Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '09

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
431
 

Türkiye’nin grup performans analizi / Bosna Hersek- Türkiye maçının analizi

Türkiye’nin grup performans analizi / Bosna Hersek- Türkiye maçının analizi
 

bu kez sevinemediler


Üçleme!

Üç unsur bu sonu hazırladı:

1- Avrupa Şampiyonası’nda oynanan yarı finalin doğru analizi yapılsaydı, Bosna karşısında bu kadar çaresiz kalınmazdı. Avrupa Şampiyonası’nda, İsviçre ve Çek Cumhuriyeti maçları kazanılmış, Hırvatistan ile berabere kalınmış, Portekiz ve Almanya maçları kaybedilmişti. İtalya, Fransa ve Romanya’yı ezip geçen Hollanda, turnuvanın İspanya ile birlikte en iyi takımı olan Rusya'ya kaybederek çeyrek finalde elenirken Türkiye, sıradan sonuçlarla yarı final oynamayı başarmıştı, bunun adı: turnuva şansıdır. Turnuva sonrası durum tespiti yapılamadı.

2- Terim’in ön yargılarının acısı bir şekilde çıkacaktı ve çıktı. Halil, Tekke, Toraman baş örnekler. Stoper Toraman’ın değil de sol bek Balta’nın stoperi oynadığı İspanya maçı Balta’nın bariz hatasıyla kaybedildi, Estonya maçına Halil’in kaçırdıkları damgasını vurdu, Bosna maçında ise Tekke arandı.

3- Futbol kültürü yeterince gelişmiş olmayan ülkelerde önemli başarılar, başarısızlık doğurmuştur: Bulgaristan, İsveç gibi ülkelerin dünya üçüncülüğünden sonra yaşadıkları düşüş buna örnektir. Yunanistan, Avrupa Şampiyonu olduğunun hemen ertesi, dünya kupasına katılmayı başaramamıştı. Bu durum, büyük bir turnuva başarısının ardından bu ülkelerin futbollarıyla ilgili gerçekçi olmayan sonuçlara varmasının sonucu olabilir.

Etkinliğimiz "saldırı" esaslı!

Takımımız maçın başında etkili göründü, bunun nedeni Bosna Hersek’li oyuncuların kaygılı olmalarıydı. Attığımız gol, bu nedenle Bosna’ya yaradı. Korkmaları için bir neden kalmadı ve yavaş yavaş oyuna ısındılar. Topla etkili oynayabilen bir takım olmasa da savunma bilen bir takım; kötü savunma oyuncularına karşın. İlk yarıda topu oyuna sokarken tehlikeli bölgede top kayıpları yaptılar, bu, onları uyandırdı ve hadlerini bilip uzun oynamaya başladılar. Tek taktikleri, uzun ve duran toplardı. Savunmadan çıkarken kullandıkları en kısa top, herhalde bir 20 metre vardı. Bu oyunda savunan takım hata yapmazsa, rakip çaresiz kalır; çünkü seçenek taktikleri yok. Tek taktiği duran top olan bir takıma, galip durumda bir takım, yani rahat ve özgüvenli olması gereken takım, tehlikeli bölgeden üst üste üç faul yapar mı? Oyuncularımız yaptı; bu nedenle gole hayıflanmak yersiz.

Türk Milli Takımı “saldırı oyunu”nu iyi oynuyor. Bu oyunu iyi oynadığımız için maç çeviren takım olarak nam yaptık. Bu maçta maçın başında öne geçmemizi sağlayan da bu oyunu iyi bilmemiz. Bu oyunun yan etkileri de var. Maçın başında öne geçilmiş, yani bomba, deneyimsiz, yaratıcı oyuncusu olmayan rakibin kucağına verilmiş olduğu halde, rakibi bozan basit set oyununa geçilemiyor; çünkü oyuncularımız sadece saldırı oyununu oynamayı biliyor. Oyuncu seçimleri de takımın bu karakterini beslemeye dönük seçimler. Ceyhun ön savunmada yararlı değil. Terim, Ceyhun’u sahaya sürmesindeki ana unsur, oyuncunun etkili şut atabiliyor olması olmalı. Arda, Emre ve Tuncay’ın arkasını toplamakla görevlendirildiği için Ceyhun’un sahadaki varlığı anlamını yitirdi; tek şut imkanı bile bulamadı. Arka toplama görevi Sarp’a verilebilir, Ceyhun da ona yardımcı olarak kullanılabilirdi. Bu takımı daha kontrollü kılmaya yönelik bir hamle olurdu. “Saldırı”cılardan birinin yerine “kontrolcü”lerden birinin seçilmesi halinde –Tuncay yerine Sarp- takımımız daha kontrollü ve etkin bir oyun ortaya koyabilirdi. Hamit’in sahadaki varlığı Tuncay’sızlığı kabul edilebilir düzeye çekebilirdi. Önder tercihi ise hataydı, ikinci yarı değişikliği ile Terim bunu kabul etmiş oldu; Önder, Bilica’nın yedeği.

İkinci yarı Önder yerine Köybaşı, Hamit yerine Sercan girdi. Takım üçlü savunma ve çift santraforlu oyuna döndü; üçüncü stoper Ceyhun oldu. Gönül ve Köybaşı önde açık gibi oynadı. Zaten ilk yarı boyunca takımımızın önde etkili göründüğü anlar, Gönül’ün öne çıktığı anlardı. Bu, ikinci yarıda takımın oyununa katkı sağladı. Tuncay’ın da içerde rakibin zaman zaman dengesini bozduğu görüldü. Savunmada kalan oyuncuların iyi top kullanabilmesi de öndeki oyuncuların performansını artırdı; ikinci yarı özellikle Gönül’ün tarafından takım etkili oldu. Sercan’la kaçan gol ise yazık oldu dedirtti; ama bu doğal. Sercan Bursa’da da aynı Sercan. İyi taşıyan; ama son hareketleri iyi yapamayan bir oyuncu.

İlk yarıda takımımızın zaafından, ikinci yarıda da oyunu ön alanda oynamak zorunda oluşumuzdan yararlanan Bosna Hersek çok etkili pozisyonlar yakalasa da ofsayta fazla düştükleri ve vuruşlarda yeterince özenli olamadıkları için golü yapamadılar; bunun nedeni zihinlerinin kazanmaya değil, kazandırmamaya programlı olması olabilir. Kazanmaya ihtiyaçları olsaydı önde çok daha etkili vuruşlar izleyebilirdik. Estonya maçından sonra Arda’nın kendinden beklentileri tavan yapmış. İstediği yüksek oyunu oynayamadıkça sinirlendi, sinirlendikçe faul yaptı, üçüncü gereksiz faulde de sarı kart gördü.

futbolteknik@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 773
Kayıt tarihi
: 05.03.09
 
 

Felsefe okudum. İnsan denilen sürüye hakikatini hissettirmeyi seviyorum. Araba ile, kıyafet ile k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster