Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '06

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
466
 

Türkiye'de kültürel mod çelişkileri

Bugün Türkiye'de 4 kültürel mod var: Etnik (çoban / göçer), feodal, sanayi, bilgi. Ancak önemli olan durum şu ki 70-75 milyonluk nüfusu bu modlar arasında kabaca eşit olarak bölünmüş durumda. Türkiye nüfus sıralamasında 200 ülke arasında 15. sırada yer alan büyük bir ülke olduğu için, 2000-2005 arasında durumu biricik kalıyor. Buna yakınlarda belki Brezilya, belki de ileride Hindistan yaklaşabilir ve yeni ilginç örneklemeler verir. Şimdi elimizdeki bu özgün durumu irdeleyelim:

Türkiye'de Batılılaşma sürecine 1838'de başladı ki o zaman bile sanayileşme başlayalı neredeyse 100 yıl olmuştu. Türkiye sanayileşmeye ise tam anlamıyla ancak 1960'larda başlayabildi ki bu aslında Batı'da bilgisayarlaşma döneminin başlangıcıydı. Bu, BM literatüründe 3. Dünya ülkelerini kapsayan ve yine ‘2. Sanayileşme dalgası' adı verilen bir durumdu. Bu sayede G-7'ye 7-10 ülke daha eklemlendi. AB'nin çekirdek 15 ülkesi ise küçük ülkeler olsalar da, zaten G-7 ölçeğinde ekonomilere sahipti. Türkiye 2000 civarında sanayileşmesini toparlarken, internetin devreye girmesiyle, bir anda toplam gazete okurunu geçen sayıda internet kullanıcısının olduğu bir toplum oluverdi.

Türkiye'nin 1970'lere dek nüfusunun yarısından çoğu kırsal kesimde yaşardı ama gözden kaçan bir biçimde bunun belki de yarısı göçerdi. Hayvancılık önemli bir ekonomik uğraştı. Artı kent-köy arasında gidip gelen mevsimlik ve topraksız köylü işçiler ve yine aynı yıllarda ortaya çıkan Alamancılar Türkiye'yi çok tuhaf bir nüfus dinamiğine sürükledi.

2000'lerde AB'ye girme sürecinde, onlardan gelen talep doğrultusunda çiftçi nüfusu silme veya sıfıra limitleme kampanyası başladı. Bu süreç iç savaşla çakışınca, milyonlarca işsiz köylü nüfus kentlere göçtü ve milyon kişi nüfus ölçeğinde kronik kriminal bir kesim oluştu. Yine gözden kaçan biçimde, yine AB nüfus dinamikleriyle uyuşacak biçimde, artan yaşlı / emekli nüfusun kırsal kesime çekilmesiyle, AB'de olduğu üzere % 25'lik yeni bir kırsal kesim nüfusu oluşmakta. İşin ilginci bunların milyona varan bir bir bölümü Türkiye'ye dışarıdan gelenler, çünkü yazlık fiyatları AB'den çok ucuz.

Asıl sorun nüfusun iç dinamiğinde. Genelde nüfuslar kolay kolay böylesi 4 kültürel modun etkisine maruz kalmazlar. Global ve ülkesel özel dinamikler bunu böyle yaptı. Etnik ve feodal kesimin internet kültürüne geçmesi imkansız. Öyle olabilseydi, Bedeviler veya Aborijinler değişirdi. Yani ilk 2 kültürel mod değişmeyeye doğru giderken, 2 mod değişmemeye doğru gidecek ve 1900'lerin yaşama biçimlerine geri dönecek ki buna çoktan başladılar bile. Dünyada da isteyerek okuyazma öğrenmeyen milyonlarca kişi var ki bu 6.000 yıllık bir kültürel mod.

Sorunsal şu: Bu 4 mod mensupları birarada yaşayabilir mi, yoksa TC er geç parçalanmaya mahkum mu? Irak'ın parçalatıldığı, Suriye'nin ve İran'ın sıraya sokulduğu, son 10 yıllık bir dönemdeyiz. Ne AB, ne de ABD TC'nin parçalanmasından rahatsız olmaz; zarar görür, hem de çok zarar görür ayrı konu. Emperyalistlerin kendi çıkarlarını ölçememeleri ironik bir durum.

İktidar seçkinleri konunun bilincinde değil, olsalardı da çıkarlarını yanlış tarafta görme veya açmazlarda aciz kalma olasılıkları daha yüksek olurdu. Soru şu: Ordu artık Türkiye'yi parçalanmaktan alıkoyabilir mi veya üniterlik çabaları TC'yi parçalayabilir mi? Sanırım bir fetret devrinden sonra yeniden biraraya geliriz. Halk isyanlarına ve devletin gücünün giremediği kurtarılmış bölgelere alışkınız ama hala biraradayız.

Dolayısıyla kültürel mod çelişkileri şimdiki gibi sürecek ve bu inanılmaz artan suç oranları demek olacak. Gecekonduların ve milyon dolarlık villaların yanyana ama sırtını birbirine dönmüş olarak yaşaması gibi, bu modlar birbirine aldırmamayı öğrenirlerse, birarada yaşayabiliriz gibi. Yani apaçık bir tersine diyalektik gerek: Birbirine mesafeliyken etkileşim, asla sentez çabası değil. Doğu-Batı sentezi şansımızı 167 yıldır ıskaladık, artık gecikmiş, hatta ölmüş bir ısrarın gereği yok. Gelecektekilerin işini onlara bırakalım. Görevimiz, geleceğe mümkün olduğunca az kan davası aktarmak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2217
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 495
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster