Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '15

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
45
 

Türksat 4B sadece yörüngeye mi yerleşti?

Türksat 4B sadece yörüngeye mi yerleşti?
 

ALINTI;  

Özgürlüğün dışarısıyla hiçbir alakası yoktur; kişi gerçek bir hapishanenin içinde bile özgür olabilir.

İçsel krallıkta mutlak bir şekilde özgür olabilirsin. Düşünce süreçlerini izle ve tüm işleyişine tanık ol. Göreceksin ki sen ne öfkesin, ne açgözlülüksün, ne Hindusun, ne Müslüman ne Hıristiyansın, ne de komünist. Yavaşça herhangi bir düşünce olmadığının farkına varmaya başlayacaksın; sen saf bir tanıksın. Tanık olmak aracılığıyla içsel özgürlük yarat ve sonrasında da dışarıdaki karşılıklı bağımlılığı göreceksin. En küçük kum tanesi bile en büyük yıldızlarla ilişki halindedir. Biz ada değil, tüm kıtanın parçasıyız. Bu bir kardeşliktir; bu ilişki halinde olmaktır.

KURMACA;

“Uydumuzdan frekans alacak iki iletişim şirketi anlaşmayı iptal etmişler,” derken sinirden ellerim titriyor iptal faksını zor okuyordum. Kağıt elimden düştü. Kravatımı gevşetip hava almaya balkona çıktım. “Alwan, Türkler pazarımızı daraltmaya uydu devreye alınmadan başladı,” deyip uzun uzun ufka bakan ortağımın yanına yürüdüm.

“Heini, faksı okudun değil mi? Türkler Türksat 4B uydusunu, ka bandı üzerinden internet erişimi için kullanacakmış. Uydu ile hem kapasiteleri artacak hem de uydu üzerinden internet kullanımını yaygınlaştıracaklar. Avrupa, Asya, Afrika, Ortadoğu ile Türk Cumhuriyetlerini kapsamaları da yemek sonrası tatlı oldu. Bizden daha ucuza hizmet veriyorlar. Müşterilerimiz kaçıyor,” dediğimde zor yutkunuyordum. Boynuma geçen Türk düğümü her an biraz daha sıkılıyor, sıfırdan kurduğumuz uydu imalat ve işletme şirketimiz avuçlarımızdan kayıyordu. Sert esen rüzgârda saçlarımız dağılırken birbirimize baktık. Dağılıyorduk.

“Alwan, henüz savaşı kaybetmedik. Türklerin boğazına lokmaları dizeceğiz,” deyip ellerimi ortağımın omuzlarına koyup sıktım. “Aralık ayına kadar zamanımız var,” diyerek koluna girdim. Balkondan salona adımlarken planımı fısıldıyordum.

“Ragnilde, bekle aşkım,” diye arkasından seslendiysem de durmadı. Caddeden taksi çevirdi ve gitti. İçişleri bakanlık binasının önünde sağımdan solumdan geçen onlarca insanın arasında yalnız kaldım. Kendimi toparlayıp binadaki ofisime döndüm. Koridor boyunca dalgın yürüdüm. Sekreter “Seifer, Berlin’deki Türk ve Kürt esnafların dağılımını gösteren haritayı masana bıraktım,” diyerek ofisimden çıktı. Başım ağrıdan çatlıyor, Ragnilde aklımdan çıkmıyordu. Babasının ani ölümüyle yıkılmış para sıkıntısı çekiyordu. Yardımımı kabul etmedi. Son senesi, harcını ödemezse okula devam edemeyecek. Çok inatçı bir kızdı. Haritaya odaklanamadım. Kürt-Türk gerilimine zaman ayırmak istemiyordum. Öğleden sonraki randevularımı iptal edip hava almaya çıktım.    

“Sen bana abimden emanetsin Ragnilde. Ne demek paramı kabul edemezsin,” derken yeğenim oturduğu yerden kalktı “Çalışacağım,” deyip odasına koştu. Arkasından kapıyı sertçe kapattı. Annesiyle birlikte kapı önünde durup dikildik. Kadının dil dökmesine rağmen kapıyı açmadı. “Ragnilde, beni iyi dinle. Alman şansölyesinin danışmanları arasında olmak kolay değil. Mülteci sorunu hükümeti yıprattı. Trafik yoğun. Bölümümüzde senin gibi bilişim uzmanlığı okuyan bir stajyere ihtiyacımız var. Onca veriyle ne yapacağız kafamız karıştı. Kapı sana açık,” deyip abimin eşiyle salona geçtik.

“Othmar, abinin ölümü sonrası bizi yalnız bırakmadın. Sana nasıl teşekkür etsem azdır. Ragnilde’yle konuşurum. Babasının aramızdan ayrılışını kabullenemedi. Kendine gelecektir,” diyerek Othmar’ı uğurladım. Amcasının dışında bize sahip çıkan olmadı. Bıraktığı harçlıklar olmasa açtık. Anne kız içmek için iki fincan sıcak çikolata hazırlayıp “Ragnilde, kız haydi gel çikolata soğuyacak,” diye seslendim.

Mis gibi kahve kokusu odama kadar gelmişti. Annemin sıcak gülüşü dertlerimi aldı götürdü. Ona kocaman sarıldım. Fincanımı aldım. Dizinin dibine oturdum. Annem saçımı severken kanepedeki dekont ilgimi çekti. Uzandım. Amcam üniversite harcımı ödemişti.     

Geniş bir odada onlarca bilgisayarla iç içe, bakanlığın bilişim dairesinde sanki bir rüyadaydım. Amcamın abartmadığını anladım. Yüzlerce terabayt veri işlenmek üzere hard diskimdeydi. Çalışmaya kendimi kaptırmışım amcamın geldiğini duymadım.

“Ragnilde, başarılar dilerim,” deyip yeğenimin masasının hemen önüne bir sandalye çektim. Gözleri parlıyordu. Cenaze sonrası ilk defa mutluydu. İki laf edecektim ki odaya yardımcım gelip “Heini, sizinle görüşmeyi bekliyor,” dedi. “Canım yemekte beraberiz,” diyerek yeğenimi iş başında bıraktım.

Öğle paydosu gelmiş çalışanların yemeklerini yedikleri restorandı bulmuştum. Yakışıklı sevgilim yüzünde gülücükler çorbasını kaşıklıyordu ki arkasından sokulup “Seifer,” deyip boynuna sarıldım. Çorbasını azıcık gömleğine döktü. Beni karşısında görünce şok oldu. “Ragnilde,” diyebildi. Beraber güzelce karnımızı doyurduk. Kendisi iç işleri bakanlığı basın bölümünde şef sayılırdı. Amcamdan beni stajyer olarak işe alışından mutlulukla bahsettim.     

“Othmar, telefonlarıma çıkmayarak hayatından yok olacağımı mı sanıyorsun?” diye sorduğumda adamın suratı taş kesti. “Alman şansölyesinin danışmanlarından olmak bedava değildi. Kesenin ağzını açtık. Sende devlet ihalelerinde bize yardımcı oldun. Son bir yardımına ihtiyacımız var,” dediğimde kendisine bir bardak viski koydu. Bardağı kokladı.

“Heini, köprünün altından çok sular aktı. Dediğin gibi sana ve ortağına borcum yok,” deyip viskimden bir yudum aldım. Bardağı adamın şerefine kaldırdım.

“Son bir haftadır muhalefet seni suçluyor. İnkâr etsen de bankadaki gizli hesapların ortaya çıktı çıkacak. Sence neden bunlar başına geliyor hiç düşündün mü?” diye soruverdiğimde neşesi uçtu gitti. Sanki heykel olmuştu. Salonun ortasında öylece duruyordu. “Türksat 4B uydusu devre dışı kalmalı. Türk’e olan güveni sarsmalıyız ki paracıklar Almanya’nın kasasına girmeye devam etsin,” diyerek yanına yürüdüm, gömleğinin yakasını düzeltip ceketinin tozunu iki el hareketiyle aldım. Othmar akıllıdır. Beni tanır. Mesajımı anladığından emin olunca ziyaretime son verdim. 

Heini sözünün adamıydı. Ne yapıp edip kahrolası uydunun icabına bakmalıydım. Sıkıntıdan karnıma ağrı girdi. Soğuk soğuk terlerken salonda savrulan yaprak olmuş bir o yana bir bu yana adımlıyordum. Öfkem burnuma kadar geldi. Masamda ne var ne yok yere serdim. İlk defa çaresiz hissettim.

“Ragnilde, kafam kazan oldu. Bütün gün Türk ve Kürt kökenli Alman vatandaşları arasında yükselen gerginlik basın bölümünde konuşulan tek konuydu. Kundaklamalara karşı devriyeler arttırılıyor,” derken durağa yanaşan otobüsümüz frenledi. İş çıkışlarında otobüs tıklım tıklım doluyordu. Bölümde işlerimi toparlayamayınca ayakta gitmek zorunda kaldık. Her frende öne arkaya sallanmak kaçınılmazdı. Tek iyi tarafta kız arkadaşımın bana sarılmasıydı. “Göçmenler birbirini yerse yesin. Boşuna devriyeleri arttırıyoruz. Harcadığımız paraya yazık,” dediğimde karnıma sert bir yumruk geldi.

“Seifer, Almanlar arasında sorun olsaydı parayı düşünmezdin değil mi? Doğduğunda hangi bebekte ırk damgası var? Kim doğacağı ailesini, ülkesini seçebiliyor,” derken içim içimi yiyordu. “Yarın evlenmeyi düşündüğüm bir insanın böylesi merhametsiz düşüncelere sahip olmasından endişelendim,” deyip belime doladığı kolunu çektirdim.

Mülteci krizi, Türk-Kürt gerginliği ilgilenmem gereken onca dosya önümdeydi. Bense az önce gelen e-postayı tekrar tekrar okuyup ne yapacağımı düşünüyordum. Güneş odayı aydınlatıyordu ama benim içim kafamın içi karanlıktı. Heini yememiş içmemiş uyduyu devre dışı bırakacak kodları hazırlatmıştı. Her şeyin Almanya için olduğunu yazmış ama kodları girmezsem rüşvetleri yatırdıkları banka hesap numaralarını muhalefete vermekle tehdit etmeyi de postaya eklemeyi unutmamıştı.  

Amcam haber vermeden yanıma gelmiş odaya kimsenin girmemesi için kapıya bir adam koymuştu. “Ragnilde, Türksat 4B uydusu Aralık ayında devreye giriyor. Uyduya olan güveni sarsmazsak müşteriler Almanya’dan değil Türkiye’den internet ve televizyon yayıncılığı hizmeti alacaklar. Ulusumuz için bu durum kabul edilemez. Bazı şeyler ne yazık ki yasal olarak yapılamıyor. Flaş bellekte ki kodları uyduya yüklemelisin. Böylece uydu kısa bir sürede olsa devre dışı kalacak. Böylece Türksat 4Bnin müşterileri kararlarını sorgulayacaklar,” deyip elime flaş belleği tutuşturdu. Bir şey söylememi beklemedi. Yüzünden düşen bin parçaydı. Sessizce arkasını döndü gitti.

“Seifer, senin kız arkadaşının amcası var ya; benim patronum oluyor,” dediğimde arkadaşım şaşırdı kaldı. Seifer ile yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Bar taburesinde elinde bira şişesi öylece bana bakıyordu.

Klaus “Patron bu aralar telaşlı. Kafayı Türksat 4B’ye takmış. Geçen gün benden bir flaş istedi. İçine dosya attırdı. Sonra senin kızın yanına geldik. Ben kapıda bekledim,” derken bu konuşmanın sonunun iyi olmadığı hissi içimi kapladı. Arkadaşım iki bira içip kafayı bulurdu. Çantasından çıkardığı banka hesap hareket dokümanlarını gülerek bana gösterdi. “Bizimki banka hesaplarını İsviçre’ye transfer edecek. Transferin belli olmaması için uydunun yavaşlaması gerekiyormuş,” demesiyle tabureden inmem bir oldu.      

Kodları girmiş uyduyla bağlantıyı yakalamaya çalışıyordum. Sanırım birkaç dakika içinde Türksat4B’yi devre dışı bırakabilecektim. Kapı açıldı. Seifer karşımda, korkmuştu. İçeriye girdi. 

SIRA SENDE;

“Ragnilde, yapma” deyip bilgisayarın fişini bulmak için masanın altına eğildim. Ragnilde beni saçımdan yakalayıp çekti. “Her şeyi berbat edeceksin. Anlamıyorsun,“ dedi. Elinden kurtuldum “…” diyerek…  

Varoluşun tekrarı yok. Tekrarsız olana hazır olmak için ALINTIDAN esinlenerek kurmacaya devam et!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar. Çok değişik ve ilginç bir öykü. Kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim. "Varoluşun tekrarı yok!"Ancak, tekrarsız olanların da yeri belli. İçsel krallıktaki özgürlüklerini keşfedebilmek için, Kafeste olduğunu kafandan silmelisin. Selam ve dualarımla.

Recep Altun 
 27.10.2015 12:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 40
Kayıt tarihi
: 09.05.15
 
 

1978 yılı Sakarya doğumlu, evli ve bir çocuk babasıyım. Yüksekokul dâhil eğitim hayatımı Sakarya'..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster