Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '13

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
4697
 

Türkiye ekonomisinde alarm zilleri çalıyor !

Türkiye ekonomisinde alarm zilleri çalıyor !
 

DOLARIN ATEŞİ TÜRKİYE'Yİ YAKABİLİR...


Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Babacan, Maliye Bakanı Şimşek ve Kalkınma Bakanı Yılmaz'ın 8 ekim 2013 günü yaptıkları ortak basın toplantısında  birinci önceliğin cari açığı azaltmak olduğuna vurgu yapıldı! Çok güzel! Peki cari açığı azaltmak önerilen ne? Milli ekonominin güçlendirilmesi, vergi oranlarının azaltılması, yeni iş alanları yaratılması, yatırımların ve ihracatın artması mı? Hayır değil! Peki ne? Şu:

Yurt içi tasarrufları artırmak, mevcut kaynakları üretken alanlara yönlendirmek ve ekonominin verimlilik düzeyini yükseltmek, enflasyonu düşürmek! Birader ben ekonomi uzmanı değilim ama bu çözüm önerilerine karga yavruları bile gökdelen tepelerinden taklak atarak güler! Milletin, dar gelirlinin, işçinin, emeklinin tasarruf yapacak hali mi var?  Herkes kredi kartına ve taksitli satışlara abanmış ve Dolar 1.9 TL’yi geçmiş iken?  Ayrıca “mevcut kaynakları üretken alanlara yönlendirmek ve ekonominin verimlilik düzeyini yükseltmek, enflasyonu düşürmek”  laf ola beri gele söylenmiş beylik sözlerdir. Bunlar yıllardan beri söylenir, ne verimlilik artar, ne de enflasyon düşer! Devlete ait fabrika ve tesisleri ona buna satarak özelleştiriyorsunuz, devletin geliri azalıyor, bu sefer açığı kapatmak için vergileri artıyorsunuz! Sermaye sınıfı zenginleşirken halk gitgide fakirleşiyor! Böyle ekonomi politika olur mu?

Üstelik Babacan 2013 sonu itibariyle iç tasarrufun milli gelire oranının % 12,6'ya gerileyerek tarihin en düşük seviyesine indiğini söylüyor ve 'Bu hiç istediğimiz bir durum değil. Gelişmekte olan ülkelere baktığımızda bu oranın ortalama yüzde 33.1 olduğunu görüyoruz. Bu konuda ne yazık ki en düşük noktadayız' diyerek endişesini dile getiriyor!  Felaket senaryosu mu? Hayır değil gerçeğin ta kendisi !

Cari açığı önlemek için alınacak  önlemlerin içinde kredi kartları da var! Bu konuda kredi kartı limitini gelir beyanına dayandırmak, taksit sayısını sınırlamak, bir yıl içinde üç kez asgari tutar ödeyenin  kartını  iptal etmek  gibi çok sert önlemler öngörülüyor. Bu işe bankalar ne der bilemem ama, bu sert önlemlerle halkın daha da perişan olacağı, kredi kartı intiharları ve ölümlerinin artacağına kesin gözüyle bakabiliriz.

Bir başka gözden kaçan tehlikeli durum da bankaların topladıkları mevduattan daha fazla, ya da, karşılıksız kredi kullandırması! Neden? Çünkü yurt içi tasarruf yok. Millet parasını bankaya yatırmıyor, mevduat olarak koymuyor, bankalar para bulmakta sıkıntı çekiyor. E o zaman bankalar mevduat fazlası krediyi nasıl veriyor? Nereden para buluyorlar? Yurt dışından kredi alarak ! Babacan şöyle diyor: "Bu çark nasıl dönüyor? Bankalarımız dışarıdan da borçlanıyor.” Yani bankalarımız mevduat yetersiz olduğundan yabancı  bankalardan “kredi” alıyor! Bankalar da borçlu! Borçlu olamayan yok! Çark dönüyor, ama alarm zilleri, çanlar çalıyor!  Kimse oralı değil! Türk ekonomisini Deli Dumrul mu yönetiyor?  Kredi kartlarıyla veya hayali faiz lobileriyle uğraşacağınıza siz önce milletvekili maaşlarında bir indirime gitsenize bakalım! Yolsuzlukları, rüşvetleri önlesenize!

(Kaynak: Wall Street Journal Türkiye)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnanın gerçekleri o denli güzel dile getirmişsiniz ki. Bunu ben ve benim gibi insanlar anlıyor da, okuma özürlü topluma anlatmak mümkün gözükmüyor. Asıl vahim tablo burada. Saygılar..

hssensoz 
 22.10.2013 10:39
Cevap :
Teşekkürler Selçuk Bey, yine de umudumuzu yitirmeyelim. Yanılan ben olayım. Esenlikler.  22.10.2013 15:13
 

Merhaba Erol bey.Madem ekonomi uzmani degilsiniz Ali Babacan,Erdem Basci gibi hepsi ust duzey egitim almis kisilerin belirtmis oldugu cari acik onlemlerini nasil bu kadar kucumseyebiliyorsunuz?''Milli ekonominin guclendirilmesi,yeni is alanlari yaratilmasi,vergi oranlarinin azaltilmasi,yatirimlarin ve ihracatin arttirilmasi'' hususlari YURTICI TASARRUFLARI ARTTIRMANIN,KAYNAKLARIMIZI URETKEN ALANLARA YONLENDIRMENIN,EKONOMIMIZIN VERIMLILIK DUZEYININ YUKSELTILMESININ BIR FONKSIYONUDUR, YANI BUNLARIN BIR SONUCUDUR.Siz ise sanki sizin soylediginizle Babacan'in soyledigi farkli seylermis gibi yazmissiniz. Yani; tasarruf olmazsa yatirim olmaz, yatirim tasarrufun bir fonksiyonudur.Yazinizin son paragrafi ise tamamen yanlistir.Butun gelismis ulkelerin bankacilik sistemlerine bakin, kredi/mevduat orani 1'den buyuktur, yani mevduattan fazla kredi vardir.Buna iktisat teorisinde bankalarin para yaratma sureci denir.Turk ekonomisinde alarm zilleri felan calmiyor, bilakis en parlak donemini yasiyor.

Erkan Akyol 
 21.10.2013 17:13
Cevap :
Erkan bey, Hitler Almanyası da Avrupa'nın en güçlü ekonomisiydi! Almanya o zamanlar en güçlü devletti! Ama sonları korkunç oldu! Umarım biz o duruma düşmeyiz. Esenlik  30.10.2013 19:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 179
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1633
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1968 yılından bu yana dinler tarihi, mitoloji, sosyoloji, antropoloji, dinbilim, teozofi, metafiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster