Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '07

 
Kategori
Anneler Günü
Okunma Sayısı
3554
 

Türküleri annenin

Türküleri annenin
 

“Kırmızı gül demet demet” söyleniyordu radyoda. Davudi sesli erkekler, bir bendirin düm-teklerinde, salınıp duruyorlardı aya karşı. Ve annem geldi gözlerimin önüne. Kırmızı bir gül gibi açılmış, tıpkı onun mis kokuşu ile kokuyordu sisler arasından. Dikensizdi her ne hikmetse. Katlanmadan sevebilmek ona mahsustu.

“Eledim eledim hölük eledim, aynalı beşikte canan, bebek beledim” diye inler gibi döküldü, mübarek dudaklarından bir başka türkü. O mukaddes saçlarının belik belik uçları görünüyordu omuzlarından. Öpmek, koklamak, yüz sürmek istedim, olmadı.

“Saçlarına yıldız düşmüş, koparma anne, ağlama” dedi bir isyankar ağıt daha. Ağlamadı, ağladım. Ağladı, dağlandım. Hafif içine çökmüş gözlerinden, yumuşak ama çizgilenmiş yanaklarına düşen her bir yaş damlasında boğuldum defalarca. Nefes alamadım. Çırpındım azgın bir deniz gibi, kabardıkça kabardım. Bir kere ağladı, bin kere dağlandım. Çekildim sonra sahillerime.

“Üşüdüm üstümü örtsene anne” der mi hiçbir çocuk, anacığı yanı başında olsa? Demez...Bu sözler, analık özsuyundan kanamayanların gariban haykırışıdır. Anasızlığın açlıkla, anasızlığın susuzlukla, çıplaklıkla ve korkuyla kol kola gezdiği gecelerin, sabahsız ve umutsuz, naçar yalvarışıdır. Ne postlar ve ne dostlar vardır yanında ama, ısıtmaz anasızın üşüyen yüreğini külliyen, her biri.

“Eller kadir-kıymet bilmiyor anne, senin kadar kimse sevmiyor anne” kelimeleri, arabesk bir plaktan değil; gözyaşları ile sırılsıklam ıslanmış, titrek bir dudaktan döküldü, binlerce defa. Yalan bir sevgiye kanıp, kaç ananın kalbi paramparça edildi yeryüzünde? Kaç ana bayramsız, kaç ana kandilsiz, kaç ana anneler günsüz bırakıldı? Sabahleyin çalınacak kapısının sesini beklerken, bitmek-tükenmek bilmeyen sabır ve umuduyla, kaç ana kör, sağır ve dilsiz bırakıldı? Ha bir de sevgisiz.

“Babamın bir atı olsa binse de gelse, annemin yelkeni olsa açsa da gelse” diyerek hem ağladı, hem gelin gitti kızlar. Kırmızı duvağın altında dökerken gözyaşını, anacığının buğulu gözlerini aradı, kınalı elleriyle yine kızlar. Çayda çıra yanıyordu çevresinde, yanarken bir çift yürek, titreyen mum alevinin çağlayan kırmızısında.

“Sordum sarı çiçeğe, annen-baban var mıdır; çiçek ey der derviş baba, annem-babam topraktır” derken Koca Yunus; asırlar sonra da ışık oluyordu bu yazıların yazarına. Bir sarı çiçeksek şayet biz, Yunus’un sevgi dünyasından nefes alan; Yunusça yaşamak lazım, Yunus’tan arda kalan. Aydın ve sevinçtir, çiçeğin sarısıyla, yaprağın yeşiline, çıkmaz mührünü koyan.

Yazarın notu: Yeryüzündeki tüm annelerin, mukaddes ana yüreklerinin anneler gününü kutluyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türküler ve anneler; ne güzel anlatırlar birbirlerini değil mi? Türküler deyince yine bir başka şaiirin Yılmaz Odabaşı'nın çok beğendiğim bir kaç dizesini paylaşmak isterim müsadenle. Bir kahvenin telvesinde buğulanırdı zaman. Analar bize seslenirdi taş avlulardan. Koşarak gelirdik. Koşarak ağrıyan, yoksul çocukluklardan. Türküler, maniler duyulurdu daracık sofalardan. “Yara benden Ok senden yara benden Ne sende ok tükenir Ne acı yara benden.” Bir kahvenin telvesinde buğulanırdı zaman. Analar bize seslenirdi taş avlulardan. Koşarak gelirdik… Koşarak yırttığımız sokaklardan. Türküler, maniler duyulurdu ilenen avurtlardan. “Su olup taşabilsem Dağları aşabilsem Ne kadar sevinirdim Sana yaklaşabilsem.” Herkesin anası bir defa ölür; ölür kınaları, yemek tarifleri ve türküleri. Herkesin anası bir defa ölür; ölür sevgileri, kokuları ve öpüşleri… Herkesin anası bir defa ölür: Bir hançer birden böler ikiye yüreklerimizi…

Ayrıntıda gezinmek 
 12.05.2007 3:03
Cevap :
Ne güzel bir renk, ne ölçüsüz bir zenginlik oldu katkınız. Çok teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.  12.05.2007 16:34
 

Duygu yüklü bir yazıydı okuduğum. Ben yazınızı okurken anacığımda şu anda yanımda yatağında yatıyor.Onu o kadar çok seviyorum ki ve o kadar çok seviyorum ki, ne diyeyim çok seviyorum işte.Sabah ilk işim ona doyasıya sarılmak olacak.Eğer şimdi sarılırsam,gecenin bu vaktinde kafayı yediğimi düşünebilir.Ben de o zaman valla anne benim suçum değil,her şey Aydın Bey'in başının altından çıktı diyebilirim. :) Sevgiyle kalın.

Emel Bahadır 
 12.05.2007 2:02
Cevap :
Sarılın, bir anneye sarılabilmenin zevkini yaşayın, Tanrı müsaade ettiği sürece de hiç bırakmayın. Çok teşekkür ederim Emel Hanım. Sevgi ve saygılarımla.  12.05.2007 16:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 929
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3519
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster