Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1572
 

Türkiye'deki her üç kişiden birisi satanizmi seçiyor

Türkiye'deki her üç kişiden birisi satanizmi seçiyor
 

dünyada üç ev, beş kiralık daire ve öbür tarafta kaynar kazan sahibi bir satanist


HEPİMİZ SATANİSTİZ

UYARI: Bu yazı bir takım mizahi öğeler içermektedir. Düşünme yeteneği olmayan bazı dimağlarda kalıcı hasar yaratabilir.

Ülkemiz yıllarca laiklik elden gidiyor, din elden gidiyor, vatan elden gidiyor gibi tartışmalarla zaman kaybetti. Oysa biz bu tartışmalarla vakit kaybederken büyük bir sorun aldı başını yürüdü; satanizm. Bugün Türkiye’de milyonlarca satanist yaşıyor. Ortalama olarak her iki üç evden birinde bir veya birkaç satanist yaşıyor. Evet, yanlış duymadınız, bu kadar satanist içimizde yaşıyor. Üstelik o kadar iyi kamufle oluyorlar ki onları sıradan insanlarda ayırt etmekte güçlük yaşıyorsunuz. Ancak onların da zayıf noktaları var. İşte bendeniz sizlere satanizmin alametlerini yazıyor ve bu acımasız, Allah korkusundan çok uzak insanların iç yüzlerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyorum.

SATANİZMİN ALAMETLERİ

Satanistlerin önemli bir bölümü ülkemizde Müslüman taklidi yaparak yaşamaya adapte olmuşlardır. Sorulduğunda “Elhamdülillah Müslümanım” diyebilme yetisi de gelişmiş olan bu insanlar söz konusu Allah korkusu olduğunda kendilerini hemen ele vermektedirler.

Ev sahibi olmak

Yapılan araştırmalar neticesinde ev sahiplerinin %94,7 oranında satanist olduğu ortaya konulmuştur. Bu satanistler kul hakkı diye bir kavramdan haberdar olmadıkları için kesinlikle kontrat yapmaz ve devlete vergilerini vermezler. Kiralarını elden alır veya banka havaleleriyle kiralarını alırlar. Maliyecilerden çok korkan bu Allah korkusu yoksunları ilk aşamada evlerini kiraya vermediklerini, evde kalanın akrabaları olduğunu iddia ederler, eğer zorda kalırlarsa kiracılarından aldıkları paranın üçte birini kira geliri olarak beyan eder ve devlete vergi vermemeyi, verecekse de az vermeyi amaçlarlar. Geçenlerde yedinci dereceden bir satanist olan bazı ev sahipleriyle muhatap oldum ve bu insanların zavallı Müslümanlara nasıl eziyet etmekten zevk aldıklarını gördüm. Evini kiraya veren bir satanist evini tutmak isteyen bir Müslümana evinde hâlihazırda oturmakta olan kiracının 650 TL ye oturduğunu ve hiçbir artış yapmadan aynı kiraya evini o Müslümana kiralamak istediğini söylüyordu. Oysa kısa süre önce evde oturmakta olanların 600 TL’ye oturmakta olduğunu öğrenen Müslüman kiracı, “Allah’ım sen bu kulunu ıslah et” demek dışında bir şey yapamadı. Bir diğer satanist ev sahibi de evi kiraya vereceği zaman 600 TL istemiş ve hiçbir masraftan kaçınmadan komşularla konuşarak evlerinde 450 TL’ye oturmakta olduklarını söylememelerini istemişti. Bir diğer tehlikeli satanist ise bu büyük satanistlerden etkilenerek zemin kattaki sobalı, tek göz ve harabe durumdaki evi için 400 TL kira istemekte hiçbir sakınca görmemişti. O bu satanistliği yaparken muhtemelen şunu düşünüyordu: “Millet 600-700 istiyor evi için, ben de isteyeyim.” Maalesef bunların hepsi gerçek… Anadolu’nun pek çok yöresinde satanizmin fırtına gibi yayılmasında her şehre açılan üniversitelerin etkisi büyük. Üniversiteler açılana kadar 200 liralar civarında olan kiralar bir anda 700 liralara tırmanıyorsa bu orada Allah korkusunun terk edildiğinin bir alametidir. Hele ki her türlü yalan, riya ve ahlaksızlık adeta bir tören gibi ev bulmaya çalışan kiracılara sunuldukça satanizmimiz daha da perçinleniyor.

Ev sahibi olmak mı satanist yapıyor yoksa içimizdeki satanizm potansiyeli ev sahibi olunca mı devreye giriyor bilinmez ama biz Allah korkusundan çok uzaklarda bir yerlerdeyiz; burası kesin.

Ticaret yapmak

Ülkemizde satılan malların kalitesiz olması, insan sağlığını tehdit etmesi veya insanları zarara uğratıyor olması kimsenin umurunda değil. Kiremit tozundan pul biber yapmak, daha siyah gözüksün diye zeytinlere ayakkabı boyası sürmek, talaştan kimyon üretmek, bozulmuş peynir ve helvaları eritip tekrar paketleyerek satmak, şeker küpleriyle beslenen arılardan kaliteli bal ürettiğini söylemek, glikoz şurubunu da sözde bal diye satmak, dondurmaları bozuk sütlerden yapmak, dönercilerde at ve eşek eti satmak, pastanelerde çürük ve bozuk gıdalardan unlu mamül yapıp satmak, üç kuruşa aldığımız ürünü 30 kuruşa satarken Allah korkusu yaşamamak, ticari olarak rakibimiz yoksa mümkün olan en fahiş fiyattan elimizdeki ürünü halka sunmak bizim genetiğimize işlemiş bir satanizm damgasıdır. Biz artık bu dakikadan sonra iflah olmayız. Bu yüzden hiçbir kasaptan aldığımız eti yerken huzurlu değiliz. Gerçek sucuk yemek bizim için yalnızca bir hayalden ibaret. Gerçek bal ise hayal bile edilemeyecek bir durum. Satanizmle mücadele edenlerin en büyüğü iki cihan güneşi Hz.Muhammed (S.A.V), bir gün pazarda bozuk pirinçleri çuvalın altına iyilerini de üstüne koyarak satış yapan bir esnafın yanına giderek “Kötü olanları üste koysaydın ya ” demiştir. Biz O büyük peygamberin izini terk ettik, yolunu unuttuk. Biz Allah korkusu olmayan bir topluluğa dönüştük. Bu günahları işlerken de “Biz yapmasak başkası yapacaktı ” şeklindeki şeytanın sözlerini adeta kendimize rehber ettik. İşte bu gerçek satanizmdir.

Ahlaksızlık

Trafikte kurallara uymamak ve uyanlara hakaret etmek, onların hayatlarını tehlikeye atacak şekilde tehlike yaratmak, karşımızdakinin konuşmasını dinlememek, farklı görüşlere tahammül edememek, başkasının eşine kızına laf atmak ve kem gözle bakmak, Müslüman olduğunu söyleyerek Müslümanlarının malına canına kastetmek bizim kültürümüz haline gelmiş durumda. Oysa İslam’da bize öğretilen şey “Bir müminin kalbini kırmaktan dahi çekininiz” idi. Bizse kalbini kırmaktan çok daha fazlasını yapıyoruz ve ne yazık ki bunun bir alışkanlık haline getirmiş durumdayız. Biz bu ahlakla çok uzun süre yaşayamayız.

Yalan söylemek

En büyük yalanlarımıza bakarsak yalanın bizi nasıl kuşattığını görebiliriz.

Biz Osmanlının torunuyuz

Bu çok büyük bir yalandır. Biz Osmanlının torunuyuz demeyi hak etmiyoruz. Onlar ki 700 yıl dünyaya hükmederken tüm dünyaya İslam’ın en güzel yüzünü göstermiş, ahlakı ve adaleti öğretmişlerdi. Bizse kendi Müslüman kardeşimize bile insanca davranmakta uzak, Allah korkusunu tamamıyla terk etmiş ve her türlü ahlaki meziyetten arınmış bir topluluğuz. Bu yalanı söylemeye hakkımız yok. Bu büyük bir satanizm alametidir.

Biz Müslümanız

Çok büyük yalanlardan birisi de budur. Bu öyle büyük bir yalandır ki bir satanistle bir müslümanı bir saniyeden kısa sürede ayırt etmenize yardımcı olur. Bir Müslüman elinden ve dilinden kimseye zarar gelmeyendir. Kendince günahlar işlese de Allah’ın kati suretle uzak durun dediği kul hakkından korkar ve kimseye en ufak bir hakkının geçmemesi için özenli bir yaşam sürer. Oysa bizler en başta ku hakkına tecavüzden zevk alan bir millete dönüşmüş durumdayız. Çoğumuzun kul hakkıyla ilgili ne bir endişesi ne de bir özeni var. Hepimiz yediğimiz kul haklarını marifet sayarak yalnızca cebimize giren parayı düşünen insanlar haline geldik. Üç kuruş için imanımızı bile hiçe sayan insanlar olarak Müslümanız diyerek ortalıkta dolaşmaktan daha büyük bir yalan olamaz. Biz Müslüman kardeşimizin hakkını kendi hakkımız bellemeden bu sözü söylediğimiz her gün satanizm şarabından bir yudum daha içmekteyiz. Kimse kendisini kandırmasın.

Biz insanız

Yukarıdakilerden çok daha büyük bir yalan da budur. Bu yukarıda yazdıklarımı yapanların kendilerini değil Müslüman, insan olarak görmeleri bile büyük bir ayıptır. Kendilerine insan diyen bu yaşam formlarının ortadan kaldırılması için belediyelerin harekete geçmesi ve zehirli paralarla bu kişileri zehirleyerek toplumu rahatlatması gereklidir.

HEP ŞİKÂYET HEP ŞİKÂYET! ÇÖZÜM NE?

Bu kadar şikayet yeter. İnsanlıktan, dinden ve imandan çıkmış olabiliriz ancak hala çözümsüz değiliz. İşte kısa sürede sonuç getirecek bazı çözüm önerileri…

Manda ve himaye yönetimi

Kurtuluş savaşında reddettiğimiz manda ve himaye yönetimi bugün bizlere en uygun çözüm gibi durmaktadır. Ancak hangi devletin manda ve himayesinde olacağız? Çözüm Japonya! Ahlakıyla, insanlıklarıyla dünyaya örnek olan Japonlarla derhal temasa geçilebilir ve bize insanlık ve ahlak öğretmeleri koşuluyla ülkemizi onlara teslim edilebilir. Büyük ihtimalle bu öneriyi kabul etmeyecek olan Japonları ikna etmek için ülkemizin yer altı ve yer üstü bütün kaynakları Japonlara teklif edilmeli ve Japonlar mutlaka ikna edilmelidir.

İnsana değer veren, İslam’ı da İslam gibi yaşayabilen bir millet olmak için Japonların idaresine girmemiz gerekiyorsa hiç durmamalı girmeliyiz. Derslerimize Japon öğretmenler girmeli, tüm kurumlarımızda sadece Japonlar çalışmalı ve Japonların günlük yaşam kurallarına uymak zorunda olmalıyız. Çünkü biz bunların hiçbirini doğru dürüst yapamıyoruz.

Kul hakkı yiyerek, Allah korkusundan uzak ve insanımıza zulmederek bağımsız olmaktansa, ahlaklı, Allah korkusuyla ve esaret altında yaşamayı tercih ederim. Ayrıca Japonlarla insanımız Allah korkusunu öğrenirse bağımsızlığımızı yeniden alabiliriz şeklinde bir anlaşma da yapılabilir. Ancak bu yöntemin en ciddi sakıncası Japonların bu sorumluluğu aldıktan sonra bizimle uğraşmayı bırakıp bizi yarı yolda bırakmaları ihtimalidir. Maalesef bu da büyük bir olasılıktır.

Toplu harakiri

Bir diğer kesin çözüm yine Japon topraklarından geliyor. Böyle serkeş bir yaşam sürmektense toplu olarak 75 milyon insanın aynı anda canına kıyması çok hayırlı sonuçlar doğurabilir. Ondan sonra, kimsenin paylaşamadığı bu topraklar için bütün dünya Anadolu’ya çullanır, kesinlikle üçüncü dünya savaşı çıkar ve dünya nüfusunun gereksiz olan bir iki milyarlık kısmı kesinlikle haritadan silini. Böylece dünyamız da rahat bir nefes alır. Bu çözüm yalnızca ülkemizdeki değil, dünyadaki satanizmi de yok etmeye fayda sağlayacak harikulade bir çözümdür.

Devlet teşviği

Suikastçılık ve kiralık katillik sektörünün bazı teşvik programlarıyla desteklenmesi hayırlı sonuçlar doğurabilir. Toplum içerisinde yuvalanan satanistlerin öldürülmesinin vergi indirimi ve ücretsiz devlet arsası tahsisi gibi bazı teşviklerle ödüllendirilmesi, sorunu çözmeye katkı sağlayabilir.

Çevreci çözüm

Sanayileşen dünyamızda enerji ihtiyacının çığ gibi büyüdüğünü düşünürsek satanistlerden enerji elde edilmesi harika bir çözüm olabilir. Halkın kanını ve ruhunu emen bu illetlerin geri dönüşüm tesislerinde eritilerek vücutlarındaki ATP lerden enerji elde edilebilir, posalarından da plastik şişe, karton kutu gibi ürünler yapılabilir. Böylece hayattayken çevreye zarar veren bu insanlar çevreci bir çözümle doğaya kazandırılabilir.

Yerel yönetimlerin çalışması

Yerel yönetimlerde ekipler kurarak bu insanları zehirleyebilir veya satanist barınaklarında kısırlaştırarak besleyebilir. Zamanında aşıları yapılan ve uysallaştırılan bu canlılara zorunlu ders olarak İslam Ahlakı dersi gösterilebilir. Dersten bir şey anlayabilenler yeterince olgunlaştıktan sonra tekrar doğaya salınabilir.

Yazıyı okudunuz ve eminim ki aydınlandınız. Hep siyah tişört giyip Metal müzik dinlediğini zannettiğiniz satanistlerin aslında ne kadar da içimizde olduğunu gördünüz. Allah hakkı için söyleyin, şeytanın her emrine itaat etmek satanizm değildir de nedir? Bizler siyah giyenleri satanist diye etiketlemeye çalışırken şeytanın ordusu ta içimize kadar işledi ve satanizm neredeyse ülkemizin yaşam biçimi haline geldi. İslamı anlamak ve yaşamak için kafa yormayan insanımız haram paranın sıcak yüzü için şeytanın ordusunun yılmaz neferlerine dönüştü. Oysa bilindiği kadarıyla binlerce insanın kul hakkını yedikten sonra öbür tarafta karbon fiberden iskeletiniz de olsa defalarca kez yanacaksınız. Şimdi diyebilirsiniz ki öbür tarafta yanacağımız ne malum? Bu soruyu sorduğunuz andan itibaren şeytan yakınlarınızda dolaşıyor demektir. Dikkatli olun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 418
Toplam yorum
: 207
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 2392
Kayıt tarihi
: 05.06.10
 
 

Jack Amca, düşünsel dünyasındaki gelişmeleri dışa vurmak niyetiyle başladığı yazı yazma sevdasına..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster