Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '15

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
24686
 

Türkiye'nin jeopolitik önemini etkiliyen ve artıran unsurlar - 1 : Su - Fırat ve Dicle Nehirleri

Türkiye'nin jeopolitik önemini etkiliyen ve artıran unsurlar - 1 : Su - Fırat ve Dicle Nehirleri
 

Türkiye ile Basra Körfezi arasındaki bölgeye hayat veren ve çıkışı bizim kontrolümüzde olan bu iki nehir en büyük jeopolitik kozumuzdur.


Genel :

Türkiye, Avrupa(daha yakın konumu ile Balkanlar),  Asya(daha yakın konumu ile Kafkasya) ve Ortadoğu arasında, siyasi gerginliklerin ve savaşların en çok görüldüğü bölgenin tam ortasındaki coğrafi konumu ile dikkati çeken bir ülkedir...Tarihte de böyleydi; şimdi de böyle...

Türkiye, bu coğrafi konumu ile, bu coğrafyada meydana gelecek gerginlikleri ve savaşları hem etkileyecek ve hem de onlardan etkilenecek bir özelliğe haizdir. Böyle bir durumda, Türkiye'nin alacağı tavır, bölgedeki gerginliğin ve savaşların sonucunu belirleyebilecek kadar önemlidir. 

Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyada, sayısal ve teknik olarak güçlü bir ordu bulundurması da, "etkileyen" ve "etkilenen" bu jeopolitik hassasiyetinden ve öneminden kaynaklanmaktadır.

TÜRKİYE'NİN, COĞRAFİ KONUMU DIŞINDA, "JEOPOLİTİK GÜCÜNÜ" ARTIRAN DİĞER  UNSURLAR...

Türkiye'nin önemini artıran ve jeopolitiğine yön veren en önemli unsurlar, "yerüstü(su ve güneş)", "yeraltı(maden ve petrol)" enerji kaynakları ve birçok ülkede olmayan "genç nüfus"un çokluğudur.

Bu kaynakları biraz açarsak, gelecekte Türkiye için en önemlileri, yerüstü kaynaklarından "su" ve yeraltı kaynaklarından "bor madeni" başta gelir.

Bunlardan hangisinin hem ülkemiz hem de diğer dünya ülkeleri için sorun olacağını şimdiden kestirmek oldukça zordur...Bunların sorun önceliklerini, dünyanın teknik alanda yapacağı ilerlemeler ile dünya nüfusunun artışı belirleyecektir.

"Su(akarsu)" , küresel ısınmayla ilgili olduğu için, genelde Suriye, Irak ve Türkiye'yi ilgilendirmekte; ama "Bor madeni", başta uzay teknolojisine sahip ülkeler, olmak üzere tüm dünya ülkelerini ilgilendiren stratejik bir madendir...

Bu bloğumda yalnızca "su(akarsu)" konusuna değineceğim. Bir sonraki bloğumda ise "bor madeni" üzerinde duracağım. Ama şimdiden, Türkiye'nin, dünya bor madeni rezervinin  %70'ine sahip olduğunu belirtmek isterim...Bu, tüm dünya ülkelerini kıskandıracak bir değerdir.

 

FIRAT VE DİCLE NEHİRLERİNİN ÜLKEMİZ İÇİN JEOPOLİTİK ÖNEMİ...

Kaynağı Türkiye'de olan ve ülkemizden çıkarak sınırdaş ülkelerden geçerek Türkiye ve Basra Körfezi arasındaki bölgeye hayat veren Fırat ve Dicle nehirleri, geçtiği ülkeler üzerinde Türkiye'nin jeopolitik bir baskı unsuru bir kozu olması açısından çok önemlidir.

Her üç senede bir, dünyanın çeşitli ülkelerinde toplanan "Dünya Su Forumu'nun 5'incisi",  16-22 Mart 2009 yılında, 30 binden fazla kişinin katılımı ile İstanbul'da toplanmıştı.(x)

Bu toplantıda, Türkiye'nin su alanında, dünyanın en güçlü devletleri arasındaki yerine işaret edilmiştir... Toplantıdan sonra Dışişleri Bakanlığı, Fırat ve Dicle'nin toplam su kapasitesinin kıyıdaş üç ülkenin(Türkiye, Suriye, Irak) ihtiyaçları için yeterli olduğunu ve "Türkiye, suların hakça, akılcı ve optimum kullanımını, suyun yararlarının paylaşılmasını ve diğer kıyıdaş ülkelere zarar verilmemesi" konusundaki görüşünü açıklamıştır.(1)

Ancak, bu arada, önümüzdeki yıllarda(20-25 yıl içinde), Ortadoğu'daki su sıkıntısının giderek artacağı,  Fırat ve Dicle suyunun da giderek artan stratejik bir önem kazanacağı da dillendirilmektedir...Bu nedenle, Fırat ve Dicle'nin, bulunduğumuz coğrafyada, Türkiye'nin jeopolitiğini güçlendiren önemli bir unsur olacağı da belli olmaktadır...

Yakın geçmişte meydana gelen "siyasi" bir olayı, "su" konusu ile ilişkilendirerek hatırlatmak istiyorum...

Türkiye, Fırat üzerinde 1973 yılında devreye soktuğu Keban Barajı, Suriye'de suların azalacağı endişesi uyandırmıştır...Türkiye'nin, Aşağı Fırat  Projesi'ni geliştirerek 1976 yılında Güneydoğu Anadolu Projesine(GAP) dönüştürmesi  ve Karakaya Barajının inşaatına başlaması da, Suriye ile Türkiye arasındaki "su"  gerginliği daha da tırmandırmıştır.

Suriye, "su" nedeniyle Türkiye'ye olan  düşmanlığını, Türkiye'nin canını yakan Ermeni ASALA ve PKK gibi terör örgütlerinin  topraklarında konuşlanmasına izin vererek göstermiştir.

Ama, Türkiye, buna karşılık olarak  elindeki "su" kozunu siyasetle birleştirmiş, önce İsrail ile bir işbirliğine gitmiş ve arkasından da, Fırat ve Dicle nehirlerinin debisini azaltarak Suriye'ye giden su miktarını azaltmıştır...İlave olarak, Türkiye'nin Suriye'ye askeri müdahale tehdidi, Suriye'yi sindirmiş ve Şam'da bulunan PKK lideri Öcalan'ın sınır dışı etmiştir.(2)

SONUÇ :

Genelde "su", özelde, kaynağı ülkemizde buluna Fırat ve Dicle nehirlerinin suyu,Türkiye için en az petrol kadar önemli stratejik bir konudur; bir değerdir...Belki de geleceğin savaşlarının başta gelen nedeni su olacaktır.

Sınırı aşan sular konusunda, Uluslararası bir hukuk düzenlemesi var; ama bir gerginlik ve savaş durumunda, bu hukuka kim bakar bilinmez...

Yukarıda verdiğim örnekte, Türkiye, kendi ihtiyaçlarını karşılamak için inşa ettiği barajlar ile, uluslararası su hukukuna karşı gelmeden Suriye'nin canını sıkmış ve bunun siyasete yansıması ile de Öcalan, Suriye'den sınır dışı edilmiştir.

 

cdenizkent

9 Nisan 2015

 

-------------------   :

(x) Dünya Su Forumu'nun 6'ncısı, 2012'de Marsilya'da toplanmış ve su konusundaki düşünceler güncelleştirilmiştir.

(1) SUEN - Türkiye Su Enstitüsü, www.worldwaterforum5.org

(2) Ahmet Kuyaş, "Türkiye-Suriye: 80 Yıllık tehlikeli ilişki", NTV Tarih(43), Ağustos 2012

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yazılar çok önemli, ilgiyle okudum.

Kerim Korkut 
 30.04.2016 14:22
Cevap :
Merhaba Kerim Bey...Teşekkür ederim..."Paylaşım" bu olsa gerek. Selamlar.  30.04.2016 18:24
 

30 bin kişilik toplantı olur mu, şaka mı bu?

Kerim Korkut 
 30.04.2016 14:20
Cevap :
Merhaba Kerim Bey...Bloğumun "dipnot" bölümünde (x) maddesinde bunu açıklamam gerekirdi...Rakam doğrudur. Dediğim gibi, açıklamada yazmamışım...Bu forum, sırayla ya da kura ile ya da başka bir seçmeyle dünya ülkeleri arasında düzenlenir.Adları da, "forum","Konsey","toplantı" "gün" gibi değişik oluyor. Bunların beşincisi,12-17 Mart 2009tarihinde İstanbul'da toplanmıştır...Bu etkinlik, diğer etkinlikler gibi, bir toplantı salonunda olmuyor. Bu bir süreçtir.Çok sayıda(50-100) ülke katılıyor, bir o kadar etkinlik yapılıyor,1000'denfazla çözüm önerisi sunuluyor, ülkeler standa açıyor vs...İstanbul'da düzenlenen bu Dünya 5. Su formu'nun planlama safhasında, 100'e yakın ülkenin yer alacağı ve tahminen 20 bin katılımcının geleceği düşünülmüştür. Günü geldiğinde, 107 ülke, bu süreçte yer almış ve 29 bin kişi katılımcı olmuştur.Dünya Su Formu'nun 6'ncısı Marsilya'da 2012'de düzenlenmiş, sanırım 20 bin katılımcı olmuştur.Bizim baş işimiz siyastettir.Medyamız için bunlar önemli değildir.Selamlar   30.04.2016 18:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 932
Toplam yorum
: 2429
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1381
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster