Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '19

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
18
 

Türkçede Dönüşüm

İnsanı öteki yaratıklardan üstün kılan iki önemli yetenekten birinin “düşünme”, diğerininse “konuşma” olduğunu biliyoruz. Düşünme ve konuşmada temel araç dil içindeki sözcüklerdir. Sözcükler kendi içlerinde uyumlu, tutarlı bir bütün, bir dizge oluşturarak dili yaratırlar.

Dil, sözcükle kurulan bir yapıdır. Dilin temel taşları sözcüklerdir.Bu bakımdan sözcük anlamlı ses ve kavram birimi olarak büyük önem taşır.Sözcük dışında dil sesi ya da kavram düşünülemez.

Dil, anlatım sırasında kendini gösterir. Anlatım, tasarlanan bir konuyu anadilin düzeni içinde söz ya da yazıyla anlatmaktır. Dilin birimi sözcük, anlatımın birimi de tümcedir. Sözcükler tümce içinde değerlenirler.

“Dil, kuruluşu ve yerleşmiş ses düzeniyle toplumsal bir kurumdur. Anlatım, sözcükler içinden yapılan seçim sonucu oluşturulan tümceyle ortaya çıkan
bireyselliktir.” (Berke VARDAR, Dilbilim Sorunları, Ankara, 1968, s.6)

Yani anlatım kişiden kişiye değişir. Her anlatım arasında başkalık vardır. Kişinin kültür düzeyi, yaşama biçimi, toplumsal konumu, beğenileri vb.bu başkalığı doğurur.

Aşağıdaki örneklerde konu Sait Faik Abasıyanık’tır. Fakat iki örnek metnin ayrılıkları kurdukları tümcelerde, seçtikleri sözcüklerde kendini gösteriyor.

Örnek
“Gerçekten vatanseverdi. Büyük bir idealci idi. İdealinin temeli sevgiye, bilgiye ve yaman bir görgüye dayanıyordu. Geçekçi bir yazış tarzına ve hikâyelerinin ilk bakışta kuru gibi gözüken dış görünüşe karşılık, yazılarının derinlerinde o hayal ülke, bütün bunlarla birlikte, gür duygular içinde belirmekteydi. Çok sevilen Komiser hikâyesindeki sıcak insan sevgisi çeşitli yönleri ile her hikâyesinde vardır.” (Cahit Külebi, Türk Mavisi)

“ Onun daha 1924 tarihini taşıyan hikâyelerine bir göz atınca, hemen görürüz ki, bunlar o devirdeki Türk hikâyelerinden gerek şekil, gerek muhteva bakımından tamamen farklıdırlar.
.................

Sade bu kadar değil... Diğer taraftan klasik hikâye tarzını aşmak cesaret ve meharetini bütün Türk hikâyecileri arasında ilk olarak onda görürüz. ” (Haldun Taner)

Her dilin anlatımda oluşturduğu “sözcük dizgesi” ayrılıklar gösterir. Bu ayrılık, dillerin sözdizimsel yapılarından kaynaklanmaktadır. Her kişi düşüncelerini tümceler aracılığıyla anadilin sözdizimine uyarak dile getirir.

Türkçenin yapısal özelliklerinden temel öğelerin sonda bulunması gerektiği, önemsenen öğenin yükleme yaklaştırıldığı, yüklemin çatısal özelliğinin anlatımı etkileyeceği, anadilimizin bilinmesi gereken sözdizimsel kurallarından bazılarıdır.

Bu kurallar, anadilimizin değişmezlik ekseninde yer almaktadır. Dilin değişebilirlik ekseninde ozanların, yazarların, dilbilimcilerin dili işleyip geliştirdiklerini görüyoruz, biliyoruz.

Anadili öğretiminin kişilerde alıcı dilsel etkinlik olan anlama (dinleme, okuma) ile verici dilsel etkinlik olan anlatma (konuşma, yazma) gibi becerileri geliştirmeye dönük etkinlikler bütünü Türkçe öğretimin beceri ve alışkanlıklar edinme eylemi olduğunu gösteriyor. duygu, düşünce ve tasarımları “anlatabilmek” de önemlidir.

Bu da :
. Konuşma
. Yazma
ile sağlanır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 958
Toplam yorum
: 307
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 630
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster