Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Anadolu Mesleki Eğitim Derneği

http://blog.milliyet.com.tr/anadolumed

12 Ekim '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
141
 

Türkiyede gelecek yıllar

Türkiyede gelecek yıllar
 

Kırsaldan, köyden kente kaçışın hızlandığı günümüzde bu sürecin hızla devam edeceği düşünülebilir. Özellikle yatırımların büyük şehirlere yapılması insanların hızla küçük yerleşim yerlerinden ayrılarak büyük şehirlere yerleşmeleri büyük etken. Büyük şehirlere göçen insanların ciddi anlamda geldikleri yerlerdeki uygun işlerde çalışmak suretiyle kısa vadede gelenlerin tamamına iş bulunması zor görünüyor. Dolayısıyla bu durumun ilerde ekonomik, soysal olaylara neden olacağını görmek için müneccim olmaya gerek yok.

Köyden kente kaçış beraberinde önemli üretim plansızlığını da doğuracak konumda. Tarımda sağlanan istihdamın, başka alanlara yönelmesi tarımsal üretimde ciddi bir düşüşe neden olacağı gibi şehirlere yönelen işçilerin, ailelerin ciddi bir işsizlik sorunuyla karşılaşmaları kuvvetle muhtemeldir. Su ve toprağın yıllardır uğradığı tahribat, kullanılan kimyasal gübreler, su kaynaklarının akış güzergâhlarının daha da azalacak olması ciddi tarımsal üretim açığının ortaya çıkmasına neden olacaktır. Özellikle yaşanması muhtemel su kıtlığı, ormanlık alanların imha edilmesi, yakılması, tarımsal üretimde yaşanması kuvvetle muhtemel kıtlığı neden olacaktır. Bunlardan daha da önemlisi, köyün yaşayanlarına neredeyse hiçbir sosyal, kültürel imkân sunamamasıdır. Öyle köyde yaşamayı arzu ederseniz, tarımla uğraşmak isterseniz eş bulmakta, eğer şehirde yaşıyor ve köye dönmeyi istiyorsanız ise eşsiz, yalnız başınıza gidip, tarlalarınızı bahçelerinizi işlemeniz tek başınıza üretmeniz gerekiyor. Bu durum boş kalan arazilere, orman haline gelen bahçelere neden oluyor. Tarımsal üretimin gıda tröstlerinin eline geçmesiyle şehirlerde insanların ciddi anlamda açlık sorunu yaşamaları gelecek dönem ülkemizin önemli problemlerinden biri olacağa benziyor. Tarımsal alanların köyden kaçışlarla, düşmesi muhtemel arazi değerleri, durumu değerlendiren sermaye sahiplerinin yok pahasına bu toprakları ele geçirmesine neden olacaktır. Eski toprak sahiplerinin gelecekte kendi tarlalarını alan insanların ya fabrikalarında asgari ücretle işçi, ya da tarlalarında ırgat olması ise her geçen gün daha da hızlanacaktır. Eğer yerli işçi, Çinli, Uzakdoğulu, komşu ülkelerden gelenlerle rekabet edebilirse ne ala. Düşük ücretlerin daha da düşmesi, ülkemiz göç ve kayıt dışı işçi politikası gelecekte dar gelirlilerin daha da ciddi sorunlar yaşamasına neden olacaktır.

Anadolu’da herhangi bir yere yolculuk yapsanız boş araziler, plansız üretimler, üretimden sıkılmış yaşlı insanlarla karşılaşacaksınız. Yirmi sene önce koyun sürüleri ile dolu olan yaylalar, kurt sürüleriyle dolmuş. Akarsu yatakları değiştirilmiş, susuz kalmış bölgeler göreceksiniz. Umutsuz insanlar, mutsuz yığınlar göreceksiniz. Ancak bu insanları hor görmeyin. Zira onlar sizin gibi birinin yıllık yiyeceğini üretmek için çabalıyorlar. Kazandıkları ile ya şehirde yaşamaya çalışan oğullarına, kızlarına ev almaya ya da onları okutmaya çalışıyorlar. Elleri nasırlı, gözleri umutsuz. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, şehre gidenler asgari ücrete mahkûm olduğu sürece onlarda mahkûmlar bu umutsuz ve ne beklediğinden bihaber insanlar.

Devlet mekanizması, uzun vadeli geleceğe yönelik ciddi planlama yapmak zorundadır. Üretim ve tüketimi dengelemek, sosyal yapıyı güçlendirmek zorundadır. Kısa vadeli, uzun vadeli programlar yapmak ülke nüfus yoğunluk dengesini sağlamak, insanların tamamının üretiminin yollarını açmak zorundadır. İlla ki bunu yapmak için de ithal fikirler aramamıza gerek yok. Devlet ve sorumlu yönetimler illa da kazanç peşinde koşamazlar, planlar uzun vadeli planlamalar yapmak gerekir. Uçak fabrikasının kapatılması, otomobil endüstrisinin projeden montaj sanayine dönülmesi, bir köyün işini beş traktör yapabilecekken aynı köyde yüz traktör bulunması, üretimin dört ay, tüketimin on iki ay yapılması, futbolcu ithal edip bilim adamlarının ülkeden kaçırılışı, üretenin değil tüketenin topluma model seçilmesi, artıran değil, borçlanmanın moda oluşu…

Devlet yönetimi, gönüllülük esasına göre, hizmet esasına göre yapılmadığı, bireyin çıkarlarının toplum çıkarlarından üstün tutulduğu hiçbir anlayış sağlıklı olamamış, kısa süre sonra haklı haksız demeden tarumar olmuş, kendi ülkesinden sürülmüş, köle olmuştur. Tarih bu gibi sayısız örneklerle doludur. “Herkes er geç ders alır. Önemli olan bu maliyeti mümkün olan en ucuza kapatmaktır”  Bedelsiz eğitim, ciddiye alınmaz.

İlhan Aydın

Teknik Öğretmen

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 182
Kayıt tarihi
: 20.08.13
 
 

Anadolu Mesleki Eğitim Derneği mesleki eğitimde yeni fikirlerini, düşüncelerini, eleştirilerini v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster