Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
330
 

Türkiye'nin batmayan güneşi

Türkiye'nin batmayan güneşi
 

Atatürk


"Dünyaya gözümü açtığım zaman,

Düşmanı süngüye takılmış gördüm.

Büyük Atatürk'ün gök gözlü resmi,

Boy boy duvarlara asılmış gördüm."

diyen aşık, o zamanın İstiklal Harbi denilen Kurtuluş Savaşı sonrasını işte böyle dile getiriyor.

1881 yılının bir İlkbaharında hayata gözlerini açan altın saçlı çocuk "İlerde ulusu kurtaracak, hatta ezilen uluslara örnek olacak." denseydi her halde buna kimse inanmazdı.Oysa bu gün Mustafa Kemal'in komutanlık, üstün devlet adamlığı, barışseverliğinin yanında bir liderde bulunması gereken :

1- Liyakat sahibi olmak,

2- Vizyon sahibi olmak,

3- Diğerlerinden farklı olmak,

4- Erdemli olmak,

5- Rekabetten yılmamak gibi pek çok vasfı benliğinde taşıyan bir dünya lideri olduğu da tartışılmaz bir gerçek. O'nun Büyük Türk Milletiyle birlikte kurduğu Cumhuriyeti Aşık Halil KARABULUT:

"Dokuz yüz yirmi üç bir güneş doğdu,

Hayat yenilendi, hal yenilendi.

Seksen  yıldır yurdu nurlara boğdu,

Ülke yenilendi, el yenilendi." dizeleriyle dile getirir.

Ancak, savaş meydanlarında düşmanımızı perişan eden Mustafa Kemal'in vatan kurtaran kahraman oluşu ile birlikte " Vatan savunması söz konusu olmadıkça savaş bir cinayettir." sözü de bir gerçektir. O, 30 Ağustos Zaferinde savaş alanlarında gencecik Yunan erlerinin cesedi başında duygulanıyor ve biraz ilerde topların arasında yerde duran Yunan Bayrağını işaret ederek emrediyor  : Bir milletin istiklal alametidir, düşmanın da olsa ona hürmet etmek lazımdır. Bayrağı yerden kaldırıp onu topun üzerine koyun." diyordu. O, gerçek hayatta bir karıncayı bile incitmekten  çekinen içi insan sevgisiyle dolu bir dünya güneşidir.

Vatan sevgisi ise Atatürk'ün en önemli özelliğidir. Millet sevgisinin ayrılmaz bir parçası olan vatan sevgisi, O'nun fedakarlıklarla dolu hayatının her döneminde, hayranlıkla söz edilecek hatıralarla doludur. Atatürk'ün İngiltere Kralı Edward'a "Vatanımın toprağı temizdir. Elinizi kirletmez !" sözünü unutmamak gerekir. Her şeyi göze alarak Milli Mücadeleye girişmesi, ondaki vatan ve millet sevgisinin üstünlüğünü ve fedakarlığını açıkça göstermektedir. Vatan savunmasını her şeyden önemli gören Atatürk'e Kurtuluş Savaşını kazandıran bu eşsiz vatan sevgisi ve milletine olan büyük güveni olmuştur. "Türklerin vatan sevgisiyle dolu olan göğüsleri, düşmanların mel'un ihtiraslarına karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir. " sözleri ve inancı, Milli Mücadelede kendisine ve milletine rehber olan, onu başarıya ulaştıran temel düşünce olmuştur.

İçi vatan sevgisiyle dolu kahraman Kuva-yı Milliyecilere, Türk Ordusuna kısaca topyekün ayaklanan Türk'e karşı , üstün silah gücüyle her şeyi yapabileceğini düşünen Avrupa yanılmıştı. Yunanlıların yaptığı tahkimat için "Türkler bunu altı ayda ele geçirebilirlerse iftihar edebilirler." diyen İngiliz Başbakanı Lloyd George, hücuma geçtikten altı saat sonra Türklerin burasını aldığını duyunca, oturduğu koltuktan düşmüştü. Çağdaş uygarlığı amaç edinen Atatürk, zaman, mekan ve imkan faktörlerini en iyi bir şekilde değerlendirebiliyordu. Onu Anafartalar Kahramanı yapan Çanakkale Savaşlarındaki önsezisi ve düşmanın nereden çıkartma tahmin ederek saldırıları püskürtmesi, ileri görüşlülüğünün en büyük delilidir. 30 Ağustos Zaferinin ardından Anadolu'da Yunan politikasını yürüten İngiltere Başbakanı Lloyd George, İngiltere parlamentosunda yenilgiyi kabul ederek Onu şöyle anlatmıştır : "Arkadaşlar, İnsanlık tarihi birkaç yüzyılda bir dahi yetiştirebiliyor. Şu talihsizliğimize bakınız ki, dünyanın beklediği son dahi, bir anda Türkiye'de ortaya çıktı. Hem de bize karşı...Bütün dünyaya karşı...Elden ne gelebilirdi ?"

Ne yazık ki Atatürk'ü dizelere ve satırlara sığdırmak mümkün değil. Bir Türk olarak bundan gurur duyuyorum. Meydanlarımızı, okul bahçelerimizi O'nun büstlerinin süslemesi, paramızın, pulumuzun üzerinde, sınıflarımızda, köşelerimizde boy boy resimlerinin oluşu onur verici bir şey. Elbette vatanın kurtuluşunda önderlik etmiş, dünyaya bu şekilde örnek olmuş birinin sembolize edilmesi gerekir.

Ancak, şu da bir gerçektir ki vatanı kurtuluşa kavuşturan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yıllarca sömürülmüş ve istismar edilmiştir. Ağzını açan :" Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda..." diye hamasi sözlere başlamış ama, bu bir söylemden, asıl amacı örtbas etmeye yaramaktan başka bir işe yaramamış, bunu böyle söyleyenlerin büyük bir bölümü, ne yazık ki devlet hazinesinden geçinmeye ve kendi zenginliklerini artırmaya devam etmişlerdir. Bunun acı bir gerçek olduğunu artık her Türk anlıyor ve sorguluyor seçimden seçime de olsa : "Nerede öyleyse çağdaş uygarlık düzeyi ? Nerede verdiğimiz vergiler ? Nerede yeraltı ve yerüstü zenginliklerimiz ? " diye soruyor.

"Bildik ki her gönül hürriyet özler,

Kaldırdık peçeyi, açıldı yüzler.

Erdi sosyal hakka kadınlar, kızlar,

Miras yenilendi, mal yenilendi."

diyen aşığın kadınlar hakkındaki bu dizelerini inkar etmek mümkün değildir. Kadınlarımıza tüm dünya kadınlarında daha önce seçme ve seçilme hakkı tanıyan, mirası ortak paylaştıran Atatürk'ü kadınlarımız ne kadar ansa azdır. Çünkü Atatürk onların dünyasını cennete çevirmiştir.

Ah ! Bunu bilmeyen kadınlarımız, geri kalmış ülkelere gitse de bu gün bile o kadınların durumunu görebilse ! Ah benim Müslüman kardeşim ! İslamiyetin en güzel yaşandığı benim ülkemle, bir kargaşalık, korku ülkesi durumundaki Irak, Filistin, Afganistan ve Pakistan'ı bir karşılaştırabilse !

Tarih birçok lideri tozlu sayfalarına gömerken, Atatürk gibi dünyaya malolmuş liderleri ise ödüllendirir. Bu gün rahmet ve minnetle andığımız Mustafa Kemal Atatürk'ü çağdaşlarıyla karşılaştırdığımızda Nerede Lenin ? Nerede Stalin ? Nerede Gandhi ? O'nun bir çok çağdaşı unutulup giderken O hala Türk gençliğine yol göstermeye devam etmektedir. O, ileri görüşlü bir devlet adamıydı. Sovyetler Birliği'nin zamanla parçalanacağını ve orada yaşayan Türklerin er geç özgürlüklerine kavuşacağını söylemiştir. En sıkışık zamanda bile Sovyetler Birliği'nin her türlü yardımına rağmen O, Cumhuriyet fikrinden asla vazgeçmemiştir. O, barışseverliğinin yanında diplomaside bileği bükülmez bir devlet adamı, en nüktedan bir hatip ve kadınlarla dans ederken, görenleri kıskandıracak kadar ince dans figürlerini bilen bir centilmendi.

Atatürk'ün emaneti cennet vatanımızda geçmişle geleceği kıyasladığımızda, eskiden bir çakmak taşı, bir çakmak, bir paket tütün Türk insanı için altın gbi kıymetli idi. Bu gün ise otomotiv, dayanıklı tüketim, parekende piyasası, enerji, finans ve ulaşım sektörünün dev adımlarla ilerlediği tüm dünya tarafından kabul edilmektedir. Eskiden yoksul ülkemizde bir topluiğne bile üretilemezken bu gün yıllık 1.200.000 adet taşıt üretilmektedir. Bunun 800'ü otomobil, 400'ü ticari araçtır. Türk sanayicisi "Oyun alanımız dünya" sloganıyla Avrupa liderliğine oynamaktadır. Bu gelişmelerin temelini Mustafa Kemal'in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti teşkil eder. Bu gün en yoksul vatandaşımızın evinde bile beyaz eşyası eksik değil. Geçmişte bir buzdolabı almakta bile zorlanan memurumuz, günümüzde 15 maaşıyla bir araba satın alabilmektedir. Eskiden kamyon kasalarında, tozlu yollarda eziyet çeken insanımız için yakında uçak yolculuğu bir rüya olmaktan çıkacaktır. Bu nedenle geleceğe umutla bakmak için çok sebep var.

Türkiye Avrupa Birliğine girecektir. Ancak, özel sektör katı kurallarını koymuş ve disiplinli bir çalışmayla bu duruma gelmişse, devlet de eğitimde, sağlıkta, ekonomide ve daha birçok alanda kendi kurallarını koymak ve " Devlette devamlılık esastır." prensibiyle kalkınmayı, bir an önce hükümet politikası olmaktan çıkararak devlet politikası şekline sokmak zorundadır. Bu, Ahmet'in hakkını Mehmet'e yedirmemek;  bu, hak, hukuk ve adaleti bütün vatandaşlara eşit uygulamak; bu, profesyönel ve liyakatli yöneticiler seçmek, kısaca, yeni Mustafa Kemallerin bulunması ve işbaşına getirilmesi işidir ki   bu bir reformdur. Reformları uygulamak da cesaret ve kararlılık ister. O zaman Avrupa Birliğinin kapıları kendiliğinden açılacak ve elbette Türkiye, Avrupa Birliğine girecektir.

Kurtuluş Savaşında bizi özgürlüğümüze kavuşturan, sonra da az zamanda bir çok işler yapan Atatürk, ne kadar anılsa, ne kadar heykeli dikilse azdır. Memleketimiz bu gün belki de eskiden daha çok Mustafa Kemallere ihtiyaç duyuyor. Kendimize" Sen Mustafa Kemal olabilir misin ?" diye sormaya başladığımız gün, taşların yerinden oynadığı görülecektir. Çünkü bir an önce ekonomide, eğitimde, sağlıkta Kurtuluş Savaşının başlatılması gerekir.

Japonya'yı bu gün sanayii devi yapan, Almanya'yı savaş sonrası yeniden kuran, Finlandiya'yı "Beyaz Zambaklar Ülkesi" yapan zihniyet, genç nüfusumuzla bizde de filizlenmekte ve modern, çağdaş, pratik , bilgili Mustafa Kemaller " Ben Buradayım !" demektedir. Büyük Önder Atatürk'ün büyük emek ve canlara mal olan ülkemizi gerçek çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak istiyorsa, devletimiz de bu gençlere fırsat tanımalıdır. Ben inanıyorum ki bu savaş başlamak üzeredir. İşte o zaman Dünya, Atatürk'ü ve Türkiyeyi daha çok konuşacaktır. Şairin dediği gibi :" Herkes bir Mustafa Kemal işte ! "

Vatandaşlarımıza, özellikle de genlerimize son söz yine Atamızdan : " Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan, rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar."

Türk Ulusuna da Atasının sözünü tutmak düşer.

11/12/2006 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 123
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1667
Kayıt tarihi
: 02.07.12
 
 

68 kuşağındakileri iyi bilirim. Çalışmam ziraat üzerine. İnsanların ana dilleri ile konuşmalarını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster