Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '15

 
Kategori
Söyleşi
Okunma Sayısı
993
 

Türkiye'nin ilk kadın aikido ustası, kadınlara savunmayı öğretiyor

Türkiye'nin ilk kadın aikido ustası, kadınlara savunmayı öğretiyor
 

Sevgi Hoca kadınlara kendini savunmayı öğretiyor


“Aikido ne bir dövüş tekniği, ne de bir düşmanı yenme yöntemidir. O dünyaya uyumu getirmek ve insan varlığını tek bir aileye dönüştürmek için vardırAikido, savaş sanatlarındaki kâinat kurallarının bir ifadesidir. Dolayısıyla Aikido, suyun yüksek yerden aşağıya doğru akması gibi tabiata uyarak kendi vücudunu serbest ve rahat hareket ettirmeyi, karşıdaki insanın ki denilen enerjisine uymayı ve bu enerjiyi durmaksızın akıtıp yönlendirmeyi kısacası yürek ve vücudun bütünlüğünü amaçlayan çalışma yoludur. . Doğanın sevgisi her şeye yönelmiştir. Doğan güneş, herkes ve her şey için doğar. Yağan yağmurdan ise ihtiyacı olan herkes faydalanır. Yapmanız gereken ise sadece bunları görebilmektir.” Ayşe Sevgi Aksoy

O Türkiye’nin ilk kadın aikido ustası. Erkeklerin çok az bildiği bu felsefeyi kadınlara, erkeklere ve çocuklara öğretmeyi misyon edinmiş bir dava insanı. Onun davasının amacı ise, içsel huzuru yakalamak, barışa, iyiye, doğruya hedeflenmek. Aikido felsefesi ile insanın başta kendisinden sonra da çevresinden kendisini nasıl koruyacağını öğretiyor çeyrek asırdır.

Neslihan Sultan Pala- Türkiye'de yediden yetmişe kadın erkek herkese aikidoyu sevdiren hoca olarak tanınıyorsunuz. Aikido ile ilk ne zaman ve nasıl tanıştınız, tanışma sürecini bize biraz anlatabilir misiniz? Aikido Türkiye'ye ne zaman kim tarafından getirildi.

Sevgi Aksoy- Aikidoya 7 Temmuz 1990’da başladım. Burnumdan bir operasyon olmuştum. Kalça kemiğimden kemik alınıp burnuma protez yapıldı ve etin kemikten ayrılması içinde bir spor salonuna fizyoterapist eşliğinde antrenmana gidiyordum. Orada dikkatimi çeken (benim o zaman ki düşüncelerim) pantolon- etek giymiş erkelerin bir şeyler yapmasıydı. Ve dikkatimi çekti nedir bu? Gözlemlerken dans ediyorlar dans değil, spor yapıyorlar spor değil, dövüş gibi lakin değil.. Hocanın da dikkatini çekti benim ilgim. Yapılanın Aikido savunma sanatı olduğunu söyledi ve anlatmaya başladı. “Lütfen bir derse misafirim olarak katılın bir yaşayın” dedi. Sadece 3 gün gidebildim. İşim icabı Bodrum’a taşınmak ve orada çalışmak zorundaydım. Bodruma gidince 3 hafta zor dayanabildim. Aikido ile yattım aikido ile kalktım tabiri caizse. Çok etkilenmiştim. Güç kullanmıyorsunuz, yeri gelince dans ediyorsunuz lakin karşınızdaki kişi ufak el hareketleriyle ekarte ediyorsunuz zarar vermeden. Ben bunu öğrenmeliyim ve yaşamım bir parçası olmalı dedim. Bugün tam 25 yıl olacak arkama baktığımda felsefesini içime geçirmeye çalıştığım, öğrendiklerini öğretmeye başladığım bir aikido okulu-kulübü oluşturdum.

Aikidonun Türkiye’ye gelme zamanı ile ilgili sorunuza gelirsek; aikido Türkiye'de Lemş Bağdatlı Hocanın 1983’te çalışmalarıyla başlamıştır. Senelerce araştırmalarından sonra Japonya ile yazışmaları neticesinde Aikido öğrenmek istediğini bunun için ne yapabileceğini nasıl öğreneceğini dile getiren yazışmalar sonunda Türkiye de bir Aikido ustası olduğunu öğrenmiştir. O anki an itibariyle Komatsu’nun Genel Müdürü olduğunu ve yönlendireceğini belirttikten sonra, Kenj Kumagai Hocanın yardımı, öğretileri ve desteği ile ilk önce 3 sonra 5 derken bugünkü aikidonun Türkiye’de öğrenilmesine öncülük etmiş ve yaygınlaşmasını sağlamıştır. Ben 2. jenerasyon olarak 1990’da başlayanlardanım.Üstelik ilk bayan aikidocu olarak..

Neslihan Sultan Pala- Aikido savunma sanatı sizin hayata bakış açınızı nasıl değiştirdi ve yönlendirdi, aikido bir felsefe midir, yani asıl sormak istediğim aikidonun diğer savunma sporlarından farkı nedir? Aikidodaki suyun akışı yaklaşımını bize biraz anlatır mısınız?

Sevgi Aksoy- Aikidoya başlamadan önce agresif sinirli tabiri caizse astığım astık efe-mine bir yapım vardı. Hep ben. Ben. Ben... Ne zaman Aikidoya başladım. Sinirlerimi nasıl oto-kontrole alabileceğimi duygu oto-kontrolümü nasıl  yapabileceğimi; ben değil bizi nasıl oluşturabileceğimi,  değerlerime nasıl sahip çıkabileceğimi, kendime nasıl hakim olabileceğimi (refleks-özgüven-öz saygı-konsantrasyon-özdisiplin-empati yetisi-egoları yenebilmek) öğrenmeye başladım.

“Aikido Bir Felsefedir”

Sizin de sorduğunuz üzere cevap vereyim. Evet, aikido bir felsefedir. Burada müsabaka, yarış yok; kendinizle yarış var. Düşünsel, zihinsel ve buna uyum olarak da bedensel…

Aikido ne bir dövüş tekniği, ne de bir düşmanı yenme yöntemidir. O dünyaya uyumu getirmek ve insan varlığını tek bir aileye dönüştürmek için vardır. Kazanmaya, hep daha çok kazanmaya yönelik yaşayanlar giderek ağaca, denize, hayvana, insana, barışa, soludukları havaya ve kendilerinden başka her şeye, hatta farkında olmadan kendilerine de düşman olurlar. Çünkü rakip kazanmak, düşman gerektirir ve onlar rakipsiz ve düşmansız yaşayamazlar. Oysa doğanın sevgisi her şeye yönelmiştir. Doğan güneş, herkes ve her şey için doğar. Yağan yağmurdan ise ihtiyacı olan herkes faydalanır. Yapmanız gereken ise sadece bunları görebilmektir. Aikido bize doğa yasalarını görüp, anlayarak uygulamayı öğretir. Çünkü en büyük güç doğadadır. Doğaya aykırı olan her türlü eylem, kaybetmeye mahkûmdur. Aikido, eylemlerimizi kontrol altına almamızı sağlar ve bizi kendimizle barıştırır. Kendimizle barışınca dış dünya ile de barış içinde yaşarız. Kazanmak ya da kaybetmek, bize görevimizi ve sevgiyi unutturur. Kazandığımız veya kaybettiğimiz zaman sevgi yok olur. Bu sebepten Aikido'da müsabaka yoktur, yarış yoktur. Ne zaman rakip benimle (evrenin kendisiyle) dövüşmeye kalkarsa çevrenin dengesini ahengini bozmak zorundadır. Bu yüzden daha benimle dövüşmeyi düşündüğü anda yenik düşmüştür. Hızlı veya yavaş olsun bir zaman ölçüsü yoktur. O anda Aikidoda direnç yoktur. Ama direnç olmamasına rağmen, daima zaferle sonuçlanır. Çarpık bir zihne sahip olanlar, bütünlükten uzak olan zihniyetler, daha baştan yenik düşmüşlerdir. 

AİKİ: Aikido, savaş sanatlarındaki kainat kurallarının bir ifadesidir. Dolayısıyla Aikido, suyun yüksek yerden aşağıya doğru akması gibi tabiata uyarak kendi vücudunu serbest ve rahat hareket ettirmeyi, karşıdaki insanın ki denilen enerjisine uymayı ve bu enerjiyi durmaksızın akıtıp yönlendirmeyi kısacası yürek ve vücudun bütünlüğünü amaçlayan çalışma yoludur.

Su kayalara çarparak akar. Bu akış şeklinde arınma vardır. Bıçak ve biley taşı birbirine sürttüğü için bıçak bilenebilir.  Aikido, karşıtların uyuşmasındaki ruh ve vücut idmanını ve arınmasını amaçlıyor.

Neslihan Sultan Pala- Bir Japon savunma sporu alan ve orijininde kılıçların olduğu aikidonun Türk toplum yapısına uygunluğu hakkında neler söyleyebilirsiniz. Aikido sanatında selamlaşmanın anlamları neler?

Sevgi Aksoy- Atalarımıza ecdadımıza baktığımızda bir farklılık göremeyeceksiniz. Japonlar değerlerine sahip çıkarak günümüze getirebilmeyi getirirken de  kılıç yerine ellerimizi kılıç gibi kullanarak günümüze modernize ederek devam ettirmektedirler. Saygı Japonlarda çok önemlidir. Yaşamlarında  bir hata yaptıklarında (Saygıya çok önem verdiklerinden midir değil midir) “harakiri” yaparlar. Hayatlarının vazgeçilmesi yaşamlarının ana amacı saygıdır. Bizde unutulan değerlerdendir. Derse başlamadan selamlama “Tatemi” dediğimiz Aikidonun yapıldığı özel zeminde böyle bir yere sahip olduğumuz için teşekkürlerimizi sunuyoruz. O Sensei’ye selam bizlere aikidoyu öğrenmemizi sağlayıp dünyaya yaydığı için teşekkürlerimizi iletiyoruz. Teknikte başlamadan önce verilen selam, “Sana bedenimi teslim ediyorum, lütfen ona zarar verme, tekniğin bitiminde de bedenimi bana sağlam teslim ettiğin için teşekkür ederim.” anlamındadır.

Neslihan Sultan Pala- Aikido bir savunma sanatı diyoruz çünkü aikidonun içinde dans ve felsefe var. Aikido vücudun ve beynin gelişiminde nasıl etki yapıyor?

Sevgi Aksoy- Zihin ve beden birliği NLP'nin temel önermelerinden birisidir. Buna göre zihnimiz ve vücudumuz birbirlerini karşılıklı olarak etkiler. Zihnimizden geçenleri, bilinçli ya da bilinçsiz olarak bedenimizde yansıtırız. Bu yüzden zihnin ve bedenin birbirleriyle uyum halinde çalışması kişinin performansını artıracaktır. Farklı beden durumları, farklı zihinsel durumlara tekabül etmektedir. Performans, tarihsel olarak bakıldığında savaş sanatları için her zaman çok önemli olagelmiştir. Bir spor karşılaşmasında maçı kaybedersiniz. Oysa bir savaş sırasında kaybedilecek şeyler çok daha fazladır. Bu yüzden savaş sanatları açısından performans, kelimesinin tam anlamıyla, can alıcı bir sorundur. 

Savaş sanatları bu konuda öncelikle duruşa ve dolayısyla görünüşe (minari) vurgu yapmışlardır. Efsanevi kılıç ustası Miyamota Musashi 'nin ünlü "Savaş duruşunuzu her günkü duruşunuz, her günkü duruşunuzu savaş duruşunuz yapın" sözünü, bu anlamda ele almak gerekir. (Musashi, s.66) Duruş ve görünüş iki açıdan önemlidir. İlk amaç rakibi korkutmak ve duraksatmaktır. Ama asıl amaç; doğrudan kişinin kendisiyle ilgidir. Savaş sanatlarının ortak bakış açısına göre duruşunuz ve görünüşünüz güçlü ise, kendinizi güçlü hissedersiniz. 

Bu yüzden ağırlık merkezine yoğunlaşma, omuzların yere paralel ve omurganın dik olması üzerinde çok durulur. Teknikler de bu duruş esas alınarak yaratılmışlardır. Bedeni doğru kullanmadan herhangi bir tekniği hakkıyla yapmak mümkün değildir. 

Aikidoda bedensel kuvvetin çok fazla bir öneminin olmadığı sıkça tekrar edilir. Burada kast edilen yalnızca tekniklerin mükemmel olması ve rakibin bu yüzden rahatlıkla alt edilmesi değildir. Asıl anlatılmak istenen şey başkadır. Aikido, kişinin zihni ve bedeni arasında bir uyum kurabilmesi durumunda, zaten sahip olduğu büyük bir potansiyel işlerlik kazandıracağını savunur. Bu yüzden esas olan bedensel kuvvet değil, zihinsel kuvvettir. Tüm çalışmalarda amaç bu kuvveti çoğaltmak ve kullanıma hazır hale getirmektir. 

Neslihan Sultan Pala- Aikidoyu her insan yapabilir mi, aikido yapmak için belli bir sağlık taraması gerekiyor mu, ya da şöyle diyeyim, omurgasında rahatsızlıklar olanlar, fıtığı olanlar ya da da diz ameliyatı geçirenler ya da vertigosu olanlar vs de aikido yapabilirler mi?

Sevgi Aksoy- Aikidoyu kalp rahatsızlığı olanlar ve beyin ameliyatı olanlar dışında hemen herkes yapabilir. Fıtığı olanlar da yapabilirler. Burada ısınma hareketlerinde plates, yogo tekniklerinin karşımını çalışarak; bedenimize hareketlilik sağlıyoruz. Saç teli dibinden ayak tırnaklarına vararak, nefes tekniğiyle, kaslarımızı yumuşatıcı - gevşetici  tekniklerle onların daha işlerlik ve dinlik bakımından kan hücrelerinin deveranı ile  vücudumuza etkileşimlerini sağlamlaştırıyoruz. Bu şu demektir ki; bel fıtığı veya boyun fıtığı sinir sıkışmasıdır. Bunları gevşetme yöntemiyle omurganın dik durması bu da demektir ki; yaşam faktörümüz olan omurganın nasıl dik durması gerektiğini bunlara bağlı kaslarımızı nasıl yumuşatmamız gerektiğini öğrenerek biraz daha genç kalmamızı sağlamış olduğumuzu öğreniyoruz.

Benim ayak bileğimde çivi var bilekten kırılmıştı, ayak parmağımda 3 ve 4 metetars da kemik kanseri yaşamıştım platin var. Sol diz kapağımda cam kapıdan içeri girmişti. 32 dikişim var. 19 ameliyat ve geçmişe dayalı iki kanser ve birtakım rahatsızlıklarım oldu. Bunlara rağmen ben aikido yapabildiysem O ZAMAN HERKES AİKİDO yapabilir. 

Behçet rahatsızlığı olan öğrencim de oldu. Romataitatreit eklemlerinde problem olan ve diz üstü oturamayan acı içinde olan ve zamanla dizlerin üstünde oturmayı acı çekmeden rahatlıkla oturan öğrencilerim de. Otistik olan öğrencim, lösemili öğrencim ki hala devam ediyor.. Aikido yaşamımız için bir “Yaşam Pınarı”dır.

Neslihan Sultan Pala- Velilerle birlikte aikido çalışmalarınızı ve diploma törenlerinizi gururla izliyoruz. Daha çok hangi yaş aralığında ve cinsiyet aralığında öğrencileriniz var?

Sevgi Aksoy- Aikidoyu her yaş yapabilir. Bugün Türkiye’de “ÇOCUK AİKİDO”sunı başlatan kişiyim. Bizim Kulübümüz 3 yaş itibariyle alıyor buna karşın 58 yaşında da öğrencim oldu. Sağlam sıhhatli olan her kişi yaşına göre aikido yapabilir.

Neslihan Sultan Pala- Aikidonun çocuk gelişiminde önemi nedir, aikido çocukta veya bireyde saldırganlık güdüsünü kontrol altına almasını nasıl sağlıyor, yani sormak istediğim şu, aikido öğrenen birinin özgüveni patlama yapıp saldırıya geçme riski var mı, aikido da saldırı mı var, savunma mı?

Sevgi Aksoy- Aikido da Çocuk gelişimde en büyük etkilerinden bir tanesi. Çocuk, çocuk olduğunu değil çocuk “BİREY” olduğunu öğrenmeye başlıyor. Aikidoda saldırı yok, olamaz, olsa idi o zaman dövüş olurdu. SAVUNMA + SANATI felsefesi olduğu için aikido dövüşmekten farklı bir kategoride yer alır.

Çocuğa ilk öğretilerimizden biri kendini nasıl disipline edebileceği. Bizlerin onları disiplin altına almamız değil. Nasıl kurallara uyabileceğini öğretmemizden başlıyor. Şu konulara açıklık getirmek gerekiyor:

1.      Aikido agresif olmayan bir sanattır. Peki, bu ne demektir? Bu şu demektir, aikido yaparken durup dururken kavga başlatamazsınız, sadece bir kavgayı sonlandırabilirsiniz. Aikido çocukları “Power Ranger Sendromu”ndan, dolayısıyla kavga, dövüş ve tekmelerden uzak tutar. Aikido teknikleri, başka biri kuralları yıktığında başlar.  

2.      Aikido çocuklara sakin olmayı öğretir. Elbette çocuklar her zaman sakin olamazlar ama aikido onlara bu şansı verir. Eğer okulda kıpırdamadan durmaları, bir ödeve odaklanmaları gerekirse aikido bunu tam olarak nasıl yapacaklarını öğretir. Aikido çocuğa okulda da yardımcı olur. Bilgilerin daha kolay absorbe olmasını, daha açık ve net biçimde düşünmeyi sağlar. 

Neslihan Sultan Pala- Kadına şiddet ve tecavüzün hatta cinayetlerinin büyük bir artış gösterdiği günümüz dünyasında ve Türkiyesi’nde özellikle kadınların aikido öğrenmesinin gerekliliği ve önemi hakkında bize neler söyleyebilirsiniz.  Kadınlar bu sporu başlangıçta erkek sporu olarak görüyorlar mı, sonrasında nasıl karar veriyorlar aikido öğrencisi olmayı?

Sevgi Aksoy- Kadınlar erkek sporu olarak görmüyorlar, zor olarak görüyorlar. Bizlerde sabır, sebat, azim yok; çabuk yoldan öğreneyim, hemen kendimi savunayım düşüncesinde. Lakin ilk önce kendimize hâkim olabilmeyi, öğrenmemiz lazım. Ayaklarımızın üstünde nasıl dengede durabileceğimizi, bunu  yaşama nasıl uyarlayabileceğimizi teknik ile bütünleştirerek nasıl özgüvenimizi geliştirebileceğimizi. Ya tacize uğramıştır. Bu illaki temas ile değil; söz de tacizdir. İlerisi dayak veya farklı şiddetlere girebilir. Bakış ile olabilir, davranış ile olabilir. Yolda yürürken -korkularıyla değil kendine güvenerek yürümek- rahat yaşamak için gelen bayanlar veya spor ile birleştirerek kişisel gelişim felsefesi ile savunmayı birlikte öğrenmek için gelen bayanlarımız var. Ayrıca her şeyden önce kendimizi tanımak ve geliştirmek için gelebilenler bayanlar da var.

Kadına şiddet sadece  dayak, tecavüz, bıçakla saldırma değil. Sözsel, ekonomiksel, ruhsal  boyutlarda şiddetler de var. Ailenin içinde şiddet oluştuğunda; kadının dayak yediği, dövüldüğü düşünülür. Hayır, bu böyle değil. Kadına karşı iğneleyici sözler,  aşağılayıcı sözler söylemek, yüksek sesle bağırarak hakaret etmek, küfür etmek de şiddettir. Ve bu maalesef kadınlarımızın üzerinde kendilerine karşı “Özgüvenlerinin yok olmasına” sebebiyet veren saldırı olarak kullanılır ve kadın burada susmayı tercih eder. Ki yanlış!!!

Aikido, burada kadının kendisine nasıl güvenebileceğini nasıl sözsel saldırılara karşı savunabileceğini yaşamına geçirebileceğini öğrenir. Şiddete uğrayan kadınlarda, had safhadakorku, ürkeklik, sessizlik ve çekingenlik, uykusuzluk, bitkinlik, seslere karşı aşırı tepki, baş dönmesi, ayakta duramama, unutkanlık, irkilme, çarpıntı, öfke patlamaları, aşırı yorgunluk, umutsuzluk, sık sık ağlama krizleri, yalnızlık hissine kapılma, hayata, kendine karşı güvensizlik ve ümitsizlik görüyoruz.” Her şeyden önce kendine güvenmesini öğrenir. Neden mi, sokakta yürüyüşü değişir konuşması değişir hal ve hareket tavırları değişir. Aikido herşeyden önce Ne kadar Teknik de olsa. Bireysel gelişimdir. Kişinin kendisini geliştirmesidir. Aikido burada korkularımızı yenebilmeyi gerektiği yerde gerektiği şekilde nerde nasıl konuşabileceğimizi üslup tınlama mimiklerimizi nasıl kullanabileceğimizi, dikkatimizi konsantremizi nasıl geliştirebileceğimizi, öfkemizi nasıl otokontrole alabileceğimizi, egolarımızı yenebileceğimiz; duygu oto kontrolünü sağlayabileceğimizi dinç dingin sportif sağlık zinde ve dingin bir vücuda sahip olabileceğimizi cesaret kadının yakın arkadaşı yoldaşı olur. Özgüven gelişimi ruhsal psikolojik kişisel yönden gelişim sağlar. Tekniksel tabi ki kendimiz nasıl korumaya öğrenmeye başladığımız andan itibaren kişisel gelişimiz ile birlikte sağlamış oluruz. Şiddete  uğrayan kadınlarımız için psikolojik  yönden sosyolojik yönden ve tekniksel yönden gelişimleri sağlamak lazım burada aikido Bunun için nokta vuruşudur..  Türkiye de Kadın olma ve ayakta durabilme  zordur. 

Neslihan Sultan Pala- Taciz, kapkaç ya da kaçırma olaylarında kadınların ve çocukların özellikle aikido bilmeleri kötü sonuçların engellenmesi noktasında etkili olabileceği kuşku götürmez bir gerçek. Peki aikido sanatının ülkemizde yeterince tanındığını düşünüyor musunuz?

Sevgi Aksoy- Türkiye de aikidonun tanıtılmasına kendi adıma konuşmam gerekirse medya önem verdiği süreçte yapabiliyorum. Neden bu şekilde söyledim? Magazinsel bir durum olmuyor aslında önemini ve mahiyetini içeren programlarda medya ve sosyal projelerde Kadınlarımıza Çocuklarımıza tabi ki beylerimize de anlatımı olsa ben inanıyorum ki Okullara mecburi ders olarak bile konulabilir. Tanıtım ve anlatım çok önemli.

Neslihan Sultan Pala- Kadınlar konusuna yine dönmek istiyorum , bir kadın saldırıya maruz kaldığında hiçbir şey bilmiyorsa nasıl davranmalı, kadınların kendini savunabilecekleri basit birkaç hareketi anlatabilir misiniz?

Sevgi Aksoy- Yukarıda da belirtmiştim, Her şeyden önce korktuğmuzu göstermemiz belirtmemiz gerekir. Korkularımızdır bize karşı  yapılan yanlış davranışların cevabı. Kadın her şeyden önce saldırı anında omuzlarından tutup sarsan biri varsa ilk yapacağı hareket erkeğin hayalarına vurmak olmalı. O an itibariyle kıvranır ve bu durum bizim kaçış noktamızdır.İkincisi saçımızdan tuttu ise karnına bir yumruk geçirebiliriz. Boğazımızı sıktıysa yine erkeğin hayalarına, kafasına kafa atabiliriz veya elleri boğazımızda iken acı ile kıvranmaktan ziyade yüzüne var gücümüz ile vurabiliriz. Burada her şey kendimizi bilmekten geçiyor. Korkularımız olduğu süreçte asla ama asla hiç bir şekilde kendimizi koruyamayız.

Neslihan Sultan Pala- Sizin özellikle kadın ve çocuk istismarı ve tacizi yönünde konuyla ilgili olarak sosyal sorumluluk projelerine imza attığınızı biliyoruz. Bize bu projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Sevgi Aksoy- Çocuk Yetiştirme Yurduyla, Küçükyalı Çocuk Esirgeme Kurumu ile Sokak Çocukları ile Genç Kız Sığınma Evi ile, Güneş Evleri, Darüşşafaka Eğitim Kurumu ile çalıştık. Burada çocuklarımızın aikido dışında hem sporsal, basketbol, voleybol, masa tenisi sporlarını aikido ile birleştirerek çocukların daha dikkatli kendilerine daha güvenli bir şekilde ve aile bağlarının değerini daha  çok sosyalleşmeyi verebilmeyi başardığımıza inanıyorum.

Neslihan Sultan Pala- Bu savunma sporunun tanıtılması noktasında biz medya çalışanları ve sivil toplum örgütleri neler yapmalıyız?

Sevgi Aksoy- Daha çok yer vermeli daha cazip hale getirebilmek için sosyal sorumluluk projesinde ünlülerden destek alınmalı hem görsel hem de tekniksel olarak. Reklamlar yapılmalı, medyanın yer verdiği, her konu toplumuzda daha önemli ve değer kavramı fazla olur.  

Neslihan Sultan Pala- Kadın dernekleri ile birlikte çalışmalarınız var mı, Türkiye'deki kadına suistimal konusunda nasıl adımlar atılmalı, kadınlara düşen görevler neler, erkeklere düşen görevler neler, toplum ve devlet olarak nasıl bir strateji izlenmeli sizce?

Sevgi Aksoy- Kadına karşı suistimalde Burada herkesin el vermesi gerekiyor. Bu ne demektir? Başta büyüklerimiz olmak üzere, devletimizin kadının yerini sağlamlaştırması gerekir. Bu da kadın için kolay değil, zor, yaptırımı fazla olan yasalardan geçer. İlk önce kadına dayalı yasalar gözden geçirilmeli, yaptırımı olmalı. Sonra sosyal toplum üzerindeki kadına karşı bakışımızı değiştirmeli değer yargılarını gözeterek davranış biçimlerimizi gözden geçirmeliyiz. Eskiden Mahallelerimizde abilerimiz kızlarımızı, kadınlarımızı korur; onlara zarar gelmesini engellerdi. Şimdi yanı başımızda kadınlarımız öldürülüyor, bıçaklanıyor; kimsenin yanına gidip yardım etmediği gibi, dönüp bakmıyorlar bile. Neden? KORKU.

Her şeyden önce, nerde olursa olsun, kadın okumalı kendini geliştirmeli, ekonomik gücünü-altın bileziğini koluna takmalı bunları yaparken de özgüveni geliştirmelidir.

Aile kavramlarını sağlamlaştırmak lazım. Bir abi kız kardeşini, anasını, ablasını nasıl koruyorsa, aynı şekilde çevresindeki kadınlara karşı da saygılı bir biçimde yaklaşımı, söylemi olmalıdır. Erkeğim demenin fiziksel güç olmadığını, erkeğim dediğinde koruyucu-kollayıcı-kanat geren bir yapıtaşı, mihenk taşı olduğunu unutmamalıdır. 

Kadınlarımız da öz benliklerini hem saygı çerçevesinde hem de “ben” kelimesi haricinde erkeklerine karşı olan saygı hoşgörü (ki bu erkeklerimiz içinde geçerli) davranış biçimlerini geliştirmelidirler. Her iki taraf içinde geçerli olan bu durumda aikido devreye giriyor. Kurallar… Kuralları sevmiyoruz, saygıyı sevmiyoruz, disiplini sevmiyoruz. Kendimizi sevmiyoruz. Kendine değer veren yukarıda yazdıklarımı yapar.  Bu da eşittir aikido..

Neslihan Sultan Pala- Aikido öğrenen kadın sokakta daha rahat mı geziniyor, kendine olan güveni artıyor mu, onların psikolojik gelişiminde nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?

Sevgi Aksoy- Her şeyden önce kendinize güveniyorsunuz. Bu da teknik bilginizle birleşiyor. Yürüyüşünüz, bakışınız, nüanslarınız yeri gelince; tınlamalarınız, dik duruşunuz. Zamanla vücudunuzu gözlerinizdeki bakışınızı sesinizdeki ses tonunuzu silah olarak nasıl kullanmanız gerektiğini öğreniyorsunuz. Bu sefer karşınızdaki kişi sizi gördüğü zaman “Aaa ne kadar hoş bir kadın diyip; hımm tehlikeli bir kadın” dedirtebiliyorsunuz. Bu da vücudumuzu nasıl silah olarak kullanabildiğimizi öğretmiş oluyor. Unutmayın, davranışlarımızdır bize düşman kazandıran davranışlarımızdır bize dost kazandıran.

Neslihan Sultan Pala- Aikido fiziksel olarak çocukların gelişimine katkı sağlar mı? Sporun özellikle çocukları ve gençleri uyuşturucu dahil birçok bataklıktan da uzak tuttuğu noktasından hareket edersek, uyuşturucu ile mücadele eden sivil toplum örgütleriyle de bu konuda bir bağlantıya geçtiniz mi?

Sevgi Aksoy- Aikido fiziksel olarak gelişim sağlar iç kaslara yönelik ısınma çalışmaları yapıldığından. Boyun uzaması bütün  kasları gelişmesi ile atletik sporcu zinde vücutlara sahip olurlar. Bahsettiğiniz uyuşturucu ile mücadele sivil toplum örgütleri ya da kuruluşlarıyla bağlantıya geçmedim. Geçmek isterim.

Neslihan Sultan Pala- Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Sevgi Aksoy- Ben Teşekkür ederim. Bugün çok önemli bir söyleşiye imza attık Ayşe Sevgi Aksoy hoca ile birlikte. Kadınların kendini nasıl koruyacaklarından, çocuk yetiştirmenin önemine kadar geniş bir yelpazede aikido felsefesini konuştuk. Sevgi hocanın tüm çalışmalarını artık daha yakından takip edeceğimiz sözüyle ayrılıyoruz bu tadına doyulmaz sohbetten. Dileriz siz de en az bizim kadar keyif almışsınızdır. Son sözleri yine Sevgi hoca söylüyor:

“Sevginin yolu Sevgiden geçer Sevgiyle kalın...”

Röp. Yapan: Neslihan Sultan PALA

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1968
Kayıt tarihi
: 03.09.11
 
 

1974 İstanbul doğumluyum.  İstanbul Üniversitesi'nden 1996'da Gazetecilik, 2018 yılında hem sosyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster