Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
559
 

Türkiye'ye şeriatın girmesini Danıştay'ın kararı durdurdu

Türkiye'ye şeriatın gelmesine ramak kalmışken Danıştay'ın kararı bunu engellemiştir. 

Hemen söyleyeyim, eğer Danıştay yürütmeyi durdurma kararını vermeseydi Türkiye'ye şeriat gelmiş olacaktı. 

Şeriat öyle kolay gelirmiymiş ya da şeriata bu kadar yakın değiliz diye düşünebilirsiniz. Şeriat denince aklan gelen bir kaç ezber var. 

Bunlar, şeriat olduğunda İran'daki gibi bir ülke olacağımıza inanmaktır. Ya da belli soldan bozma AKP sempatizanlarının 'Türkiye'ye şeriat gelmez, Türkiye'ye şeriatın geleceğini -onların yaftalamasına göre- ulusalcılar, statükocular milleti korkutup yerlerini berkitmek için savunuyorlar' şeklindeki düşünceye bağlı olmaktır. 

Şeriatçılık dini kurallara göre toplumun düzenlenmesi demektir diye tanımlarsak, eğer Danıştay, ALES ile ilgili sınava başörtülü kişilerin girebilmesini engellemeseydi, Türkiye'de bir uygulama dini bir kural baz alınarak düzenlenmiş olacaktı ve bu, bir şeriatçılıktır. 

Olayın seyrine baktığımızda şöyle olmuş: ÖSYM ALES'e girerken başörtüsüz fotoğraf çekilme ve sınava başörtüsüz girme zorunluluğunu kaldırmış. Eğitim-iş de buna karşı Danıştay'a başvurarak yürütmenin durdurulmasını istemiş. Danıştay da aşağıdaki gerekçe ile yürütmeyi durdurmuş: 

“Laikliğe, yargı kararlarına, devrim yasalarına aykırı, sınav güvenliğini de ihlal eder." 

Danıştay'ın laikliği ihlal ettiği ve devrim yasalarına aykırı olduğu yorumunun, bir an için, siyasal olduğunu varsayalım ve reddedelim. Danıştay'ın gerekçesinin esas önemli olan noktası, başörtüsü giymenin sınav güvenliğini ihlal ettiği tespitidir.. 

Başörtüsünün sınavın güvenliğini tehdit ettiği eğer aşikarsa ve böyle olduğu halde başörtüsü giymek serbest bırakılıyorsa işte bu, bir uygulamanın dini bir kurala göre düzenlenmesi demektir. Çünkü bir gereklilik olarak ortaya çıkan bir konu, dini nedenlerle göz ardı edilmektedir. 

Bunun bireysel hak ve özgürlük ile ilgili bir konu olduğunu savunacak biri, başörtüsü giymenin sınavın güvenliğni tehlikeye düşürmediğini kanıtlaması gerekir. 

Eğer bunu kanıtlayamazsa, dini bir kuralın resmi bir işlemi düzenlediğini kabul etmesi gerekir. 

Bu ise açıkça şeriatçılıktır. 

Türkiye'ye şeriat gelmez deyip duran papağanlara aldırmayın. Türkiye İran olmaz diyen baskamalıpçıları da boşverin. 

Türkiye asla İran olmayacaktır, doğru. Türkiye'nin yapısı farklı İranınki farkılı çünkü. Türkiye'ye şeriat kendi koşullarına göre gelmek üzeredir, Danıştay'ın kurtarışıyla top direkten dönmüştür. Ama bastıran eninde sonunda atar golü. Bu gidişle golü yiyeceğiz ve şöyle diyeceğiz: 

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin, der gibi, okullarına şeriat girmiş ülkemin. 

Hafif bir dil kullandım ama, ÖSYM'nin aldığı kararın şeriatçı bir karar olduğunu ve Danıştay'a yapılan saldırıların gerisinde neyin yattığı konusunu özellikle dikkatinize sunarım. 

MHP adını anmadan geçmeyelim. Başörtülülere şirin görüneceğim diye, AKP'nin dinciliğine karşı yaptığı o kadar mücadeleden sonra, bacak arasından bu gölü yemesi, bu işten hiç anlamadığının ve ideolojisinin de bu işleri anlamayacağının göstergesi olduğunu belirtmek gerek. Bilmeyenler için MHP, bu kararından dolayı Danıştay'a ateş püskürüyor. 

Son söz; başörtülü fotograf çektirmek, başörütülü sınava girmek sınavın güvenliğini tehlikeye atar, demiş Danıştay. Buna rağmen, başörtüye izin vermek ancak dinin ülkede siyasal güç ya da merci konumuna gelmiş olmasıyla açıklanır. Şeriat ise, total bir düzen olarak henüz ülkenin rejimi olmasa da, rejime somut bir şekilde girmiş olacaktır. Üniversitelerde kızların türban giymesi bundan tamamen farklıdır, çünkü o sonuçta, türbanlı bir toplum istemeseniz de, bireysel hak ve özgürlük temelinde savunulabilir, çünkü birinin türban takması kimseyi ilgilendirmez. Ama sınava türbanlı girmek ve bunun sınavın güvenirliğini tehlikele atması o sınava giren herkesi ilgilendirir ve başörtüsü takan için bir imtiyazdır. Bu nedenle Danıştay'ın kararı çok kritik ve önemlidir. 

Danıştay'ın kararın laikçilerin(!) siyasallaşması olarak sunanlara, Danıştay'a kararından dolayı saldıranlara karşı durmak bu ülke için yaşamsal önemdedir. 

Doğruluk tek başına güçlü değildir. Doğruluk psikolojik güce de ihtiyaç duyar. Yargıya, laikliğe, cumhuriyet düzenine o kadar çok saldırılar yapıldı ki, eminim bu kesimde bir psikolojik yorgunluk ve geri çekilme oluşmuş olmalı. Yorgunluk çoğaldıkça cepheden gedikler de açılacaktır. Danıştay kararının sahiplenilmemesi yorgunluğun yüksek olduğunu düşündürmüyor da değil. 

Edit: (14.07.2011). Danıştay'ın verdiği yürütmeyi durdurma kararı, oy çokluğu ile kaldırılmış. Kararda esasa girilmemiş, davayı açan Eğitim-iş'in dava açma yetkisi olmadığına karar verilerek, dava düşürülmüş. Yani türbanlı olarak ALES sınavına girmenin laiklik ilkesine aykırı olup olmadığı ya da sınavın güvenliğini bozup bozmadığı incelenmemiş. Önemli not: Kararı kaldıran Danıştay AKP'nin yeni yapı kazandırdığı Danıştay. Haberin linki

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dün Çubukçu ilköğretimlere başörtüsüyle girenler için açıklama yaptı,bilmiyorum dinlediniz mi? Önce bir iki saniye düşündü. Sonra '' şu anda'' diye bastırarak devam etti, başörtüsüyle okullara girmek yasak... Çok anlamlı geldi bana. Şu anda diye bastırması. Sınavlarda güvenlik konusunda haklısınız. Şeriatı getirir mi,emin değilim. Emin olduğum şey,ilköğretim ve liselere girerse, o andan itibaren şeriat gelmiştir. Yalnız dediğiniz gibi,güvenliği tehlikeye atmayı göze alıp,yine de bastırılması neden? Sevgilerimle.

SINIR 
 25.01.2011 16:21
Cevap :
Merhaba Melda, Eskinin yerine yenisi, hemen gelmez. Sınav güvenliğini gözardı ederek türbana izin vermek, tek başına elbette şeriatı getirmez, ama bu karar tek başına düşünüldüğünde şeriat zihniyetinin eseridir. Bunun bireysel özgürlükle alakası yok. Oraya kadar türbanı, herkes savunuyor zaten, ister dinci olsun ister rasyonalist olsun. Ama bireysel haklar düzlemini aşıp türbana imtiyaz tanıdığınızda bu ardık laikliğin ortadan kaldırılmasıdır. Bahsettiğiniz olayı bilmiyorum. Ama hiç şaşırtıcı değil, çünkü AKP ve siyasal islamcıların, Türkiye'ye bireysel özgürlükler-demokrasi filan getirmek istemediğine yüzdeyüz eminim, onlar bu ilkeleri ve sloganları kullanarak türbana yol açıyorlar, oradan da dinsel bir topluma geçiş yapacaklar. Unutmayın ki, siyasal islamcılar için, esas anayasa, onların kutsal kitabıdır. Her AKP'ye oy veren siyasal islamcı değil tabi, ama baştakilerin ideali dine göre biçimlenen bir toplum. Bu meşru, ama ülkeyi kurtarıyor diye pazarlanınca iş değişiyor. Selamlar  26.01.2011 11:32
 

Ahmet Hakan "Aklım Balyoz'a yatmıyor" adlı yazısında Danıştay'ın kararının siyasal olduğunu ve başörtüsünün tanınmaya engel olmadığını filan söylemiş. Pasaport almak için artık biyometrik fotograf zorunluluğu getirmişken (yani kafana göre gidip fotografçıdan çektirdiğin fotografı kabul etmiyor, standardize edilmiş foto istiyor) sınavlarda kopya çekmenin elli şekli icat edilmişken, fotoların başörtülü olabileceğini ve sınava başörtülü girebileceğini savunmak olayın ölçüsünü kaybetmek demektir. Bu tür sınavlarda, sizi içeriye kendi kaleminizle bile sokmuyorlar, saat yasak, kalem yasak her türlü cihaz yasak. Peki foto çekilirken başörtü, bir insanın tanınırlığını belli ölçülerde azaltmaz mı? Diyelim başörtülü bir kadın başörtüsünün içine kulağının oraya bir alıcı koyma imkanını rahatlıkla sağlayamaz mı? Sınava alınırken, başörtülülerin başörtüsü kontrolu mu yapılacak?

Erdal Aydın 
 22.01.2011 23:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 467
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1002
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster