Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
350
 

Türklüğümden utandığım anlar

Türklüğümden utandığım anlar
 

Gururla, göğsümüzü gere gere "Ben Türk'üm!" diyebilmeye hasret kaldığım günleri yaşamaktan bıktım artık. Eğer şu anda yaşadığımız, TV'lerde, gazetelerde gördüğümüz, okuduğumuz olayların zanlıları gerçekten TÜRK ise ve Türk olmak bu demekse, BEN TÜRK DEĞİLİM.

İşte size insan manzaralarından örnekler. Varın siz karar verin milliyetinize.

Ülkenize gelen bir misafirin bir yerlerine dokunabilmek için İstanbul gibi dünyanın gözü üstünde olan bir şehrin Taksim gibi ünlü bir meydanında -veya ülkenin en ücra köşesinde- ilkelliğin bile ötesinde, salyalarını akıtarak çirkefliği doruklarda yaşayanlar (Hayvanlara hakaret etmemek için “hayvanî hislerine sahip olamayanlar” demiyorum.). Aynı kişileri nasıl “yontarım” gibi kısa ve kişisel hesaplar peşinde koşarak üç kuruşluk çıkarı için bir milletin yüzünü karartanlar. Aciz, zavallı, yaşlıların, kadınların, genç kızların, çocukların ellerindeki mal varlıklarına göz dikip, kapıp kaçanlar. Sokak ortasında birbirini barbarca bıçaklayan, 3 yaşındaki bir çocuğun kafasına silahını doğrultup ateşlerken gözünü bile kırpmayanlar. Anasına, bacısına yan gözle bakana, namus bekçiliği gereğince yapılması gerekeni yapmaktan çekinmezken, kendisinde herkese sarkıntılık edebilme hakkını koruyan, küçük çocuklara bile tecavüz etmeye yeltenmekten yüksünmeyenler. Yine kişisel çıkarları veya hava atma adına dilini, kültürünü hiçe sayanlar. Onun bunun uyduruk, temelsiz devşirme ve aşılı kültürüne meyledip kendilerine ondan kılıf biçenler. Beğenmediğimiz görücü usulünü aratırcasına TV kanallarında değişik sunum yöntemleriyle kızlarını, namuslarını pazarlayanlar. Direksiyon başına geçtiklerinde dünyasını unutup canavarlaşanlar. Kalpazanlıkta dünyaya meydan okuyanlar. Akla hayale ancak onların getirebileceği inanılmaz dolandırıcılık yöntemlerini dünya kamuoyuna armağan edenler... Saymakla bitiremeyeceğim karamsarlık kokan bir sürü örnek. Bu mudur insanlık, bu mudur Türklük?

Eğer, bunları okurken içinize bir kor düşmüyor, yüzünüzün kızardığı oranda nefret ve kine boğulmuyor, benim halüsinasyon yarattığıma inanarak zırvaladığımı, hatta ve hatta “BEN TÜRK DEĞİLİM” derken yapmaya çalıştığım ince edebiyatın kara mizahından bile bîhaber, beni vatan hainliğiyle suçlamaya kalkışabiliyorsanız, sorunun cevabı koskoca bir “evet”tir.

Şimdi de bu meziyetlerden arta kalan sıradanlıklara bir bakalım:

Bir zamanlar vatan, millet, bağımsızlık denildiğinde akla ilk gelen ulusun evlatları. Atasının düsturu doğrultusunda, çalışkanlığı ve yaratıcılığıyla övünmesini, sonra da bununla kendisine güvenmesini bilenler. Yine, çalışkan, cesur ve güvenilirliğiyle bir Türk'ün dünyaya bedel olduğunu savunurcasına işine ve gücüne sarılanlar. Köklü kültür gelenekleri doğrultusunda nam saldığı konuk severlik konusunda sınır tanımayanlar. Dünyanın gelmiş geçmiş en adil, en cömert olmakla bilinen büyük imparatorluğun, tarihe damgasını vurmuş ataların evlatları. Hoş görüde dünyada eşi benzeri olmayan Yunus Emrelerin, Mevlânaların torunları. “Atam” dediğiniz, dünya milletlerinin, kendilerine ait olmadığı için kıskançlıklarını gizleyemediği, eşine 100 yılda bir nadiren rastlanma olasılığı olan eşsiz şahsiyetin, büyük komutan ve devlet adamının “izinde” olduğunu dile getirenler. Saymakla bitiremeyeceğim güzel hasletlerin bezediği bir kişilikle, bu kişiliğin özü olan dili ve kültürüyle BEN TÜRK'ÜM diyebilmenin onurunu yaşayanlar. Ya siz kimsiniz? Size ne demeli?

Ne oldu şimdi? Değişen nedir? Neden birilerine, bu birbirine zıt hatta zıt olmaya bile yakışmayan kavramlarla aynı toplumdan söz etme çanağını açıyoruz?

Orhan Veli Şöyle diyordu “Vatan” şiirinin dizelerinde:

Neler yapmadık şu vatan için!
Kimimiz öldük;
Kimimiz nutuk çektik.

Şimdi merak ettiğim, gerçekten günümüzde neler yapıyoruz veya yapmıyoruz şu vatan için. Yine kendimce Şekspir (Shakespeare) vari hesaplaşıyorum “Türk olmak ya da olmamak. İşte mesele burada.” Allah’a şükrediyorum. Ne mutlu bana ki her şeye rağmen onurumla, dilimle, kültürümle, kısacası varlığımla TÜRK'ÜM. Üstelik doğruyum. Hem de çalışkan. Biliyorum ve eminim ki o bir avuç ne olduğu belirsiz güruh bu milletin izzetinefsiyle oynamanın cezasını er geç çekecektir.

Siz ey medya olduğunu söyleyen basın yayın kuruluşları! Bu bir avuç düzanbazın şahsında bir ulusun karalanmasına sebep olan sizlersiniz. Reklam amaçlı abartılı yayınlarınız o kadar haddini aşıyor ki olmazları bile olduruyor. Gerçek anlamda basın hürriyeti bu mu acaba? Eğer öyleyse olmaz olsun böyle hürriyet. Pireyi deve yapanlar. Siz hiç atalarınızdan duymadınız mı? “Kol kırılır yen içinde.” diye. Sizlerin biri, fırsatçıların elinde nasıl bin oluyor hiç mi farkında değilsiniz? Sizin küçüçük bir kare resminiz yabancı basında tam sayfa olur, 2-3 saniyelik görüntüleriniz gün boyunca “İşte barbar Türklerin iç yüzü” diye tanıtımlara çanak açar. Millî çıkarlar hiçbir zaman kişisel çıkarlara feda edilemez. Ama sözüm satılmışlara ve uşaklara geçmez tabii. Bundan da eminim.

Dünya birlikteliğinin günden güne daha üst boyutlarda değerlendirildiği günümüzde; kaçınılmaz olan kültür alış verişinde kazanılan verilerin, bizi biz yapan değer yargılarını dumura uğratarak kimlik yitimine sebep olmaması dileklerimle.

Tahsin MELAN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

tek kelimeyle tüylerim diken diken oldu.yazının başını okuyunca kızgın bir karşılık vermeyi düşündüm ama aokuyunca yazıyı söylemek isteyipte sesimi duyurmaktan aciz olduğumu hissettim.evet söylediklerinizde tamemen haklısınız.dediğiniz gibi bir çok basın organi sır reytig uğruna daha doğrusu gecici bir reytng uğruna tolumuzda olmu ve olagelen bazı olaylar gerçekten koca olaylar haline getirip iyice büyümesine sebebiyet veriyorlar.halbuki bu tür şeylerin ortadan kalkması için uğraş verseler emnim bu kadar olayda olmayacaktır.bazen öyle olaylar oluyorki onları sıran şeyler gibi sunuyorlar ve tam tersi büyütülmemesi gereken,insanların onuruyla ,haysiyetiyle oynanan olayları göğüslerini gere gere yaptıklarının büyük bir marifet sayarak ortada gezinirler.bu bizim sadece dış ülkelerde karalanmamıza sebep olmuyorki!bizim kendi insanımıza bile bakışımız değişiyor...bunun en büyük sebebi yine basındır.hayatımızda o kadar büyük rol oynuyorlarki keşke bunun bilincinde olan insanlarımız çoğunluk

yeşil su 
 09.10.2007 6:18
 

bizim sucumuz turk olmak degil bizim sucumuzda degil bu bu sadece egitimize verdigimiz onemin meyvesi evet dogrusu bu egitim malesefki sadece okullarda olmuyor ailede ve cevrede devam ediyor ama kac aile cocuklarina bu egitimi vermekte caba gosteriyor yada kac cevre

sekerpinari 
 08.10.2007 4:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 3027
Kayıt tarihi
: 07.09.06
 
 

Çankırı doğumlu (1954). İlk ve ortaokulu tamamladıktan sonra liseye Ankara'da devam etti. Özel ti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster