Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ocak '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
903
 

Türkiye'de demokrasi

Türkiye'de demokrasi
 

Türkiye’de oldum olası demokrasi savaşları vardır. Ta ki Cumhuriyet kurulduğu ilk yıllardan beri süre gelir. Cumhuriyet döneminden öncede yaşanmıştır bu gerilimler. Laikliği savunanlar, İslam’ı savunanlar.

Her şey yerli yerine oturtulmuş, Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş, anayasası belirlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti, laik devlet sistemidir artık.

Herkes kendi fikrini, kimseye hakaret etmeden, açıkça söylerse demokrasi olur. Yıkıcı olmamak şartı ile.

Bir amaca ulaşmak için belli bir araç tutmak çoğulcu demokrasinin değişmez kuralıdır. Ancak, bir rejimi, devlet anayasasını yıkmak ve ülkeyi bölmek için kullanılan araçlar hiçbir zaman geçerlilik kabul edilemez.

Demokrasilerde farklılıklar göze çarpar. Aynı toplum içerisinde insanların, farklı dil, din ve fikir düşüncesine saygı çerçevesinde olması gerekir. Eğer bir toplumda aynı fikir ve düşünceleri beklersek orada demokrasi olmaz.

Bir sorunun herkes tarafından aynı cevabı vermesi beklenemez. Herkes farklı yorumlar ama sonuç doğru cevaba çıkar.

Toplumlarda giyim tarzı ve düşünme özgürlüğü kişi ilgilendirir. Başkalarını ilgilendirse demokrasi olmaz. İnsanlar, ayırım yapmadan birbirlerine karşı ne kadar hoşgörülü olursa kalıcı demokrasiye geçilmiş olur.

Dün milliyet gazetesinde Hasan Cemal’in yazısını okuyorum. Yazar demokrasinin kuralını o nedenli güzel anlatmış ki;

“-AKP yine tek başına kazandı.

Her iki oydan birini aldı.

“Hiç olmazsa koalisyon!” isteyenler hayal kırıklığına uğradılar. Sonunda Çankaya’ya eşi türbanlı Abdullah GÜL çıktı.

Dünyanın sonu mu geldi?

Laiklik sona mı eriyordu?

Hayır.

Sancılı da olsa, demokratik bir süreç işliyordu. Ya da demokrasinin olgunlaşma süreci idi yaşananlar. Biraz daha sabır ve kararlılık gösterilirse, biraz daha özenle davranılırsa, Türkiye’de de demokrasinin taşları er geç yerli yerine oturacaktı.

Demokrasi son tahlilde seçim sandığında halkın oylarıyla gerçekleşir. Ben sandıktan çıkanı kabullenmiyorum” dediğin anda perde iner, oyun paydos olur.”

Sanırım yukarıdaki sözlerle Hasan Cemal, demokrasinin toplum arasında daha gelişken olmasını çok güzel analiz etmiş. Hasan Cemal’in son derece olumlu yaklaştığı, demokrat bir tutum. Yukarıda ki yazı, Hasan Cemal gibi sağduyulu ve demokrasiye değer vermiş yazarların “demokrasi böyle olmalıdır” dedirtecek bir tutumudur. Hasan Cemal’in yazısı demokrasinin gereğinin, herhangi bir kesimin görüş ve fikirlerine, giyimine karşı nasıl saygı duyulacağının bir göstergesidir.

Hasan Cemal’in yine aynı köşesinde Malezyalılaşma ve İranlaşma yazısına değinmek istiyorum kısaca.

Saygıdeğer Hasan bey, daha önceleri “Türkiye Cezayir olur mu, Arabistan olur mu, İran olur mu?” gibi sözleri çok duyduk. Bugün sıra Malezya’ya geldi.

“Türkiye Malezya olur mu?”

İnanın Türkiye ne geçmişte İran, Cezayir ve Arabistan olmamışsa, emin olun bugünde Malezya olmaz, olmayacaktır.

Buna inanın.

Ben inanıyorum çünkü.

Herkesin demokrasinin nimetlerinden yaralanacağı bir gün dileğiyle.

saygılarımla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 852
Kayıt tarihi
: 17.11.07
 
 

1975 Samsun doğumluyum. İlk orta ve liseyi Samsun'da okudum. İleri düşüncedeki tüm fikir değerlerine..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster