Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '21

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
129
 

TÜRKİYE VE GÖÇ

 

 
                                            TÜRKİYE’YE YAPILAN SIĞINMACI GÖÇLERİ

                                                                                       Kubilay Muhammet Özdemir[1]

Suriye’de 2011’de iç savaşın patlak vermesiyle Türkiye’ye göçler yapılmıştır. Bu yapılan göçler neticesinde, Türkiye Cumhuriyeti insani yardımlar yapmak için sığınmacıları önce kamplara almış, artık sığınmacı göçünü kaldıramayan ülkemiz Suriyelilerin, Türkiye içine dağılmasına müsaade etmiştir.

Bunun yanı sıra son zamanlarda ülkemize yasa dışı olarak birçok Afganlı göç etmektedir. Taliban’ın, Afganistan’ı kontrol altına almaya çalışması sonucunda yüzlerce Afganlı ülkemize kaçak yollardan akın etmektedir.

Türkiye’ye göç edenler sadece Suriyeliler, Afganlılar değil aynı zamanda Pakistanlılar, Hintliler, Somalililer de göç etmektedir. Bunların bir kısmı Avrupa’ya geçmeye çalışmış ancak geçemeyenlerde Türkiye’de kalmışlardır. Türkiye ise yasa dışı göç edenlerin bir kısmını yakaladıkça geri göndermiştir. Ancak buna rağmen Türkiye’de çok sayıda kayıt dışı sığınmacıların olduğu iddia edilmektedir.  

Türkiye başta Suriyeliler olmak üzere birçok mazlum millete kapılarını açmış ve insani yardımlar yapmıştır. Ancak Türkiye daha fazla sığınmacıyı barındıracak bir durumda değildir. Zaten dünyanın en çok sığınmacı kabul eden ülkesi durumundayız. İşte bu durumda Türkiye’de belli başlı sorunlara neden olmaktadır.

Dünyanın hiçbir ülkesi 80 milyon nüfusa sahipken 3 milyonu geçkin bir sığınmacı kabul edemez. Kabul etse dahi bakamaz ve bu da sorunların çıkmasına neden olur. Yine ucuza işçi çalıştırmak isteyenler yüzünden o ülkenin gerçek vatandaşları işsiz kalır ve ikilik çıkmasına neden olur. Bunun yanında kültürel uyuşmazlıkların ortaya çıkmasıyla beraber demografik yapı bozulur. Çünkü Türkiye bir ulus devlettir. Osmanlı Devleti gibi çok uluslu çok dilli çok kültürlü bir yapı barındırmanız milli devlette sorunlara yol açar. Bunu görmemezlikten gelemeyiz. İleride bir azınlık probleminden söz etmek istemiyorsak ve bunun siyasi sonuçlarını kendimize sıkıntı etmek istemiyorsak bu problemi çözmeliyiz. Çünkü biz azınlık problemini daha 1923 yılında çözmüştük ve o günden bugüne devlet olarak bu konuda rahattık.

Demografik yapı sorununu Kilis örneği ile verirsek Kilis’te boşanmalar iki kat arttı. Türk erkekleri Suriyeli kadınlarla evlendi. Bu evlenmelerin kimisi resmi nikâh olmakla birlikte çoğu da imam nikâhıyla yapıldı.[2]

Bir başka sorun ise sığınmacıların karıştığı suçlar. Özellikle büyük şehirlerde sığınmacıların insanların önünü keserek para istemesi, yaralamalı ve bazen de ölümle biten kavgalara, taciz ve tecavüz olaylarına karışmaları Türk vatandaşlarının tepkisini çekmiştir. Bu da ülkenin asıl sahipleri ile sığınmacılar arasında kin ve nefrete sebebiyet vermiştir. Böylece “Ensar” ve “Muhacir” kaynaşması çökmüştür. Yine Suriyelilerin, bayramlarda ülkelerine dönüp bayramdan sonra geri gelmeleri ve sığınmacılar için devletin harcadığı paralar bunun yanında Suriye iç savaşının bitmesine rağmen Türkiye’den gitmeyen sığınmacılar Türk Milleti’nin tepkisini çeken başka bir nedenler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Aşağıdaki derlediğim verileri de incelemek üzere okuyuculara sunuyorum:

2019’da “Konrad Adenauer Stıftung” raporuna göre:

“Türkiye ülkesini terk eden 6,6 milyonu aşkın Suriyelinin en büyük bölümünü, yani en az %54’ünü, sadece sınır ülkeler dikkate alındığında ise %64,8’ini tek başına misafir etmektedir. 2011 yılında toplam uluslararası koruma altındaki yabancı sayısı 58 bin olan Türkiye, Suriyeli mülteciler sayesinde 2014’den bu yana dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesi haline gelmiştir. Haziran 2017 itibari ile Türkiye’yi %15,1 ile Lübnan (926 bin), %10,3 ile Ürdün (660 bin), %3,7 ile (Kuzey) Irak (228 bin) ve %1,5 ile Mısır (131 bin) takip etmektedir. Suriye’den kaçanların yaklaşık %14,7’si (952 bin) Avrupa’da, 50 bini ise ABD ve Kanada gibi ülkelerde yaşamaktadır.”[3]

Göç İdaresinin verilerine göre ise;

Türkiye bu insani kriz neticesinde oluşan göç dalgaları sebebiyle 10 şehirde kurulan 26 geçici barınma merkezinde 256.971 Suriyeli yabancıya ev sahipliği yapmıştır. Suriye Arap Cumhuriyeti'nde barış ve güven ortamının sağlanamaması sebebiyle geçici koruma altındaki Suriyelilerin ülkemizde kalış süreleri uzamış bu durumda sosyal uyumun sağlanmasını gerekli kılmıştır. Bu gereklilik neticesinde de insanların geçici barınma merkezleri dışında hayatlarını idame ettirmeleri desteklenmiş olup 16 Eylül 2020 tarihi itibariyle 5 ilde 7 geçici barınma merkezinde 59.877 geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler barındırılmaktadır. Bunun dışında, geçici barınma merkezleri dışında 3.559.041 geçici koruma sahibi Suriyeli yaşamaktadır. Türkiye'deki Suriyelilerin çoğu Suriye-Türkiye sınırına yakın olan bölgelerden gelmektedir. Bu bölgeler aynı zamanda yoğun çatışmaların olduğu bölgelerdir.”[4]

multeciler.org internet sitesinden edindiğim bilgilere göre ise:

“Suriyeli Genç Nüfus Oranı
Genç nüfus olarak tanımlanan 15-24 yaş aralığın da 752 bin 284 kişi bulunuyor. Suriyeli genç nüfusun toplam Suriyeli sayısındaki oranı %20,4.

Suriyelilerin Yaş Ortalaması
Yaş tablosuna göre kayıtlı Suriyelilerin yaş ortalaması 22,2

Kamplarda Yaşayan Suriyelilerin Sayısı (Geçici Barınma Merkezleri)
23 Haziran 2021 tarihi itibarıyla geçici barınma merkezlerinde kalan Suriyelilerin sayısı 55 bin 972 kişi olarak açıklandı. Bu sayı geçen ay (26 Mayıs 2021) 56 bin 191 kişi, 2021’in başında 58 bin 752, 2020’nin başında 63 bin 247 kişi, 2019’un başında 143 bin 558 kişi, 2018’in başında ise 228 bin 251 kişiydi. Suriyelilerin yalnızca %1,5’u kamplarda yaşıyor.

Şehirlerde Yaşayan Suriyelilerin Sayısı
23 Haziran 2021 tarihi itibarıyla şehirlerde yaşayan Suriyeli sayısı 3 milyon 628 bin 440 kişi olarak açıklandı. Şehirlerde yaşayan Suriyeli sayısı geçen aya göre 11 bin 985 kişi arttı. Suriyelilerin %98,5’u şehirlerde yaşıyor. Suriyelilerin hangi şehirde yaşayacağına Göç İdaresi karar vermektedir. İstanbul başta olmak üzere bazı büyük şehirler Suriyeli alımına kapalıdır.

Suriyelilerin En Yoğun Olduğu İller
En çok Suriyeli barındıran şehir 527 bin 749 kişi ile İstanbul. İstanbul’u 451 bin 962 kişi ile Gaziantep435 bin 845 kişi ile Hatay takip ediyor. Suriyelilerin yerli nüfusa oranla en yoğun olduğu şehir ise %42,6 ile Kilis. Kilis’te 142 bin 792 Türk Vatandaşına karşılık 105 bin 9 Suriyeli bulunuyor. Suriyeli yoğunluğunda Kilis’i %20,8 oran ile Hatay takip ediyor.”[5]

Yine bununla birlikte Türkiye sadece Suriyelilerden değil başka milletlerden de düzensiz göç almıştır. Bu veriler şöyledir:

Türkiye’de 29 Nisan 2011’den itibaren başlayan ancak asıl olarak 2013 sonrasında artan sığınmacı akını sadece Suriyeliler ile sınırlı kalmamıştır. Devlet tarafından genelde “düzensiz göçmen” olarak nitelenen bu sığınmacıların bir bölümü (yaklaşık olarak 500-700 bin) 2014-2016 arasında Avrupa’ya geçerken, bir bölümü de Türkiye’de kalmıştır. Temmuz 2019 itibari ile Türkiye’de Suriyeli olmayan toplam uluslararası koruma statüsü ya da başvurusu yapmış olanların sayısı 470 bini aşmıştır. Eylül 2018’de bu sayıyı 370 olarak veren BMMYK Türkiye verilerine göre, bu sayı içinde 170 bin Afganlı, 142 bin Iraklı, 39 bin İranlı bulunmaktadır. Ancak GİGM tarafından verilen 470 binin içerisinde sayıların tam olarak nasıl dağıldığı bilinmemektedir. Aşağıdaki şekilde yer alan “diğer” içinde Afgan, Iraklı, İranlı sayıları muhtemelen benzer dağılıma uygun olarak daha da artmıştır.8 Bu arada Türkiye’ye resmi kurumların “düzensiz göçmen” olarak niteledikleri ama muhtemelen içlerinde sığınmacıların da olduğu insani akım yoğun olarak devam etmektedir.”

Sonuç olarak daha önceden yazdığım “Suriyeliler Meselesine Tarihi ve Devletçi Bakış” başlıklı çalışmamdan aynen şu bölümü aktarıyorum:

Türkiye’ye gelen Suriyeliler için Hz. Muhammed nebimizin hicretini ve Ensar-Muhacir kardeşliğini örnek gösteriyoruz. Lakin Hz. Muhammed’in ve İslam ordusunun, haksız yere zulüm gördükleri toprakları, güçlenip toparlandıktan sonra, geri dönüp fethettiklerini nedense söylemiyoruz. Suriyelileri her gün sokaklarda görüyorum. Maşallah güçlü kuvvetli gençler. Sahillerde nargile içecek rahatlığa, denize girecek keyfe erişmişler ise; demek ki savaşacak güce ve morale de sahip olmuşlardır. Eğer ki zulüm gördükleri vatandan kaçıp kendilerini toplayıp geri dönmüyor ve hâlâ bu rahatlığı ve keyfi yaşamaya devam etmek istiyorlarsa, o vakit Ensar - Muhacir kardeşliğinden ve Peygamberimizin izinden gittiklerinden bahsetmemiz pek doğru olmaz.”[6]

Bunları yazmamdaki amaç devletimi ve siyasileri uyarmaktır. Bunun ırkçılıkla, faşizm ile bir alakası yoktur. Beni bu uyarılarımdan dolayı suçlayacak olanlara şunu söylemek istiyorum. Şovenist değil gerçekçi olalım. Ayrıca beni ırkçılıkla suçlayacak olanlar lütfen evlerine birer sığınmacı alıp ülkelerine geri dönene kadar baksınlar.


   [1] Kubilay Muhammet Özdemir, Giresun Üniversitesi Fen –Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler, İstanbul Ayvansaray Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Mezunu, kubilaymuhammetozdeemir.blogspot.com veyaacademia.edu, İstanbul 2021

   E-Posta: benimtarihim1923@gmail.com

[2]“Kilis’te Boşanmalar Hızla Artıyor! Nedeni…”, www.milliyet.com.tr, Erişim Tarihi: 19.07.2021

[3]. M. Murat ERDOĞAN, “Türkiye’deki Suriyeli Mülteciler”, Konrad-Adenauer-Stiftung Raporu, Eylül 2019, s.2

[4]“Geçici Korumamız Altındaki Suriyeliler”, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, www.goc.gov.tr, Erişim Tarihi: 19.07.2021

   [5]Daha detaylı bilgi için ve ayrıntılı tabloları incelemek için bakınız: “Türkiye’deki Suriyeli Sayısı Haziran 2021”, Mülteciler Derneği, multeciler.org.tr, Erişim Tarihi: 19.07.2021

    [6]Kubilay Muhammet Özdemir, “Suriyeliler Meselesine Tarihi ve Devletçi Bakış”, kubilaymuhammetozdeemir.blogspot.com, Erişim Tarihi: 19.07.2021

 
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 95
Kayıt tarihi
: 20.01.21
 
 

Giresun Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümden mezun oldum. Yine aynı üniversitenin e..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster