Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
453
 

Türkiye'nin istikbaliyle oynamayın!

Muhterem büyüğüm, değerli devlet adamı, doğuştan diplomat Sayın Recep Tayyip Erdoğan beyefendi ve onun hayatındaki ikinci büyük eseri olan AKP’nin, Türkiye ve dünya için yüce Rabbimin bir lütfu olduğunu bilmesine herkes bilir de sadece muhalif ve münafıklar bilmezden gelir ve üstelik onun hayırlı başarılarına engel olmak için ellerinden geleni artlarına koymazlar kahrolsunlar. (O büyük insanın hayatının birinci büyük eserini merak edenler için, Bknz: Türkiye’nin bugünkü hali!)

O ki Türkiye’ye çağ atlatmak için gecesini gündüzüne katmış, siyaset bir yandan, savcılık bir yandan, Türkiye’yi pazarlamak bir yandan, gemicikler bir yandan, villacıklar bir yandan... Anayasayla uğraş, laiklikle uğraş, yargıyla uğraş, muhalefetle uğraş, medyanın geri kalanıyla uğraş... Yazık değil mi o civanım delikanlıya, gözlerinin altı morardı yahu!

En büyük projesi Türkiye’ye gerçek demokrasi getirmek olan o güzel insanın “<ı>Bu parlamentodan bütün kararlar oybirliği ile çıkıyor!” diyen Pakistan Başbakanı ve aziz kardeşi Gilani’ye <ı>“Darısı bizim başımıza!” derken dile getirdiği demokrasi özlemini, CHP’liler tepki olarak meclis oturumunu terk ederken arkalarından “<ı>Güle güle! Siz olmadan daha rahat konuşuruz!” şeklinde ifade ettiği demokrasi bilincini nasıl görmezden gelirsiniz?

Ne diyor o gelmiş geçmiş en kıymetli Türk büyüğü Sayın Başbakanım? “<ı>Türkiye, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün göstermiş olduğu muasır medeniyetler seviyenin üstüne çıkma hedefine doğru hızla yol almaktadır” Kimin sayesinde? Sorarım size kimin sayesinde! Bir rahat bırakın da Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne şöyle hazmettire hazmettire bir çıkarsın da dünya seviye görsün.

Hani çocukları olmayan karı koca, ulemadan üfürükçü bir hocaya gitmişler. Hoca demiş ki “<ı>Dokunmam lazım. Azıcık dokunursam çocuk memur olur, biraz ileri gidersem çocuk avukat olur, tam ileri gidersem çocuk doktor olur.” Karı koca düşünmüşler başka çare yok, “<ı>Azıcık dokunsun, memur da olsa hiç olmazsa bir çocuğumuz olsun.” Hoca ile kadın kapanmışlar bir odaya, hoca dokunmaya başlamış ama o kadarla kalmak niyetinde değil. Tam ilişkiye geçecek iken kadın telaşla “<ı>Aman hoca efendi ne yapıyorsun! Biz memur istemiştik.” diyecek olmuş ama hemen terslemiş ulemadan hoca efendi “<ı>Çocuğun istikbaliyle oynama!”

Yahu rahat bırakın şu muhterem büyüğüm Tayyip beyefendiyi de yapmak istediklerini bir güzel yapsın, etmeyin eylemeyin oynamayın şu Türkiye’nin istikbaliyle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biz ve bizim gibi düşünenler de Türkiye'nin istikbali ile oynamayalım, öyle mi? E, iyi de, ya ortada istikbali olacak bir ülke kalmazsa ne yaparız? :) Hani ola ki; öyle muassırlaşır, öyle muassırlaşırmış ki; sırra kadem basarmış Türkiye Cumhuriyeti. Di mi? O zaman ne yapacaz?

Emine Supçin 
 22.11.2009 19:30
Cevap :
Siz anaların gözyaşlarının dinmesini...istemiyur...musunuz?:)) Sevgi ve Saygıyla.  22.11.2009 20:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 195
Toplam yorum
: 137
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 674
Kayıt tarihi
: 04.10.07
 
 

Dünyanın internet sayesinde küçüldüğü günümüzde büyüyen sorunlara ilişkin duygu ve düşüncelerimi pay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster