Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '08

 
Kategori
Çevre Bilinci
Okunma Sayısı
287
 

Türkiye'nin azgelişmişliği kader değil, emperyalist oyunudur

Türkiye'nin azgelişmişliği kader değil, emperyalist oyunudur
 

OLUMLU GELİŞMELERİN OLUMSUZ KARŞITLARI


Türkiye’nin azgelişmişliği kader değil, emperyalist oyunudur

ÇEVRECİ ÖRGÜTLER, TÜRKİYE’NİN GERİ KALMIŞLIĞININ BEKÇİSİDİR

Birgün gazetesinde Merve Akgün’ün nükleer karşıtlarıyla ilgili aşağıdaki haberi, beni uzun ve derin düşüncelere sürükledi.

“24 Eylül’de sonuçlanacağı açıklanan Nükleer Santral ihalesine karşı sürekli eylem başlatan Yeşiller Partisi eş sözcüsü Ümit Şahin, ihale sonuçlanırsa Türkiye’nin sonu hiç de iyi bitmeyecek kirli bir maceraya sürüklenmiş olacağını söyledi.

“Enerji Bakanı Hilmi Güler’in, nükleer santral ihalesini 24 Eylül’de sonlandırmaya kararlı olduklarını söylemesi ve Başbakanın da bu konuda hükümetin geri adım atmayacağını açıklaması nükleer karşıtlarını harekete geçirdi. Bu hareketin bir parçası olan Yeşiller Partisi de dün Taksim Yeşil Ev’de yaptığı basın açıklamasıyla 24 Eylül’e kadar sürecek bir kampanya başlattıklarını duyurdu. “Uyumuyoruz- Nükleer İhaleyi Durdurun” kampanyası çerçevesinde sürekli eyleme geçtiklerini belirten Şahin, bu tarihe kadar kampanya merkezi olan Yeşil Ev’in 24 saat açık olacağını belirterek “Uyumayacağız ve nükleere karşı sürekli eylem nöbeti tutacağız” dedi. Kampanya dâhilinde sohbet toplantıları, paneller, film gösterimleri yapacaklarını belirten Şahin, nükleer konusunda bilgi sahibi olmak isteyenleri Yeşil Ev’e beklediklerini dile getirdi.”

OLUMLU GELİŞMELERİN OLUMSUZ KARŞITLARI

Türkiye ne zaman kabuğunu kıracak milli bir hamle yapsa, derhal bazı örgüt ve şahsiyetler bir merkezden düğmelerine basılmış gibi harekete geçerler, ellerindeki fırçaları kara boya kutusuna daldırıp daldırıp sağa sola sürmeye başlarlar.

Sür sürebildiğin kadar!

Kiri çıkarsa da, lekesi kalır!

Örneğin, CHP’de son kurultayından bu yana ulusalcı rüzgârlar esmektedir. Avrupa solu bile CHP’den utanır hale gelmiş. Türkiye’yi parçalama ve bölme peşinde koşan yabancıların utandığı CHP’yi bizim bağrımıza basmamız gerekirken, bizim Avrupacı “sol”umuz hemen yaygarayı basıyor; “Biz de utanıyoruz CHP’den; fazla milliyetçi oldu!” diye; antiemperyalizm olmadan sanki sol olabilirmiş gibi!

TÜRKİYE, ENERJİDE MİLLİ

GÜVENLİK SORUNU OLACAK KADAR DIŞA BAĞIMLIDIR

Bu olumsuzluğa bir başka örnek, Türkiye’nin birçok alanda olduğu gibi, enerji alanında da dışa bağımlılığının korkunç boyutlarda olması ve buna çözüm önerileridir.

Elektriğimizin yüzde 55’ini doğal gazla çalışan santrallerden elde ediyoruz. Petrol ve doğal gaz üzerinden dışa bağımlılık milli güvenliğimizi tehlikeye atacak derecede vahim. Bu bağlamda Rusya ve İran’a bağımlıyız. Her iki ülke de bu kaynaklarını dış politika stratejilerinde bir silah gibi kullanma eğilimindedir. Geçtiğimiz yıllarda İran’ın bize ve Rusya’nın Ukrayna’ya kışın kar ve soğuğunda doğal gaz vanalarını kapatma girişimleri unutulmadı.

Türkiye’yi yöneten ve yönetmeye talip olan güçlerin bu konuyu derin derin düşünmeleri ve çözüm için politikalar üretmeleri her şeyden önce bir güvenlik sorunudur.

Elektrik enerjisi üretimi doğal gaz, petrol, güneş, rüzgâr ve nükleer enerjiyle çalışan reaktörlerle elde edilmektedir. Yukarda belirttiğimiz gibi, Türkiye’de elektrik enerjisinin yarısından fazlası Rusya ve İran’dan sağlanan doğal gaza bağımlı santrallerle elde edilmektedir. Bunun dışında hidroelektrik ve termik santraller vardır. Ayrıca, tüm gelişmiş dünyanın değerlendirdiği, ama bize gelince yararlı olmayan, kirletici ve tehlikeli bir enerji kaynağı olarak gösterilen nükleer teknolojiden elde edilen elektrik vardır.

Geçen haftalarda Rize’de “yeşilci” grupların nükleer aleyhtarı gösterileri vardı. Nükleer enerjiyi ölümle eşdeğerli lanse eden görüntülere sahne oldu. Ayrıca ne zaman Türkiye’de nükleer enerji gündeme gelse çevreci örgütler de ortaya çıkıyor, gösteriler yapıyor, tüm dünyanın nükleer enerjiden uzaklaştığı propagandasıyla halkın kafasını karıştırıyor.

Bakmak gerek, gerçekten dünya nükleer enerjiden uzaklaşıyor mu?

DÜNYADA 439 NÜKLEER SANTRAL VAR

Açıp bakın uygun adreslerden Google’u.

Bugün dünya üzerinde 439 nükleer santral vardır.

439 santralden -Pakistan’daki hariç- tamamı gelişmiş, sanayileşmiş ülkelerdedir.

Türkiye’de bir tane bile yoktur.

Kim akıllıdır dersiniz?

Öte yandan, önümüzdeki dönemde dünyada çeşitli ülkeler tarafından bir kısmının imalatı devam etmekte olan 265 tane daha nükleer santral yapımı planlanmış durumdadır.

Türkiye hala düşünce aşamasındadır.

Kim daha akılıdır acaba, Türkiye mi gelişmiş ülkeler mi?

Hindistan ve Çin önümüzdeki 50 yıl içinde 255 nükleer santral kurmayı planlamış; Rusya’da yeni 27 santral daha inşa edilmektedir.

Güney Kore, kurduğu 17 nükleer santralle sanayisini geliştirdi.

ÇEVRECİ ÖRGÜTLERİN HEDEFİ NEDİR?

Fransa’da tam 59 nükleer santral devrededir. Yeni 2 tane daha inşa etmektedir. Türkiye’de nükleer aleyhtarı faaliyette bulunan çevreci bir örgüt Fransa kökenlidir. Bizde nükleer enerjiyi “çevre felaketi getirici, ölümle eşdeğerli, halk sağlığı için tehlikeli, gelişmiş ülkelerdeki nükleer lobi Türk hükümetine baskı yapmaktadır” şeklinde propagandalar yaparak halkın kafasını karıştırmakta, ama kendi ülkesinde gıkı bile çıkmamaktadır.

Bu oyuna Türk halkı daha ne kadar gelecektir?

ABD’de 102 nükleer santral var, 26 santral daha inşa etmektedir.

Kim akılı? ABD mi, Türkiye mi?

Türkiye’nin azgelişmişliğinde üzerindeki emperyalist hegemonyanın birinci dereceden etkilidir. Bu geri kalmışlıkta nükleer enerjiden yararlanamama da bir etken. Türkiye’yi özellikle nükleer enerjiden uzak tutma çabaları görmek isteyenler için oldukça somuttur. En bariz ve net örneği çevreci örgütlerin Türkiye faaliyetleridir. Fransa kökenli bir örgüt, enerjisini büyük oranda nükleere dayandıran Fransa’da nükleer aleyhtarı tek bir faaliyeti bile bulunmazken, Türkiye’de kâh Boğazlarda, kâh Rize’de, nükleer aleyhtarı gösterilerin göbeğinde yer almaktadır.

Şimdi, bunca kıyamet koparılıyor:

EN TEMİZ ENERJİ NÜKLEER OLANDIR

En temiz enerji nedir?

Nükleer enerji temiz sınıfında değil midir? Ölümle eşdeğerli, kirli, tehlikeli, çevre kirleticisi midir? Çevre gibi çok değerli ve kutsal bir kavramın arkasına sığınarak, çevre kavramını bir zırh gibi kullanarak nükleer enerji girişimlerine set çekmeye çalışanların niyetleri gerçekten yurtseverlik midir?

Hiç sanmıyoruz…

Arkalarında Türkiye’yi insanlığın ulaştığı en mükemmel, en temiz ve sanayileşmek için vazgeçilmez enerji kaynağı nükleer teknolojiden uzak tutmak için fırıldak çeviren emperyalist güçler bulunan şarlatanlardır. Büyük doğal gaz ve petrol şirketleri tarafından desteklenmekte ve korunmaktadırlar. Harekete geçirdikleri uçbuçuk kitle de karmaşık duygular içindeki yurttaşlardır. Son zamanlarda örneğin Cumhuriyet mitinglerinde durumu gördük. Siyasal önderlikten yoksun kitlelerin önüne düşen tarih sahnesine bir fırsatını bularak fırlayanlar kitle enerjisini heder ettiler. Televizyonlarını da, yani silahlarını da düşmana teslim ettiler. Bu denli kirli ve tehlikeli enerjiyi gelişmiş ve sanayileşmiş ülkeler niçin kullanmaya devam ediyor? Bu basit soru bile Türkiye’ye oynanan oyuna işaret etmektedir.

ÇERNOBİL DEMODE

TEKNOLOJİNİN VE BİLİNÇSİZLİĞİN ESERİDİR

Çernobil’i örnek veriyorlar.

Çernobil’i tehlike için örnek göstermek ya bilgisizliğin vardığı son noktadır ya da bilinçli bir yabancı kundakçılığıdır. Zira Çernobil eskimiş, köhnemiş, birinci nesil reaktörlerdendir. Ayrıca Rus uzmanların tasfiye edildiği, sadece yetersiz ve uzmanlaşmamış Ukraynalı elemanların yaptığı çalışmanın doğal bir sonucu olarak patlamıştır Çernobil. Şimdi yeni nesil reaktörlerin koruyucu kalkanlarıyla birer enerji harikası olduğunu belirtiyor uzmanlar.

Enerji darboğazına girdi girmek üzere Türkiye. Bugün yarın elektrik kesintileri başladı başlayacak. Yıllardır zaten bilinçli bir şekilde sanayileşmemiz baltalanmış durumdadır. Elektrik kesintileri başladığı zaman kitlelerin gözünün açılması bir şey ifade etmeyecektir. Elektrik kesintileri sadece karanlıkta kalmamıza değil, sanayimizin durmasına neden olacaktır.

Bu saptamalardan iki sonuç ve ders çıkartabiliriz:

İlki dünyanın en temiz ve en mükemmel enerjisi olan nükleer enerjiye derhal yönelmeden, birçok santral birden inşa etmeden ne sanayileşebiliriz ne de enerji sorunumuzu çözebiliriz. Ve ne de bağımsızlığımız kazanabiliriz.

Rusya veya İran şalteri indirdiği zaman Hanya’yı Konya’yı öğreniveririz!

Amerikan emperyalizminin dümensuyunda –pardon, BOP’unda- Saakaşvilly’leşme, -ilk örneklerini Rus sınır boylarında binlerce Türk TIR’ının bekletilmesinde gördüğümüz- emperyalizmin kriz bölgelerine müdahale gücü olmanın başka varacağı nokta yoktur.

İkincisi, Türkiye’nin Haçlı gericilikten bugünden yarına derhal ve behemehal kurtulması, milli hükümetini inşa etmesi zorunludur ve kaçınılmazdır.

www.fatihozcan.org

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 511
Toplam yorum
: 126
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 492
Kayıt tarihi
: 04.04.08
 
 

"Cv" Dedikleri Özgeçmişim 1953 yılının karanlık günlerinde Haziran ayının 24. günü, ağaçların mey..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster