Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
266
 

Türkiye aklanır mı?

Anayasa'nın geçici 15. maddesinde, 12 Eylül 1980'de yapılan darbe neticesinde Milli Güvenlik Konseyi'nin Türk Milleti adına yasama ve yürütme yetkisini kullanmasından dolayı, yeni hükümet kurulana kadar yaptıklarından dolayı, hakkında hiçbir yasal takibat yapılamayacağı belirtilir.

Bu dönemle ilgili kişiler hiçbir zaman sorgulanmamıştır ve özel koruma altındadırlar. Peki, Anayasada böyle bir madde var olduğu için mi, yoksa (şu an 40 bin insanın ölümüne neden olan, maddi kayıplar, ayrıca ülkenin istikrarsızlığının yarattığı dolaylı insani ve maddi kayıplara neden olan) ülkede iktidara gelenlerin bu dönemin ideolojisi ile alttan alta bir uzlaşımı olduğu için mi bu böyle olmuştur?

Türkiye'nin kaderi, bu dönemi sorgulayacak bir düşüncenin iktidar olmasına bağlıdır.

Evet, bu dönemde yapılan işlemler sorgulanmadıkça Türkiye huzura kavuşamaz.

Bu dönemde olanlar adaletin terazisine konmadıkça "Türk'ıye" asla "Türkiye!" olamaz. (Not: Tırnak içindeki kelime oyununa dikkatinizi çekerim, Mb editinde hata sanılarak silinmesin diye yazdım.)

Düzelmesi bir kenara, haklı olarak bu dönemden kaynaklanan olaylardan dolayı, Türkiye bir nitelik yıkılımına gidiyor. Ülkede, ülke birliğini ayakta tutacak ortak bir değer de kalmıyor.

Bütün değerler, bir değer yıkımına uğruyor. Güya, her milletten adam var mozaik oluşturuyoruz diye, habire onlarca etnik kökenden bahsedilerek, etnisite, birey olmanın önüne çıkartılıyor. Dine inanan insanlar, dinin mezhepsel ayrılıklarından, bunların siyasete alet edilişlerinden, türban meselesinden filan, artık dininden soğumaya bile başlamış olabilir.

Din de, herkesin bireysel inancı olarak yaşadığı bireyden sonra gelen bir nitelik olmaktan çıkıyor.

Ülkenin tarihi de artık çocuk oyuncağı haline geldi. Bu tarih konusunda her şey söyleniyor. Atatürk tartışılıyor.

Şu anki varolan hiçbir kuruma da saygı yok. Ne polisine güveniliyor, ne askerine, ne üniversitesine ve ne de mahkemelerine ve haklı olarak böyle.

Devletin iç yapıları, gizli amaçlarla dolu insanların cirit attığı yerler haline gelmiş.
Ülkede sayısız çelişkiden ve çarpıklıktan bahsetmek mümkün.

Bazıları buna Akp'nin politikasının sonucu diyor. Adamlar, ülkenin laik yapısını bile değiştirmeye kalktılar filan deniyor. Akp'nin, ampül takacak kadar elektrikten anladığı halde, Türkiye'nin kablolarıyla oynadığı ve kısa devreler yarattığı doğru. Ama esas olarak Akp bir neden değil bir sonuçtur. Çarpıklığın, çağdaşlaşamamalığın yarattığı bir sonuçtur. Dolayısıya onunla birlikte ortaya çıkan sonuçların esas nedeni yine başka bir şeydir.

O da nedir? 12 Eylül rejimidir. Bu rejim de, asmayalım da besleyelim mi diyenlerin, belli bir etnik grubun halksal niteliğine kart kurt filan deme cüretini gösterenlerin, o dönemlerde doğuda, bir halkı aşağılamak üzere, her türlü işkencenin yapılmasını normal karşılayanların rejimidir.. Bu olaylara özel önem verdiğim için ifade ediyor değilim. Bu dönemde ülkenin her tarafında o kadar yanlış şeyler yapılmıştır ki, ve gelecek adına o kadar yanlış yapıların tohumları ekilmiştir ki, bugün yaşanılanlar temel olarak bu dönemin eseridir.

Bu dönemin olaylarının mutlaka ve mutlaka incelenmesi gerekir. Aynı süreçte, 70'lerden sonra gelişen olayların incelenmesi ve soruşturulması gerekir. Bunlar yapılmadıkça, Türkiye çöker, ama düzelemez.

Bunu sorgulamak, Türkiye'nin devlet adamlarına saygısızlık anlamına gelmez, tam tersine, Türkiye'nin, dünyada, uzayda ve evrende onurunu yükseltir. Bu dönemi sorgulamanın psikolojik değeri bile paha biçilemezdir.

Türkiye'yi düzeltmek o kadar da zor değil yani. Derhal bir anayasa değişikliği arkasından, bu olayları yapanların sorgulanması. Bu işlerle ilgilenecek özel bir kurum ve özel bir mahkeme kurulması. Türkiye'nin güya karanlığında kalmış ve kaybolmuş sanılan olayların tek tek incelenmesi ve suçluların tespit edilip cezalarının verilmesi. Futbolda yabancı hakem istenmesi gibi bu kurumlara da yabancı savcı ve yargıçların istenmesi de iyi olur.

Türkiye'de bu dönemi sorgulamayı, programında vaat etmeyen hiçbir parti oy vemeye değmez. Ah şu ehven-i şer oportünizmi olmasa.

Yazının teması: Türkiye'nin kronikleşmiş sorunlarının kaynağı 12 Eylül rejimidir. Bu rejim yargılanmadıkça, ülke düzelmez, daha da kötüleşir. Çünkü, bozuk temel üzerinde hiçbir yapı durmaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

evet 12 eylülcüleri sorgulayabilecek gerçek bir savcı yani Bir cesur yürek lazım ve onun arkasında durabilecek siyasi erk

www.istanbulesnaflari.com 
 25.12.2008 23:48
Cevap :
Evet, bu dönem masum gibi gösteriliyor, ancak değil. Siz bir topraktan verim almak istiyorsanız, taşını, çalısını, çırpısını temizleyip, sürmeniz lazım, yoksa, ordan ancak Ot biter.  26.12.2008 10:17
 

"Atatürk tartışılıyor" diye geçen yerde, MB editoryası bir düzeltme yapmış ve cümlemi kesmiş, ve bu yüzden amacından çıkmış. Bu MB'nin ikinci editi olduğu için, ikinci kere silip düzeltmiycem. O cümlede, Atatürk'ün, güya tartışmak adı altında, olmayacak noktalarda mazleme yapıldığını söylemiştim.

Erdal Aydın 
 25.12.2008 23:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 465
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 941
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster