Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
181
 

Türkiye'de kadının durumu...

Türkiye'de kadının durumu...
 

abd.ana.com


Türkiye’de kadının durumu nasıl, sorusunun yanıtını zaten rahmetli yazar Duygu Asena vermişti : “Kadının Adı yok” diyerek…
 
Onun sorunu biraz deşmek istemesi,  kadından yana taraf olup  sorunu irdelemek istemesi ne yazık ki hoş karşılanmamış, 1987 yılında piyasada büyük bir ilgiyle karşılanan kitap, mahkeme kararıyla 1988'de yasaklanmış; sonrasında ise yasak kaldırılarak Atıf Yılmaz tarafından filme çekilmişti. Fakat kadını öylesine üzmüşlerdi ki, sonunda kanser olup bu dünyadan çekti gitti. 
 
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kadınları bir tek Mustafa Kemal Atatürk tutmuş, bir de Asena… Onun dışında vurun abalıya…
 
Osmanlı zaten hiç insana kıymet vermemiş ki… O sıralar insanımızın ancak %2’si okuma yazma biliyordu, bunların içinde kadınların adı anılmıyordu!
 
Kadınların siyasete girmeleri , 3 Nisan 1930’da kabul edilen Belediye Kanunu ile başladı. Bu kanuna göre kadınlar ilk kez Belediye seçimlerinde oy kullanma ve Belediye Meclislerine seçilme hakkını elde ettiler. “ 26 Ekim 1933’te ise 1924 tarihli Köy Kanunu’nun 20. ve 25. Maddelerinde yapılan değişiklikle muhtar ve ihtiyar meclisi seçimlerinde oy kullanma ve seçilme hakkını elde eden kadınlar nihayet 5 Aralık 1934’te dönemin Başbakanı ismet İnönü ve 191 arkadaşının; 1924 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nun 10. ve 11. Maddelerinin değiştirilmesine ilişkin kanun teklifinin kabul edilmesiyle milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazandılar (atam.gov.tr)
 
Meclis’te kadınların ilk kez oy kullandığı TBMM 5.Dönem seçimleri 8.Şubat.1935'te yapıldı ve 17 kadın milletvekili ilk kez meclise girdi. Ara seçimlerde bu sayı 18'e ulaştı.
 
Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü olmasaydı, kadınlar Meclis’in yüzünü belki daha yıllarca göremezlerdi. 
 
Atatürk, Anadolu’daki kadının halini biliyordu. Kadın belki de bir yuvayı yuva yapabilmek için en çok çileyi onlar çekiyordu. Kurtuluş Savaşı’nın yükünü dağdan dağa bomba, mermi, silah taşıyarak, o çekiyor fakat barış zamanı esamisi okunmuyordu.
 
Onun hakkını verebilmek için Atatürk çok şeyler söylemiştir: 
 
“Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir. “(1923)
 
“İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?”(1925)
 
“Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başında bir bez, peştamal veya buna benzer bir şeyler asarak yüzünü, gözünü gizler ve yanında geçen erkeklere karşı arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın manası neye delalet eder? Medeni bir millet anası, bir millet kızı için bu garip şekiller, bu vahşi vaziyet nedir? Bu hal milleti çok gülünç gösterir ve derhal düzeltilmesi lazımdır.”
 
Atatürk, bunun gibi bir çok yerde ifade ettiği sözlerle kadınları hep onurlandırmış; erkek varlığı ile birlikte önem vermiştir.
 
Ama Atatürk öldükten sonra, Meclis’teki kadın milletvekili sayısı hemen 3’e düşmüştür.
 
Peki , kadının bu günkü durumu ne?
 
“Türkiye’de okur yazar olmayanların yüzde 75,5’ini kadınlar oluşturuyor, hala 5 kadından biri okuma yazma bilmiyor. Okullaşma oranı yüzde 100’e ulaşmayan kız çocukları, okullarını da erkeklere göre daha yüksek oranda terk ediyor.”(AA.10.2.2009)
 
“(KSGM) hazırladığı “Türkiye’de Kadının Durumu” raporuna göre, Türk kadınının eğitim seviyesi son 10 yılda artış göstererek, yüzde 76,9 olan okuryazarlık oranı yüzde 80,4’e ulaştı. Ancak, Türkiye’de okuryazar olmayanların yüzde 75,5’ini kadınlar oluşturuyor. Hala 5 kadından biri, yani yaklaşık 5 milyon 732 bin kadın, okuma yazma bilmiyor. Bunun yanında, kadınların yüzde 21,5’i okur yazar ama herhangi bir eğitim kurumundan mezun değil, yüzde 37,2’si ilkokul, yüzde 7,4’ü ortaokul ve dengi okul, yüzde 10,6’sı lise ve dengi okul ve sadece yüzde 3,9’u yüksek okul ve fakülte mezunu.”
 
Türkiye Cinsiyet Eşitliği'nde 142 Ülke Arasında 125'inci Sırada.
 
1. “Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan Cinsiyet Eşitliği Raporu'nda Türkiye son 10 yılda 20 basamak geriledi. Türkiye, kadın erkek eşitliğinde 142 ülke arasında Tunus (123) ve Bahreyn'in (124) ardından 125. sırada yer alıyor. Yani dünyada tam 124 ülkede kadınlar Türkiye'den daha fazla hakka sahip. (BBC) 
 
2. 2002 - 2015 Yılları Arasında 5406 Kadın Cinayete Kurban Gitti.
 
3. Türkiye'de Yaşayan Her 2 Kadından 1'i Fiziksel veya Cinsel Şiddete Maruz Kalıyor.
 
4. Okuma Yazma Bilmeyen Her 5 Kişiden 4'ü Kadın
 
5. Kadının Siyasete Katılımı Ruanda'dan kötü,
6. 1381 Belediye Başkanı'nın sadece yüzde 2,9'u kadın,
7. Devlette sadece 1 Müsteşar, 3 Müsteşar Yardımcısı, 1 Vali kadın var.
8. Kadınların istihdama katılım oranı gelişmiş ülkelerden 2,5 kat daha az
9. Kadınların ekonomik etkinliğe katılımı ve fırsat eşitliği bakımından Türkiye 132'inci sırada
10. 20 Milyon kadın işgücü dışında. çalışan her 3 kadından 1'i tarımda çalışıyor.
11. 4 Milyon kadın hiçbir sosyal güvencesi olmadan kayıt dışı çalışıyor. (onedio.com.16.Şubat.15)
 
Rakamlar işin ciddiyetini hiçbir ileri açıklamaya gerek duymadan çok güzel gösteriyor.
 
Türkiye’de kadınlar bugün eziliyor, horlanıyor, yetirince okutulmuyor, erken evlendiriliyor, sık sık tacize uğruyor; dayak yiyor; ve bıçıklanıyor , nihayet her yıl yüzlercesi öldürülüyor.
 
Rakamlar , bu felaketin boyutlarını göstermekte yetersiz.
 
Bunun için kadın intiharları giderek artıyor,
 
Boşanma oranları giderek yükseliyor.
 
Bunun izlenmesi ve önlemlerin alınması için bakanlıklar kuruyoruz. Bakanlıklar sadece olumsuz rakamları izlemekle yetiniyor.
 
Kadınlar, sayısız kere karakollara gidip : “Bu adam beni vuracak..” diye şikayet ediyorlar… Sonunda yine o adamlar tarafından öldürülüyorlar.
 
Türkiye’de okuma yazma bilmeyen kadın nüfus oranı erkeklerden 5 kat fazla.
 
Türkiye’de 2013 yılında 25 ve daha yukarı yaşta olan ve okuma yazma bilmeyen toplam nüfus oranı %5,7 iken bu oran erkeklerde %1,9, kadınlarda %9,4’tür. 
 
”Lise ve dengi okul mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştakilerin toplam nüfus içindeki oranı %18,2 iken bu oran erkeklerde %22,2, kadınlarda %14,4’tür. Yüksekokul veya fakülte mezunu olan toplam nüfus oranı %12,9 olup bu oran erkeklerde %15,1 kadınlarda ise %10,7’dir.”(TUİK)
 
İşte önümüzde 2016 yılı geliyor, girdi girecek… Bu kötü rakamlar değişecek mi?
 
Kadınlarımıza daha saygılı mı davranacağız?
 
Onları yeni yılda hediyelerle mi karşılayacağız.?
 
Sanmıyorum…
 
Garibanları dövmeyelim, sövmeyelim, incitmeyelim… Onlara yeter..
 
Belki güler yüz, belki  biraz tatlı dil…
 
Onu da mı bilmiyoruz? Hay Allah…
 
Onu da yapamıyorsak, tümümüzü albızlar alsın…!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ülkemizde kadının ikinci kategoride yer alması düşünülüyorsa ve kadın gelişmemiş ham zihniyetlerde "beslenmesini temin ettiğim içindir ki o benim malım" gözüyle mal olarak sahipleniliyorsa, ve kadın ev işleri ve doğurganlığı açısından evde tutuluyorsa bırakın siyaseti hiç bir alanda ve hiç bir zaman erkeklerle eşit safta yerini alamayacaktır. İki taraf için eğitime ve zihniyet değişikliğine ihtiyaç var işte o zaman kadının değeri fark edilip layık olduğu konumda yerini alacaktır. Şu an bile fark edilmeyen, saygın ve eli öpülesi nice değerli kadınlarımız var, yeter ki fırsat tanınsın ve serçe parmaklarından tutulsun. Değerli Erdal hocam, selam ve saygılarımla...

Yurdagül Alkan 
 30.12.2015 10:56
Cevap :
Özellikle bilumum kadınlarımızın kendi durumlarını anlayıp (farkedip!) haklarını savunmak ve almak, ilerletmek için her gerekeni yapmaları beklenilir. Ama bu bile bir bilinçlendirme işidir; iyi bir eğitim işidir... Ona da izin vermiyorlar. Çünkü bütün insanlarımız yavaş yavaş kul olma sürecindeyken, kadınlara bu hakları kolay kolay vermezler. Ama yeni yıl önümüzde. Bekleyelim , görelim. Mutlu yeni yıllar.  30.12.2015 13:02
 

Erdal hocam, Ulusal önderimizin kadınlara ve onların haklarına yönelik tutumu ile Asenanın feminel davranışı dışında gerçekten bu coğrafyada güya pozitif ayrımcılık uygulamaları bile palavradan ibarettir. Cılız toplumsal kadın hareketleri dışında gerçekten kadının adı ve kendi olmalı, bu konuda kadınların bireysel mücadele ve talep etme çabaları önemlidir, elinize, dimağınıza sağlık, selam ve saygılar, mutlu yıllar.

Nizamettin BİBER 
 30.12.2015 10:47
Cevap :
Evet, Sayın Biber kadınların kendi haklarını savunur hale gelmeleri çok önemlidir. Bunu bilmiyorlar.. Gerek duymuyorlar. Oysa bütün rakamlar onların ikinci sınıf vatandaş olarak görüldüğünün kanıtıdır. Buna herkesin isyan etmesi gerekir. Saygılarımla.  30.12.2015 13:05
 

Ne yapsak ne etsek de bu hurafe zihniyeti değiştirtsek. Çağdaş bir bilim, ilim yuvasıyla, mescit'i bir tutan zihniyetle nereye kadar!? Muzaffer Cellek'in dediği gibi "Ört ki ölem." gari.

Şahin ÖZŞAHİN 
 30.12.2015 10:31
Cevap :
İnsanlarda şizofrenik bir yarılma var. Bir yanda Televizyon çok acaip hayatların simgesi gibi... Bir de geleneksel, alışılmış bir kadın statüsü var... ve kadınlar şimdi gözlüyorlar. Ne zaman, yanlışın nerede olduğunu anlayacaklar ve bu ne kadar süre sürecek bilmiyorum. Ama artık söylenen farklı, yaşanan farklı. Bu yalanı toplum ilelebet sürüyüp götüremez. İkili bir yaşama tahammül edemez. Bekleyelim ve görelim. Saygılar Sayın New-Yorker, mutlu yeni yıllar dilerim.  30.12.2015 13:09
 

Sayın Ceyhan! Türkiye'de kadının adı töre cinayetleri çocuk yaşta evlendirme dövme vurma yollarda sürükleme öldürmelerle anılıyor.Selam ve saygılar mutlu sağlıklı yıllar can arkadaşım.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 30.12.2015 7:23
Cevap :
Değerli Çelebi... Dediğiniz ne yazık ki doğru.. Ama artık olmasın be..Yazık! Saygılar, selamlar , mutluluklar.  30.12.2015 8:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 749
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster