Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
778
 

Türkiye tarihinin en utanç verici cinayeti

Türkiye tarihinin en utanç verici cinayeti
 

Çoğu kişinin “Hrant” adını duymaktan bıktığını biliyorum. Biraz önce anma toplantısının yapıldığı caddeden geçerken birinden şu sözleri duydum: “N’olmuş kardeşim bir adam ölmüşse, böyle yolları kapatmanın ne âlemi var?”

Oysa cadde kapatılmamıştı bile… Yol kenarına park eden polis ve televizyonların canlı yayın araçları, zaten günün her saati yoğun olan Şişli Halaskârgazi caddesindeki trafiğin biraz daha tıkanmasına sebep olmuştu. Yanımdan söylene söylene geçen vatandaş ona isyan ediyordu.

Keşke böyle bir anma töreni olmasaydı; keşke trafik tıkanmasıydı; keşke ben şimdi bu yazıyı yazıyor olmasaydım. Bunların hepsi olabilirdi. Ve aslında ne kadar da kolaydı bu...

Bunun için tek yapılması gereken de bu alçakça cinayete engel olmaktı.

Katili ve azmettirenleri aramaktan kolaydı.

Onları bulup yargılamaktan kolaydı.

Onları hapiste vergilerimizle beslemekten kolaydı.

Canını devletine emanet etmiş bir güvercinin öldürülmesine seyirci kalmanın utancını taşımaktan kolaydı.

Ama yapamadık. O mendebur kurşuna engel olamadık.

Bizler zaten olamazdık. Bilsek olurduk da nereden aklımıza gelebilirdi ki bir ilde bir cinayet planı yapılır, neredeyse bütün ahalinin ondan haberi olur, sadece ahalinin değil, ilgili bütün devlet kurumlarının yetkilileri de işlenecek cinayeti bilir de hiçbir önlem almaz!

Türkiye’de icabında fizik kurallarının bile tersine işleyebildiğini biliriz ama yine de en temel görevi vatandaşlarının can güvenliğini korumak olan devletin bir vatandaşının öldürülmesine böylesine seyirci kalmasını aklımız alamazdı.

Cinayetten sonra ortaya saçılan rezillikleri görünce bu ülkede daha şaşıracağımız çok şeyin olduğunu gördük. Katil zanlısının eline bayrak tutuşturup birlikte hatıra fotoğrafı çektiren güvenlik görevlileri; katil zanlısının suçuna ortak olmak isteyen beyaz bereli futbol maçı seyircileri; katile güzelleme yakan “ozan” ve “türkücü”ler, katillere kol kanat geren güvenlik görevlileri, cinayete değil cenazede atılan sloganlara tepki gösteren şık faşistler…

Adeta bir toplumun ruhunun tüm karanlıklarına ışık tutup görünür hale getiren bir ölüm oldu Hrant’ınki…

Meğer ne kadar ölümsever bir toplummuşuz biz.

Meğer öldürülmek ne kadar da sıradan bir şeymiş bu ülkede…

Meğer ne kadar potansiyel katil barındırıyormuş bu toplum…

Meğer derinlerimizde ne kadar da yoğun bir ırkçı damar varmış.

Meğer utanmak denen erdemi çoktan kaybetmişiz biz…

Benim gibi kırklı yaşlarını sürenler için siyasi cinayetler alışılmadık bir olay değil. Biz gözümüzü bir kan deryasında açtık. “Sağ - sol kavgası” adı altında kardeşin kardeşi vurduğu, daha doğrusu vurdurulduğu bir dönemde yaşadık ilk gençliğimizi… Okullar eğitim değil kavga yeri, sokaklar savaş alanıydı. Boylu boyunca yere serilmiş ceset görüntüleri hiç yabancımız değil.

Ancak bu cinayetin onlardan bir farkı var. Bu cinayet Türkiye tarihinin en utanç verici cinayeti… Hayır, Hrant Dink’le ya da onun Ermeni olmasıyla alakası yok bunun... Türkiye tarihinde hiçbir siyasal ya da adi cinayet bu kadar uzun bir sürede işlenmedi. Hiçbir cinayetin bu kadar çok faili olmadı. O mahkemede birkaç kişi yargılanıyor ama aslında vicdanlarda yargılanan daha kalabalık bir şey. Tümüyle çürümüş, tel tel dökülen bir sistem… “Bebeklerden katil yaratan” bir sistem; durmadan Ergenekonvari çeteler yaratan bir sistem…

Bu cinayet sadece işlendiği anda değil, daha Dink yaşıyorken işlenmeye başladı ve hâlâ da devam ediyor; o trafiğin tıkanmasından yakınan adamın sözlerinde, sanıkların mahkemedeki fütursuz tavırlarında, onlara türkü yakma alçaklığında, Dink’in sözlerini göz göre göre çarpıtıp ceza veren yargıda…

Dink’in öldürülmesine dair her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Her öğrendiğimiz bilgi de bizleri bir defa daha dumura uğratıyor. “Bu kadar hainlik olamaz!” diyoruz, “bu kadar ihmal olamaz!”, “bu kadar vurdumduymazlık olamaz!”, “bu kadar rezillik olamaz!”

Ama olmuş, oluyor ve korkarım daha da olacak.

O yüzden Dink cinayeti ötekilerden farklı…

O nedenle Hrant adını daha çok duyacağız. Duymak istesek de istemesek de…
Vicdan denen şeyden zerre kadar nasibinizi aldıysanız, suçu Hrant'ı ananlarda değil, onu öldürenlerde, öldürülmesine göz yumanlarda aramayı deneyin bir kere de…
.........


Foto: radikal.com.tr

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dünyada bizden daha fazla kafası karışık bir ülke yoktur sanıyorum. O kadar ki, aynı olay hakkında birbiriyle bağdaşmayan binlerce fikir üretebiliyoruz. Yani; ''ben kırmızı severim'' diyorsa birisi, onun tek tek diğer renkleri sevmediğini açıklaması bekleniyor. Başkalarını ''çifte standartlı'' olmakla suçlayanların kendileri ''bin standartlı''!!! Garabet diz boyu... Bir cinayeti eleştirmek, sanki diğer cinayetlere hoşgörü ile bakıldığı anlamına geliyormuş gibi algılanabiliyorsa, artık söylenecek laf kalmadı demektir. Eskiler:''Allah, akıl fikir ihsan eylesin'' derlerdi. Herhalde ihsan eylenecek akıl da, fikir de kalmadı. Saygılar, selamlar.

hazandagüzeldir 
 23.01.2009 20:32
Cevap :
Haklısınız, bence de ihsan eylenecek akıl fikir kalmadı! Bunca kafa karışıklığına akıl fikir mi yeter :) Ne desek boş, aynı gibi görünen bir dil kullanıyoruz ama aslında çok farklı diller konuşuyoruz bazılarıyla... Önce konuşup sonra bir de tercüme etmemiz gerekecek bu gidişle... Çok teşekkür ederim değerli katkınız için. Selamlar, saygılar...  25.01.2009 19:04
 

Cinayeti gibi Ülkemizde ne cinayetler işlendi. Bu coğrafya medeniyetlerin beşiğinde kuruldu ve Halkı her türlü zürriyetten oluştu. Bir Hrant Dink için değil yasımız. İstanbul'da Sinegog baskını daha beterdi. Trabzonda rahip öldürülmesi, Doğuda Gencecik çocuklarımızın Kalleş kurşuna hedef oluşu... Bir Uğur MUMCU! Ülşke ağlayacaksa, ve üzülecekse hepsine birden yas tutmalı. Diğer ölenlerinde güvercini vardı ellerinde . Ap Ak... Kaldıki terörün vatanı yoktur. Toprağı yoktur. Öyle olsaydı Kuzey Irak ta uğraşmazdık Bu sözümde Culduz'a...

yekruseha 
 20.01.2009 13:59
Cevap :
Hrant Dink cinayeti bardağı taşıran damlaydı belki de... O kadar alçakça, o kadar rezilaneydi ki sabırlar taştı artık. Sonuçta cinayetlerin hiçbiri ötekinden daha önemli ya da önemsiz değildir ancak bu cinayetin ötekilerden niçin farklı olduğunu anlatmaya çalıştım yazıda...  21.01.2009 20:13
 

Konudan sapmak istemiyorum ama benim vicdanımı en derinden yaralayan cinayette Sabahattin Ali'nin uğradığıdır. Nasıl ödürüldüğünü bildiğim için, öykülerindeki hümanizim içimi cız ettiriyor ve onu okumamı engelliyor. Türk ya da Ermeni, komünist ya da değil. Bu devlet için kendisiyle aynı fikirde olmayan herkes düşman. Odtu'deki öğrenciler alenen potansiyel terörist olarak fişleniyor. Ben çok yoruldum. Hiç bir şey yapmadan yoruldum. Aslında sanırım zaten amaçta bu değil mi, seni, beni ve resmi ideolojiden farklı perspektif sahiplerini sahaya bile indirmemek. Daha geleneksel bir ifade ile "meydane" indirmemek, "er meydanından" uzak tutmak. Çünkü meydan, kimin er olduğunu, kimin olmadığını açık eder. İstisnasız. K.

Kerem Oğuz 
 20.01.2009 13:10
Cevap :
Haklısın Kerem'cim, bu ülkedeki saçmalıklar insanı daha hiç bir şey yapmadan yoruyor. Aslında hiçbir cinayet ötekinden daha vahim ya da daha hafif değil ama Dink cinayetindeki skandalların ardı arkası kesilmiyor. Bu kadar göz göre göre, bu kadar rezilane bir cinayet olamaz.  21.01.2009 10:54
 

Hrant Dink unutulmayacak elbette. Geçenlerde bir kemalist sitede isimlerimizin yayınlandığını gördüm. Ermenilerden özür dileyenleri fişlemişler, daha sonra yok etmek için. Bu zihniyet nasıl değişecek? Zaman zaman umudumu kaybetmiyor değilim. Selamlar, saygılarla...

moonlight1 
 19.01.2009 23:28
Cevap :
Özür dilerken söylemiştim, o listedeki isimleri birileri kendi amaçları için alıp listelemiştir diye. Nitekim doğru çıktım. Ellerinden geleni ardına koymasınlar. Kendilerini avcı sanıyorlar ama bizlerin av olmaya niyetimizin olmadığını bilmiyorlar. Bu zihniyeti besleyen devlettir. Eninde sonunda o da değişmek zorunda kalacak ama... Selam ve sevgilerimle...  20.01.2009 0:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3658
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster