Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '13

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
6772
 

Türkiye Ekonomisi 2013; Cari açık, dış borç, gelir dağılımı ve özgürlük (1)

Türkiye Ekonomisi 2013; Cari açık, dış borç, gelir dağılımı ve özgürlük (1)
 

Yoksulunu mutlu eden devlet düzeni, her türlü övgüyü haketmektedir.


Bir devlet; halkını çağının gereklerine göre hazırlıyor, ihracatını artırıyor, artan zenginliğini de düşük gelirlileri gözeterek dağıtıyorsa; biliriz ki o ülke mutlu insanların ülkesidir ve doğru yönetilmektedir.

Ülkemiz son yıllarda ciddi manada değişmektedir.

Elbette ülke vatandaşı bu değişmelerden kendi yararına, refahına olumlu katkılarını görmek isteyecektir.

Bu anlayışla, 1999-2012 Dönemi basit ve tarafsız bir gözle değerlendirilmektedir.

İşlenecek konular ana başlıkları ile;

-Cari açık, dış borç ve ihracat-ithalat rakamlarındaki değişmeler,

-Ülkenin büyümesinde kullanılan kaynaklar,

-Milli gelir dağılımında düşük gelirler lehine bir düzelme var mıdır?

-İhraç ürünlerinde kullanılan girdilerde, yerli oranı giderek yükselmekte ve bunu sağlayan, AR-GE’ye ayrılan kaynaklar büyümekte midir?

-Ülkenin gelirini yutan enerji (petrol vb) ödemelerinde ülke lehine bir çözüm üretilmekte midir?

-Sayılanların sonucunda Türkiye’nin rekabet gücü artmakta mıdır?

-Özelleştirmeler ülke kaynaklarını savurmak mı, yoksa ülke kalkınmasında bir manivela olarak kullanmak mıdır?

-Hepsinden önemli olan, bir ülkenin gerçek manada kalkınmasının arkasında yatan ana etken, Düşünce ve İfade hürriyeti ne durumdadır?

...

Ve ülkemizin son yüzyılında yaşanan siyasi ve ekonomik krizlerin arka planını öğrenmek;

-1900’lü yılların başından günümüze kadar olan süreçte; Hindistan, (Pakistan), Afganistan, İran, Mısır, Suriye, Irak, Almanya, Rusya ile Osmanlı (Türkiye) Devletlerinde yaşananlar;

-Gerçekleşen iktidar değişiklikleri, (gizli ve açık darbelerle birlikte), yeni ekonomik düzen tercihleri, oluşturulan siyasi paktlar, devlet adamların karşılıklı ziyaretleri; silah alım ve satış anlaşmaları, açık ve gizli ekonomik yardımlar, ülkeler arasında imzalanmış ticari anlaşmalar;

-Benzer zaman dilimi içerisinde; İran, Osmanlı ve Avrupada kaldırılan hanedanlıklar;

-Eş zamanlı olarak, Pakistan, Mısır, İran, Suriye, Irak, Afganistan ve Türkiye’de yaşanan darbeler ve siyasi hareketlenmeler;

-Birinci ve İkinci Dünya savaşı sonucunda kurulan yeni dünya düzeninde, bahsedilen ülkelerin yer aldığı paktların ortak noktaları?

-Dünyada, 1970-1980 ile, 1990-2000 yıllarında arasında  yaşanan; siyasi ve ekonomik krizler ve sonrasında gerçekleşenler;

-21'nci asrın başında yaşanan, “Arap Baharı!”nın arkasındaki nedenler? Mesele; halkların özgürlüğü mü, ekonomik yönden sıkışan Gelişmiş Batı’nın yeni bir ekonomik-soygunu, bir ayak oyunu mudur?

...

Ve bilinmelidir ki;

Medeniyetler çatışması, Dünyanın sonu ile İslamsız Dünya!” Tezleri ile arkasında gelen dönemlerde yaşananların arka planını öğrenmeden, ulaşılan sonuç ve tespitler, köşe yazarlarının ve Televizyondaki konuşmacıların, “Rüzgâr gülü!” olmaktan öteye geçmeyecektir.

...

Başlarken;

Temel göstergeler;

-2002’de 3.492 dolar olan kişi başına düşen yıllık gelirimiz, 2012 başında 10.469 dolara yükseldi. Yani, kişi başına ortalama 3 misli zenginleştik. Son 10 yılda net 3 kat zenginleşmediğini hisseden varsa, onun zenginleşme hakkı başkasına gitmiş demektir.

-2001 “100” olduğunda, Türkiye’nin tüketim endeksi son 10 yılda “170”e çıktı. Avrupa ülkelerinin hiç birinde, bizdeki tüketim artışı yok. Tasarruf oranımız, Avrupa ülkelerinin altında olduğuna göre, başkalarının tasarruflarıyla (borçlanarak) tüketim yapıyoruz.

-184 ülke arasında, 2001 yılında dünyanın en yüksek enflasyonuna sahip ülkeler arasında 3. sırada idik. 2011 sonunda 31. sıraya yükseldik. Enflasyonla mücadelede çok büyük bir başarı elde ettik...

-2002’de 36.1 milyar dolar olan ihracatımız 2012 sonunda 150 milyar dolara yükseldi. İhracat artışında “Asya Kaplanları” hariç dünya birincisiyiz. Ama hâlâ, dış ticareti açık veren ülkeler arasında en kötü durumda olanlardan biriyiz. Gayri Safi Milli Hasıla’ya oran olarak dış ticaret açığına bakarsak ABD’den bile 2 kat kötü durumdayız. Otomotiv sanayindeki montajcılık nedeniyle, ithalatı arttırmadan ihracatı arttıramıyoruz.

-2002’de 20 milyar dolar döviz rezervlerimiz varken; bugünlerde rezerv 117 milyar dolara yükselmiş durumda. (2013 yılında, bu kadar büyük rezervin ne getirip ne götürdüğünü tartışmaya başlamalıyız.)

-1985-2002 arası, 8 milyar dolarlık özelleştirme yapılmışken; 2003-2011 arasında 48.7 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı...(1)

...

2000-2012 Yılları arasında ülkedeki gelir dağılımındaki değişmeler;

-2000 yılında ülkemizdeki gelir dağılımı, yüzde olarak;

-Birinci % 20 En fakir, yüzde olarak..4,9

-İkinci % 20 Fakirler........................8,6

-Üçüncü % 20 Alt orta ..................12,6

-Dördüncü % 20 Zengin.................19,0          

-Beşinci % 20 En Zengin...............54,9

...

-2012 Yılı gelir dağılımı;

‘Dünya Bankası Dünya Kalkınma Göstergeleri (WDI) 2012 Raporu’na göre, Türkiye’de kişi başına milli gelir itibarıyla;

-Birinci ve en fakir yüzde 20’lik kesim ise tüm gelir ya da tüketimin yüzde 5,7’ini aldı. (2000 yılı, 4,9)

-İkinci yüzde 20’lik kesim gelirin yüzde 22.4’ünü, (2000 yılı, yüzde 8,6)

-Üçüncü yüzde 20’lik kesim gelirin 15.9’unu, (2000 yılı, yüzde 12,6)

-Dördüncü yüzde 20’lik kesim yüzde 10.9’unu elde etti. (2000 yılı, yüzde 19.0)

-Toplumun beşinci (En zengin-elit tabakası) yüzde 20’lik kesimi ise Türkiye’deki gelir ya da tüketimin yüzde 45.1’ini elde etti. "2000 yılı, yüzde 54,9" (2 ve 3)

Devam edecek...

www.canmehmet.com 

Resim;www.haber7.com'dan alıntıdır.

(1) Yaman Törüner, (Eski Merkez Bankası Başkanı), Yazının tamamı için; “2013’te mutlu olacak mıyız?” Çözümyaman.toruner@milliyet.com.tr, 25 Aralık 2012

(2) Kaynak; "TÜRKİYE NEREYE GÖTÜRÜLÜYOR?" Yahya Düzenli

(3) http://www.78liler.org/78web/default.asp?Sayfa=KoseYazari&yazid=19&id=673

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Keniron isimli Arkadaş'a da bu araştırmayı veriyorum.Mehmet Bey,Son 4+4+4 den sonra Endüstri Meslek Liselerine yani ara elemen yetiştiren Okullarda % kaç oranında öğrenci azalması olduğunu araştırırmısınız?Araştırdıktan sonra nasıl bir bilgi toplumu olacağımızı açıklarmısınız?

mehmet binlik 
 11.04.2013 14:35
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, Arı ve örümcek bildiğimiz canlılardandır. Arı, yediklerinden Bal; Örümcek zehir üretmektedir. Peki, Neden? Bu yediklerinden daha fazla bir yapı sorunudur. Ailesinden bilgiyi nasıl kullanacağını, diğeri ile ilişkileri hangi temel, anlayış üzerine kuracağını öğrenemeyen; sorumluluk ve sabır değerleri sıfır, azarlanarak, aşağılanarak, adam yerine konulmayarak yetiştirilerek bir (eğitim değil de) öğretime (okula) gönderilen çocuk, "4+4+4" değilde 40+40+40 okursa ne olur, okumazsa ne olur? Bizim sorunumuz şekli öğretim değil, nitelikli (örnek olunarak yapılmış) eğitimdir. Bu ise aile ocağında, ana kucağında verilmektedir; Devletin torna tezgahları olan yıkama istasyonlarında! okullarda değil. Çeşitli yazışma ve tartışma ortamlara bakınız, vatandaşın kaleminden, sözlerinden, gözlerinden, burunlarından ve kulaklarından alevler, kin ve nefret fışkırmaktadır. Çünkü insan değil, robotlar yetiştirmekteyiz. Ol hikayemiz budur. Sağlıcakla kalınız.  11.04.2013 15:46
 

Nerdeyse kötü kötü yazacaktım :) Mehmet binlik'e verdiğiniz cevapla kendimi tuttum.Yazdıklarınızda eksik tanımlamalar olabilir.Fakat her gün bize yaklaşan şeyin eğitim seviyesi ile alakalı olduğunu düşünüyorum.Hükümet geçmiş 10 yılda çok güzel işler yaptı ve bundan o sefil,fakir zavallı dediğimiz halk faydalandı.Toplu konutlar,sağlık hizmetleri ...Bunların 10 yıllık hizmet farkı bedelleri işte o tespit ettiğiniz özelleştirme bedellerini epeyce geçiyor.Hesab yapmayı bilenler gerçeği görür.Helikopterle taşınan hastalar,organ nakilleri,sıra beklemeyen vizeler,çocuk ölümlerindeki düşüş...Kişi başına düşen otomobil sayısı,seyahat özgürlüğünde yaşanan patlama.Hasbelkader bir felaketin içinden geçmiş ülke elindekiler ne olursa olsun,medeni seviye de bilgi ve beceriye sahipse kendini mutlaka ispatlıyor ve farkını gösteriyor.Almanya,Japonya bunun ispatı.10 yıldaki bu kadar emeğe rağmen Milli Eğitim,toplumsal görgü,üretim becerisinde ne yazıkki sınıfta kalmıştır.Saygılar

Keniron 
 11.04.2013 9:12
Cevap :
Değerli Keniron, Bilirsiniz, bahçelerin güzelliği, değişik renk ve kokudaki çiçeklerin çokluğu ile mümkün olabilmektedir. Gelişmeyi sağlayan (farklı)düşüncelerde böyledir. Her biri diğerinden farklı olmalıdır ki, hep birlikte benzer hatalara düşülmesin. Farklılıklardan korkmamak ve farklı olanlara kızmamak gerekir. Konuya geldiğimizde; Ulaşılan ve içerisinde bulunulan sonuç, hem niyetin, hem de uygulamadaki isabetin en belirgin ölçüsüdür. Bu manada içerisinde bulunduğumuz şartları değerlendirelim. Türkiye, on yıl evvelki Türkiye değildir. Her alanda daha ileridedir. Ancak, ülkemizdeki ihracat kalemleri ile rekabet seviyemize baktığımızda, Gelişmiş Batı ile aramızdaki açığın (refah olarak biraz kapanmasına rağmen, bilgi üretmede mesafenin) değişmediği, kapanmadığı görülmektedir. Bu açık ifadesi ile, biz kazanacağız, parsayı yabancı yatırımcılar toplayacak demektir. Konuya ilgi ve yorumunuza teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  11.04.2013 11:07
 

anladım Mehmet Bey,o zaman yeni bir 1915-1938 döneminin örtülerini kaldıran yeni bir yazı dizisi başlıyor...

mehmet binlik 
 10.04.2013 16:03
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, fırsat bulursam, Rusların Afganistan işgali ile ilgili bir yazı hazırlayacağım. Bilirsiniz, Afganistan'a Sovyet askerleri ilk olarak 24 Aralık 1979'da Sovyet lideri Leonid Brejnev'in emriyle gönderilmiş ve o dönem Afganistan'da darbe üzerine darbe yap (tır)ılmıştır. Bizim o dönem darbemiz kaç yılında idi? "1980" diyeceksiniz. Bizlere, "Afganistan" denildiğinde aklına ne gelmektedir? "Taliban" değil mi? Şimdi eli kalem tutanlara soralım, "Taliban hakkında ne biliyorsunuz?" "Hani şu yobazlar değil mi?" denilecektir. Toparlarsak, çoğunluk okumuyor sadece sömürgecilerin haber ajanslarından besleniyoruz. Yavru kuşun annesi tarafından gagası aracılığı ile beslenmesi misali. Sağlıcakla kalınız.  10.04.2013 16:35
 

Sayın Mehmet Bey,yazdıklarınıza katılmıyorum.Tarım ve Hayvancılık'ı halledememiş ve bu sektörlerde bir teknoloji bilgi birikimi yapamamış bir ülke nasıl Otomobil yapsın?Bu ülkede 1950 yıllarından beri Tarım ve Hayvancılık bitirilmeye ve tamamı ile dışarı bağımlı hale getirilmeye çalışılıyor.Bunda da Sanayi ve Teknoloji ve istihdam argümanları kullanılıyor.Verimli araziler sanayiye ve Konut'a kurban veriliyor.Onda da Fasoncu durumundayız.Son Darbe de son 10 yılda indirildi.Saman da ithal oldu.Toprak,Petrolden de kıymetli madendir.Onu da biz bitirdik...

mehmet binlik 
 09.04.2013 14:49
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, bu yazı dizisi bittiğinde sorularınızın tamamı cevaplanmış olacaktır. Ancak, su döküldüğü kabın şeklini aldığından, siz yine arayışlarınıza devam edeceksiniz. Bir ülkede, "ama"sız, düşünce-ifade özgürlüğü yoksa, o ülke halkından sadece uydu-sömürge olmaktadır. Ve bunun açılımını anlamak için, "Arif" olmaya da gerek yoktur. Sağlıcakla kalınız.  10.04.2013 12:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 597
Toplam yorum
: 2172
Toplam mesaj
: 239
Ort. okunma sayısı
: 1522
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisinde öğrenciliğim sırasında bir kamu iktisadi kuruluşunda başladığım çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster