Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '12

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
1074
 

Türkçede Yazma

Türkçede Yazma
 

29.KARTAL KÜLTÜR SANAT FESTİVALİ, 3.KARTAL KİTAP FUARI KENT KONSEYİ STANDI 15 HAZİRAN-6 TEMMUZ 2012


Bilge eğitimci F.W.Foerster, ” Biz dünyaya anlamak için    geldik.” *  derken bilinmezi bilinir kılacak yapıcılığı, yaratıcılığı dile getiriyor.

Anlam işi, kişinin anadilini tanıması – kullanması – ile  yaşam bulur.Anadilini kullanamayan, kurallarıyla birlikte uygulayamayan          kişi,anadilinden uzaklaşacağı gibi anlam işini de gerçekleştiremez. Kısaca, anadilinden uzaklaşan kişi anlama gücünü yitirir.

Türkçe sesçil bir dil olduğundan anlaşılması kolaydır.Türkçe, yalın, özü biçimine,   biçimi özüne uygun bir dildir. Bu kolaylığı başarabilmenin yolu kuşkusuz anadili bilincinden geçmektedir.

Anlama olayı  dinleme ya da okuma yoluyla gerçekleşince  metin / düzyazı, paragraf , tümce , sözcük boyutlarında konuşma ya da yazıya dönüşür. Yazıya dönüşüm edilgen biçimde gerçekleşir . Şimdi bu dönüşümün metin / düzyazı boyutunda nasıl gerçekleştiğini görelim.

                                  METİNDE / DÜZYAZIDA ANLAM

 Şiirden başka bir anlatım yolu olan düzyazı, dilbilgisi kurallarına göre  paragraf, tümce ve sözcüklerden oluşan anlatım türlerine verilen genel addır. Bu genel ad, metin / düzyazı,  “şiirden düzyazıya geçiş düzyazının tiyatro türünde önem kazanmasıyla geçekleşmiştir.” (Cevat Çapan, Değişen Tiyatro) Bizim yazınımıza da Tanzimat’tan sonra Batı kökenli düzyazı türleri girmiştir. Bu düzyazı türleri Türkçenin sözdizimi kuralları içinde işlenip geliştirildi.Bunlar düşünsel ve yazınsal olmak üzere iki genel başlık altında toplanabilir: Düşünsel türler: Düzyazıda bir amaç için oluşturulan, bilgi veren gazete ve dergi yazıları olarak da adlandırılanlardır.Bunlar: makale, deneme, eleştiri, köşe yazısı, söyleşi, gezi yazısıdır. Bir de gerçek yaşam ve yaşantıdan kaynaklanan anı, günlük, yaşam öyküsü, gerçek özyaşam öyküsü, mektup türlerini sayabiliriz.

 Yazınsal türler ise, gerçekleri düş gücüyle kurmaca bir dünyaya dönüştüren,duygusal, çağrışımsal anlatım özelliği taşıyan yazılardır.Örneğin, öykü, roman, masal, dramatik türler, şiir olarak             adlandırılabilir.

Şiir,tüm düzyazı türlerinin işlevini üstlenen insanın ilk anlatım yoludur. İnsanoğlu önce sesini geliştirerek onu bir araç gibi kullandı. İnsanoğlunun geliştirdiği, bir araç gibi kullandığı ses ilkel insanın şiiriydi. Yazınsal ilk tür şiirdir. İlkel insandan bu yana gelişen bütün yazınsal türler şiirden doğup gelişmiş, şiir onların anası olmuştur. (Cristopher Caudwell, Yanılsama ve Gerçekçilik; George Thomson, Şiir Sanatı)  metinde anlam konusu işlenirken şiirden doğan düzyazı türleri paragraf, tümce, sözcükte anlam boyutlarında ayrı ayrı ele alınacaktır. 

                                          METNİ / DÜZYAZIYI OLUŞTURAN  ÖĞELER

Bir yazıda sözü edilen nesne, ele alınacak durum, anlatılan olay, açıklanan düşünce ya da çözümlenmek istenen sorun konu’dur. Yazı neyin üzerinde duruyor, neden söz ediyorsa konu odur. Örneğin, “Damlaya damlaya göl olur.” Atasözünde biriktirmenin gereği ve önemi üzerinde duruluyor.Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban romanında İç Anadolu köylüsünün yaşamı ve Türk aydınının köylüyle olan çelişkileri işleniyor.Romanda yerine göre olay, nesne, sorunlar ele alınıyor.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Örneğin, Orhan Pamuk’un Yeni Hayat adlı romanında okuduğu kitaptan etkilenerek yeni hayatın peşinden koşan bireyin öyküsü anlatılıyor. İnci Aral’ın Yeni Yalan Zamanlar adlı romanındaysa çözülmenin, yozlaşmanın hızla yaşandığı bir ortamda kimliklerini yitiren insanlar, kimliklerini, yaşamı sorgulayarak çevrelerinde olup bitenleri adlandırmaya çalışıyor.

Yazarlar, konuyu okurlara kavratabilmek için sınırlandırırlar.Konunun sınırlandırılması şu noktaların belirlenmesiyle gerçekleşir:  

1.Konu 
2. Görüş Açısı ( Bakış Açısı )
3. Anadüşünce
4. Yardımcı Düşünceler                                                                 
                                          KONU                       

 “Okumak uğraşların en zorudur.” (Geothe)

 Bu özdeyişte ele alınıp işlenecek olan “okumak” yazının    konusudur.    

 “Erdem, başkalarına iyilik yapmaktır.”          

  Atasözünde “erdem” yazımızda işleyeceğimiz, üzerinde    duracağımız durumdur.

Bir yazıda ele alınan ne ise o, konu olarak adlandırılır. Konusuz yazı olamayacağına göre konuyu buldurmaya yönelik sorular da olacaktır.Bu soruları şöyle sıralayabiliriz:          

1.Bu paragrafta neyin üzerinde durulmaktadır?

2.Bu parçada hangisinden söz ediliyor?

3.Bu parçada ele alınıp işlenen hangisidir? 

                                                          GÖRÜŞ AÇISI

Yukarıda belirtilen örneklerde “anlamak”, “başkalarına iyilik yapmak” konuya bir sınır getirmektedir. Bu, konuya hangi açıdan bakmamız gerektiğini gösteriyor. Konunun yönünü belirleyen görüş açısını buldurmaya yönelik sorular şöyle gelebilir:

1.Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı    olabilir?

2.Bu parçada hangisi tartışılmaktadır?

 3.Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafta söylenenlerle  aynı doğrultudadır?

 4.Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafta aynı doğrultuda    değildir?

Konunun özelliğine göre bu bakış sırasıyla gözleme, düşünceye, duygulanmalara dayanan doğrultuda gerçekleşir.

1.Somut görüş açısı

2. Soyut görüş açısı

3. Duygusal görüş açısı 

                               SOMUT GÖRÜŞ AÇISI

 Gözleme, deneye, yaşantıya dayanan bilgileri içerir.Örneğin, “Güneşin batışı   sırasında denizin  görünüşünü anlatınız.” konusu somut verilerden yola çıkılarak yazılacağından somut görüş açısıyla ele alınır. 

Örnek

 “Akşam üstleri güneş batarken Ankara ne kadar güzelleşir! Kan kırmızı yuvarlak bir külçe, dağların üstüne doğru yavaş yavaş inmeye başlar; yekpare, geniş bir billûr parçası haline giren ufuktan misli görülmemiş bir renk ve ışık yağmuru boşanır ve bütün gün, derme çatma binaları,ıssız caddeleri,yetim anıtları, bodur akasya ağaçlarıyla çiğ bir aydınlık içinde uyumuş kalmış çıplak şehrin çelimsiz gövdesi, birdenbire en halis erguvanlara bürünmüş olarak silkinip doğrulur.Biraz önce her bir Gureba Hastanesi’ni andıran o derme çatma binalar, somaki mermerden birer saray şekline girer. O ıssız caddeler bir donanma gecesinin pırıltılarıyla dolup taşar. O yetim anıtların başları yanar döner hallerle süslenip şahlanır. Bodur akasyalar, serpilen gölgeleriyle insana yıllanmış çınarlar gibi heybetli görünür ve çepçevre boz tepeler,öbek öbek mor salkımlarla örtülür.”                                                                                                                                                               (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

 Yukarıdaki metin “somut görüş açısı”yla ele alınmıştır. Konu, Ankara; görüş açısı, doğa olaylarıyla Ankara’nın görünümünün nasıl değiştiği doğrultusundadır.Konunun somut görüş açısıyla işlenmesini duyu organlarımıza seslenmesi olarak açıklayabiliriz.Bu metinde “göz” somut durumu “gözlem”leyerek sunmaktadır.Ayrıca “kulak” “ıssız caddeler”den haber vermektedir.Tüm bunlar somut olgular olduğu için yazının görüş açısı da somuttur.

 

                                            SOYUT GÖRÜŞ AÇISI

Düşünce ve yargılamaya, mantığa dayanan soyut bilgiler    gerektirir. Olayların nedenleri ve sonuçları, bu nedenlerle sonuçlar arasındaki ilişkiler, konuya böyle bir açıdan bakmayı        zorunlu kılar.   Örneğin, “Yağmur niçin yağar.” Konusu soyut    görüş açısıyla ele alınarak işlenir.

 Örnek

 “Hiç kimse anadilinden daha iyi başka bir dil bilemez . Anadilini iyi bilmeyenin ise, hiçbir konudaki bilgisine güvenilmez . Çünkü dil, düşünce, öğrenme ve öğretmenin aracıdır. Anadilini iyi bilmeyen, başka hiçbir konuyu iyi öğrenemez, uzlanıma gidemez ve bildiğini öğretemez.”

                                     (M.Yazıcı, İşletmelerde Maloluşu Hesaplama Yöntemleri, İstanbul 1977, s.1)

Soyut görüş açısıyla ele alınan metinde “anadili öğretimi”nin zorunluluğu dile getirilirken neden sonuç ilişkisi yöntemiyle konu işlenmiş. Burada kişi konuyu kafaca düşünüp yorumlamak durumundadır. Duyu organları verileri söz konusu değil.Bu nedenle soyut bir doğrultuda konu ele alınmıştır. 

                                                             DUYGUSAL GÖRÜŞ AÇISI

 Olayların kişi üzerindeki etkilerinin anlatılmasını gerektirir. Burada, dış evrendeki gerçekler değil, bu gerçeklerin kişi üzerindeki izleri anlatılır.Örneğin, “Sonbahar mevsiminin sizde uyandırdığı izlenimleri anlatınız.” konusunun kişi üzerinde hangi etkilerde bulunduğu anlatılmalı.

 Örnek

 “Şehirli bugünlerde birdenbire bütün kış kapanıp kaldığı dünyanın bir tarafından çatladığını hisseder. Geçmiş yazların hatırasından kalma bir yaşama hasreti ile şehir içimizde büyür; itiyadlarımıza uzak semtler, oralarda hayatımızdan başka bir hayat yaşayacakmışız gibi hafızamızda canlanır ve eski şarkılarla birleşirler. Akşamları       vapur ışıkları bizim için başka türlü parlar. Hülasa etrafımızdaki     her şey bir davet olur."                                  (Ahmet Hamdi Tanpınar,Yaşadığım Gibi)

Yazar, yazısında duygulanmalara yer verirken gözlemlerinden de yararlanmış. Ayrıca doğanın uyanmasıyla duyulan yaşama sevinci doğrultusunda düşüncelere yer verilmiş. Üç görüş açısından birini veya birkaçını aynı yazı içinde kullanabiliriz..

                                                                    ANADÜŞÜNCE

Yazıda işlenip geliştirilerek okura kazandırılmak istenen  temel düşünceye anadüşünce denir.Yazarın amacı olan bu düşünce için “ ileti, anafikir, vurgulanan, iletilmek istenen düşünce, en kapsamlı yargı ”  karşılıkları da kullanılmaktadır.

Anadüşünce, genellikle yazının son paragrafında, paragraflarda da son tümcede -Tüme varım yöntemi  - bulunur. Kimi kez yazının tümüne sindirilmiş olabileceği gibi, bazan da yazının giriş tümcesinde –tümdengelim yöntemi – yer alır.

Anadüşünceyi buldurmaya yönelik sorular şöyle sıralanabilir:

1.Paragrafta vurgulanan düşünceyi bütünüyle içeren tümce hangisidir?

 2.Paragrafta anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

3.Bu parçada asıl söylenmek istenen aşağıdakilerden  hangisidir?

 4.Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmıştır?

 5.Bu parçanın anadüşüncesi aşağıdakilerden  hangisidir?

 6.Bu parçada söyleneni özetleyen tümce hangisidir?

 7.Bu parçadan çıkarılan sonuç aşağıdakilerden  hangisidir

8.Bu parçada anlatılan en kapsamlı yargı aşağıdaki tümcelerden hangisidir?

9.Bu parçayı kapsayan yargı aşağıdakilerden  hangisidir

10.Yazarın söylemek istediğini en çok destekleyen  tümce  hangisidir?           

Örnekler

 Kasım gelince tatil yapılan yöreler boşalır. Giden gider, kalanların başı dinçtir. Yaz günlerinin o şen şakrak havası, yerini dingin güzelliklere bırakır.Güneş hâlâ bedenleri ısıtır.Büyük kentlerin gürültüsünden kaçıp bu kıyılara yerleşen insanların en sevdiği zamandır kış ayları. Böyle bir günde bisikletinizi tahta iskelenin başına bırakıp oltanızı denize sallandırabilirsiniz.Balık çıkmasa bile baş başa kaldığınız doğanın sessiz müziği ruhunuzu dinlendirmeye yeter.

  Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A ) Tatil yörelerinin yazın daha kalabalıklaştığı

B ) Kışın balık avlamanın insana ayrı bir tat verdiği

C ) İnsanların dinlenmek için kıyı kentlerini seçtiği

D ) Her mevsimin kendine göre güzelliklerinin olduğu

E ) Tatil yörelerinin kışın daha dinlendirici olduğu

                                                                       (ÖSS 1998 soru 34)

 A,B,,D,E seçeneklerinde paragrafta yer alan yardımcı düşüncelere yer verilmiş.C seçeneği okura kavratılmak istenen düşünceyi,yani anadüşünceyi içermektedir.

Yaşam olduğu gibi kalmaz; kuşkusuz hep değişir. Ancak    değişimin yavaş ya da hızlı olduğu             dönemler vardır.Gelenekler, bu değişimin hızlandığı dönemlerde insanların karşısına büyük bir sorun olarak çıkar. Yaşanan günle geçmiş arasında gözle görülür bir farkın olmadığı dönemlerde ise   böyle bir sorun yoktur.

Bu parçada aşağıdaki düşüncelerden hangisi  vurgulanmaktadır?

A)Gelişme ve değişmelerin hızını, toplumun kendisi belirler.

B)Yenileşmelerin hızlanması toplumlarda sorunların doğmasına yol açar.

C)Toplumu oluşturan bireyler, geleneklerin buyruklarını hiç düşünmeden yerine getirirler. 

D)Toplumsal yaşamdaki yenilikler değişimlerin  göstergesidir.

 E)Geçmişle, içinde bulunulan zamanı karşılaştırmak  toplumları yanlış yönlendirir.

 “YAŞAM” konusu  “DEĞİŞİM” yönünde ele alınmış. Konuyla ilgili varılan genel yargı, yani anadüşünce B seçeneğinde verilmektedir.

Diğer seçeneklerden  D anadüşünceyi desteklediğinden yardımcı düşüncedir.Geriye kalan A, C, E seçenekleri ise paragrafla ilgili değildir.

 

                                                   YARDIMCI DÜŞÜNCE

Yardımcı düşünce, anadüşünceyle birlikte düşünülmesi gerekir.Anadüşünce gövdeyse, yardımcı düşünceler kollar, bacaklardır.Gövdeyi bütünleyen düşünce yardımcı düşüncedir.

Yardımcı düşünceyi buldurmaya yönelik soruları sıralayalım:

1.Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

2.Parçada savunulan görüşlerle aşağıdakilerden hangisi  bağdaşmaz? 

3.Aşağıdaki tümcelerle bir paragraf oluşturulsa hangisi  dışta kalır?

4.Yazarı, böyle bir düşünceye ulaştıran neden, aşağıdakilerden hangisi olamaz?

5.Aşağıdaki düşüncelerden hangisi üzerinde   durulmamıştır

6.Aşağıdaki düşüncelerden hangisi üzerinde durulmuştur?

7.Aşağıdaki düşüncelerden hangisine değinilmiştir/ değinilmemiştir?

 İlk altı soru yardımcı düşünce olmayanı, son iki soruysa yardımcı düşünceyi buldurmaya yöneliktir.

                                  
                                       METİNDE /   DÜZYAZIDA PLAN

Yazıya başlamadan  plan yapılır. Plan, yazıda ne yazılacağını nasıl yazılacağını belirlemektir.Ele alınacak olay, durum, sorun kısaca konunun ; konunun hangi yönde ele alınacağını belirleyen görüş açısının; Okura kavratılacak anadüşüncenin; anadüşünceyi hangi düşüncelerle destekleyeceğini gösteren yardımcı düşüncelerin saptanmasını içerir. Planlamayı bir örnekle gösterelim.          

Konu:......... : Dil

               Görüş açısı :  Dilin iletişim aracı olduğu

               Anadüşünce: Dilin gelişmesi, kişiyi düşünce ve duygu       yönünden zenginleştirir.

               Yardımcı düşünceler:

                                   . Dilin tanımı

                                   . Dili kullanabilme becerisi olmalı

                                   . Dilin öğrenme, öğretme aracı olduğu

                                   . Dilin anlama, anlatma aracı olduğu

                                   . Dil insanın duygu,düşünce yapısını biçimlendirir

 Bu planı geliştirebiliriz. İşleyeceğimiz yazının boyutuna göre planda gösterilen düşünceleri çoğaltabiliriz. Yazı işlenirken anlatım biçimlerine(betimleme,açıklama,öyküleme,tartışma); düşünceyi geliştirme yöntemlerine (tanımlama, tanık gösterme, örnekleme, karşılaştırma, neden sonuç, nesnel veriler vb.) başvururuz. 

Örnekler          

                        Rüzgâr eken fırtına biçer.

 Atasözleri değişmece (mecaz) anlamlı olduğundan burada gerçek  anlamı yakalamak gerekir. Bu atasözünde, “Öfke, daha büyük öfkeyi çağırır.” gerçek anlam bulunmaktadır.Planlamayı     bu gerçeğe göre yapmalıyız.

                       Atatürk’ün çocukluğunu anlatan bir yazı yazınız.

Sözcükler gerçek anlamlarıyla kullanılmış. Bu nedenle planlama atasözü örneğine göre daha da kolaydır. Konu , Atatürk; görüş açısıysa Atatürk’ün çocukluğu olarak ele alınacaktır.

                       Kitap bizim en yakın dostumuzdur.

Konu, kitap; görüş açısı dostluk olarak belirlenmelidir.

                     Düşüncelerimizin aynası hayatımızın akışıdır.

 Bu tümcede “davranışlarımız” yazının konusu olarak planda gösterilmeli. Düşünce- davranış bağlantısı yönünde konu işlenmelidir.

                        Cesaret insanı başarıya götürür.

Yazının konusu “cesaret”, konunun görüş açısı “başarı” olarak  ele alınmalıdır.

                        Yaratmak yaşamın ta kendisidir.

 “Yaratmak” konusu “yaşam içinde ele alınarak işlenecektir.

 Planlama yazmadan önce yapılır. “Yazıda Plan” bölümünde de belirtildiği gibi planlama konuyu sınırlandırmaktır.Yazının dört öğesi belirlendikten sonra paragraf düzeni içinde yazı işlenir.

                                         METİNDE / DÜZYAZIDA BAŞLIK

Her yazının bir başlığı olacağı, bu başlığın konuyu yansıtacağı gerekmektedir.Konu, anadüşünce birlikte ele alınarak başlık ona göre belirlenmelidir. Başlık birkaç sözcükten oluşabilir. Ancak, başlığın uzun olmamasına da özen gösterilmelidir. Yazının başlığın okuduğumuzda konuyu anlamalıyız.Yazıda konu giriş paragrafında, paragrafta ise giriş tümcesinde yer alır.

Örnek: 

Dil, düşünme ve iletişim aracıdır. ‘ Kişinin iletişim yeteneğini, büyük ölçüde, onun, iletişim aracı olan dili kullanabilme becerisi belirler. Çünkü, dil bir öğrenme ve öğretme aracıdır. Başka bir deyişle, insanın var olduğu dünyayı anlama ve anlatma aracıdır. Bu anlamda, insanın duygu ve düşünce yapısını oluşturan ve biçimlendiren araçtır da dil. Dilin gelişip zenginleşmesi, bireyin duygu ve düşünce yönünden de gelişip zenginleşmesidir.”

Paragrafta “Neden söz ediliyor?” ya da “Neyin üzerinde duruluyor?” sorularının yanıtı paragrafın ilk tümcesinde bulunmaktadır. Bu da, düşünme ve iletişim aracı olan “dil” giriş tümcesinde ortaya konmuştur. Sonuç tümcesindeyse anadüşünceyi buluyoruz. Bu iki öğeyi dikkate alarak yazıya başlık koymalıyız.Başlık olarak  “Dilin Yaşamımızdaki Yeri” düşünülebilir. 

 * İyi İnsan – İyi Vatandaş , Çeviren, M.Hekimoğlu, İst. 1964, s. 34

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 710
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster