Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '11

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
2159
 

Türkiye-İsrail ilişkileri ve füze kalkanı

Türkiye-İsrail ilişkileri ve füze kalkanı
 

Türkiye-İsrail ya da şu anki anlamıyla AKP-İsrail ilişkilerine 3 Kasım 2002’den sonraki gelişmeler ışığında değerlendirmek hiç kuşkusuz daha sağlıklı olacaktır. Şimdi çok yakın tarihten kısa bilgiler ile geçmişe bir yolculuk yapalım.

10 Aralık 2002: Tayyip Erdoğan ABD’de Monarch Otelinde Musevi örgütlerinin temsilcileri ile bir araya geldi ve açıklamasında: “Şu andaki Türk-İsrail ilişkilerini yeterli bulmuyorum. Biz bu ilişkilerin çok daha ileri gitmesini istiyoruz… Biz Yahudilerden çok şey öğrendik, beni İstanbul’daki dostlarınızdan sorabilirsiniz…” dedi.

29 Ocak 2004: Tayyip Erdoğan Amerikan Yahudi Komitesi (AJC) tarafından Cesaret Karakteri Ödülü’ne (Profiles of Courage) layık görüldü.

22 Mart 2004: Dışişleri Bakanlığı İsrail'in Gazze'de tertiplediği ve Hamas'ın dini lideri Şeyh Ahmed Yasin'in hedef alındığı operasyonda, Şeyh Yasin ve beraberindeki bazı kişilerin hayatını kaybetmesini şiddetle kınadı.

20 Mayıs 2004: Dışişleri Bakanlığı Refah Mülteci Kampı’nda gösteri yapan Filistinliler üzerine İsrail helikopterleri ve tanklarından açılan ateş sonucu, aralarında çocukların da bulunduğu en az 15 kişinin ölmesini ve çok sayıda kişinin yaralanmasını şiddetle kınadı.

20 Nisan 2005: Tayyip Erdoğan Türkiye adına 183 milyon dolara 10 adet casus uçağı alım anlaşmasını imzaladı.

13 Kasım 2007: Türkiye’ye ziyarette bulunan İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres TBMM’de konuşma yaparak nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülke meclisinde konuşma yapan ilk İsrail devlet başkanı oldu.

30 Ocak 2009: İsviçre’nin Davos kasabasındaki Dünya Ekonomik Forumu sırasında basına açık bir toplantıda Tayyip Erdoğan Şimon Peres’e One Minute (Van Münit) diyerek toplantıyı terk etti; ”Davos Fatihi” unvanını kazandı.

4 Haziran 2009: Türkiye Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi için hizmet alımı konusunda hazırlanan yasa tasarısı gece yarısı 91 ret, 255 kabul oyu ile TBMM’den geçirildi. Yasa tasarısına göre Hatay'dan başlayıp, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak'a kadar uzanan 350 metre derinlikte ve 510 kilometre uzunluğundaki alanda mayın temizleme ihalesini alan firma 44 yıllığına bu topraklarda organik tarım yapma hakkına da sahip olacaktı.

23 Temmuz 2009: İsrailli bir firmanın öne çıktığı mayın ihalesi ile ilgili yasayı Anayasa Mahkemesi kısmen reddetti.

11 Ocak 2010: İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, Türkiye Elçisi Ahmet Oğuz Çelikkol'u bir toplantıya çağırdı. Toplantı başlamadan kameraların önünde, "Önemli olan, onun aşağıda bizim yukarıda oturduğumuzu, masada tek bir bayrak (İsrail bayrağı) olduğunu ve bizim gülümsemediğimizi görmenizdir." dedi ve sonraki günlerde özür diledi.

31 Mayıs 2010: İHH’nin Gazze’ye gönderdiği insani yardım gemisine İsrail Kuvvetleri operasyon düzenledi ve 9 kişi hayatını kaybetti. AKP Hükümeti İsrail’i şiddetle kınadı.

1 Eylül 2011: New York Times Gazetesi BM’nin açıklamadığı Palmer Raporu’nu açıklayarak raporda sadece tazminat olacağını ve özür dilemenin yer almadığını bildirdi.

Araştırma sonucundaki bulguları yorum katmadan yazdım şu ana kadar.

Kendi yazım ise şimdi başlıyor.

Daha önce Suriye ile ilgili yazımda asıl amacın İran olduğunu belirtmiştim. Şimdi ise düşündüklerimde haklı çıktığımı anlıyorum. Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Türkiye’ye biçilen rol gereğince “Ortadoğu’daki Müslüman ülkelere rol model olma” yolunda atılan bir diğer adım İsrail’e karşı alınan yaptırım kararları…

Ortadoğu’daki Müslüman devletlerin bugüne kadar batılı emperyalist devletlere kafa tutarak dik duran İran’a karşı duyduğu saygı ve minneti, İsrail ile tüm dünya önünde yapay bir tartışma ile kırmak ve öne çıkmak İran’a karşı planlanan müdahalenin ve BOP’un önemli adımlarından sadece biri…

Arka planda ise çok daha başka ve başarılı bir film oynanıyor…

Geçtiğimiz sene Ekim ayında Brüksel’deki NATO zirvesi öncesinde ABD Savunma Bakanlığı’nın NATO ve Avrupa’dan sorumlu yetkilisi Jim Townsend, İran tehdidine karşı kurulması planlanan füze kalkanı sisteminin Türkiye’ye konuşlandırılması gerektiğini söylediğinde böyle bir proje olduğunu öğrenmiştik ülkece.

Şimdi ise bu yolda daha büyük adımlar atılıyor ve böylece Türkiye İran’a karşı ABD ve AB’nin jandarmalığı görevine soyunuyor, tabi bir de İsrail’in kalkanlığını üstleniyor…

Bu füze kalkanının Türkiye’yi korumayacağı zaten aşikar; o zaman Türkiye bunu neden kabul ediyor?

BOP’un eşbaşkanlığı hayalleri ile tarihe geçmek…

Hesap yine basit aslında…

İran’ın işgali öncesinde ve sırasında, batı ülkelerine ve İsrail’e karşı düzenleyeceği hava saldırılarını Türkiye’nin önlemesini sağlayarak İran’a karşı Türkiye’yi öne atmak... Bu adım muhtemelen BOP’un sondan bir önceki adımı…

Ancak bu konuda rahat olabiliriz, bu savaşta batı dünyası arkamızda olacaktır! Tüm müttefiklerimiz ile İran’ı işgal edecek ve BOP’un son adımına geçeceğiz.

Son adım ne mi?

Ona dilim varmıyor…

Daha önce yazmıştım, tekrar yazıyorum:

Türkiye BRİC ile Batı arasındaki tercihini, birilerinin tarihe geçme arzusu ve akıldan çok asabiyetin yön verdiği tutumlar ile değil; uzun uzadıya düşünerek ülkenin yararına olacak şekilde yapmalıdır. Bu bağlamda elimizde tarihi bir fırsat vardır.

Ya dik durup kendi topraklarımızda dış güdümlü projelere karşı olmak ya da 50 yıldır olduğu gibi boyun eğerek bizim hakkımızda diğer devletlerce alınan karara razı olmak…

“Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye liyakat kazanamaz.”

Bu sözün sahibini söylememe gerek var mı?

Serhat ÇETİN

10.09.2011

Türkiye Suriye ABD üçgeni ve İran yazısı için: http://blog.milliyet.com.tr/Suriye_Turkiye_ABD_ucgeni_ve_Iran/Blog/?BlogNo=320594 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkçede bir deyim vardır "Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek". Türkiye sonuçta özellikle eskiden çok kuvvetli bir ülke değildi. Yahudilerin Amerikadaki etkileri de yadsınamaz.EEE Amerikada dünyanın en büyük gücü.Dünyada bilhassa ortadoğudaki 10 yıllık senaryoları kurgulayıp sahnelemeye çalışan bir devlet. Belki devletlerin,"onu niye kabul ettin, bunu niye kabul etmedin"den ziyade daha akıllı politikalarla yönetilmesi gerekiyordur. NATO bizim şu ana kadar ihtiyaç duyduğumuz bir kurum; ya aldığı kararları yerine getririsiniz, ya da çıkarsınız. Haaa çıktığımızda Türkiyeyi siz ve sizin gibi düşünen arkadaşlar şemsiyeleriyle koruyacaksa olur kabul etmeyelim NATOdan çıkalım...

Mete Duraner 
 12.09.2011 12:06
Cevap :
öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. füze kalkanının kimi koruyacağını siz de benim kadar biliyorsunuz sanırım. füze kalkanının bizi değil israili ve batılı devletleri korumak için yapılmakta olduğunu, bizim için ise iran ile ihtilafa düşme nedeni olacağını düşünüyorum. birilenin askeri veya kalkanı olmak için mi natodayız biz, ya da bir yerlerde iktidarı devirmek için kullanılacak askeri gücün çekirdeğini oluşturmak için mi? natodayız diye her istediklerini kabul edelim, o zaman bizim şemsiyelerimiz bile bizi kurtaramasın!  12.09.2011 16:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1117
Kayıt tarihi
: 11.08.10
 
 

İTÜ mezunu İşletme Mühendisi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster