oluşmuş deyimler de vardır.Şimdi bunları örnekleyelim:

“ Kedi olalı bir fare tuttu.”(Üzerine aldığı işi ancak başarabildi.)

“ Eski çamlar bardak oldu.” (Her şeyin değiştiğini anlatıyor.)

 Deyim, dolaylı bir anlatım olduğu için sözcüler, sözcük öbekleri yan anlamlarıyla kullanılır.Bu nedenle eğretileme,düz değişmece, benzetme, somutlaştırma, karşıt kavramları bir araya getirme çoktur. Dile getirilen kimi kavramların benzetme yoluyla başka bir kavramı anlatması genellikle kapalı eğretilemede insandan doğaya, açık eğretilemede doğadan insana aktarılır.

Örnek,

Keltepe, yapraklar titriyor. (“Keltepe” insan özelliği doğaya aktarılmış, kapalı eğretileme

Dalgın suya bir bak göreceksin. ( “Dalgın” insan özelliği doğaya aktarılmış, kapalı eğretileme)

Yumuşak konuş pişkin herif,ağır çocuk. ( “Yumuşak, pişkin, ağır” doğayla ilgili özellik,insana aktarılmış, açık eğretileme)

Sinemamızın bir yıldızı kaydı.(sinema oyuncusu,doğadan insana aktarılmış)

 Yetmişlik çınar yılmadan karşı koydu düşmana.(insan)

Sesinin rengi acı çığlıkta.(”Renk” göz ile algılanırken burada kulak algılıyor, gözden kulağa aktarma yapılmış.”Acı” tat alma organı dille algılanırken burada kulağa aktarılmış. Bu duyu organları arasında yapılan aktarmadır.)

Deyim aktarmaları içinde yer alan somutlaştırma  soyut, anlatımı güç durumların somut kavramlar aracılığıyla dile getirilmesidir.Somutlaştırmada benzetme amacı bulunur.

Örnek.

İki ayağını bir pabuca sokmak (işi zorlaştırmak, somutlaştırma)

 Ağzı kulaklarına varmak ( sevinçli, somutlaştırma, düzdeğişmece)

 Çene yarıştırmak (Sözle  yarışmak,somutlaştırma,düzdeğişmece)

 Baston yutmuş gibi  (şaşkınlık,durgunluk,eylemsiz; benzetme)

 Doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı. ( Bir kurtuluş, çözüm, çıkış yolu bulunamayan durumları anlatıyor. Somutlaştırma).

.Kurallarıçiğneme

soyut   somut  (Eğretileme yapılmış somutlaştırılmış.)

Somut anlamlı bir sözcüğün soyut anlam kazanması (anlam genişlemesi) somutlaştırmayla karıştırmamalı.

Soyut-somut : somutlaştırma

Somut-soyut : anlam genişlemesi

 Örnek:

.Hüzün geldi baş köşeye kuruldu.

 soyut               somut   :   somutlaştırma

Yazık oldu kıza, bir oduna düştü.

 somut benzeyen:- (yok)

benzetilen: odun   (Duyarsız, duygusuz anlamda somutlaştırma yapılmış; açık  eğretileme.)

Deyim aktarımı bir benzerliğe, ad aktarımı bir ilgiye, ilişkiye dayanır.

Örnek,

Bursa Uludağ’ın eteğine yaslanmış, geçmişini düşünüyordu.

benzeyen  :Bursa

benzetilen : -  (insan)

 Bursa insana benzetilmiş, yani insana özgü nitelikler kente aktarılmış (deyim aktarımı)

Avanos ekmeğini çanak, testi yaparak kazanır.  

Avanos’la orada yaşayanlar arasında ilgi kurulmuş, Avanos yaşayan halk yerine kullanılmış (Avanos-yaşayan halk: ad aktarımı)

AD AKTARIMI  ( Düz Değişmece, Mecaz-ı Mürsel )

“Senin kapın herkese açık.” ( kapı : parça, ev : bütün ; parça-bütün )

Beyaz perdenin kralı kim ? “ ( beyaz perde : parça, sinema : bütün; parça-bütün )

Beethoven dinledik.” ( Beethoven : bütün, yapıt: parça; bütün-parça)

Çaydanlık kaynadı mı ?” ( çaydanlık : dış, su :  iç; bütün-parça)

“Lokantaya girince başını çıkardı.” ( başını çıkar:  iç, şapka . dış ; iç-dış)

“Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal.”   (hilal-bayrak)

 “beyazcam (televizyon), sandık başına gitmek (seçime gitmek)”

“Kardeşimin eliyle babama mektup gönderdi.   ( araç- eylem)

 “Onda beyin yok.” ( somut-soyut )

 “Kasaba eğleniyor. " ( bütün-parça )

  “Uçak,Yeşilköy’e indi. " (bütün-parça)

 “Beni cepten ara. " ( parça-bütün) 

“Tabağını bitir."  ( bütün-parça)

Yukarıdaki örneklerde sözcüğü benzetme amacı gütmeden başka bir sözcüğün yerine kullanılmasına ad aktarımı denir.

Ad aktarımlarında parça verilip bütün, bütün verilip parça ya da iç verilip dış, dış verilip iç anlatılabilir. Bunların dışında sözcük doğrudan başka bir sözcüğün yerine de kullanılır. Örneğin, hilal-bayrak vb.

 Ad aktarımı duyu organları arasında da olur.

 “Kızın tatlı gülüşü unutulur mu?“ (Tatlı sözcüğü tatma organımızla ilgili olduğu halde görme organımıza aktarılmış.)

 “Yıkadı ellerini sabahın aydınlığında.” (Görmeorganıyla ilgili olan aydınlık dokunma organına aktarılmış.)

 “Yumuşak bir sesle konuştu.” (Yumuşak dokunma organımızla ilgili burada işitme organımıza aktarılmış.)

“Toprak altında kalanların acı çığlıkları kulaklarımda.” (Acı tat almaorganımızla ilgiliyken işitme organımıza aktarılmış.)

“Elvan elvan kokun gelir.” (Elvan renk olup gözle ilgili kavram, burada buruna aktarılmış.)

Ad aktarımı insan-doğa, doğa-insan, doğa-doğa arasında da olur .

“Gülümsüyordu ay çarıklı ayaklarımıza.” ( N. Hikmet, Kuvayı Milliye Destanı, Gülümsemek insana özgü bir özellik doğaya aktarılmış, kişileştirme yapmış.)

 “Gönlüm dalgalandı. ( doğa-insan)

“Bulut  kaynıyor.” (doğa-doğa)

“Gün çekildi pencerelerden “(Cahit Sıtkı Tarancı, Korktuğum Şey, “Gün, pencere” başka varlıkların yerini tutuyor.)

“ Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak” (M.Akif Ersoy, İstiklal Marşı, ‘ocak’ aile yerine kullanılmış)

“ Biliyorum matarada su/torbada ekmek/ve kemerde kurşundeğil şiir/ama yine de/matarasında su/torbasında ekmek/ve kemerinde kurşun kalmamışları/ ayakta tutabilir (H.Hüseyin Korkmazgil, Karagün Dostu, su, ekmek, kurşun düzdeğişmeceli olarak kullanılmış)

 “ Kardaş, senin dediklerin yok / Halay çekilen, toprak bu toprakdeğil (F.H. Dağlarca, Kızılırmak Kıyıları, ‘toprak’ düzdeğişmeceli olarak kullanılmış)

 “Ey unutuş! Kapat artık pencereni/ Çoktan derinliğine çekmiş denizbeni/ Çıkmaz artık sular altında o dünya” (A.M.Dıranas, Olvido, ‘deniz,sular altında o dünya’ düzdeğişmeceli)

 “ Diz çökmesin sağır göğe öksüz duaların/ Yaksın bütün ufukları artık belâların.../ Her zulmü, kahrı, boğmaya bir parça kan yeter/ Ey Şark uyan yeter, yeter ey Şark uyan yeter” (A.C.Yöntem, Şarkın Ufukları, ‘sağır gök, ufuklar, kan, şark’ düz değişmeceli)

 “ Alınterivar temellerinde/ Merhametine girdiğin yapıların / Ve avuç sıcaklığı / Ayrı ayrı her taşında /  İnsanların” (C.Irgat,Yapı, ‘taş’ düzdeğişmece; ‘alınteri, avuç sıcaklığı’ değişmece)

 “ İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı/ Serin serin Kapalı Çarşı/ Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa/ Güvercin dolu avlular/ Çekiç sesleri geliyor doklardan/ Güzelim bahar rüzgârında ter kokuları/ İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı...” ( O.V. Kanık, İstanbul’u Dinliyorum, ‘ İstanbul’u dinliyorum, doklardan, ter kokuları’ düzdeğişmeceli)

 “ Beni bu güzel havalar mahvetti/ Böyle havada istifa ettim/ Evkaftaki memuriyetimden/ Tütüne böyle havada alıştım/ Böyle havada âşık oldum... / Beni bu güzel havalar mahvetti” (O.V. Kanık, Güzel Havalar, ‘tütün’ düzdeğişmece)

 “ Geceleyin bir ses böler uykumu/ İçim ürpermeyle dolar: - Nerdesin?/ Arıyorum yıllar var ki ben onu/ Âşıkıyım beni çağıran bu sesin” ( A.K.Tecer, Nerdesin, ‘ ses’ düzdeğişmece)

Ad aktarımıyla söz geliştirilip genişletilir, böylece bir kavram bağlantılı olarak bir başka sözcüğün yerine kullanılırken birçok anlatım biçimi de dile kazandırılır. Örneğin, bütün-parça, dış-iç, somut-soyut, sanatçı-yapıt, yer-yön kavramlarının birini söyleyerek diğerini anlatma dilimizde ad aktarımı ile gerçekleşir.

 “ Kasaba günlerdir eğleniyor.” ( ’Kasaba’ orada yaşayan insanlaryerine kullanılmıştır. Burada ‘eğlenmek’ eylemi kasabaya ilişkin olmayıp orada yaşayanlara ilişkindir. İnsandan doğaya aktarma yapılmış.

 “ Sinekli Bakkal’da, Doğu – Batısentezi   aranıyor.” (‘Doğu’ ve ‘ Batı’ sözcükleri bir yönü değil, ‘Avrupalı’ ve ‘Asyalı’ düşünce sistemini anlatmaktadır.)

“ Ateşi yakın.” ( ‘Ateş’ sözcüğü ‘yakıt’ın yerine  kullanılmış. Burada öncelik ateşe verilmiş.)

 “ Ondaki beyin kimde var ! ” ( ‘Beyin’ sözcüğü ‘zeka, akıl, yetenek’ gibi soyut kavramları anlatmak için kullanılmıştır.

 “Kurtuluş Savaşı’nda Maraş düşmana karşı direndi.” ( ‘Maraş’ sözcüğü ‘Maraş’ta yaşayanlar’ anlatılıyor.

 “ Almanya, ilk Türk işçilerini bağrına bastı.” ( ‘Almanya’ sözcüğü ‘Almanya’da yaşayan insanlar’ı  anlatıyor.

 “ Ayağını çıkarıp içeri girdi.” ( ‘Ayak’ iç, ‘ayakkabı’ dış. İç söylenip dış anlatılmış. ‘Ayak’ sözcüğü ‘ayakkabı’ sözcüğü yerine kullanılmış.

 “ Gemi Mersin’e yanaştı. “  ( ‘Mersin’ sözcüğüyle ‘Mersin limanı’ anlatılmıştır. Bütün söylenmiş parçaanlatılmış.

 “ Bütün düşüncelerini çürüttüm.”  ( ‘Çürüt-‘ sözcüğü soyut anlam kazanarak ‘düşüncelerinin yanlışlığı’ kanıtlandı anlamını üstlenmiş.

 “Lozan, Cumhuriyet filminin çekiminde yeniden gündeme geldi.” ( ‘Lozan’ yer, burada anlatılan ‘Lozan Anlaşması’

 “ Öğretmenler gençliğe sahip çıkmalıdır.” ( ‘Gençlik’ soyut, ‘genç insanlar’ somutolarak kullanılmış.

  Örnek Soru,

 “ Ege, işgale baş eğmiyor, hızla silahlanıyordu.” Tümcesindeki “Ege” sözcüğünün kullanımına benzer bir kullanım aşağıdakilerden hangisinde yoktur.

A)Akdeniz, turizmi oldukça benimsemiş görünüyor

B)Kimse, Güneydoğu’nun yıllardır ne çektiğini bilmiyor.

C)İç Anadolu, daha çok tarımsal olanaklara dayanarak yaşıyor.

D)Kimi olaylar Doğu Anadolu’nun huzursuz olmasına neden oldu.

E)Karadeniz, kıyıları dövmeye başlamış, hırçınlaşmıştı

 A,B, C, D seçeneklerinde, “Akdeniz, Güneydoğu, İç Anadolu, Doğu Anadolu” bütün – parça ilişkisi var. Yani ‘bütün’ söylenmiş ‘parça’ anlatılmış. E seçeneğinde ‘Karadeniz’ bölge anlamında kullanılmayıp ‘deniz’ sözcüğü yerine kullanılmış. Burada parça-parça ilişkisi görülmektedir. Yani parça söylenerek yine parça anlatılmış.

DOLAYLAMA

 Bir sözcükle karşılanan kavramı birden çok sözcükle karşılama yoluna dolaylama denir. Dolaylama bir tür düz değişmecedir. Çünkü bir kavramı başka sözcüklerle karşılıyoruz. Böylece bir adı dolaylı başka adlarla  karşılamış oluruz. Dolaylama aynı zamanda dolaylı anlatımdır (aracıyla yapılan).

Örnek: 

minik serçe : Sezen Aksu

 kara elmas : kömür

Sonunda yelkenleri suya indirdi : (İnadından  vazgeçti, dolaylı anlatım)

BENZETME (Teşbih)

Sözün gücünü artırmak, anlamı zenginleştirmek için aralarında çeşitli bakımdan ilgi, benzerlik kurulan iki nesne ya da kavramdan ortaklıklar yönünden güçlü olanı güçsüz olana aktarmaya benzetme denir.

Benzetme dört öğeden oluşur : benzeyen, benzetilen, benzetme yönü, benzetme ilgeci . Bu dört öğe şu özellikleri içermektedir.

 Benzeyen  (b)   :  Nitelik bakımından güçsüz olan

 Benzetilen (blen) : Nitelik bakımından üstün, güçlü olan

Benzetme Yönü  (by) : Karşılaştırılan nesne ya da  kavramların aralarındaki ilgi ve benzeyiş

Benzetme İlgeci (bi) : Sözcükler ve kavramlar arasında benzetme ilgisi kuran ilgeç ya da ilgeç görevindeki sözcükler:

 Örnekler:

Sen  /Türkiye  /gibi /aydınlık ve güzelsin”

b       blen       bi          by

Bu benzetmede dört öğede bulunmakta bunun  için tam benzetme (ayrıntılı benzetme)   

 “ Gözleri okyanus gibiydi

b          blen        bi

Benzetme yönü bulunmayan bu benzetmeye kısaltılmış benzetme denir.

“Gider oldum kömür gözlüm elveda.”

 blen    b

 Benzetmenin benzeyen ve benzetilen öğeleriyle yapılan bu benzetmeye yalın ( güzel, teşbii beliğ) benzetme denir

Yollar köyleri saran eskimiş çerçeveler

b   by    blen

Benzetme ilgecinin bulunmadığı benzetme  pekiştirilmiş benzetme olarak adlandırılır.

 Uyarılar

Benzetmede değişmece anlam kazanan öğe   benzetilendir.

“Tilki kadar kurnaz adam.”

“Adam” ile “tilki” karşılaştırılmış değişmece  anlamı “tilki” kazanmıştır.

Karşılaştırmalarda benzeyen- benzetilen arasında nitelikçe üstünlük yoksa o benzetmede değişmece anlatım yoktur.

“ Ben de senin gibi düşünüyorum.

Benzetme ilgeci “ gibi, kadar, sanki, nitekim, âdeta vb.” sözcükleri kullanılır.

Benzetmede anlatım gücü abartma ile sağlanır.

“Otomobil yanımızdan jet gibi geçti.”  Otomobilinin hızı abartılmış.

Benzetilen öğe kimi kez dokundurma göreviyle kullanılır.

“ Selvi gibi boyun var.”

Benzetmesi kısa boylu birisi için söylendiğinde boyunun kısalığı nedeniyle dokundurma yapılmış olur.

 Örnekler:

Aşağıdaki seçeneklerde yer alan benzetmeleri adlandırınız.

Güneş, altın bir top gibi parlıyordu.

Güneş, altın bir top gibiydi.

Güneş, parlaklıkta altın bir toptu.

Güneş, altın bir toptu.

Güneş, bir top gibiydi.

Benzetmeleri, ayrıntılı, kısaltılmış, pekiştirilmiş, yalınolarak adlandırmıştık. Bunların hangi seçenekte olduğunu niçinleriyle birlikte belirtiniz.

 Aşağıdaki örneklerde geçen benzetmeleri öğeleriyle birlikte gösteriniz.

 “Ayakları öküz ayağı, beli kurt beli gibi  idi...”   (Oğuz Kağan Destanı)

“Kanın su gibi aktı, kemikleri dağ gibi yığılıp yattı...”(Göktürk Yazıtı)

 “O kokulu gül dedikleri aşk çiçeğidir.”(Hacı Bektaş Veli)

“Çal benim şair tabiatım, çık orta yere/ Fakir güzelinden söyle/ Hasret ateşinden çal/ Çal, söyle benim derdimi sevdalı sesinle.” (M. C. Anday,Alaturka)

“Dünya döndükçe/ Umut, fakirin ekmeği/ Ye Mehmet ye/ Ye Mehmet ye!”(O.M.Arıburnu,Umut)

“Evimiz kutu gibi küçücük bir evdi;/ Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;/ Güneşin batmasına yakın saatlerde/ Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede...”(A.M.Dıranas, Fahriye Abla)

 “Bir kelime buldum çın çın öter;/ Adı candır./ Bir erik kopardım can dalından;/ İçi can dolu”(B.R.Eyüboğlu, Can Eriği)

“Bu vatan toprağın kara bağrında/ Sıra dağlar gibi duranlarındır.”(O.Ş.Gökyay, Bu Vatan Kimin)

“Gölgem bir hırsız gibi tırmanır duvarlara”(C.Kudret, Gece Yarısı)

“Ben ölürsem karakutumu bulamayacaklar/Ne bir buz yoğunluğu/Ne bir sinema perdesi yırtık... küçücük

kabrim / Bir çocuk kalbi gibi haylaz olacak!”(

Patron tilki gibi kurnaz     : ayrıntılı benzetme

Patron tilki gibi                 : kısaltılmış benzetme

Patron tilki kurnazlığında : pekiştirilmiş benzetme

Patron tilki                        : yalın benzetme

Örnekler incelendiğinde, anlatımın etkinliğini artırmak için sözcükler arasında anlam ve benzerlik ilgisi kurulmuş olduğunu görüyoruz.

EĞRETİLEME  (İstiare)

Benzetmenin türü olup özelliği geçicici olarak aktarma olarak tanımlanabilir. Eğretileme sözün benzetme yönüne dayanılarak sözü bir başka söz yerine kullanmaktır.” Benzeyen, benzetilen” öğelerden birisiyle yapılır. Eğretileme değişmeceli yan  anlamlar içinde en çok kullanılanıdır. Bir sözün gerçek anlamını kaldırarak benzerliği olan diğer bir anlamı eğreti(geçici) olarak diğerine aktarmadır.

Eğretilemede benzetilen, benzeyen öğelerden yalnız bir tanesi kullanılır. Bu öğelerin kullanımına göre eğretileme ikiye ayrılır.

 1. AÇIK EĞRETİLEME

Yalnızca benzetilen kullanılarak yapılan eğretilemedir. Açık eğretilemede doğadan doğaya, doğadan  insana kavramlar aktarılır.

Önekler:

İçimizdeki yılanı geç anladık ( Yılan,benzetilen; benzeyen, kişi söylenmemiş. Doğada bulunan bir özellik insana aktarılmış.)

Çam ağacı yavru serçeye kollarını açmıştı.  ( Kol, benzetilen; benzeyen, dal söylenmemiş. Doğadan    doğaya aktarma yapılmış.)

 Güneş derenin serin sularında saçlarını yıkıyordu. ( Saçlar,benzetilen; benzeyen, güneşin ışınları söylenmemiş. Doğadan doğaya aktarma yapılmış.)

Bu leş kargalarından millet yaka silkiyor. ( Leş kargaları,benzetilen; benzeyen, asalak insanlar söylenmemiş. Doğadan insana aktarma yapılmış.)

Çukurova, yaz gelince beyaz altınla kaplanır. ( Beyaz altın, benzetilen; benzeyen, pamuk söylenmemiş. Doğadan doğaya aktarma yapılmış.)

 Yedi tepeli şehrimde bıraktım gonca gülümü. ( Gonca gül, benzetilen; benzeyen, sevgili söylenmemiş. Doğadan insana aktarma yapılmış.)

 Sinemamızdan bir yıldız daha kaydı. ( Yıldız, benzetilen; sinema oyuncusu, benzeyen söylenmemiş. Doğadan insana aktarma yapılmış.)

İçindeki yaşama ateşini yitirmiş. ( Ateş, benzetilen; coşku, benzeyen söylenmemiş. Doğadan insana aktarma yapılmış.)

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum / Bütün çiçekleri getirin buraya (C.Atuf Kansu, Dünyanın Bütün Çiçekleri,  çiçekler özellikleri bakımından çocuklara aktarılmış.)

 2.KAPALI   EĞRETİLEME

Benzeyen öğesi söylenerek yapılan eğretilemedir.Kapalı eğretilemede insana özgü kavramlar doğaya aktarılır.Aynı zamanda doğadan doğaya,doğadan insana da aktarma yapılabilir.

 Örnekler:

 Yağmur damlaları saçaklarda titriyor. ( İnsana özgü özellik  titriyor doğaya, yağmur damlalarına aktarılmış.) Kapalı eğretilemeyle kişileştirme yapılmış. Çünkü benzetilen insandır.

. Gözümden uyku akıyor.( uyku, geçici olarak suyun akışına benzetilmiş. Bu örnekte doğadan doğaya aktarma yapılmış.)

. Yılan çalıların arasından akıp gitti. ( Benzeyen öğe yılan benzetilen öğe suyun özelliğini almış.Doğadan doğaya aktarma yapılmış.)

 . Bu sözlerini duyunca utancımdan eridim. ( Eridim doğadaki bir özellik, katı cisimlerin sıvıya geçişi, insana aktarılmış.) Bu aktarmada diğer örneklerde olduğu gibi değişmece anlam taşımaktadır

. Masalların çağırması başlar uzaktan

 Resimler resimlerle birleşir.

İsterse kör olsun, sağır olsun bu saatte

 İnsanlar insanlarla birleşir.

(Fazıl Hüsnü Dağlarca, Elalem)

“Masalların çağırması” yla kapalı eğretileme yapılmış insan özelliği doğaya aktarılmış.Aynı zamanda kişileştirme ve konuşturma yapılmış.

 3.TEMSİLİ  EĞRETİLEME

 Kapalı eğretileme sayılan temsili eğretileme imge ve simgelerde saklı bulunan eğretilemedir. Benzetme ilgisi bulunan kavram ya da nesneler birtakım sembollerle anlatılır. Örneğin, Faruk Nafiz Çamlıbel, At adlı şiirinde bir atı betimleyerek Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışından sonra Türkiye’nin kuruluşu, yiğitçe direnişi anlatılır. Yine Tevfik Fikret, Çınar adlı şiiriyle Osmanlı devleti anlatılmaktadır.

Örnekler:

Hani seninle bir gün Topkapı’dan geçiyorduk

Enli boylu bir çınar gördük 

(Tevfik Fikret)

Düşman bize zeytin dalıuzatıyor.

Çınar, zeytin dalı değişik kavramları temsil etmektir. Yani Osmanlı, barış kavramları başka kavramlarla anlatılmıştır. Bu aktarmada benzerlik ilişkisi kurulmuştur. Çınar-Osmanlı, zeytin dalı-barış kavramları söz ödünçlemesi yapılmıştır.

Yüce dağ başında siyah bir tülvardır.

Siyah tül benzetme amacıyla  bulutun yerine kullanılmıştır.

KİŞİLEŞTİRME KONUŞTURMA

Karlı dağların başında

Salkım salkım duran bulut

Saçın çözüp benim içün

Yaşın yaşın ağlar mısın

Bulut” sözcüğüne insanda olan özellikler verilmiş. “Çözmek,ağlamak” insanda bulunan özellikledir.

Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna

-Tenimde bir yara gibi işlersin

Titrerim rüzgarlar zarar vermesin.

 “Dal”ın konuşması, “tomurcuğun dalda bir yara gibi işlemesi” insanla ilgili özelliklerdir.İnsanla ilgili özelliklerin bunlara verilmesi sözcüğe yeni anlatım özelliği kazandırmıştır.

İnsan dışındaki canlı cansız varlıkları insan gibi düşünen, duyan,gören ve eylem içinde bulunan insan kişiliğinde göstermeye kişileştirme (teşhis), insan kişiliğinde gösterilen bu varlıkları konuşturmaya da konuşturma (intak) denir. Kişileştirmeaynı zamanda kapalı eğretilemedir.

Her konuşturmada kişileştirme vardır. Ancak her kişileştirmede konuşturma olmayabilir. Masallarda, Fabllarda başvurulan söz s

Örnek:

Deniz beni bekliyor.Yavuklum sokaklar

Beni bekliyor. Ben adımı kazıyoru

Yaz gölünde geyik gibi yüzen ağaca

 “Deniz, sokaklar” bekleme özelliğini alarak kişileştirilmiştir. “Beklemek” insana özgü bir özelliktir burada cansız varlıklara verilmiştir.

geyik gibi yüzen ağaç” dizesinde benzetme ve kişileştirme bulunmaktadır. “Ağaç-geyik” arasında “yüzmek” yönünden benzerlik kurularak “geyik”te bulunan özellik “ağaç”a aktarılmış. Aynı zamanda “ağaç” yüzme özelliği kazanarak da kişileştirilmiştir diye düşünebiliriz

DEĞİNMECE  ( Kinaye )

Sözcüğü gerçek  ve değişmece anlamıyla kullanmaya değinmece denir.Bir sözcük ya da sözcük öbeği iki anlam içerir.Sözcüğün açıkça söylenmesi hoş olmayan durumlar yaratacağı düşünüldüğünde sözcükleri iki anlamıyla kullanarak değişmece anlamı üzerinde durulur. Sözcüğün değinmece biçimiyle kullanımında benzetme amacı yoktur.

 Örnekler:

Taş bağırlı dağlar mısın? ( Dağların taş olması gerçek anlam, burada üzerinde durulan kişinin acımasızlığı bu da değişmece anlam .)

.Yüzü kızarmaz! ( Yüzüne kan basıncının gelmemesi,yüzün kırmızı bir görünüm almaması gerçek anlam; burada amaçlanan kişinin utanmazlığı bu da sözcüğün değişmece anlamı.)

 . Ocağa incir diker! ( Toprakta açılmış çukura incir ağacı dikmek gerçek anlam, başkası için iyi düşünceler taşımamak ise değişmeceli anlamdır.)

. Eli açık! ( Elinin kapalı olmaması gerçek anlam, amaçlanan anlam ise gereksiz harcama yapması ise değişmece anlam.)

. Kulağı delik. ( Kulakların delik olması bilinen durum,yani gerçek anlam; oysa anlatılmak istenen her olaydan, durumdan haberli olması ise değişmece anlamdır.)

.Onun kapısı herkese açıktır. ( Kapının açık bulunması gerçek anlam, kişinin konuk severliği anlatıldığına göre bu anlam değişmece anlamdır. Kapı sözcüğüyle de ev anlatıldığından değişmeceli anlatım, parça söylenmiş bütün anlatılmış.)

Ayağını yorganına göre uzat. ( Değişmeceli bir anlatımdır. Atasözünde söz konusu olan anlam yorganın boyu değil, gelirine göre harcamalarını yap denmektedir.)

O akşam her şeyi kustu. ( Yediklerini çıkarması anlatılmıyor. Bildiklerini söylemesi, herkese duyurması,öfkelenmesi anlatılıyor ki bu da değişmeceli anlamdır.)  

DOKUNDURMA  (İroni, Tariz, İğneleme, Alay  Etme)

“İnci gibi bir yazısı vardı, üç kişi zor okurdu.”

 Yazının okunaklı olmadığını dile getirerek kişiyle alay etme, kişiyi iğneleme, gerçeği söylüyormuş gibi görünerek karşıtını söylemeyi amaçlamıştır.

“Çok temiz giyinirdi, gömleği lokanta listesiydi.” 

 Kişinin bazı niteliklerden yoksun olduğunu belirtmek için başvurulan dolaylı anlatımdır. Kapalı anlatım özelliği taşıyan dokundurma yargılı anlatımdır. Sözcükler gerçek anlamın karşıtı amaçlanarak yargıyı oluşturmuşlar. Yargı benzetmesiz.Günlük konuşma dilinde çok başvurulur.

“Maşallah zekâ fışkırıyor.” ( çok aptal )

“Karınca gibi.” ( çok tembel )

“Üç parmak noksan ölç ölçersen kile

Tatlı söz konuşma bir kimse ile

Dört kuruşa sekiz kuruş et hile

Hilekârlık hoş sanattır usanma”

 Yukarıdaki dörtlükte söylenen yargılı anlatımların her dizesinde karşıt anlamlar amaçlanmaktadır. Bu nedenle söz konusu kişi eleştirilmektedir.

ABARTMA  ( Mübalağa )

“Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır.”

 Derinden “of çekmek”le dağların yıkılmayacağını, ancak kişinin üzüntüsünün büyüklüğü değişmeceli  anlatımla olduğundan çok olarak gösterilmek istenmiş.

“Katar katar olmuş yüzünde benler

 Dizilmiş kaşının arasına “

 Sevgilisinin yüzündeki benlerin çokluğunu “katar katar” ikilemesiyle olduğundan çok göstererek

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda “

 Mehmet Akif Ersoy

Yurt için ölenlerin çokluğu abartılarak anlatılıyor.

“Aralarından su sızmıyor.

Boynu kıldan ince,

Gözünü dört aç.

İki ayağımı bir pabuca soktu.”

 “Su sızmaması, kıldan ince, gözünü dört aç,ayağını pabuca sokmak” deyimleriyle var olan olduğundan çok gösterilmiş.

“Gözlerimin yaşı deryaya akar

 Hicran ateşleri bağrımı yakar”

İlk dizede gözyaşının çok akarak bir ırmağa  dönüşmesini söylemesi abartmadır. Ayrıca, burada, benzeyen : gözyaşı; benzetilen : ırmak ( dizede yok ) ile  kapalı eğretileme yapılmış. 

 Bir sözün etkisini artırmak için söz konusu olanı  olduğundan daha çok ya da daha az göstermeye abartma denir.

GÜZEL  NEDENLEME  ( Hüsn – i Talil )

“ Bir kanat çırpışıyla uzaklaştırdı

Kara bulutları

İki kırlangıç “

Ferit Edgü

Ozan, “kara bulutların dağılmasını” insan için güzel olan “kırlangıçların kanat çırpmasına bağlamış.” Oysa, bulutların dağılması bir doğa olayı. Söz konusu olayı gerçek nedeni dışında insana güzel gelecek, gerçek olmayan, uydurma bir nedene bağlamış.

“Gönlünü Şirin’in aşkı sarınca

Yol almış hayatın ufuklarınca;

O hızla dağları Ferhâd yarınca

Başlamış akmaya çoban çeşmesi...”

Faruk Nafiz Çamlıbel

HİKAYE

Senin dudakların pembe

Ellerin beyaz

Al tut ellerimi bebek

Tut biraz

Benim doğduğum köylerde

Ceviz ağaçları yoktu,

Ben bu yüzden serinliğe hasretim

Okşa biraz !

Benim doğduğum köylerde

Buğday tarlaları yoktu,

Dağıt saçlarını bebek

Savur biraz !

Benim doğduğum köyleri

Akşamları eşkıyalar basardı,

Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem

Konuş biraz !

Benim doğduğum köylerde

Kuzey rüzgârları eserdi,

Hep bu yüzden dudaklarım çatlaktır

Öp biraz...

Cahit KÜLEBİ

Cahit Külebi’nin Hikâye adlı şiirin son bölümünde ilk iki dize son iki dizedeki eylemin nedeni olmaktadır. Bu,  ozanın isteklerini başka nedenlere bağladığını gösteriyor.

NOT:

Değerli izleyenler, okurlar, yazar, ozan arkadaşlarım,

Bu yazımı biraz uzun tutarak dinlenceye çıkmaya karar verdim. Umarım kararımı hoş karşılarsınız. Bana 0535 390 58 24'ten ulaşabilirsiniz. Sevgiler, saygılar... 06.07.2012

Türkay KORKMAZ

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 190
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 317
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster