Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Haziran '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
125
 

Türkiye gündemi...

Ülkemizi huzurlu günler beklemiyor.

Türkiye, tam bir kaos ortamının içinde.

Bir yandan “Yeni Anayasa” tartışmaları, öte yandan “Başkanlık Hevesleri”!

Türkiye’deki gelişmeleri, iki aks üzerinden değerlendirmek ve yorumlamak durumundayız.

Her şeyden önce, toplum içindeki “kutuplaşma” ve “ideolojik saflaşma” giderek, ama özellikle siyasetçiler yüzünden katmerleşmekte.

Türkiye, iki sorunsalla baş etmek zorunda. Birincisi, PKK terör örgütünün tamamen ortadan kaldırılması…

İkincisi ise, Kürt Sorunu denen olgunun, terör gerçeğinden ayrıştırılarak ele alınması. Bir kere Kürt Sorunsalı, muğlak bir mesele olarak kamuoyunun önüne getirilmekte.

Çok safiyanece sormakta fayda var: Kürt yurttaşlarımızın bu ülkede diğer yurttaşlardan neyi eksik?

Anayasal Vatandaşlık istemek, kimlik hususunu anayasal zemine oturtmak, anadilde eğitim istemek, özerklik talep etmek, Kürt sorunundan ziyade başka bir alana kaymaktır, tüm bu sayılanlar.

Mesela, yeni anayasa taleplerinde, tüm bu gelişmeler göz önüne alınacak ve tartışma uzayarak dallanıp budaklanacaktır. Kürt yurttaşlarımızla PKK terör örgütünün taleplerini ve eylemlerini, “çok farklı bir gözle” değerlendirmek ve yorumlamak durumundayız.

Kürt yurttaşlarımız, her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti’nin birer “Vatandaşları” olup, bu ülkenin birinci sınıf insanlarındandırlar.

PKK, terör örgütüdür

PKK, insanların masum ve saf duygularını kullanarak, hem Kürt kökenli vatandaşlarımıza zarar vermekte, hem de “İnsanlık Değerlerine” saldırmaktadır.

Başta da ifade ettiğim gibi, ülkemizi zor günler beklemekte. Dış politikadaki zikzaklı çizgimiz, artık Ortadoğu ülkelerinde görmeye alışık olduğumuz manzaraların, Türkiye’de de yaşanmasına sebep olmakta.

Mücadele etmek ve imha etmemiz gereken terör örgütü PKK iken, izlenen yanlış ve hiçte stratejik olmayan dış siyasalar yüzünden şimdi bir IŞİD belasıyla da uğraşmak durumundayız.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi, artık Türkiye iyi yönetilemiyor. Yönetilebilirlikten gittikçe uzaklaşmakta. Memleketimizin kadroları ehil kişilerden teşkil edilmediğinden, hem iç politikada hem de dış politikada, istenmeyen sürprizlerle karşılaşmak durumunda kalıyoruz…

Türkiye’de nefes almak gittikçe zorlaşıyor.

Siyasal atmosfer kırıcı bir zeminde yol aldığından, politikacılar arasındaki siyasal nezaketten yoksun diyaloglardan ötürü, toplumumuz da gittikçe bu boğucu ortam içinde zehirleniyor, rahat nefes alamıyor.

Ülkemizdeki medyanın durumunu söylemeye gerek yok.

Gazeteciler, büyük bir baskı altında.

Gazeteciler, zorunlu bir “otosansüre” zorlanmakta.

İşleri haber üretmek olan, işleri gerçekleri yansız ve tarafsız olarak topluma ulaştırmak olan, kısacası milletimizi ülkede olan-bitenden haberdar etmek olan gazeteciler, “terör örgütü propagandası yapmakla” veya “terör örgütü üyesi olmakla” suçlanmakta ve zan altında bırakılmaktalar.

Ülkemiz bu şekilde nereye kadar devam eder, bilinmez bir açmazla karşı karşıyayız.

Bu ülkede farklı olunması istenmiyor.

Bu ülkede farklı seslere tahammül yok. Bu ülkede gittikçe tahakküm; ama ister psikolojik ister fiziki artmakta.

Medyanın hâli ortada…

Siyaset kurumunun hâli ortada…

Meclis derseniz, zaten işlevsiz bir durumda…

Ama ne ki, parlamenter demokratik sistem sayesinde zamane muktedirleri, her istek ve taleplerini dile getirebilmekte ve yine toplum üzerinde baskı kurabilmekte.

Ama yine de yetmiyor. Her şeyin ellerinin altında olması yetmiyor. İlle de “Başkanlık Sistemi” diye yaygara koparılıyor. Türkiye, bir bilinmezliğe çekiliyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 698
Toplam yorum
: 135
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 80
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster