Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '11

 
Kategori
Otomobil
Okunma Sayısı
975
 

Türkiye kendi araba fabrikasını kurabilir mi? (2)

Türkiye kendi araba fabrikasını kurabilir mi? (2)
 

Araba meselesinde nerede kalmıştık?

Bu iş, anladığım kadarıyla  gündemin çokluğundan  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ ün  üzerine yıkıldı kaldı. O  da şimdi  “yerli otomobili nasıl yaparız?” diye türkü söyleyip geziyor. Hikaye uzun ve yanık ya; bu hikayeyi duyan yabancılar da bu işten nasıl bir pay kaparız diye üzerine atlıyorlar. Herkesin kendine göre bir türküsü var. Gelip çağırıyorlar…

Bugünkü haber de şöyle: Japon sanayi heyeti, Türkiye’yi, Ankara’yı ziyaret  etmişler ve yardım önerisinde bulunmuşlar. (1)

Japonya Dışişleri Bakan Yardımcısı Ryuji Yamane, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün'e Türkiye'nin üretmeyi planladığı yerli otomobil konusunda işbirliğine her zaman hazır olduklarını bildirmiş.

Onlar her zaman hazırdırlar ama nereye kadar? Tartışırsınız, filan… Sonunda size , “Arkadaş adını siz koyarsınız; karoserini de siz yapın, ama motorunu ben  yaparım, arabayı ben satarım… Gerisini de siz bilirsiniz …” şeklinde bir öneriye dönüşür bu iş… Bu montaj hikayelerini geçmişte de görmüştük; şimdi de bir çok, kamyon, minibüs, otobüs bu yolla Türkiye’de yapılıp duruyor… Ama onlar Türk malı sayılabilir mi?

Bir arabanın kalbi motorudur. Onun patentini de hiçbir fabrikatör kolay kolay vermez. Sadece, belli bir dönem için o patentten yararlanma hakkı verir… Gerekirse işi  yerli ortakla birlikte  kotarır, yerli işçinin emeğiyle ucuza mal eder, ondan sonra kârı kırışırlar… Devlete de öyle uzun boylu bir kâr koklatmazlar… Devlet, vergi mergi, diye çok bastırırsa “Çok  zarar ziyan ediyoruz; gel zararı sen de paylaş” derler… İşte o kadar…

Aslında düşüncemize göre, bu otomobil, yurdun çeşitli yerlerinde çok rahat yapılabilir. Benim aklıma neler geliyor söyleyeyim (Siz de, hep birlikte olmaz öyle saçma şey deyin, olur mu?) Şimdi sırayla sayalım:

1.  Deneysel fabrikalar :

Birinci atılım, Sakarya’da, Eskişehir’de, Kayseri’de, G.Antep’de  (bu iş için altyapının bulunduğu kentlerde) mevcut fabrikalara ek olarak birer pavyon geliştirerek;  devletin; Türkiye’nin elit ustalarının, mühendislerinin ve de tasarımcılarının  önerileriyle ufak ufak tezgahlarda, ufak ufak sayılarda çeşitli modellerde arabalar çıkarmak şeklinde olabilir… Örneğin, Gaziantep’de öyle ustalar vardır ki, tek başlarına bir otomobil yaratabilirler. Bu ustaları zaten tek başlarına bırakacak şekilde değil, destekleyerek, gerek devlet desteği, gerek yerel desteklerle, küçük miktarlarda güzel, küçük deneysel modeller çıkartmak mümkündür. Bunlar Türkiye içinde ve yakın çevremizde denenir.. En çok tutan modellerin üzerine gidilir. Öteki modellerden de hemen vazgeçilmez… Zarara girmeden, en fizibil şekilde fabrikayı çalıştırmanın yolları bulunur. Bunun için boş fabrikalar  her yerde bulunabilir… Biraz cesaret, biraz destek, işi canlandırır.

Benim bildiğim, bugün Ford fabrikalarında çalışan çok üstün Türk tasarımcılar var… Her konuda üstün ustalarımız ve akıl hocalarımız var… Onların tavsiyeleri alınabilir.

2. Teknolojik Destekle Araba Fabrikası:

Bu yol Devletin izlediği yoldur. İstiyorlar ki, belli bir markanın  peşine takılalım; onun teknolojisini kullanalım; onun yaptığından ayrı, fakat  (TÜRK) adlı bir marka meydana çıkaralım.. Olur mu olur… Ama bu fabrika yetkilileri sana envai türlü zorluk çıkarırlar…  Devlet bir ortak taraf olarak katılırsa (ki onu istiyorlar…)  Devleti tırtıklamak için envai türlü planlar ğeliştirilir… Çok  şeyi zarar gösterirler ve hiçbir zaman dümene devleti geçirmezler (Gerçi devlet de bu işlerin içine girmek istemiyor ya..!)…İnsiyatif  devamlı onlardadır… Kâr zarar hesaplarını daima kendileri bilirler.

Bu iş zordur. Ama imkansız değildir.. Çünkü bu fabrikalarda çalışan çok deneyimli ustalar var. Onların yardımı  her zaman gerekli olabilir.

3. Lüks Arabalar Yapmak:

Bir zamanlar İtalya ve İngiltere’nin çok az sayıda yaptığı, fakat  zaman içinde lüks araba severlerin hayran olduğu, bir ton para vererek sahip olmaya razı oldukları tipte arabaları az sayıda fakat özenerek yapmak… Lamborghini, Ferrari, Bugatti,    Maserati, Bentley, Jaguar.. vs. gibi arabaların taklitleri, hadi taklitleri demeyelim; onların benzerleri, daha özgünleri… Yapamaz mıyız? Bence yapılır. Bakın şu habere:

“Bir  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Üniversitesi 5 yıl içinde yerli otomobil üreteceğini açıkladı. Otomotiv Mühendisliği bölümü YÖK tarafından onaylanan ve ek kontenjanla ilk öğrencilerini almaya hazırlanan (YDÜ), (KKTC)’de  3-5 yıla kadar ilk yerli spor otomobili üretecek.

YDÜ Mütevelli Heyeti Başkanı İrfan S. Günsel, 3-5 yıl gibi bir vadede KKTC'nin kendi ürettiği ilk arabasına kavuşmuş olacağını açıkladı…” (2)

Bu haber karşısında Türkiye’nin biraz daha acele etmesi, planlarını daha dikkatli gözden geçirmesi gerektiğini anlamaz mıyız ?

Yani, yarın bir gün Kıbrıs Türk Cumhuriyeti,  kendi lüks ve normal arabalarını bize satmaya çalışırsa biraz ayıp olmaz mı?

Yıllarca, “Siz bunun motorunu bile yapamazsınız…” lafıyla  yüzümüzü buruşturduk oturduk.. Yapılamayacak hiçbir şey yoktur. Hele siz bir yapmaya karar verin. Bir de fiyat konusunda Sayın Bakan Nihat Ergün’le pazarlık edin… Olur olur… Boş versenize siz… Üç beş yıl sonra kar bile edersiniz… Benden söylemesi…

Ama illaki elektrikli… Olmazsa Hidrojenli… Çok mu zor! Çok mu pahalı? Hele siz hesaplarınızı bir kez daha yapın bakalım…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hocam bu konuda cok iyimsersiniz, keske bende sizin gibi dusunebilsem. Is sadece motorla olsa keske. En iyimser tahmin 5-10 seneyi gerektirebilir. Tabiki o da o lcekteki bir yatirimin ne olcude kar ile bulusmasina bagli. Gunumuz kosullarinda oldukca zor tabiki imkansiz degil. Mevcut sistem icinde imkansiz daha yakin gibi! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 07.11.2011 0:15
Cevap :
Siz New York'lular tabii bu işin içindesiniz. Ama bu konuda biraz Amerikalılar gibi düşünmüyor musun? (Siz bu işi yapamaz sınız..! Falan) Elbette iyimser olmak gerekir... Yoksa kar-zarar hesaplarının içine düşülecek olsa ,hiç bir şey yapılamaz... Ama ben dışardan türkü söylüyorum. Doğül olarak aslında benim, söz hakkımın olmaması gerekir.. Ama bir tartışma var.. biraz konuşalım dedik.. Hani ağzımız var ya..!  07.11.2011 11:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 784
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster