Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '06

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
350
 

Türkiye'de kadın olmak ve Duygu Asena

Ülkemiz ve bugün medeniyetin merkezi olarak tanımlanan Avrupa toplumlarının geçmişine baktığımızda, Türk kadınının bir takım temel hak ve özgürlüklere bir çok Avrupalı hemcinslerine göre daha önceden sahip olduğunu görmekteyiz. Ancak bugünkü tablo eskisinden çok daha farklı bir yapıda. Çünkü toplumsal karakterimizin bir unsuru olarak sahip olduğumuz değerlerimizi zamana karşı koruyamamamız sonucu ya da gelişen ekonomik ve sosyal yapı içerisinde halen ataerkil yapının kırılamamış olması en baştaki avantajlı durumumuzu geriye götürmektedir. Özellikle de eğitim ve ekonomik gücün dağılımının dengeli bir düzen sergilememesi, kadınlarımızın hak ve özgürlüklerine sahip çıkamaması, hatta bazen bunlardan haberdar dahi olamaması sonucunu doğurmaktadır. 2006 yılında halen töre cinayetleri haberlerinin varlığı bu sonucu kanıtlar nitelikte olmaktadır.

Bu olumsuzlukların yanı sıra kadınlar hakkındaki çeşitli sivil toplum örgütlerinin çalışmaları, ulusal gazetelerimizden birinin de öncülüğünü üstlendiği kızlara yönelik yürütülen ‘Baba Beni Okula Gönder’ kampanyaları gibi girişimler ise son dönemde umut vadeden gelişmeler olmaktadır.

İlerleme kaydedilmeye çalışıladursun, 30 Temmuz 2006 Pazar günü gelen acı bir haber Türkiye’deki kadın sorunlarının önemli bir işaretçisinin kaybedildiğini duyuruyordu. Duygu Asena vefat etmişti. Kadınların toplum içersindeki yeri, yaşadığı olumsuzluklar, sıkıntılar, ‘duygu dünyası’ndan bize yansıyanlar bir çok kitap ve yazıda yer bulmuştu. Eğitimli, ayakları yere basan, ekonomik güç sahibi bir birey olarak kadın ve aynı zamanda içinde yaşadığı toplum sorunlarına işaret eden, hemcinslerine sahip çıkan bir anlayış içersindeki kadını temsil etmekteydi.

Bu habere birçok insan elbetteki üzüntü duymuştur. Ancak bence burada asıl önemli olan, bizler toplumda yaşayan bireyler olarak, en başta insan olarak kendi yapımıza yakışan hak ve özgürlüklere bilinçli şekilde sahip çıkmamız ve bunu birilerini, bir şeyleri yitirdiğimiz anda hatırlamamızdır. Bu konuyu yaşamımızın bir gerekliliği, biçimi haline getirmemiz gerekmektedir. Zira bu alışkanlık da bizim bir başka toplumsal karakter özelliğimizdir. Önemli birini ya da önemli bir özgürlüğümüze verecek bir olay yaşandığında (örneğin milletvekilinin eşini dövmesi v.b) bu konular gündeme gelir, tartışılır. Onun dışında belki de yanı başımızda yaşıyor olmamıza rağmen tartışılmaz, konuşulmaz.

Son olarak bilinçli olmanın özellikle kızlar için (çünkü toplumda erkekleri yetiştirenler de kadındır) çok önemli olduğunu düşünüyorum. Zira zeka bizlere verilmiş olan bir cevherdir. Onu geliştirip düzenlemek bizlere hak ve özgürlüklerimizi tanımada, kısacası yaşadığımız hayatı algılama düzeyimizde büyük yardımı olacaktır. Çok zeki olamayabiliriz ama farkındalık düzeyimizi arttırmak ve bilinçi olmak; kitap, gazete okumak, olanı biteni takip ederek anlamlandırmaya çalışmak ile mümkün olabilecektir.

Bizlere farkındalığımızı arttırmak çabamızda yazdığı romanlar, gazete yazıları ile büyük yararlar sağlayan Duygu Asena’ya Allah’tan rahmet diliyorum…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 524
Kayıt tarihi
: 07.08.06
 
 

Gazetecilik lise yıllarımdan beri yürüdüğüm yolun, iletişim sektörünün bir parçasıydı. İzmir Karşıya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster