Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
338
 

Türkiye nereye gidiyor?

Türkiye nereye gidiyor?
 

Türkiye Nereye Gidiyor?

Bugünlerde haberler, insanın içini karartıyor. Daha önce karartmıyor muydu, diyeceksiniz. Olaysız, ölümsüz bir gün geçmiyor. AKP iktidarı,”Gezi Olayları” yıldönümü nedeniyle,  Taksim ve çevresine 25 000 polisi yığarak çelenk konulmasına bile izin vermediğini TV kanalarından izliyoruz. Vermez olur mu BDP’li Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’e izin var, vatandaşa izin yok. Neden mi? Başbakan Erdoğan’ın Çankaya yolu, Güneydoğu’dan, Doğu’dan geçiyor. Başka bir deyişle Kürt bölgesinden geçiyor. Ülkenin başka bölgeleri unutuldu; ama bu ülkenin 40 000 insanın teröre kurban gittiği, insanlarımızın belleğine kazındı.

Gezi Olayları” yıl dönümü için Taksim’e 25 000 polis yığmak unutulmadı. Burada tüm gücünü gösteren AKP iktidarı, Diyarbakır- Bingöl yolunu kapatan; arabaları durdurup, kimlik soran; Varto-Karlıova yolunu kapatıp 11 askerimizi yaralayan PKK için ne yapıyor? PKK, çocukları kaçırıyor. Analar, ağlıyor. Hani, analar ağlamayacaktı? Analar, çocuklarının dağdan getirilmesini, Diyarbakır valisinden değil de belediye başkanından istiyor. Olayı, PKK’ la geçmişte sarmaş dolaş olan Diyarbakır Belediye Başkanı Gülten Kışanak ’ın çözeceğini düşünüyor. Düşünüyor da devlet nerede? Bu olaylar kimin işine yarıyor? Kuşkusuz, Türkiye’yi bölmek, parçalamak isteyenlerin işine yarar. Acıyı da bu ülkenin insanı çekiyor.

Yıl 1963, Muş/Varto Ortaokulu öğretmeniyim. Seçimlerde, Alagöz Köyü’ne sandık başkanı olarak görevlendirildim. Köyün ileri gelenlerden birinin evinde kalıyorum. O yıllarda televizyon yok. Ev sahibi Irak radyosunu açtı. Konuşmalar, Kürtçe olduğu için anlamıyorum. Ankara radyosunu açar mısın dediğimde ”Ankara Radyosu’nda ne var? Bir Zeki Müren var, ayı gibi böğürüyor” dedi. (O güzel ses nasıl ayı böğürmesine benzetilmişti, anlayamadım. Belki de değerlerimiz, müziğimiz aşağılanıyordu). Daha da ileri giderek “Ben, kimliğimi söylersem sen, bu evde yatamazsın” dedi. Ben de Malatyalıyım, Doğu’nun törelerini bilirim, ben   senin konuğunum. Bu nedenle de en güvenli yer, senin evindir, dedim. Ev sahibi, şöyle devam etti:

Ben, Şeyh Sait İsyanı’na katıldım, 300 atlıyla Mardin’den Suriye’ye geçtim. Aftan sonra Türkiye’ye döndüm. Elazığ Valisi, ’Bu millet sizi unutmayacak’ dedi. Ben, bu millete nasıl bağlanır, bu milletin nasıl üyesi olurum.” la sözünü sürdürdü. Ben de isyan etsem bana da aynı şey  söylenirdi, dedim. Korkmadan gösterişli yataklarında rahatça uyudum. Bugün uyuyabilir miyim? Hiç sanmıyorum... (Sonradan öğreniyorum ki bu adamın oğullarından biri subay olmuş. Bu aileden milletvekili de çıkmış.) Kuşkusuz, bu ülkede yaşayan seçilme koşullarına uygun her kişi milletvekili, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı olabilir. Ancak, terörü, şeriatı destekleyenlerin bu görevlere gelmesi, düşündürücüdür. Çünkü geçmişte de, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da şeriatçı- ırkçı Şeyh Sait İsyanı çıkmıştır.Şeyh Sait İsyanı, (Dönemin adıyla: Genç Hâdisesi, Şubat - Nisan 1925), Doğu Anadolu'da merkezi yönetime karşı girişilen geniş çaplı ayaklanma.

Mavi Marmara, İnsani Yardım Vakfı'nın organizasyonu ile İsrail ablukasındaki Gazze'ye yardım malzemeleri götürmek üzere bir grup gemi ile birlikte yola çıktı. 31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze'ye yakın uluslararası sularda İsrail Ordusunun gemiye asker çıkarması üzerine organizasyon amacına ulaşamadı. Gazze insani yardım filosuna saldırı sonucunda gemi yolcularının bir kısmı öldü ya da yaralandı. İsrail ordusunun ele geçirdiği gemi Aşdod  limanına demirlendi.

Mavi Marmara, Komar Adaları bandıralıdır. İstanbul Komar Fahri Konsolosluğu BM, AB ve NATO üyesi ülkelere, bayraklarını taşıyan Mavi Marmara gemisine yapılan saldırı nedeniyle kınama mektubu yollamıştır.

7 Ağustos 2010 tarihinde serbest bırakılan "Defne-Y" ve "Gazze" gemileri ile birlikte Mavi Marmara da İskenderun Limanı'na ulaşarak demir attı. Geminin camlarının kırıldığı ve İHH ambleminin beyaz boyayla kapatıldığı görüldü. Geminin değişik bölümlerinde 250 mermi deliği tespit edildi, bu deliklerin İsrail tarafından bir kısmının boyayla bir kısmının da bantlarla kapatıldığı görüldü.   (Vikipedi 24 Nisan 2014)

Kuşkusuz bu gemi,İnsani Yardım Vakfı'nın organizasyonunda yardım amaçlı gitmiştir; ama içinde İsrail’e karşı olan militanlar yok muydu? AKP’li milletvekilleri son anda neden gitmekten vazgeçtiler?

Kendi ülkesinin insanının ölümü, açlığı için parmağını bile kıpırdatmayan insanlar, Gazze ’ye yardıma koşmuşlar; bu olayın yıldönümü nedeniyle de İstanbul’da gösteri yapmışlar; Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılmasını istemişlerdir. Oranın müze olarak kalması bu insanları neden rahatsız eder, anlamak zor. İstanbul’da cami mi yok? Hemen karşısında Sultan Ahmet var. Namaz kılmak isteyen gitsin orada kılsın. Ayasofya cami olursa İslamiyet güç mü kazanacak? Anadolu’da birçok kilise cami olmuştur. Kilise olarak kalsaydı; o yörelere daha çok turist gelmez miydi?

Anadolu’daki tarihsel yapıların kiliselerin birçoğunun “mozaik, fresk, minyatür”leri kazınmıştır. Amaç, sanatı yok etmek. Bugün de öyle değil mi? Başbakan Erdoğan, sanata “ucube” diyor. Başkent Belediye Başkanı Melih Gökçek, “içine tükürüyor.”

“Gezi Olayları” yıldönümü için 25000 polisi Taksim’e yığan AKP iktidarı,Gazze için gösteri yapanlara sesini çıkarmadığı için olay da olmuyor. Aynı anlayışı “Gezi Olayları” yıl dönümü için göstermez miydi? Gösteremez; çünkü Gazze’nin yıldönümü için gösteri yapanlar, AKP iktidarına yakın olanlar; “Gezi Olayları” yıldönümüne katılanlar demokrasiden, insan hak ve özgürlüklerinden yana olanlardır.

Sonuç

Türkiye’nin nereye doğru gittiğini, Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu ülkenin vatandaşları da bilmiyor. Başbakan Erdoğan ve çevresindeki birkaç kişi biliyor; çünkü onlar, Abdullah Öcalan’a, daha yakınlar. Diğer yandan, İslamcı terör örgütlerini de tanıyorlar; ilişkileri var. Başbakan Erdoğan geçmişte terör örgütü El Kaide’nin önde gelenlerinden Hikmetyar’ a dostum dememiş miydi?

Son söz

Erdoğan, cumhurbaşkanı olursa Çankaya Köşkü, İslami ve etnik terör örgütlerine açılmaz mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekten duyarlılık örneği bir yazı.

Kerim Korkut 
 04.06.2014 20:41
Cevap :
Kerim Bey, Bu ülkede yaşayan herkes, sizler gibi duyarlı olursa esenliğe sıkmak kolaylaşır.İlginize teşekkür ederim.Saygılarımla.  05.06.2014 0:06
 

Muş Ova'sında Rahva Düzünü bilir misin? İçinde ne güzel sıcak, boğuk kaynaklar, pınarlar kaynar..Ovada akar kaybolur...Oradan Tatvan...

Erdal Ceyhan 
 02.06.2014 13:56
Cevap :
Kardeşim Erdal, Ben,Muş/Varto'da öğretmenlik yaptım.Muş'un Rahvan Düzünü bilmem.Varto'nun da soğuk sularından içtim; ama -21 derecelerde Kızılay evlerinde yaşantımızı sürdürdük.Evin tavanını gazete kâğıdıyla kaplayarak kendimzi soğuktan korumaya çalıştık.Evde banyo yoktu.Keven(geven)le ısınan beldenin hamamında yıkandık. Selam ve sevgilerimle.  03.06.2014 0:02
 

Türkiye'ninin işi çok zor....

Abdülkadir Güler 
 02.06.2014 9:23
Cevap :
Değerli Meslektaşım, . Yetkililer,zorlukları görmemezlikten geliyorlar.İlgine teşekkür ederim Saygılarımla  03.06.2014 0:19
 

Sayın Yazarım, Maalesef Türkiye dipsiz bir kuyunun içine doğru gidiyor, selam ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 02.06.2014 6:07
Cevap :
Nahide Hanım, Söylediğin çok yerinde .Kuyunun derinliğini kimse kestiremiyor.Saygılarımla.  03.06.2014 0:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 326
Toplam yorum
: 1181
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1856
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster