Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '15

 
Kategori
Dünya Kadınlar Günü
 

Türkiye'de Çalışan Kadın Olmak ya da Olmamak... İşte Bütün Mesele Bu!

Türkiye'de Çalışan Kadın Olmak ya da Olmamak... İşte Bütün Mesele Bu!
 

Neden "çalışan kadın" diyoruz mesela..."Çalışan erkek" demiyoruz?


Yıllardır konuşup duruyoruz: İş hayatında çalışan kadın olmayı... “Çalışan kadın”, “çalışan anne” kavramlarının olması bile aslında kadınların iş hayatında çektiği zorluklara tek başına dikkat çekebilmek için son derece güzel bir nokta bence. Çalışan kadın olmak ya da olmamak; işte bütün mesele bu!

Kadınlar için çoğu zorluklar tüm dünyada aynı olsa da, hatta bence 21.yüzyıla gelinmiş olmasına rağmen, Türkiye’de kadın olmak bile başlı başına zorken, Türkiye’de çalışan kadın olmak hâlâ apayrı bir yerde. Zor, cidden zor. Çeken bilir.

Ha, sana n’oluyor? “Ev hanımı”sın sonuçta diyenleriniz olabilir. Geçmişte fiilen “mesaili çalışma hayatı”nda bulunmuş biri olarak yazıyorum tüm bunları. Ayrıca şu anda evden çalışıyor olmam, gününün çoğunu mesai saatleri içinde evin dışında, işyerinde geçiren hemcinslerime destek olmayacağım anlamına gelmiyor!

Her şeyden önce kadının işe alınma süreci bile traji komik! Şimdiye kadar işe alım görüşmesinde kadınlara çokça sorulan “evlenmeyi ya da çocuk doğurmayı düşünüp düşünmediği” sorularının erkeklere sorulduğunu hiç duymadım! Var mı duyan?

Aynı koşullarda çalıştığı erkeklerden daha düşük maaş alan gırla hatun varken, hatun iş arkadaşından daha düşük maaş alan erkeğe de rastlamadım mesela ben? Var mı rastalyan?

Eve geldiğinde tüm ev işi görevi omuzlarında olan erkek de duymadım hiç? Oysa eve gelir gelmez mutfağa koşturan, yemek derdini halledip bulaşıkları hal yoluna sokup ortalığı toparlayan, yok çocuklarının ev ödevi, yok ertesi gün giyecekleri , yok şusu yok busu koşturmacasında neyi nasıl yapacağını şaşırıp aynı zamanda çocuğuyla “kaliteli” vakit geçirip, kocasına zaman ayırması beklenilen hatun kaynıyor ortalık oysa! Tabii tüm bu koşturmacayı eksiksiz yerine getirmesi gereken bir nevî robotumuzun “kendine ayırabileceği” üç dakikası bile olmamasını buraya yazmaya gerek bile görmüyorum şu an! Ona zaten hakkı bile yok!

“Neden çalışıyorsun ki? Eşinin kazandığı para size yetmiyor mu? Kadın kısmısı evde oturur! Tüm bu koşturmacaya sadece çalışıyor olduğun için katlanmak zor gelmiyor mu? İşten ayrıl, kurtul! Kadının en güzel “kariyeri” ev hanımlığıdır! ” saçmalıklarına katlanmak, hatta ve de hatta bu dayatmalara, sorulara karşı dimdik durup artık en nihayetinde “burasına kadar geldiyse” cevap yapıştırmak durumunda kalan erkek de görmedim mesela. Allah, Allah ne ilginç!

Erkekler yataktan çıktıkları gibi işyerine gelseler de çok problem olmadığı halde çalışan kadın olmak her an, her saniye bakımlı olmak demektir! Sıkıştırılmış zamanlarda ve elindeki kombinlerle her gün “bizimlesın!” “bizimle deyılsın!” ayrımından geçmek zorunda kalmak, modayı takip etmek, makyaj yapabilmek ya da saçını düzgün hale getirebilmek için yataktan herkes uyanmadan en az yarım saat önce kalkmaktır. Eh, pek tabii tüm bu kahvaltı hazırlama, şunu bunu yetiştirme derdinde buna vakit bulabilirse!

Ayrıca kadın kısmısı giyinip kuşanırken dekoltesine de dikkat etmelidir, ki pek tabii bu konu sadece işyeri ile sınırlı değil aslında. Mesela erkeklerin “orasına burasına” bakmasını istemiyorsa haddini bilip (!) ölçülü kıyafetler giymeli, etrafa da ööööle hafifmeşrep kadınlar gibi sürekli gülücükler atmamalıdır! Hatun dediğin somurtmalıdır, işte o kadar! Zaten “erkek gibi hatun” olmalıdır dişi kısmısı işyerinde. Erkeklerle çokça biraraya gelen, gülücük atan hatunlar “meyillidir” çünkü. “Aranıyordur”. Hele bir de eskaza terfi aldıysa vay haline! Bu asla ve asla zekasından, işyerindeki başarısından dolayı değil, düpedüz “farklı” sebeplerdendir. Terfi alan hatunun yetenekli olması asla sözkonusu bile değildir çünkü! Altında mutlaka “başka” sebepler aranır.

Zaten terfi almak da çok büyük meseledir hatun kısmısı için! Öncelikle hayatı boyunca doğurmaması beklenir. Zira hakettiği terfi, gösterdiği gayretle değil, çocuk doğurduğunda izinli olup olmamasıyla, emzirme iznini kullanmaya devam edip etmediğiyle doğru orantılıdır! Zaten o da şansı varsa ve hamile kaldığını açıkladığında işten atılmadıysa!

Eh, haydin, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun o zaman! Her nerede ve nasıl yaşatılıyorsa!

http://umutsuziskadini.com/

http://instagram.com/umutsuziskadini

https://facebook.com/pages/Umutsuz-%C4%B0%C5%9F-Kad%C4%B1nlar%C4%B1/120364508011392?ref=hl

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 83
Toplam yorum
: 115
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1414
Kayıt tarihi
: 03.10.11
 
 

Uzun yıllar plazalarda dirsek çürütmüş, son yıllarda refahı evden çalışmakta bulmuş ikiz kız anne..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster