Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
178
 

Türkiye'nin Rusya ile ittifakı stratejik mi taktiksel mi?

Türkiye'nin Rusya ile ittifakı stratejik mi taktiksel mi?
 

Darbe sonrası Türkiye'de oluşan NATO, ABD, AB ve BATI karşıtlığı hızla artmakta Türk halkı darbenin açıkça arkasında olan ve yalandan ağız ucuyla darbeyi kınayan ve hükümetin yanında olduğunu yine yalandan söyleyen batılı ülke ve ittifaklardan iğrenmeye başladı. 50 yıldır AB kapısında bekletilen hakkı olan vize serbestiyetini bile 72 şarta bağlayan FETO'nun darbesine NATO subayı statüsünde olan askerlerin katılması bir yandan NATO subayı olup diğer yandan FETO askeri olan hain subayların itirafları gün geçmiyor ki Türk halkını sinirlendirmesin.

 

Şu an İŞİD Suriye'de yenilmeye başladı çünkü İŞİD'e aktif ve gizli destek veren NATO İncirlik askeri üssünü kullanamıyor. Üsse giriş çıkışlar yasak. İncirlik askeri üssünde darbe planlayıcısı 50 CIA ajanının mahsur kaldığı söyleniyor. Gülen verilene kadar da o 50 darbe planlayıcısı ajanında mahsur kalacağı söyleniyor. ABD Genel Kurmay başkanı geldi o ajanları kurtaramadı deniyor.

 

Darbe esnasında Türkiyeyi ilk arayan ve NATO'nun bu darbesinden endişe duyan Vladimir Putin'di ve Erdoğan'a ilk yurt dışından gelen kişi de Kazakistan devlet başkanı Nazarbayevdi. Yine İran'dan siyasetçiler Türkiyeyi ziyaret ettiler. Aslında İran bile darbeden endişe etti çünkü Türkiye Suriyeleştirilseydi sıra İran'ın parçalanışına gelecekti bu nedenle İran Erdoğan'ın darbeden kurtulmasına sevindi.

 

Rusya ve İran ilişkilerine darbe vurmak amacıyla Arap Baharı ayaklarıyla çıkartılan Suriye iç savaşının asıl müsebbibi İngiltere'dir. İngiliz siyasetini takip ederek derin strateji saçmalıklarıyla İngilizlere destek veren ve aslında gizli bir Erdoğan Muhalifi olan Davutoğlu'da Suriye savaşının tetikleyicisi ve suçlularındandır. En az Britanya AB ve ABD kadar suçludur Davutoğlu. 2011 yılında bu savaşın Rusya'nın Tartus'tan çıkartılma amaçlı olduğunu ve Rusya'nın oradan asla çıkmayacağını ama Türkiye Rusya İran ilişkilkerine darbe vurmak için bu savaşın suni olarak İngiliz Londra stratejisi olduğunu belirtmiştim. Zaman malesef beni haklı çıkarttı. Tartusun daha nerede olduğunu bile bilmeyen o zamanki yazarlar bunu çok daha sonra köşelerine taşıdılar. 

 

Uludere olayında Emniyet istihbarattaki Fetocular TSK içindeki FETOculara verdikleri istihbaratla katliam yaptırdılar. Bir askerin burnu kanamazken amaç PKK'nın tekrar savaşa başlamasını sağlamaktı. Bununla Türk ekonomisine darbe vurmaktı. Dünya tarihi Gülen ve adamlarından daha hain bir kitle görmemiştir henüz.

 

Darbeden önce yazdığım ve Rusya'daki generallerin bazılarının da rus çeteleri aracılığı ile pekala Rus uçağının amblemlerini boyayla kapatıp TSK içinde de FETOculara bu uçağı vurdurabileceğini ve Rus Türk ilişkilerini baltalayarak Erdoğan'ın en sağlam destekçisi ile arasını açıp Erdoğan'ın yalnızlaştırılma çabası olduğunu da yazmıştım. Bunlar darbe sonrası daha iyi anlaşıldı. Rusya Şubat Ayında Fetocuları ciddiye almaya başladı, yavaş yavaş uçağı onların düşürdüğüne emin oldular. Yoksa Putin asla Erdoğanla tekarar masaya oturup bu kadar samimi pozlar vermezdi. 

 

Türkiyenin şu andaki Rusya İran yakınlaşmasını nasıl okumalıyız öyleyse?

 

1-Rusya ve İran Batı ve İngiliz İllüminatisi tarafındqan hedefe alındı. Ekonomileri petroldeki arz fazlalığı ile batırılmaya çalışılmakta. (Daha önce Britanyanın arz fazlasını nasıl yaptığını Kyoto anlaşmasını nasıl kullandığını yazmıştım).

 

2-Suriye yüzünden tüm İslam dünyasında çok berbat bir duruma düşen ve yalnızlaşan Rusya ve İran'ın Türkiye ile yakınlaşması hem Suriye üzerinde devam eden İngiliz ve Davutoğlu siyasetinin son bulması anlamına gelmekte. Davutoğlu ve sığ siyaseti olmadan Türk dış siyaseti çok daha iyi bir noktaya kesinlikle gelecektir.

 

3-Günlerdir İncirlik üssü pasif durumdayken NATO işide destek götürememektedir bu yüzden İŞİD Suriyede geri çekilmeye başladı. Gülen'in 1 ay daha Türkiyeye verilmemesi demek NATO'nun işide 1 ay daha destek verememesi demek bu ise Suriyede iç dengeleri değiştirecek.

 

4-Erdoğan'ın son Rusya ziyaretinden sonra Suriye'de ABD ve BAtı devre dışı kalmaya başlamışlardır ve İngilizler Kuzeyden incirlikten giremediği İŞİD'e destek olayına Kıbrıstaki Dikel'ya İngiliz üssünden ve Ürdün topraklarını kullanarak Güney Suriyeden İŞİD'e askeri lojistik destek veremeye devam etmektedir. Bu ise Türkiye'nin Suriye'de İngiliz ABD ve NATO desteği alan İŞİD'e karşı Rusya ve İranla beraber hareket etmesine yol açma ihtimalini ortaya çıkartmıştır. Türkiye'nin Rus ve İranlılarla beraber Suriye savaşını bitirecek olması ABD istihbaratçısı Darbenin planlayıcısı ve Darbe başarısız olunca Helikopterle Yunanistana götürülen CIA bilirkişisi ikinci Kissenger olan Graham Fuller'ı inanılmaz korkutmaktadır ve Suriye'den Türkiye çekilsin beyanatında bulunmuştur.

 

5-Türk Akımı projesi ABD ve Britanyanın asla istemediği İsrail'in kendi gazına alternatif olacağı için hiç ama hiç istemediği projeydi. Rusya Putin'in darbe gecesi Erdoğanı aramasının meyvasını Erdoğan'da Pilotların ailesinden özür dilemesinin meyvelerini mutlaka yiyecekler. Tarih boyunca Rusyaya fazla güvenilmemesi gerektiği düşünülmektedir, zaten başta Davutoğlu ve Arınç gibi isimler bu nedenle Erdoğan'na ve doğu siyasetine karşı çıktılar. Ancak Rusya ve Türkiye iki komşu ülke ve ilişkileri düşünülenden çok daha güçlü, zira onbinlerce çift var evlenen.Türkiye Rusyanın gazına , Rusya Türkiyenin boğazlarına, tarımına, sahillerine, sanayisine muhtaç. Bu ortaklık Taktiksel olmaktan çok stratejik ortaklık olmalıdır.

 

6-Türkiyenin kendi gücü ve bağımsızlığının korunması için; a) Kesinlikle Nükleer güce ihtiyacı var. b) Nükleer silahlara ihtiyacı var. c) Nükleer silahlarını en az 20.000 km uzağa atabilecek füze teknolojisine ihtiyacı var. Bunu Türkiyeye sağlayacak olan asla NATO değildir, ABD ve Britanya hiç değildir. Bu ülkeler ve bu pakt Türkiyenin asla dostu değil düşmanıdır. Bunu artık Türk halkıda devletide çok iyi anladı.

 

7-Kuşkusuz bu ittifaka Türkiyede karşı çıkanlar sadece Feto değil FETO ideolojisi ve dini bakışaçısına sahip diğer bir çok F Tipi cemaatlerdir. Devlet şu anda Darbeyi lanetleyen ama kendi adları asla FETO'nun ölüm listesinde olmayan bu cemaatlere dikkat etmelidir. Bu cemaatler her an ABD ve Britanya ile iş birliğine hazırdır ve ruhlarını bile satarlar. Çünkü Allahtan korkmadan yanmaz kefen satan bir kafa vatanı bile satar.

 

Darbeden kaç gün geçti BATILI liderlerden hiç biri hala Türkiyey geçmiş olsuna gelmedi. Tüm BATI Medyası Şeytani İllüminatinin elinde. Erdoğan ve PUTİN hedefteki iki adam. Hadislerde anlatılan Deccal varsa ki bu bana göre kesinlikle tek gözlü piramit ile sembolize edilen darbecilerin cebinden çıkan 1 dolardaki Deccaliyettir. Eğer bir mehdi varsa bu BATI'ya ve İLLÜMİNATİYE kafa tutan ve neye kafa tuttuğunu tam olarak bildiğini sanmadığım Mehdiyeti temsil eden Deli(!) Erdoğandır. Deccaliyete karşı duran Mehdi ise ona yardımcı olacak İSEVİYET ise olsa olsa ancak PUTİN olur. Bu nedenle Erdoğan ve PUTİN Türk Rus ortaklığını taktiksel değil stratejik düşünmek zorundadır. Türk halkı Batıya ve deccaliyete karşı artık Rusya ile stratejik ittifaklık yapmaya kendisini alıştırmalıdır....

 

Rabbim ülkemizi şeytanın ve dostlarının şerrinden korusun....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 722
Toplam yorum
: 418
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 3406
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

A.Ü İktisat Fakültesi mezunuyum, daha önce Kazakistan ve Hollanda'da eğitmenlik ve tercümanlık iş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster