Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '10

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1682
 

Türkiye-Suriye sınırında, sınır ticaretinin etkisini yitirmesinin nedenleri; Şanlıurfa örneği

Sınır Ticaretinin Tanımı, Sosyal, Ekonomik ve Güvenlik Boyutu

Tanımı: Sınır ticareti, vergi bağışıklığı ile desteklenmiş ve birçok gümrük formalitesinden arındırılmış, ithalat benzeri ancak ithalat-ihracat ve diğer gümrük rejimleri arasında yer almayan, ana arterlerden uzak, kıyıda köşede kalmış, Doğu ve Güneydoğunun İl ve ilçelerinde ve hudut bölgelerinde yaşayan vatandaşlarımızın ekonomik ve sosyal gelişmesini sağlamak için düşünülmüş özel bir ticaret türüdür.

Resmi Gazetenin 16.05.2009 tarih ve 27230 sayısında yayımlanan, 2008/14451 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına dayanarak hazırlanan tebliğle, sınır ticareti için yetkili kılınan sınır illeri ve gümrük kapılarından komşu ülkeler ile yapılacak sınır ticaretinin esasları düzenlenmiştir.

Söz konusu düzenleme ile Sınır İlleri valileri başkanlığında oluşan İl Değerlendirme Komisyonları tarafından düzenlenen İthalat Uygunluk Belgeleri ile, il ihtiyacı ölçütü kapsamında uygun görülen ürün ve miktarların ithaline izin verilmektedir.

Bilindiği üzere Türkiye –Suriye sınırı 845 Km.dir.

Bu sınırın tamamı Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kontrol edilmeye çalışılmaktadır. Sınırın uzunluğu ve bu uzunluğa paralel kontrol-koruma ve kaçakçılığı önleme ve izlemekle görevli bir diğer unsur TSK personelidir. Komşu ülkenin katkısı olmadan, bu son derece uzun Türkiye-Suriye sınırının korunması işinin, sadece Türk askerinin fedakârlığı sayesinde başarılmaya çalışıldığını biliyoruz.

Bazı askeri yetkililerin ifadesine göre, hudut boylarında; tel örgü, parmaklık, çit veya duvarla çevrilmiş bazı mıntıkaların iyi korunduğunu, ancak arazinin özel şartları nedeniyle zamanla mayınlanmış ve sonradan yapılan mayınlamanın etkisinin bir şekilde ortadan kalktığı yerlerden, kaçakçıların ülkeye sızarak eşya getirdikleri, gümrük personeli haricinde, hudut boyunca görevlendirilmiş askeri birliklerimizin yakaladığı eşya ve adliyeye intikal etmiş olaylardan bunu anlamak mümkündür.

Cumhuriyetin ilk dönemlerinden beri, huduttaki tel örgüye çok yakın köylerde yaşayan bölge sakinlerinin, arazilerinin istimlâk edilmemiş olması, tapulu arazilerinde yaşayan vatandaşlarımızın ikametgâhlarının, zamanla artan nüfusları ile birlikte gelişen ve büyüyen meskûn mahallere dönüşmesi sonucunda, hudutlarda meydana gelen kaçakçılık olaylarının her geçen gün devam etmesi, kronik ve önlenemez bir duruma gelmiş olması, yeni tedbirlerin geliştirilmesini gerektirmektedir.

Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinde, <ı>"Yaşam standartlarının düşük" ve <ı>"işsizliği ciddi boyutlarda olduğu" diğer taraftan, <ı>“Ekonomik, Sınaî ve Ticari Gelişmenin Hızlandırılması" için, Türkiye'nin komşu ülkeleri ile sınırı bulunan illerde, ikamet eden vatandaşlarının ihtiyaçlarının bir kısmını, sınır komşusu ülkelerden ithalat yoluyla <ı>“Daha düşük maliyetle” karşılamak ve bu illerimizden ihracatın arttırılması suretiyle, söz konusu illere, <ı>“Ekonomik ve ticari canlılık kazandırılması” amaçlanmış, diğer taraftan, vergisel avantajlarla da desteklenmiş olan, özel bir ticaret türü olarak kabul edilen Sınır Ticareti ve mevzuatı vücuda getirilmiştir.

Sınır Ticaretinin Uygulanması

Bu mevzuata göre, Sınır Ticareti için yetkili kılınan, Artvin, Ardahan, Iğdır, Ağrı, Van, Hakkari, Şırnak, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis ve Hatay Valilikleri Başkanlığı altında oluşturulan İl Değerlendirme Komisyonlarında karar altına alınıp Dış Ticaret Müsteşarlığı Onay’ ına sunulduktan sonra ithalatı uygun görülen ürün ve miktarları için İthalat Kotaları hazırlanmaktadır.

Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmiş olan yukarıda belirtilen illerde, en az iki yıldır yerleşik olarak faaliyette bulunan esnaf ve tacirler tarafından, Valilik tarafından düzenlenen “Sınır Ticareti Belgesi” alınarak gerek belirli fiziki mekânlarda oluşturulan “Sınır Ticaret Merkezi” kiralayarak, gerekse, gümrük kapılarından doğrudan, ithalat kotaları veya İthalat Değer Limitleri dâhilinde, her bir ürün için alınan “İthalat Uygunluk Belgeleri” ile ithalat yapılmaktadır.

T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından, 08.01.2010 tarihinde 00939 sayılı, 12 İl Valiliği ile birlikte, Şanlıurfa Valiliğine gönderdiği, Şanlıurfa il ihtiyacı ölçütü kapsamında sınır ticareti yoluyla ithalatı uygun görülen ürün ve miktarlarını içeren 2010 yılı ithalat kotası listesinde 22 kalem ürün yer almıştır.

Şanlıurfa Valiliği tarafından düzenlenen, Sınır Ticareti Belgesi sahibi esnaf ve tacirlerce, 2010 yılı içerisinde yukarıda belirtilen 22 kalem ürünün her hangi biri için Resmi bir başvuru yapılmamıştır.

Akçakale’den 2009 yılı içerisinde “yün” cinsi üründen, bir adet sınır ticareti işlemi meydana gelmiştir.

2010 yılında ise, Valilik kota listesinde olup (Dış Ticaret Müsteşarlığından onaylanmış) ürünlerden "yeşil biber" in sınır ticareti kapsamında ithalatı yapılmıştır.

Günübirlik Yolcuların Yaptığı Ticaret

4458 sayılı Gümrük Kanunun uygulanmasına yön veren Gümrük Yönetmeliğinde Yolcunun tanımı yapılmış, statüsü belirlenmiş, bu kavram etrafında tanınmış olan muafiyet ve istisnalar belirlenmiştir.

Doğu ve Güneydoğu Bölgesinde bulunan Kara Hudut Kapılarından, her gün yurt dışına çıkıp eşya getiren kesimlerin azamisi, her gün sabah gidip akşam ya da ertesi günü evine dönen günübirlikçi yolculardır.

Gümrük Mevzuatı<ı>, yolcu' yu tanımlamış, bu tanıma göre, <ı>yurt dışına en az (üç) gün kalma şartını getirilmiştir. Bu sürenin sonunda, geldiği ülkeye geri dönenlerin, <ı>Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmiş <ı>“Yolcu Beraberi Eşya Listesi”de yer alan eşyalardan birer adet getirebilmesine imkân sağlanmıştır. Bu hak<ı>, Muafiyet olarak kabul edilmiştir.

Yolcu ve yolcu muafiyeti ile ilgili olarak gümrük mevzuatında tanım, kural ve muafiyetler ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Yolcu haricinde, her hangi bir izahı ve tanımı yapılmayan ancak Yolcu gibi muamele yapılıp yanılgıya karşılaşılan bir durumda, günübirlik yolculuk yapan vatandaşlarımızla ilgili olandır. Üç gün kısıtına rağmen eşya getirmeleri halinde, Mevzuatımız; kısıta uymayan yolculara, bir kısıtla karşılık vermektedir. Yani muafiyet hükümlerini uygulamamaktadır.

Her gün yurt dışına gidip, oradan yurda getirdiği birkaç eşyayı satarak geçim temin eden vatandaşlarımız ve komşu ülke vatandaşlarının karşılıklı gidiş-gelişlerinden ve ekonomik ve sosyal sirkülâsyonunun iki komşu ülke insanına sağladığı katkı boyutunun ya da eşit ve karşılıklı yarar boyutunun aynı seviyede olmadığını yaşadığımız olaylardan ve tecrübelerimizden biliyoruz.

Bunun nedeni olarak, ülkelerimiz arasındaki kalkınmışlık-gelişmişlik farkı ve bunun global göstergeleri olan milli gelir, kişi başına gelir düzeyleri, rejim farkı, demokrasiye bakış, rekabet gücü, ekonomik yapı, kur sistemi, parasal ilişkiler ve daha birçok kriterden bahsedebiliriz.

Elinde geçerli bir pasaport bulunan her hangi bir yurttaşın, ülkemizden çıkış yaptıktan sonra, komşu ülkenin en yakın yerleşim yerlerinin birine giderek, satın aldığı eşyayı aynı gün içerisinde yurda - getirmesinden sonra, derhal paraya çevirip, kazanç elde etme peşinde olması şeklinde ortaya çıkan bu ilişki bölgede en geçerli ekonomik ve sosyal ilişki biçimi olarak kabul görmektedir.

Yurda getirilmek istenilen eşyanın genellikle, en çok satılabilir özelliği olan -sürüm eden-, paraya çevrilme hızı en yüksek (benzin, siyah çay, sigara vb. gibi ) ürünler olduğu bilinen bir husustur.

Vatandaşlarımızın, beraberinde getirerek gümrüğe sunduğu, gümrük personelinin, karşı karşıya bulunduğu fiili duruma göre, muafiyet kapsamı veya fazlası olarak telakki edilebilecek bir eşyaya mevzuatımız cevaz vermediğinden, günübirlikçi yolcunun yurt dışından gelirken, beraberlerinde getirdikleri ve gümrük vergilerinden muaf tutuldukları veya eşya sahiplerinin haklarını garanti altına alan her hangi bir mevzuattan da söz edemeyiz.

Bu itibarla, söz konusu şahıslarca getirilen her eşya, gümrük yetkilileri tarafından Yolcu Beraberi Eşya Ambarlarına teslim alınması icap eden eşyalardan sayılır.

Sınır bölgelerinde yaşayan vatandaşlarımız, vizelerin kalkması ile birlikte pasaport mevzuatımızda da her hangi bir kısıt getirilmediğinden, her gün yurt dışına gidebilme imkânına sahiptirler.

Bu itibarla, halk arasında “günübirlikçi yolcu” olarak bilinen ve tanınan vatandaşlarımız, kapılarımızdan yolcu hüviyetinde yurt dışına çıkıp, en az üç gün gidilen ülkeye kalmaksızın, geldikleri ülkeye dönmeleri halinde-üç gün kalmadıklarından ötürü- ticari özellikte olmayan, kişisel ve hediyelik eşyalardan oluşan ve Bakanlar Kurulu Kararı ile oluşturulmuş olan Yolcu Beraberi Eşya Listesinde yer alan eşyalardan birer adet getirme hakkından zımnen vazgeçmiş sayılırlar.

Ancak, daha önceki yıllarda, Türkiye’nin doğu ve güneydoğu illerinde başlayan terör nedeniyle, yörede terörle mücadelenin paralelinde bu mücadeleyi destekler mahiyette ekonomik yapının iyileştirilmesi amaçlanmış,

Bu amaçtan hareketle; özel bir ticari işlem türü olan Sınır Ticareti ve Sınır Ticaret Merkezleri uygulamasının yanı sıra, günübirlik geçişlere de izin verilmesi halinde, yöredeki vatandaşlarımızın sosyo ekonomik yönden gelişmesine önemli bir role sahip olacağı belirtilerek, bütün kısıtların (sınırlamaların) kaldırılmasını talep eden, mülki amirler ve yörenin ileri gelenlerinin bu talepleri haklı mahiyette görülmüş, bu görüşler doğrultusunda, günübirlik yolculuk yapan vatandaşlarımızın, ticari mahiyet arz etmeyecek kadar eşyasına, geçişleri sırasında izin verilmesinin doğru bir yaklaşım olacağı ileri sürülmüştür.

Bu yaklaşım sonucunda, bugün müktesep bir hak gibi görülen talepler, bir fiili durum meydana getirmiş dolayısıyla gümrük mevzuatı ile çatışır durumu doğurmuştur.

Günübirlik geçişler ve artan yolcu trafiğiyle oluşan sorunlar, gümrüklerde yolcu işlemlerinde görevlendirilen kamu personelinin daha fazla sayıda ya da yanlış noktalarda istihdamına da yol açmıştır.

Yanlış personel istihdamı ve zaman kaybı, ülkemizin ekonomik kalkınmasında önemli payı olan ithalat-ihracat ve gümrük politikalarının uygulama alanı olan gümrük kapılarında, personelin iş ve işlemlerini yapmasını engelleyici bir mahiyet almıştır.

Diğer taraftan, Kara Hudutlarındaki gümrük kapılarında, gümrük teşkilatı bulunan hava ve deniz limanlarında ve serbest bölge ve çeşitli antrepo ve iç gümrük sahalarında ve gümrük bölgelerinde, gümrük muhafaza görevlileri ile gerektiğinde ilgili Kuruluşlarla işbirliği yaparak, Kaçakçılık fiillerini önlemek, izlemek ve araştırmak gibi yasa ile belirlenmiş esas görevlerimizi yapmamızdan alıkoyucu sonuçlar doğurmuştur.

Bir diğer sakıncası, yasal zeminlerde yapılması planlanan Sınır Ticaretini etkisiz kılmasıdır.

Geçmişe göre bugün, kara hudut kapılarında, günübirlikçi yolcuların sayısı artmıştır. Bu artışa vizelerin kaldırılması ile pasaport harçlarının düşürülmesi gibi yurt dışına çıkışı kolaylaştırıcı etmenlerin rolü büyüktür.

Yurt dışına giderek eşya getirenlerin sayısında meydana gelen artışla birlikte her türlü eşyanın yurda getirilme olasılığı da tabii olarak artmıştır.

Sınır Ticaretinin Etkisiz Kalmasının Nedenleri ve Sonuç

Türkiye’nin kapı ve yollarından her gün girip çıkarak, yolcu gibi muamele görüp, yolcu olmayan ve yolcunun istifade ettiği muafiyetleri talep eden, ya da faydalanmak isteyen, pasaport mevzuatı bakımından her hangi bir kısıta uğramayan, vizesiz çıkış kolaylıkları geliştikçe sayısı artan, yolcu hukukunun bütün avantajlarını kullanmak isteyen vatandaşlarımız ile komşu ülkeden ülkemize gelen aynı özellikteki şahısların, beraberlerinde ülkemize getirdiği her türlü eşyanın miktar ve değeri oldukça yüksektir.

Bu tespitten hareketle; Şanlıurfa ilinde yasal yollarla yapılması düşünülen ya da Kanunla kuralları belirlenmiş olan, Sınır Ticaretinin gelişimini engelleyen faktörlerden başında; söz konusu günübirlik gidiş-gelişler sonucunda vatandaşlarımız ve komşu ülkeden aynı amaçla gelenlerin beraberinde ülkemize getirdiği ve ticarete konu ettiği eşyaların geldiğini ileri sürmemiz mümkündür.

Sınır Ticaretinin etkisiz kalmasının nedenlerinden İkincisi bir husus; hudut boyunca meydana gelen kaçakçılık faaliyetleridir.

Bir diğeri de; hiçbir belgeye bağlı olmadan ya da içeriği gerçeği yansıtmayan belgelerle gerçekleştirilen alışverişin bölgede yaygınlığının öteden beri devam etmesi, devletin müdahalesinden uzak olma anlayışı dolayısıyla kayıt dışı ekonomik yapının bu güne kadar kırılamamasıdır.

Mevcut durum muvacehesinde, Sınır Ticareti Şanlıurfa örneğinde etkisini yitirmiştir.

Ancak vizelerin kaldırılması, pasaport harç ve masraflarının düşürülmesi sonucu Suriye’ye gidiş-gelişlerin artmasıyla ülkemizde üretilen bazı tarımsal mahsullerimizin haksız rekabete uğramasına, mesleki gelişmeleri geriletmesin -hüneri- yok etmesine, kalifiye eleman sıkıntısının artmasına olumsuz etkileri olmuştur.

Ülke dışına ticari amaçlı çıkışlar yapıldığından, genellikle ülke dışına çıkışlar esnaf ve tacirler tarafından ya da bu ticaret erbabının görevli kıldığı elemanlar tarafından yapılmaktadır.

Bölgenin tarım yoğun özelliğinden kaynaklanan yapısı ile ortaya çıkan gizli işsizlik verileri dikkate alındığında; sermayesiz, emeği ile geçinen sosyal katmanda işsizlik problemine çare olmadığı görülmüştür.

Diğer taraftan, sınırda yaşanan sosyal ve ekonomik hareketliliğin artması; bölgede yaşayan vatandaşların tüketim eğilimlerinin değişmesi, yapılaşmanın -kentleşmenin- artması, il- ilçe ve beldelerde yaşayanların ekonomik refahının gelişmesi, asayişe müessir olayların nispeten azalması v.b. gibi, olumlu etkiler meydana getirdiği, yapılmış veri analizlerinin incelenmesinden anlaşılmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1314
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Ali Emir KARAALİ, 1961 Rize Doğumlu, 1978 Rize Lisesi Mezunu, (1988)T.C. Anodolu Üniversitesi   '..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster