Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '09

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
23920
 

Türkiye’nin dillere destan olan dış borcu! IMF ve Dünya Bankasının gerçek yüzü

Türkiye’nin dillere destan olan dış borcu! IMF ve Dünya Bankasının gerçek yüzü
 

"Devlet borçlandı diyenlerin eline diline dursun..." Sayın Başbakan aynen böyle söylemektedir.


Borç konusunda kamuoyunun bugüne kadar çok yanıltıldığı, borçla ilgili yazılan ve anlatılanların birçoğunda, yazanın anlayışına göre adeta sihirbazın şapkasından gökyüzünü dolduracak kadar güvercin çıkarıldığı görülecektir. Vatandaş aydınlandıkça kendisine anlatılanların; aslında gerçekleri öğrenmesine yönelik değil, birileri adına yönlendirme amaçlı olduğunu öğrenecektir. Aşağıda karşılaştırılmaları için bazı devletlerin dış ve iç borç rakamları verilmektedir.

Dünyanın en borçlu ülkeleri; Uluslararası Para Fonu 2008 verilerinden özet (1)

-ABD, 12 trilyon 250 milyar dolar (devlet-özel sektör toplam) en fazla borçlu birinci ülke,

-İngiltere, 10 trilyon 450 milyar dolar dış borçla en fazla borçlu ikinci ülke,

-Almanya, 4 trilyon 489 milyar dolarla, en fazla borçlu üçüncü ülke,

-Fransa, 4 trilyon 396 milyar dolarla, en fazla borçlu dördüncü ülke,

-Türkiye, 247 milyar dolar dış borçla, dünyada yirmi üçüncü borçlu ülke.

Bir ülkenin borç değerlendirilmesinin ilk planında, dış borcunun, milli gelire oranına bakılmaktadır. Bu anlayışla borçlu ülkelere göre yapılan gelir/borç oranı sıralamasın da;

-İngiltere, toplam dış borcu; 10.450 trilyon dolar, dış borcun GSYH* Oranı, %375

-Fransa, toplam dış borcu; 4.386 trilyon dolar, dış borcun GSYH Oranı, 148

-Almanya, toplam dış borcu; 4.489 trilyon dolar, dış borcun GSYH Oranı, %118

-ABD, toplam (dış-iç) borcu; 12.250 trilyon dolar, dış borcun GSYH Oranı, %85

-İtalya, dış borcu; 996 milyar dolar, Dış borcun GSYH Oranı, %42

-Türkiye, dış borcu; 247 milyar dolar, Dış borcun GSYH Oranı, %31

-Polonya, dış borcu; 170 milyar dolar, Dış borcun GSYH Oranı, %30

-Rusya, dış borcu; 365 milyar dolar, Dış borcun GSYH Oranı, %20

-İran, dış borcu; 21 milyar dolar, Dış borcun GSYH Oranı, %5


Türkiye'nin iç borcunun milli gelire oranı da yüzde 29, 81 seviyesindedir. Bununla Türkiye, 51 ülkenin bulunduğu sıralamada, en borçlu ülkeler arasında 22. sırada yer almaktadır. Karşılaştırma için iki örnek verirsek; Amerika'nın iç borcunun milli gelire oranı yüzde 21, 49, İspanya'nın 16, 68’dir.

* * *

Borçlunun durumunu en iyi kim bilir? Herhalde alacaklısı! işte IMF yetkilisinin 27 Şubat 2009 Tarihinde ülkemiz hakkında söyledikleri;

-“IMF Türkiye Temsilcisi Hossein Samiei, dış borç seviyesine bakıldığında iyi bir konumda olduğu görülen Türkiye’nin dış borcunun, benzer ülkelere göre daha düşük olduğunu kaydetti.

3. Risk Yönetimi Zirvesi’nde konuşan Samiei, Uluslararası ticaretteki konumu ve uluslararası sistemle finansal bağları nedeniyle Türkiye’nin küresel krizin etkilerine daha fazla maruz kaldığını belirtti. ‘Türkiye’nin dış finansmana bağımlı olması Türkiye’yi global kredi darlığının etkilerine daha fazla maruz bırakıyor’ diyen Samiei, buna karşın;

2001’den beri düşen kamu borç oranının Türkiye’yi döviz dalgalanmalarından daha az etkilenir hale getirdiğine dikkat çekti….”(2)

 

Ne demektedir IMF yetkilisi; “2001’den itibaren Türkiye’nin dış borcu düşmektedir.

-“Aaa… Öyle söylüyorsun da, özel sektörün borcu artıyormuş ya…”

Anlatacağız. Ancak; bilindiği gibi özel sektör aldığı bu borçla ülkesine (ve kendisine) daha çok kazandırmak için geleceğe yatırım yapmaktadır. Burada adaletli olmak gerekirse, bu yatırımların üretime başlamasıyla elde edilecek gelirin de ifade edilmesi gerekmektedir. Belki ilk birkaç yıl borçlu gözükülecektir.

Ancak bu fabrikaların ihracata başlamasıyla kazanılanacakların, bu borçları fazlasıyla ödeyeceği bilinmelidir.

 

* * *

Şimdi borç konusunda işin doğrusunun ne olduğunu anlatmaya çalışalım.

a) Memur olarak bir işletmede aylık 1000 lira ücretle çalışmaktayım. Aylık giderim, 990 lira ve 10.000 lira borcum bulunmaktadır.

b) Üretim işi yapan atölyemde, aylık net 5000 lira gelirim, toplam dönem sonu faizleri ile birlikte 200.000 lira borcum bulunmaktadır.

Bu iki senaryoyu uygulamaya koyduğumuzda bakınız karşımıza ne çıkmaktadır;

Memur, gelir ve gider rakamlarına göre; 10.000 liralık borcunu yaklaşık 83 yılda, atölye sahibi, 3, 5 yılda ödeyebilecektir. Bu anlayışta; gerçekte sizin borç rakamınızın ne olduğunun fazlaca bir önemi yoktur. Önemli olan; borcunuzu ödeme yeteneğinizin olup olmamasıdır.

Bu nedenle, Türkiye’nin veya Amerika’nın şu kadar dış-iç borcu vardır demek samimi ve anlaşılır bir açıklama değildir. Açıklanması gereken; ülkenin, bir yıl itibariyle borcunu ödeyebilecek bir artı değer ortaya koyup, koyamamasıdır.

Türkiye’de şu anda yaklaşık 15-16 milyon çocuğumuz öğrenim görmektedir. Bu rakam neredeyse İsrail’in üç, Yunanistan’ın iki katıdır.

Bu kaynak, gerçekte uzun vadede bizim çok büyük bir zenginlik olmasına rağmen, kısa vadede üretmeyen bu kadar büyük nüfusun beslenmesi, eğitilmesi, giydirilmesi, sağlık giderlerinin karşılanması ve hayata atıldıklarında onlara iş imkânı sağlanması açısından değerlendirildiğinde, ülkemizin bugünkü ekonomik yapısı daha sağlıklı değerlendirilecektir.

Ancak; bu iyi eğitim-öğrenim gören çocuklarımız, 10-15 yıl içerisinde üretici konumuna geldiklerinde ve ülkeye kazandıracakları katma değeri dikkate aldığımızda, bunun yaklaşık 150 milyar dolarlık bir üretim veya borç ödeme yeteneğini ortaya koyacağı görülecektir.

Zaman zaman çeşitli araştırma kuruluşlarının,

-"Türkiye 10 yılda bu kadar, 30 yılda şu kadar büyüyecek bölgesinde Aslan, kaplan olacak!" öngörülerinin altında bu veriler bulunmaktadır.

Ancak bizler birbirimizin gırtlağına sıkmaktan, ülkedeki olumlu gelişmelerin ve büyümesinin farkında dahi değiliz.

Özetle; ekonomimiz büyüdükçe mevcut borcumuz ürkütücü görünümünü kaybedecektir. Bu nedenle kimi devletler ülkemizde boşuna kriz, terör (muhtıra, ihtilal) olaylarını çıkartmamaktadırlar.

Onlar biliyorlar ki, ülkedeki huzur yatırımları, yatırımlar zenginliği ve refahı getirmektedir…

*     *     *

Eğer,  ihracatınız düzenli bir şekilde artıryor, bu arada her geçen gün katma değeri yüksek mal üretebiliyor, her geçen gün ülke ekonomisine üretmek ve çalışmak için nitelikli insanlarınızı katabiliyorsanız, daha fazla büyümek için yatırım yapmak, yatırım yapmak  için de yeni krediler bulmak durumundasınız.

Gerçeğinde size makine ve yatırım malı satacak olanlar, aynı zamanda da kredi de vermektedirler.

Burada önemli olan alınanlardan sağlanan fayda  ile ödenenler arasındaki farkı kendi lehinize iyi dengelemek olmalıdır.

Eğer, aldığınız yeni borçla, mevcut borcunuzu ve faizini ödemeye çalışıyorsanız, batışa giden yola girmişiniz demektir. Tehlikeli olan, ülkeyi yıkılışa götüren budur.

Gittiğiniz yolun doğruluğunu belirleyen önemli kıstas;

-Borcunuzun miktar olarak artışı, milli gelirinizin artış oranından fazla olmamasıdır.

Sayın Başbakan ne demektedir. “Uygun şartlar olursa IMF’den kredi (borç) alırız.

Peki, ne oldu da, düne kadar IMF'den kredi almak için önlerinde kırk takla atarken, bugün kredi almakta nazlı davranıyoruz?

İşte IMF resmi (kamuoyuna seslendirilen)  kuruluş felsefesi;

-“Global finansal düzeni takip etmek, ödeme planları gibi konularda denetim ve organizasyon yapmak, aynı zamanda teknik ve finansal destek sağlamak, milletlerarası ekonomik meselelerle uğraşmak..."

Bu da IMF gizli gerçeği; “kullanılan gücün askeri ve politik yerine finansal olması dışında, uluslararası işbirliği ruhundan ziyade, bir güç politikası operasyonunu yansıtıyor."

Bunu kim açıklıyor? Harry Dexter White,

Kim bu Harry ? IMF ve Dünya Bankası kuruluş fikrinin ardında yatan beyin.

Yani, sistemin babası, kurucusu,

Özetle; Ne diyor?

-Silah ve diplomasi (yolu ve zorlama) yerine para ile diğer milletleri nefessiz bırakacağız.” Tüm hikâye budur. Hem de içtiğimiz su kadar berrak bir şekilde.

Şimdi isterseniz gönül rahatlığı! ile borç alabilirsiniz…

Özellikle de IMF ve Dünya bankasından…

 

Resim;www.trimece.blogspot.com'dan alıntıdır.


(*) GSYH; Gayri safi yurtiçi hâsıla, ekonomik büyüklüğünün göstergelerindendir. Ülkede belli bir zaman içinde, üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin para birimi cinsinden değeridir.

(1) 01.Şubat.2009 Samanyoluhaber.com

(2) 27 Şubat 2009, Star gazetesi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

selam, ekonomik modeller arasinda borcla buyumekte bir modeldir. Dogru kullanildiginda takiki ulkeye yarar getirecektir. Yatirimin semeresi dogal olarakta hemen toplanmaya baslamaz. Zamana atifdir. Ulkenin ekonomik godtergelere gore buyudugu de bir gercek. Tum bunlara kimsenin itirazi olmamali. Itiraz sosyal devlet yapisini mi tercih ediyorsin yoksa kapitalist duzen carklarini mi? Ikinci ise lafim yok is dogru dogru yapiliyor. Ote yandan kalkinmanin kapitalist duzen icinde olmasida normal ve kosullara uygun. Internette pek bulamiyacaginiz bazi bilgiler ulkede paranin ve ekonominin isindigi yonunde. ote yandan .com bilgileri bagimsiz objectif bilgiler ihtivasi yonunde kuskuludur.Rakkamlara bogmadan ayse teyzemin dilinden su anda sosyal olarak sinifi gectigimiz soylenemez, kaynak akimi durmasi ise yeni bir kriz anlamina gelir. Dilerim bunlarin hic biri olmaz ulke selamete cikar. Saglik ve saygiyla

Newyorker sade vatandas 
 27.07.2012 21:01
Cevap :
Değerli Newyorker, Konuyu ikiye ayırarak cevaplandırırsak; a) Hükümet yönü; İktidara geçtiği ve bıraktığı dönem arasında ülkede üretim kapasitesini artırmanın yanında, halkın da eğitim-öğretim kalitesini-donanımı artırmışsa başarılıdır. mevcut rakamlar; önceden yapılan yatırımların sonucunu kapsadığı, dönem içerisindeki yatırımların sonucunu alamadığı- istifade edemediğinde çok adaletli-sağlıklı olmayacaktır. b)Ekonominin uluslararası yönü; Bir devlet rekabetçisinin imkânlarına-yeteneklerine sahip değilse yarışta başarılı olamayacaktır. Bizim en önemli eksiğimiz, halkın okumaması-bilgi üretememesidir. Örneğin; Ülke en büyük açığı olan enerji ihtiyacını nasıl karşılayacaktır? Nükleer teknoloji yatırımı ne ifade etmektedir? Bu konuda genel kültürü olmayan veya günümüz ekonomisinin bilgi-teknoloji üretimine dayandığını kavrayamayan birisine ekonomiyi nasıl anlatırsınız? Ekonomi basit anlamı ile takastır. Değiştirecek kıymetli malı olan bugün patrondur. Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.   28.07.2012 14:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 569
Toplam yorum
: 2156
Toplam mesaj
: 239
Ort. okunma sayısı
: 1555
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisinde öğrenciliğim sırasında bir kamu iktisadi kuruluşunda başladığım çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster