Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
26290
 

Türkiye'nin sorunları ve çözümler

Türkiye'nin sorunları ve çözümler
 

Bugün Türkiye’ nin gündeminde, çözüm üretilmesi gereken bir çok sorun var. Güneydoğu sorunu, özelleştirme, küreselleşme, eğitim, sağlık, adalet, sosyal güvenlik, kadın sorunları, kuraklık, çevre kirliliği ve ekonomik sorunlar bu açıdan önceliğe sahip görünmektedir.

Özellikle dış kaynaklı yaratılan ve içeriden desteklenen etnik sorun, ABD’nin Ortadoğu plânları için körüklenmekte ve Türkiye’yi bu plânların içine çekmeye yönelik bir hale gelmektedir. Amaçlanan, Türkiye’nin üniter yapısının değiştirilerek, ulus-devleti yıkmaya yöneliktir.Ermeni sorununun da, Kürt sorununun da arkasında yatan gerçeklerden biri de budur.Irak’da yaşanan olaylar, ABD’nin amacı değil, amacına ulaşmak için tercih ettiği aracıdır.

Güneydoğu’da var olan Sosyo-kültürel yapının değişmesi;ekonomi ve eğitim boyutunun önemsene rek, eşitlik ve özgürlük kavramları göz ardı edilmeden, devletin tüm olanakları ile gerçekleştirebil- mesine bağlıdır. Sahip olduğumuz “ulus-devlet” modeli bize karşı olan tüm güçler karşısında en bü yük gücümüz ve dayanağımızdır…

Küreselleşme derken, ulusal çıkarlarımızı yeni dünya düzenine feda etmemeliyiz.Küreselleşmede, sahip olduğumuz kültürümüzü ve değerlerimizi kaybetmemiz gerekmez.Bilgi çağının tüm olanakla rından yararlanmak, yeni bilgiler üretmek, devletin yeni rolünü iyi belirlemek, bu bilinçle her türlü yeniliğe açık olmak ve teslimiyetçi olmamak gerekir.Yoksa, yabancı şirketlerin ülkemizde banka satın alması, yüksek faizle sıcak para girişini küreselleşme olarak algılarsak aldanırız.

Özelleştirmenin de doğru algılanması ve uygulanması önemlidir. Özelleştirmenin özünde “toplum yararı” yatar.Amaç; ileri bir teknolojiye geçme, ekonomik gücü halka yayma ve zarardan kurtulma dır.Ama zarar eden değil de, kâr eden bir kuruluş özelleştirilmek istenirse;daha ileri bir üretim düze yine geçmek söz konusu değilse; ekonomik güç halka değil de, iç ya da dış bazı odakların eline geçi yorsa; “toplumun ortak yararından bahsetmek mümkün değildir.

Çevre sorunlarında devam eden duyarsızlık ise, artık kanıksanmıştır. Son yıllarda farkına varılabilen küresel ısınma, kuraklık gibi sorunlarda göstermelik yaklaşımlarla soruna bir çözüm üretilemeyeceği aşikârdır.
Nedense, ülkemizde en büyük örneğini deprem ile birlikte yaşadığımız çözüm yol-larından biri;oluşturulan “kriz merkezleridir.”Yani oluşan krizi aşma yöntemi olarak oluşturulan bu merkezlere havale edilen sorunun çözüm-
lenmesi beklenmektedir.

Oysa, deprem, küresel ısınma, erozyon ya da kuraklık adı her ne olursa olsun, sonucu felâketle sonuçlanacak bu durumlar için “kriz merkezleri yerine, ”risk merkezleri” oluşturulmalıdır. Felâketler olduktan sonra değil, olma-
dan önce önlem almak adına bu yolun tercih edilmesi şarttır.

Bu merkezler; alınabilecek önlemler, toplumun konuya duyarlı hale getirilmesi, eğitilmesi gibi konularda donatıl
malıdır.Yoksa, “Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur.”Örneğindeki gibi işlevi olan “kriz merkezleri” ile bu işleri çözmek olası değildir.

Ülkemizde, “kadın haklarından” bahsedince, bazıları “insan hakları” diyor.Doğru, ama “insan hakları” kadınlara gerçek anlamı ile uygulanabiliyor mu? Önce okul hakkından mahrum edilen kız ço cukları, ardından kendi isteği dışında küçük yaşta evlendirilen kız çocukları hangi haklara sahip birer kadın olarak toplumda yerini alabiliyor?
Kadının maruz kaldığı “şiddet” onun hak ettiği bir davranış biçimine dönüşmüşken, kadın hakları elbette önemli bir konu. Toplum, insan ve aile ilişkilerinin belirleyici konumundaki kadınlar, mutlaka daha iyi haklara ya da sa
hip oldukları hakları kulla nabilmeye ihtiyaç duyuyor. Bunun için tabii ki eğitim şart! Ancak, bunun “bugünden yarına” olamayacağı da bir gerçek.Eğitim derken de, kadının eğitimi ile sınırlı kalmayan aile eğitimlerinin ülkemiz
de önem kazanması kesinlikle bir zorunluluktur.Sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak bunların yerel yönetim-
lerden başlayarak önemsenmesi ve uygulanması gereklidir. Bu konuda sadece okul eğitimleri ile yetinemeyiz.

Diğer sorunlar içinde yer alan; eğitim, sağlık, adalet, sosyal güvenlik ve ekonomik sorunların her biri başlı başına bir konu.Yıllardır söylenir, yazılır, çizilir, fakat nedense çözüm üretilemez.

Tüm bunların çözümünde;çözümsüzlüklerle tıkanan ve yıpranan bir siyasal ortamdan çıkmamız şarttır.Ancak, bir çok sorunun çözüm beklediği bir ortamda, siyasi platformda halâ kısır çekişmeler ve kendi seçmenini memnun etme politikalarının sürmesi olumlu düşünmeyi etkileyen bir faktör.

Türkiye bugün zor bir dönemden geçmektedir. Ama karşı karşıya bulunduğumuz zorluklar, Cumhuriyetin kuruluşunda yaşadığımız zorlukların karşısında çok küçük kalmaktadır.Çıkış yolu ise, haince katledilen Ahmet Taner Kışlalı’nın şu satırlarındadır.

“<ı>Çıkış yolunun ilkeleri bellidir. O ilkeleri paylaşanların demokratik birlikteliği, yozlaşmış yapıların yıkılmasına, devletin ve toplumun yeniden sağlığına kavuşmasına yetecektir.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çevre sorunlarında alınabilecek önlemler nelerdir?

ipek aydan deniz 
 04.01.2008 16:12
 

problem, problem...ülkemizin ana problemi; hep problemli olması... çözüm, çözüm, çözüm... çözüm çok. ama problemlerin çözümlendiği yok.ya da çözebilen yok. uygulayabilen yok.

METİN ÜSKES 
 14.11.2007 17:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 100
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 720
Kayıt tarihi
: 23.07.06
 
 

1962 İnegöl/Bursa doğumlu ve İşletme Fak. mezunuyum. Özel bir kursta kurum müdürü olarak görev yapma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster