Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '08

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
2177
 

Türkiye Ekonomik Kriz’in Neresinde? (1)

Türkiye Ekonomik Kriz’in Neresinde? (1)
 

Dünya Ekonomisi çöküyor..


Dünya zor bir ateş çemberinden geçiyor bugünlerde.. Nostaljik, statlarda yapılan insan seli dalgalanması gibi, çok enteresan bir dalga, hortum şekline bürünmüş olarak neredeyse tüm dünyayı yutmaya hazır bir vaziyette.. Batıdan, ta Amerika’dan başlayan bu ekonomik kriz dalgası, neredeyse Uzakdoğu’ya kadar dayandı. Finans sektörü tepetaklak. Bankalar birbiri ardına iflas bayrağı çekiyorlar. Buna bağlı olarak da, endüstriyel kuruluşlar bu bayrakları sallandırmaya başladılar..

Herkesçe malum, bu krizin nasıl başlayıp, bugünlere nasıl geldiği. İlkönce bu konuda biraz bilgi vermeye çalışayım.

2001 yılı sonrasında ABD ekonomisi, kötü sinyaller vermeye başlayınca, ekonomiyi toparlamak için faizler hızla indirildi ve özellikle 2001–2004 döneminde bu durum kredi kullanımını artırdı. Kredi hacmi yukarı doğru büyüyünce, bu durum emlak piyasasına da yansıdı. Canlanan emlak piyasasında, emlak fiyatları da yükseldi ve bu durum yeni kredilerin alınmasını sağladı. Daha sonra, düşük gelirlilerin konut sahibi olabilmeleri için adına mortgage dedikleri, düşük kaliteli emlak kredisini devreye soktular. Bu arada, ABD devlet tahvillerinin hızla düşen faizleri ve artan emtia fiyatları ile yurtdışında bollaşan likidite ile yeni yatırım alanları arandı. Daha sonra yatırım bankaları daha fazla kredi verebilmek için, mevcut kredi alacaklarını satarak, yeni kaynaklar yarattılar ve bunlarla yeni krediler açtılar. 2000 yılında hedge fonlar 500 milyar usd iken 2007’de 2 trilyon dolara yükseldi.. Bu arada, Amerikalılar, mortgage kredileri ile aldıkları evlerin değerleri fazla gösterilerek 2. hatta 3. kez ipotek yaptırarak, farklı harcamalara (evi baştan yenileme, yeni mobilyaları yeni otomobil ve hatta 2. ev ) başladılar. Daha sonra, farklı semtlerde, bazı gayrimenkuller satışa çıkartıldığında, kimsenin bir gayrimenkul almak istememesinden, biçilen rakamın abartılı olduğu anlaşıldı. Daha sonra da emlak fiyatları hızla düşmeye başlayınca, ev alanlar ve ipoteğe girenler kredi ödemesi yapmak istemediler ve alacaklarını tahsil edemeyen bankalar, borçlarını ödeyecek kaynak bulamayınca da mali sistem durma noktasına geldi. Bankalar arası borç yapılandırılması da çözüm olmayınca, ciddi bir likidite (nakit akışı) sorunu yaşanmaya başlandı.

Amerika’da sıkıntılar hızla yukarı tırmanırken büyük bir bomba patladı ve Amerika’nın en büyük bankalarından biri olan Lehman Brothers, 600 milyar dolarlık aktif büyüklüğüne rağmen iflas bayrağını çekti., Hemen arkasından batan diğer bankaların (sanırım 12 tane banka) ekonomik aktif büyüklüğü 200 milyar dolar civarında olduğu düşünülürse, bu korkunç bir durumdu. Zira Türkiye’nin ekonomik büyüklüğü, Dünya’nın 17. büyük ekonomisi olmasına rağmen 660 milyar dolardır. Bu durum birbirini tetikledi ve başka bankalar, birbiri ardına batmaya başladı. Toplam zarar neredeyse 800 milyar dolar civarındaydı ama bu kadar kalmayacaktı. Avrupa diken üstündeydi. Borsalar allak bullak oldu, dolar tarihindeki en büyük darbelerinden birini yedi. Amerikan hükümeti acil önlem paketi hazırladı. İlk iş olarak senato 700 milyar dolarlık bir önlem paketini devreye soktu ve Lehman Brothers’ı kurtarmaya yeltendi. Bu durum piyasaları biraz olsun canlandırdı, borsalar nefes aldı. Ama borsalarda bahar kısa sürdü. Kriz dalga dalga yayılmaya başlamıştı. Senato ek önlem paketinin evreye sokulması kararını aldı ve piyasaya 1,5 trilyon dolar civarında para pompalandı. Ama hesaplanmayan bir şey vardı. Bu durum ABD kamu borcu ve bütçe açığını daha fazla açacaktı. Neyse, önlem paketleri kısmen işe yaradı gibi gözükse de kriz rüzgârları Avrupa’ya ve hatta diğer dünya ülkelerinde de sıçradı. Borsalar teker teker çöküş sinyalleri vermeye başladılar.

Durum bu mahaldeyken, ABD’nin bankalardan sonra en büyük ekonomik değerleri olan sanayi kuruluşları da çöküş sinyalleri vermeye. Ayakta kalmaya çalışan diğer bankalarda tam olarak iflas bayrağını çekmeseler bile ayakta kalmak için eleman çıkartılmasının daha uygun olacağını düşündü ve hızla bir personel ayıklama stratejisi başladı. Bu durum endüstri kuruluşlarına da sıçradı. Büyük sayılarda personel çıkartılmaya başlandı. Bu rakamın yüz binlerce olacağı varsayılırken, bu haberlerin yayılması bile dış ekonomileri tetikledi. Öyle ki, bir iki gün öncesine kadar Alman otomotiv devi Opel tüm fabrikalarını ve ofislerini kapatacağını duyurunca, Alman hükümeti Opel’i kurtarma harekâtı başlattı.

Görüldüğü üzere, Amerikalının aç gözlülüğü ile başlayan Amerika sınırlı mali kriz, hızla yayılarak küresel bir ekonomik kriz haline dönüştü. Tüm dünya içine saplanılan bu bataklıktan çıkmanın yollarını arıyor.

Kriz ve çöküntü kapımızda, peki biz ne durumdayız? Biz nasıl etkileneceğiz? Bir sonraki yazıda anlatacağım dilim döndüğünce.. Elim ve bilgim el verdiğince !..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2526
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster