Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '08

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
2828
 

Türkiye serbest bölgeleri

Türkiye serbest bölgeleri
 

Serbest Bölgelerin Geleceği ve Ekonomik Göstergelerin Analizi:

1.1. Tanım: Serbest Bölgeler bir ülkenin diğer kesimlerinden fiziki olarak tecrit edilmiş, vergisizlik esası üzerine kurulu, etrafı ve giriş çıkış noktaları muhafaza ve denetim altında tutulan, kendine özgü teşvik tekniği olan, teşvik tekniği içinde bir alternatif, uluslar arası ticareti geliştirmek ve ülkedeki ekonomik faaliyetleri en üst seviyeye çıkarma amacı açısından da ekonomi politikası araçlarındandır.

1.2. Genel Bir Değerlendirme:

Tanımdan da anlaşılacağı üzere, serbest bölge uygulamasının çevrili bir alanda yapılmakta, sağlanan teşvik ve avantajlar sayesinde ülkenin makro ekonomik hedeflere ulaşmasında yapacağı katkı dile getirilmekte, ekonomik politika olarak ise, ekonomik kalkınmayı hızlandırmak ve sanayileşmeyi sağlamak amaçlanmaktadır.

Serbest bölgeler genel olarak Doğrudan Yabancı Sermaye yatırımlarını çekmek ve dışa açılma politikaları uygulayan ülkeler için takip edilen önemli bir strateji olmuştur. Ülkemizde ise, ekonomimize sağlayacağı katkılar, ihracat için yatırım ve üretimi arttırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek, dış finansman ve ticaret imkânlarından daha fazla yararlanmak olarak sıralanmıştır.

Dünyadaki uygulamalarına paralel olarak ülkemizde uygulanan serbest bölge faaliyetleri, Dünya Ticaret Örgütünün kuralları ile uyum içerisindedir. Serbest bölge kullanıcıları arasında gerek ihracatçı gerekse ithalatçı açısından hiçbir ayırım gözetilmemiştir. İç ve dış pazarlara yönelik her türlü faaliyet yapılabilmektedir. Serbest Bölgelere sağlanan tüm teşvik ve avantajlar mevzuatında açıkça ifade edilmiş olup, her türlü ulusal ve uluslar arası denetime açıktır.

Ülkemizde, 05.02.2000 tarihinde uygulamaya konulan 4458 Sayılı Gümrük Kanunu ve Mevzuatı, Avrupa Birliği Gümrük Mevzuatının temelini oluşturan normlara uyum içerisindedir. l5.06.1985 tarih ve 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu, daha önce çıkartılmış bir yasadır. Dolayısıyla 4458 Sayılı Gümrük Kanunu, Gümrük İdarelerinin serbest bölgelerdeki yetkisini arttırıcı özelliktedir. Ancak serbest bölgelerde faaliyetini sürdüren firmalar, yatırım kararlarını mevcut serbest bölgeler kanununda yer alan hükümler çerçevesinde yürütmektedirler.

1.3 Türkiye’deki Serbest Bölgelerle İlgili Ekonomik Göstergelerin Analizi

1.3.1. Serbest Bölgelerde Toplam İstihdam:

20 serbest bölgede Eylül 2005 sonuçlarına göre toplam 38.134 kişi istihdam edilmiştir. Bu rakam Aralık 2001 tarihi itibariyle 25643 olup, son beş yıl içerisinde serbest bölgelerimizde istihdam edilen kişi sayısı % 67 oranında artmıştır.

1.3.2. Serbest Bölgede Faaliyet Gösteren Firmaların Sayısı ve Faaliyet Konuları:

Eylül 2005 tarihi itibariyle serbest bölgelerimizde faaliyet gösteren firma sayısı 3.944 olup, 30.09.2002 tarihinde bölgelerimizdeki toplam firma sayısı 3.286’dır. Son dört yılda firma sayısındaki artış oranı % 83.’e ulaşmıştır. Serbest Bölge kullanıcıları arasında olan yabancı sermayeli firmaların sayısı 635’tir.Dört yıl önceki rakam 543 olup, buna göre, yabancı firma sayısındaki yüzdelik artış oranı ise, % 85’e ulaşmıştır.

1.3.3. Serbest Bölgelerde Meydana Gelen Toplam Ticaret ve Ülkelere Göre Dağılımı:

Serbest bölgelerimizin yıllık ticaret hacimleri, 2001 yılında 8, 3 milyar dolar, 2002 yılında 11, 1 milyar dolar, 2003 yılında 16, 6 milyar dolar, 2004 yılında 22, 1 milyar dolar 2005 yılı dokuz aylık dönemde 17 milyar dolar olmuştur.

Serbest Bölgelerimizde Eylül 2001 döneminde ticaret hacmi 8, 3 milyar dolar olarak gerçekleşmiş, Eylül 2005 döneminde bu rakam 17 milyar dolar olmuştur. Beş yılın sonunda % 49 dolayında bir büyüme sağlanmıştır. Bu rakamlar dış ticaret hacmimizin 2001 yılı aynı döneminin % 12’sinin, 2005 yılı aynı döneminde % 11’inin serbest bölgelerden gerçekleştirildiğini göstermektedir.

En aktif serbest bölgelerimizin başında İstanbul Deri Serbest Bölgesini sırası ile Ege, AHL, Trakya, Mersin, Bursa serbest bölgeleri izlemektedir. Serbest bölgelerde alım satıma konu olan hareketlerin sektörlere göre yapılan dağılımında sanayi malları % 97, 3 gibi yüksek bir oranda olduğu anlaşılmaktadır.

2005 Ocak-Eylül döneminde toplam ticaretin % 37, 1’i OECD ve AB ülkeleri, % 47’si Türkiye ile % 3, 4’ü Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleriyle, % 3, 7’si Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleriyle, % 0, 8’i diğer Avrupa ülkeleriyle, % 0, 8’ide diğer ülkelerle gerçekleştirilmiştir.

2006 yılının ilk dokuz aylık döneminde toplam on dokuz serbest bölgede gerçekleşen ticaret hacmi 21, 7 milyar dolar iken, bu rakam 2007’nin aynı döneminde 22, 3 milyar dolara yükselerek oransal olarak %2, 9 bir artış görülmüştür.

Türkiye Serbest Bölgeleri’nde, 30.11.2007 tarihi itibarıyla, istihdam edilen kişi sayısı 50.444 kişiye yükselmiştir. Yine aynı tarih itibarıyla faaliyet ruhsatı alanların sayısı yerli firma sayısı 3124, yabancı firma sayısı 637 olmak üzere toplam olarak 3761’e çıkmıştır. Ticaret hacminin ülkelere göre dağılımına bakıldığı zaman OECD ve AB ülkelerinin %37, 2 ile ilk sırayı aldığı görülmektedir.

1.4. Serbest Bölgelerde Dalgalı Kur’un etkisi:

Kasım 2000 ve Şubat 2001 aylarında ülkemizde yaşanan iki ayrı finansal kriz serbest bölgeleri de olumsuz yönde etkilemiştir. Söz konusu kriz öncesinde, faiz serbest bırakılırken, önceden belirlenen fiyata bağlı olarak (Ocak 2000-Temmuz 2001 tarihleri arasında) döviz, sabit kur rejimine tabi tutulmuştur.

İstikrar programı hedeflerinin belirtilen sürede gerçekleştirilemeyeceği yönünde meydana gelen güven bunalımına yabancıların verdiği olumsuz tepki sonucu, bu program süresinden evvel terkedilmiştir. Bunun sonucu olarak, 22 Şubat 2001’de mevcut kur politikasının Temmuz 2001 ayına kadar sürdürülebilmesinin imkânsız hale geldiğinin anlaşılması üzerine, Türk Lirası devalüe edilmiş, döviz kurları dalgalanmaya bırakılmıştır.

Bu gelişmelerden sonra, 2002 yılında serbest bölgelerin ticari performansında iyileşme görülmüştür. Bu değişime yani iyileşmeye, 2000 yılında uygulanan aşırı değerlenmiş kur politikası (ucuz döviz kuru politikası)’ nın terk edilmesinin rolü büyüktür.

Ortaya çıkan söz konusu krizlerden sonra dalgalı kur =esnek kur (Flexible Exchange rate) politikasına geçilmiştir. 03.Kasım 2002 seçimlerinden sonra da para ve maliye politikalarında ihtiyatlı yaklaşım devam ettirilmiştir. Kaldı ki serbest bölgelerde faaliyetlerle ilgili her türlü ödeme dövizle yapıldığından, serbest bölge kullanıcıları krizlerden en az etkilenen kesim olmuştur.

1.5. Serbest Bölgeleri Geleceği:

Ülkemizde yaşanan söz konusu krizlerde dâhil olmak üzere serbest bölgelerde ortaya konan performans Yasanın genel gerekçesinde açıklanan hedeflere ulaşılması açısından olumlu düzeydedir.

Ülkemizde beşeri ve fiziksel sermaye birikiminin sağlanamamış olması nedeniyle muhtelif tarihli Yabancı Sermayeyi Teşvik Yasaları çıkartılmış buna rağmen yabancılar Türkiye’yi uzun bir süre, çekici bir ülke olarak görmemişlerdir.

Serbest Bölgelerde faaliyet gösteren yerli ve yabancı bütün firmalar gerek yatırım gerekse üretim safhalarında Bakanlar Kurulunca belirlenen yatırım teşviklerinden yararlanmaktadırlar. Türkiye’de yabancı sermaye yatırımına sağlanan teşviklerle, serbest bölgelerde tanınan teşvikler arasında çok büyük farklar yoktur, ancak serbest bölgelerde sağlanan en büyük teşvik, Serbest Bölgelerdeki faaliyetler sonucu elde edilen gelirlerin ve karların gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutulmasıdır, bu avantaj serbest bölgelerin en büyük avantajı olmuştur. Ancak bu avantaj süresiz iken 29.01.2004 tarih ve 5084 sayılı Kanunla 31.12.2008 tarihi ile süreli istisna durumuna getirilmiştir.

6 Şubat 2004 tarihinden sonra faaliyet ruhsatı alan imalatçı kullanıcıların dışındaki kullanıcılar tarafından, yurt dışından bölgeye getirilen ve/veya bölgeden Türkiye'ye çıkarılan mallardan binde 5 ücret alınmayacağına ilişkin düzenleme olumlu olmuştur.

03.Kasım 2002 seçiminden sonra kurulan hükümetin seçim beyannamesinde “Serbest bölgelerin daha etkin bir şekilde kullanılması ve yabancı yatırımcılara daha iyi tanıtılması sağlanacak, vergi muafiyeti devam ettirilecektir” denilmiştir. 31.12.2008 tarihi bu açıdan mevcut yasama dönemini kapsayıcı bir tarihtir.

Bu tarih itibarıyla serbest bölgelerde meydana gelecek gelişmeler, bölge ülkelerinin lehine avantajlar getirecektir. Orta vadeli yatırımların projelerini gerçekleştirmiş olan firmaların bu tarih itibarıyla mağdur duruma gelecekleri muhtemeldir. Orta Doğu, Doğu Avrupa ülkelerindeki avantajlar, ayniyetiyle sürmektedir. Avrupa Birliği teşvik sistemine asla karşı değildir. Bu konunun hükümetçe yeniden gözden geçirilmesi ve bu yönden çalışmaların devam ettiği bilinmektedir.

09.01.2002 kabul tarihli Endüstri Bölgeleri Yasası, Kanunun Amaç bölümünde de zikredildiği üzere yatırımcılara çok önemli teşvikler sağlanarak sınırları tasdikli üretim bölgeleri tesis ederek bu yolla yabancı sermaye girişinin yolunu açan bir yasa olmuştur.

05.06.2003 kabul tarihli 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, yatırımları özendiren, haklarını koruyan, uluslar arası standartlara uyulmasını temin eden, izin ve onay sistemini bilgilendirme sistemine dönüştüren ve tespit edilen politikalar yoluyla Doğrudan

Yabancı Sermaye Yatırımlarının arttırılması esaslarını düzenleyen başka bir önemli yasadır.

1.5 Sonuç:

Serbest bölgelerimizde gerçekleşen ticarete ilişkin rakamlar ulusal gerçeklerden ve rakamlardan bağımsız olarak düşünülemez, Uluslar arası ticaret olgusu içerisinde değerlendirildiğinde, serbest bölgelerimizin ihracat rakamları, ihracatımızın ithalatımızı karşılama oranları ülke içindeki Dış Ticaret rakamları ile benzer özellikler taşımakta olup, karakteri aynıdır. Ülkemizin rekabet gücüne, üretim verimliliğine, reel gelişmesine paralel olarak serbest bölgelerde bu gelişmelerden olumlu veya olumsuz yönde etkilenmiştir.

Serbest bölgeler, son beş yılda kaydedilen gelişmeler ışığında değerlendirildiğinde; ortaya koyduğu başarı, temel mevzuatına uyum açısından olumludur. Kuruluş tarihleri itibariyle bir kaçı dışında Türkiye Serbest bölgeleri akredite olmuştur. Bulundukları yerlerde kurumsallaşmıştır.

Serbest bölgeler, yukarıda zikredilen yasalarla birlikte değerlendirildiğinde; önümüzdeki yıllarda Avrupa Birliği Serbest Bölge Rejimine uyum yükümlülüğünün tabii bir sonucu olarak yeni bir dönüşüm ve değişimi yaşayacağı, yeni anlamları ve anlayışları getireceği yönünde işaretler görülmektedir. Bu dönüşüm ve değişim, Avrupa Birliğinde uygulanan Serbest Bölgeler rejimine uyum yükümlülüğünün gereği olarak AB Gümrük kodları esas alınarak getirilecek bir dönüşüm ve değişim olacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanki bireysel değil de, "firma" bazında alışveriş yapılan noktalar gibi algılamışımdır hep ve ulaşılmaz gelmiştir. Belki de konumlarından kaynaklanıyor bu. Hemen yürüyüşe çıktığınız alanlarda olmamasından ya şart mıdır, bu kadar "tüketiciyken" o da ayrı konu. Yazdığınız verilere göre, istihdam açısından olumlu durması acaba ucuz iş gücü olabilir mi? Ve vergiden muaf olmasının ulusal "kasa"mıza olumlu etkisini anlayamadım. Teknik konular hoş bunlar, yeterince anlayabilmek için bilgili olmayı da gerektiriyor. Sevgiler, yeşilden yansıyan maviyle.

derinmavi.. 
 08.04.2008 21:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1314
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Ali Emir KARAALİ, 1961 Rize Doğumlu, 1978 Rize Lisesi Mezunu, (1988)T.C. Anodolu Üniversitesi   '..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster