Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
208
 

Türkiye İran olmaz mı?

Türkiye İran olmaz mı?
 

Türkiye İran olur mu?

Şimdi kıllık yaparsak, Türkiye'ye bakışla, İran'ın nüfusu başkadır, coğrafik yapısı başkadır, şusu busu başkadır, Türkiye nasıl iran olsun! diyebiliriz.

Hani bazıları bu soruya cevaben diyorlar ya, 'efendim, nasıl iran oluruz, onların kültürü başka etnik yapısı başka geleneği başka falan filan. Olmayız merak etmeyin!'

Bazıları da diyor ki, evet İran olacağız. Ordaki gibi, din gündelik hayata egemen olacak, insanlar bireysel ilişkilerini, sosyal ilişkilerini toplum düzenlemelerini dinsel gereklere göre yapacakları bir hale gelecek.

Bu sorunun altında yatan gerçekten de, yaşadığımız ülke Türkiye, dini gereklere göre düzenlenmiş bir ülke olup olmayacağı.

Türkiye İran olur mu sorusunu bu şekilde algıladığımızda;

Bu soruya evet diyenler var, hayır diyenler var.

Hadi evet diyenleri anlıyorum da.. hayır diyenleri hiç anlamıyorum.

Evet diyenler, bir olasılığı dile getiriyorlar.

Peki hayır diyenler neye göre hayır diyor? Bir şeyin olasılığına hayır denebilir mi?
Bir olasılık olabileceğini söylemek, o olasılığın olmayacağını söylemeye göre çok daha hafiftir. Olmayacağını söylemek bir iddia taşır.

Peki bu iddiada kim bulunabilir. Züpper zeki mi olmalı insan, 40 kütüphane mi bitirmiş olmalı? Bence bu iddiada bulunmanın asgari koşulu budur. Ama, aklı başında, biraz sağduyusu olan bir insan, yine de, böyle bir iddiada bulunamayacağını bilir!

Ama görüyoruz ki Türkiye'nin İran olmayacağını söyleyen çeşitli insanlar var.

Türkiye'nin İran olup olamayacağını kimse bilemez, çünkü sayısız nedenlerle ve olasılıklar ve nedenselliklerle, dönüşümlerle, sıçramalarla, kopmalarla vs. oluşan toplum yapısının bu süreci nasıl yaşayacağını ancak, hani bir laf var ya 'Allah bilir' diye, işte öyle.

Hani, bir taşın bir tepeden yuvarlanarak yere düşene kadar nasıl bir yol izleyeceği bilinemez ise onun gibi.

Hiçbir kişi de hiçbir şeyin güvencesi değildir, insanlar akıl varlığı olmaktan çok psikolojik varlıktır, ve psikolojik durumun aklın düşünüşüne yön verir vs. Toplum öyle bir dönüşüm gösterir ki, siz, şuan bu yazıyı okuyan siz bile, şu an toplumsal bir konuda düşündüğünüz şeyin, törpülendiğini, başkalaştığını görebileceğiniz bir duruma gelebilirsiniz, getirilirsiniz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İçerden bakmak gerekir ötekinin üzerinden öyle algılıyor. idelojikse "cumhuriyet kadını" da ideolojik.. salaklık belki dedim kendime sordum bende ancak özgürlükse sıralamak alta üste koymak öncelik sonralık vermek sorunlu bence.. Üstelik başörtüsünün altında başı açık unsurlar var.. Nasıl ayrıştıracağız.. başkalarının haklarının ve özgürlüklerinin korunması için haklar sınırlandırılabilir sadece. Mutlak hak baş örtüsü ile çıktığında; nitelikli bir hak dışarıyı etkileyen bir hak, halini almakta, ve bu haklar birey tarafından uygulanır olduğu gibi topluda uygulanabilir. mutlak, nitelikli ve toplu haktır; Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü mutlaktır, sınırlandırılamaz. Bu yön, hakkın içsel özelliğiyle ilgilidir. İnsani kişiliğe ilişkin kanaatler ahlaki, felsefi, dini, sosyal, politik, ekonomik ve bilimsel düzenlemelerle korunur: Demokrasilerde..ve toplum oalacaksak milletten çoğulculuğu içimizde geliştirmeliyiz. saygılarımla..

Salih ERDAGI 
 11.03.2008 11:44
Cevap :
Merhaba. Mutlak hak yoktur. Çünkü mutlak yoktur. Yaşam hakkı bile, savaşta bir hak olmaktan çıkar. Yani hakkı koşul belirler. İHEBeyannamesinde maddeler sayılır içinde din ve vicdan da vardır, ama son maddede der ki, bu hakların hiçbirisi, bu sayılan hakları yok edecek şekilde kullanılamaz. Biri yoketme yönünde hareket ediyorsa, 'e bu onun hakkıdır' denemez. Mutlak hak yok ama, ona yakın haklar vardır, o da, insan aklının ve bilimin, ezelden beridir ulaştığı doğrulardır. Din nedir? Ben peygamberim ve bu da Tanrının gönderdiği kitap diyen birine insanların inanmasıyla çıkan çok sayıda kurumdur. Böyle bir hakkı ben toplumumun yapısı ve durumu gerekli kılıyorsa bir sınırlamaya sokabilirim. Toplumu, kişisel haklar mı yönetecek, yoksa toplum mu kişisel hakları yönetecek? Bir anne dese, ben 10 yaşımdaki kızımı başörtüleyeceğim. Evet, inancın mı demeliyiz? Akıl-bilim buna hayır der. Nerde inanç hakkı? Toplum organizmadır, bir kanun tüm yönleriyle kurulmamışsa hiçbir ‘hakkı’ yerine getiremez.  11.03.2008 16:45
 

ODTÜ deki mesajı faşistlerde rahatlıkla söyleyebilir. özgürlükçü olmak her türlü özgürlükten yana olmak değildir demek bu.. bazıları salaklıktır? neye göre kime göre. cematine ideolojine göre salaklık değişiyor. Tedavisi zor salaklığın. 301in kkaldırılmsına salaklık diyenler olabilir. Ancak bize benzemeyenin kimliği düşüncesi ve duygusu karşısında mütevazi olmak ve özeleştiri yapabilmak salaklık değildir. kendilerini başkalarınadn tarihsel olarak üstün gören modernistler başkalrını salak görürken başkalarının kendilerini aynı kategörüde gördüklerini algılamayabilirler.. türkiye zaten iran tek fark başı açık..özgürlük konusunda tutarlı oldukça insanlar iranlıktan kurtulma ihtimalimiz çok.. önyargılarımız karşı tarafta da önyargılar üretir .. özgürlüğü kurala bağladığınız zaman başka bişeydir... elinize sağlık sevgi ve saygılarımla..

Salih ERDAGI 
 07.03.2008 17:59
Cevap :
Odtülülerin söylediği söz, başkasını hedef almıyor. Birine salak demek başka, sen beni salak mı sandın demek başka. Özgürlükler kısıtlanamaz değildir. Hayır derseniz o bir tartışma konusu. Derseniz ki, evet ama, başörtüsü kısıtlanacak bir özgürlük değildir, bu da başka bir tartışma konusu. Bloglarıma baktıysanız eğer, başörtüsünün hem mutlak bir hak olmadığı hem de ideolojik bir girişim olduğu için desteklenmemesi gerektiğini savunuyorum. Burada dayatılan başörtüsü giyilmesinin mutlak bir hak olduğudur. Siz de buna katıldığınız için bu hak tanınmalıdır diyorsunuz, ama neden mutlak hak olsun ki?  09.03.2008 19:24
 

ben kaos istiyorum, karanlık daha fazla karanlık, İran olmasını istiyorum ülkemin, hatta daha ötesine gitmesini kız çocuklarımızın diri diri gömülmesini, meydanlarda recm olaylarının olmasını istiyorum ve daha fazlasını çok daha fazlasını....

duygusel 
 27.02.2008 17:16
Cevap :
Dogmatizmin ve hastalıklı tutkunun ne kötü sonuçlar yarattığı dünya tarihinden bilinen bir şey.. bu ki kavramın en çok hangi kavramlarla bağdaştığı da bilinen bir şey, o yüzden ironisi bile ürkütücü olan bahsettiğiniz sonuçlara yol açacak gelişmelera hayır diyebilmek aydın sorumluluğudur. Odtülüler pankart açmışlar, özgürlükçüyüz ama salak değiliz.. özgürlüklerin sınırı vardır. özgürlükçülük 'anything goes' değildir.  28.02.2008 0:27
 

farklı sorgulamalar ve tespitler yaptığınız iyi bir yazıydı, teşekkür ederim. Bugün (26-2-2008), Devlet Bahçeli'nin bir söylemini t.v. de hepimiz dinledik, şöyle diyor. "Yök'ün yapacağı düzenleme sonucunda, HER ÖĞRENCİNİN İSTEDİĞİ KIYAFETİ GİYMESİ GİBİ TEHLİKELİ BİR DURUM OLUŞACAKTIR..!" Bu sözler yapılanların amacının "insanların özgürlüğü için" olmadığını göstermiyor mu? Saygılarımla. Cesaretin Evi.

cesaretin evi 
 26.02.2008 22:06
Cevap :
Kesinlikle katılıyorum.. Bunu akıllarına ve vicdanlarına nasıl sindiriyorlar anlaşılır değil. Bu aslında ne biliyor musunuz, şu mahalle baskısı denilen şeyin, TBMM kapısına dayanması. Giyim özgürlüğünü değil, başörtüsü özgürlüğünü savunuyorlar. İlahi adalet bunu kabul eder mi? Etmez, hayatın dengesi vardır. Bunu iki partinin lideri değiştiremez. Açık bir TORPİL bu. Ama bu kendilerini torpilleyecek bu kesin. Gelecek şeçimlerde oy oranlarından belli olacak. Aha buraya yazıyorum.  27.02.2008 0:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 986
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster