Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '11

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
1082
 

Türklerin Tarih sürecinde değişen Devlet modeli

Türklerin Tarih sürecinde değişen Devlet modeli
 

http://www.bayrakline.com/


Türkler Anadolu coğrafyasına geldikten sonra önce ayakta kalmak ve güçlenmek ve sürdürülebilirliklerini sağlamak için zaman zaman devlet modelini değiştirmiştir. Bugün Türkler arihte yaptıkları gibi; sürdürülebilir bir millet olarak kalmak için Ulus Devlet modelinden başka bir devlet modeline geçmek zorunda mıdır? Yoksa başka modele geçmek bir tarihi süreçte doğmuş olan bir zorunluluk veya bu süreç olduğu iddia edilen durum Türklere dayatılan bir kandırmaca mıdır? Orta Asya’dan Anadolu’ya doğru tarih içinde yol alan Türklerin kurduğu en önemli devletler; Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. 1071 yılındaki Malazgirt Meydan Savaşı ile Türkler Anadolu’nun yerleşik toplulukları orasına girerken, zaman içinde bu coğrafyadaki tüm dengeleri sağlayan güç haline gelmiştir. 

1- Anadolu Selçuklu Devleti ; Beylikler anlaşması şekliyle kurulmuş bir yapılanma olup, İznik ve Konya’yı başkent yapmışlardır. 1077-1308 yılları arasında egemenliğini sürdüren Anadolu Selçuklu Devleti ; Anadolu’ya gelen yıkıcı Moğol akımları sonucu sona ermiştir. 

2- Moğol akımları ile yıkılan Anadolu Selçuklu Devleti’ndeki beylik anlaşması da bozulduğu için Osmanlı kurulana kadar Beylikler halindeki Türkler Anadolu’da bir birinden bağımsız, yerine göre dost/düşman şekliyle kendi coğrafi sınırlarını koruyarak sürdürmüştür. Bu dönemde Anadolu’daki Türkler Devlet modelinden uzak ve aşiret halinde yaşamışlardır. 

3- Anadolu’daki Türk Beyleri arasındaki Türkmen Beylerden olan Ertuğrul Beyin oğlu Osman Beyin 13.yüzyılda başlattığı Bizans ve diğer Türk Beylerine yaptığı saldırılar ile çekirdeği atılan Osmanlı Devleti başlangıçta bir beylikler anlaşması iken, tarih içinde beylik anlaşmasından çıkılarak sınırlar içinde bulunan halka hükmeden bir İmparatorluk haline gelmiştir. Osmanlı Anadolu’da bulunan Türk Beylikleri üzerindeki mutlak hakimiyetini kurarken bu beyliklere otonomi benzeri yetki tanımamış, merkezden gelen talimatları uygulayan bir Osmanlı Paşasını Vali olarak atamıştır. Genişleme ile Türk-Anadolu coğrafyasından uzaklaşan ve çok uluslu bir devlet haline gelen Osmanlı İmparatorluğu Türk-Anadolu coğrafyasında merkezi otoriteyi sürdürürken, diğer bölgelerde bölgenin özelliğine göre merkezden vali tayinin yanında, vergi karşılığı otonomi , yerel yöneticiye yetki devri , yerel yöneticiyi merkezden gönderdiği bir memurla sürekli denetleme dahil her türlü yönetim modelini seçmiştir. Yönetim modeli seçiminde vergi toplama, güvenlik, bölgenin dini yapısı ve diğer hususlar etken olmaktadır. Kuzey Afrika’dan, Balkanlar, Rusya, Orta Doğu’daki Osmanlı yapılanması ve devlet yönetimi her biri ayrı ayrıdır. Osmanlı’nın yıkılış döneminden sonra elinde kalan, Türk çoğunluklu ve Anadolu topraklarında yaşayan ve nedense çok ciddi ve sıkı merkezi otorite tarafından yönetilen topraklar kalmıştır. Fransız Devriminin sonucunda Dünya’da gelişen Ulus devlet modeli Osmanlı İmparatorluğunu da etkilemiştir. İmparatorluğun çok uluslu yapısına uygun olan Osmanlıcılık modeli , Fransız İhtilali ile ortaya çıkan Ulus devlet modeli tarafından yararlanmış, İmparatorluk sınırları içindeki tüm milletler bağımsızlık için mücadele ederken İmparatorluk giderek küçülmek durumuna düşmüştür. İmparatorluk içindeki milletleri tutamayacağına kanaat getiren Türk kökenli yöneticiler yapı değişikliği yapmak zorunda kalmış ve meşrutiyeti seçmek zorunda kalmıştır. Meşrutiyet ilanlarına rağmen sorunlarını çözemeyen Osmanlı İmparatorluğu ; toprak kaybetmeye başlayınca daha çok merkezci olmaya başlamış ve toprak kaybetmemek için sert askeri tedbirlere başvurmuş, savaşmadan çekilmemiş ve kaybettiği tüm topraklar için savaşmıştır. 

4- I. Dünya Savaşı sonucunda Anadolu topraklarına çekilmek zorunda kalan Osmanlı İmparatorluğu, imparatorluk özelliğini kaybetmiş ve elinde kalan Anadolu topraklarının büyük kısmı da Sevr ve Mondros anlaşmaları ile işgal altına alınmıştır. Osmanlı Devletinin başkenti olan İstanbul başta olmak üzere bir çok şehir-bölge emperyal güçler tarafından işgal altına alınmıştır. Sevr anlaşması sonucunda devletin tüm ana kararları işgal kuvvetlerince alınır hale getirilmiştir. Devlet Meclis , bayrak ve para birimi var, ama işgal altında. 5- Milli Mücadele ile daha Osmanlı Devleti yıkılmadan başkenti İstanbul’da olan Osmanlının Meclisi Mebusan’ın karşısına Ankara’da Millet Meclisi adı altında bir meclis kurulmuştur. Kurtuluş Savaşından sonra Devleti yapılandıran Millet Meclisi “Ulus Devlet” modeli temelli Türkiye Cumhuriyeti’ni seçmiştir. Ulus Devlet Modelinin olması gerek unsurları arasında “Burjuvazi” ve “İşçi” sınıfı olmadığı için ulus devlet kökü Osmanlı’ya dayanan memur sınıfı üzerine kurulmuştur. 

Netice; Türkler tarih boyunca devlet yapılarını değiştirerek varlığını sürdürmüşlerdir. Zaman değişim zamanı mıdır? Yoksa zaman gelmeden bize değişim mi dayatılmaktadır? Değişimin sınırı nedir? Türkler zamanın ruhunu anlayabildikçe tarih sürecinde ayakta kalabilecektir. Zaman dayatılan değişimi sorgulamadan kabul etmek değil, zamanın ruhunu anlayarak tarih sürecine uygun Türk devlet modelini uygulamaktır. Yaşayan görecektir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3517
Kayıt tarihi
: 02.03.09
 
 

15 yıldır  İnsan yaşamı ile doğanın kuralları arasındaki benzerlik, kaos, değişim, kaostan düzene..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster