Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
686
 

Türkiye için AB rüyası sona erdi

Türkiye için AB rüyası sona erdi
 

AB denilince önce 1888-1979 yılları arasında yaşamış Jean Monnet’i tanımak gereklidir. O bir Fransız iktisatçı ve maliyecisiydi. Fransız iş dünyasının gözde isimlerinden biriydi. Birinci dünya savaşından itibaren Avrupa’da birliğin sağlanması için çaba gösterdi. Savaş yıllarında Fransa ve İngiltere arasında birliğin sağlanması konusundaki çabaları dikkate alınarak Milletler Cemiyeti genel sekreter yardımcılığına atandı (1919-1923). Benzer çalışmaları ile dünyada bir birliktelik ve barışı sağlamaya çalıştı. Ancak hayal kırıklı yaşayarak bu görevinden ayrıldı. Monnet 2. Dünya savaşı yıllarında da Fransız ve İngiliz birliği için çalışmaya devam etti. 1940’ta Fransa ve Büyük Britanya arasında federal bir birlik olan “joint commoniqué”i planladı. Bu plan her iki ülkeyi birleştirmekti. Planı Churchill ve De Gaulle tarafından kabul gördü. Ünlü iktisatçı Keynes, Monnet’in çabaları ile savaşın bir yıl erken bittiğini söylüyordu. 1943’te yaptığı bir konuşmada; Avrupa devletlerinin millî egemenlik temelinde yeniden yapılanmadıkları takdirde, barış içinde olamayacaklarını, Avrupa ülkeleri halklarına gerekli refah ve toplumsal kalkınmayı temin etmek için çok küçük olduklarını ve bir federasyon kurmaları gerektiğini belirtiyordu. Monnet müttefiklerin savaşı kazanması sonrasında Fransız hükümetine bir “küresel modernleşme ve ekonomik kalkınma planı” sundu. Savaştan çıkan ve büyük kayıplara uğrayan Fransa ekonomisini yeni canlandırmak üzere Planlama Müdürlüğüne atandı ve 1947’de Monnet Planı’nı yazdı. 1949’da Avrupa’nın önemli bir kömür ve çelik bölgesi olan Ruhr’un kontrolü için Almanya ve Fransa arasındaki çıkan ihtilafını çözmek amacıyla Fransız-Alman kömür ve çelik kaynaklarının bir Avrupa Hükümeti’nin kontrolü altında toplanmasının gerekli olduğunu gördü. Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman tarafından gelen bir önergenin ardından Monnet Schuman Planı taslağını hazırladı. Robert Schuman önergeyi kabul etti. 9 Mayıs 1950’de önergeyi kamuoyuna sundu. 1951’de Paris Antlaşması ile altı ülke Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Luxembourg bugünkü AB’’nin temeli olan Avrupa Kömür ve Çelik Birliği’ni (ECSC) kuruldu. ECSC’nin ilk başkanı Monnet oldu. (1952-1955) Fransa’nın Avrupa Savunma Komitesi’ni (EDC) onaylamayı reddetmesinin ardından 1955’te, ESCS Başkanlığı’ndan istifa etti. Yani topluluğun bir savunma komitesi oluşturmasını istiyordu. Yinede çalışmalarına devam etti. Birleşik Avrupa Devletleri fikrini benimsetmek için Hareket Komitesi’ni kurdu. http://www.jeanmonnet.org.tr/web/Welcome/WhoisJM/tabid/56/language/tr-TR/Default.aspx ,http://en.wikipedia.org/wiki/Jean_Monnet

1955 yılında İtalya’da ECSC’ye üye ülkeler Messina Konferansı’nda bir araya gelerek entegrasyonun sadece kömür ve çelik sektörlerinde sınırlı kalıp kalmayacağını tartışmaya açtılar. 1957 yılında Roma Antlaşmaları ile Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (AET) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu’nu (EURATOM) kuran antlaşmalar yaptılar. 1958 yılında yürürlüğe giren Roma Antlaşması ile Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Lüksemburg ve Hollanda arasında kömür ve çeliğin yanı sıra diğer sektörlerde de ekonomik bir birlik kurulması öngörülmüştür. http://www.mess.org.tr/ab/absol/ilkadimlar.pdf

1973 yılında İngiltere, Danimarka ve İrlanda, 1981’de Yunanistan, 1986’de Portekiz ve İspanya, 1995’de İsveç, Finlandiya ve Avusturya tam üye oldu. 2000’li yıllardan itibaren AB’yi farklı bir yapılaşma bekliyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılım süreci ve Demirperde ülkelerinin dağılması, Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesi birliğin kurallarını bir tarafa bırakıp, bu ülkelere özgün politikalar uygulamasını gündeme getirdi. 2004’de Letonya, G.Kıbrıs, Malta, Macaristan, Polonya, Slovakya, Estonya, Litvanya, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Bulgaristan, Romanya tam AB’ye üye oldu.

Özetle AB’nin ilk kurucuları Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg iken birlik kurulduğundan beri 6 genişleme süreci yaşamış ve bugün 27 ülkeden oluşan 457 milyonluk bir AB yaratılmıştır. Monnet’in son rüyası olan Avrupa savunma gücü de son yıllarda oluşturulmaya başlanmıştır. Nitekim bu güç dünyanın yeni bir silahlı gücü haline gelme yolundadır. Monnet savaş yıllarında birlikteliği sağlamaya çalışan ve savaş için en stratejik sektör olan demir, çelik ve kömür konusunda güçlerin bir araya getirilmesini hedefliyordu. Bu fikri zaman içinde evrensel değerler bütünü haline geldi. Türkiye’de yapılaşmanın dışında kalmak istemedi.

1959 yılında Avrupa Birliğinin o zamanki adı olan (Avrupa Ekonomik Topluluğu) AET'ye ortaklık için başvurdu. AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina'nın Ortaklık başvurularını kabul etti. 1963 Türkiye ile AET'yi Gümrük Birliğine götürecek ve tam üyeliği sağlayacak olan Ankara Ortaklık Anlaşması imzalandı. 1964 Türkiye-AET Ankara Anlaşması yürürlüğe girdi. Türkiye’nin AB’ye tam üye olma yolculuğu adeta sonu olmayan yolculuktu. 1996’da tam üyelik sürecinde "Son Dönem"e, sanayi ürünlerinde ve işlenmiş tarım ürünlerinde sağlanan Gümrük Birliğini kabul etti. 1999 Helsinki'de gerçekleştirilen Avrupa Konseyi Zirve Toplantısında Türkiye'ye adaylık statüsü tanındı. 2001 AB Bakanlar Konseyi Türkiye için Katılım Ortaklığı Belgesini kabul etti. 2004 Türkiye, Bulgaristan ve Romanya ile birlikte aday ülke statüsünde Nihai Senet’i imzalandı. 16-17 Aralık 2004 Brüksel Zirvesi’nde, Türkiye’ye 3 Ekim 2005 tarihinde başlamak üzere müzakere tarihi verildi. Ancak 2007’de müzakereler başlamıştır. Bir zamanların demirperde ülkelerine her türlü hoşgörü gösteren AB Türkiye’ye her türlü ve anlamsız engeller çıkardı.

1963 Ankara anlaşmasından 2011 yılına kadar geçen 33 yıllık süre gerçekten trajik komik gelişmelere ve olaylara sahne olmuştur. Başlangıçta AB’nin ortaya koyduğu evrensel kurallar ve uygulamalar ülkemizde de kabul görmüştür. Ancak bugün AB’nin bu kriterleri adeta terk edilmiştir. Bunun yerini hıristiyanlık değerlerinin ön plana alındığı daha ırkçı bir politika süreci almıştır. Avrupa’da toplumsal gelişmenin daha yüksek olduğu kabul edilen, ırkçılığın daha az hissedildiği ve laik bir ülke olan Fransa dahi Almanya ile ayni çizgide siyaset izlemeye başladı. Öyle ki Kophenhang zirvesi öncesinde AB’nin bir hıristiyan kulübü olduğunu iddia eden Valeri Giscard d'Estaing Türkiye’nin AB’ye alınmaması istenmiştir. Son yıllarda başta Papa, Sarkozy ve Merkel’in sözleri de bu yaklaşımdan farklı değildir. AB’ye yön veren bu iki ülkenin liderlerinin sözleri çok açıktır. Bizlere dürüstçe niyetlerinin ne olduğunu açıklayan sözlerdir. Bu sözlere kızmaktan çok iyi değerlendirmek ve yeni politikalar geliştirmek gereklidir. AB’de bu politikaların karşısında duran ve Avrupa’da Türkiye’yi destekleyen politikacılar ise azınlıkta kalmakta, etkin olamamaktadırlar. Vatikan’ın görüşü AB siyasetine hakim olmaktadır. http://www.economist.com/node/1442045, http://www.cnnturk.com/2010/dunya/12/11/turkiye.ile.abnin.arasinda.papa.var.belgesi/599115.0/index.html, http://www.cnnturk.com/yazarlar/metin.gunes/sarkozy.ve.merkel.gaz.veriyor/103.391/

AB Türkiye ilişkileri gerçekte başlangıçtaki ruhunu kaybetmiştir. Her ne kadar siyasiler bu sürecin devamını isteseler de, AB konusunda çalışan uzmanlar başta olmak üzere çoğu insanda tam üyelik konusundaki heyecan sona ermiştir. Son yapılan araştırmalar toplumda AB’ye güvensizliğin % 60’ın üzerinde olduğunu ve bu oranın gün geçtikçe arttığını göstermektedir. http://www.turkiyeavrupavakfi.org/index.php/genel-haberler/2202-faruk-sen.html

Son olarak savunma gücünü oluşturmaya çalışan AB, Avrupa’da hıristiyan birliğini sağlayıp, Türkiye’yi topluluk dışında tutmak ve gerektiğinde askeri amaçlarla da kullanmayı hedeflemektedir. Avrupa’da ve Türkiye’de bazı politikacılar ve uzmanlar iyimser tahminlerde bulunsalar da, artık rüya bitmiştir. Ülkemizde ağırlık kazanan görüş AB'nin Türkiye’nin iyiliğine yönelik olacak bir politika izlemediği yönündedir. Ülkemizde, çevremizde ve Kuzey Afrika’da gerçekleşen olaylar AB’nin çizgisini net olarak ortaya koymaktadır. Ortada evrensel değerler kalmamıştır. Ne yazık ki Avrupa’da barış ve istikrar için başlayan hareket yerini paylaşım ve menfaatlere bırakmıştır. http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=17023277&yazarid=201&tarih=2011-02- http://www.habername.com/yazi/a.-kadir-aygan-abnin-turkiye-uzerindeki-gizli-oyunu-6294.htm

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 411
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 757
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster